| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2'nci madde üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
2'nci madde daha çok araç satış, devir ve tescilleriyle ilgili değişiklik öngören bir maddeyi içeriyor. Dolayısıyla, teknolojinin olabildiğince yaygınlaştığı bir ortamda bu işlemlerin en sağlıklı yapılması modeli neyse onun bizim tarafımızdan da desteklendiğini burada ifade etmek istiyorum.
Size bugün son dönemlerde asıl tartışma maddesi olan ve dünyanın nereye gideceğini kestiremediğimiz Venezuela meselesi üzerinden bazı değerlendirmeler yapmak istiyorum.
Aslında bu saldırı, bu işgal, bir anlamda, Şubat 1945'te Yalta'da kurulan yeni dünya düzeninin iflas ettiğinin ilanıdır. Yalta'da BM düzeni kuruldu ve şimdi 5 tane daimi üyenin de olduğu bu düzen, küresel doğu ile küresel batı arasındaki rekabetin artık tamamen çığırından çıktığı, küresel güneyin ise doğu ve batı arasında tercihe zorlandığı bir ortamda bu tercihin tamamen batıdan tarafa kullanılması gerektiğine dair bir dayatmayla karşı karşıya olduğumuzdur.
Değerli arkadaşlar, bu düzenin adı "gücü yeten yetene" düzenidir, bunun başka bir açıklaması yoktur. Gücün hâkim olduğu, gücü elinde bulunduranların istedikleri tasarrufta bulunabildiği bir düzenin adıdır. Dünyada artık hiçbir kimse güvende değildir, hiçbir ülke güvende değildir, her ülke Venezuela'nın başına gelenle karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla bundan sonra atılacak adımlar çok daha dikkatli, iş birlikleri çok daha dikkatli ve ona uyumlu şekilde olmalıdır.
Size iki tane kavramdan bahsetmek istiyorum: Bir, gücünün sınırlarını bilmek; iki, her şeyi göze almak. Gücünün sınırlarını bilmek ve her şeyi göze almak arasında taban tabana bir zıtlık olduğu zannedilebilir ama öyle değildir. Dış politikada bir ülke gücünün sınırlarını bilemediği takdirde ne zaman bir riskle karşı karşıya kalacağını hesap edemez ama aynı zamanda bağımsızlığı tehlikeye atıldığında, her şeyi göze almayı dikkate almadığında da bu sefer kendi bağımsızlığını koruyamaz ve Türkiye'de şu anda yaşanan problemin adı tam anlamıyla budur. Ne demek bu? Arkadaşlar, bir ülkenin cumhurbaşkanının dış politikada etkin olması hepimizi sevindirir, elbette böyle olmalıdır, bu Türkiye'nin gücünü gösterir ama sizin söylem ve eylem arasındaki fark, bir anlamda "Dünyada bizden habersiz kuş uçmaz." mantığıyla dile getirdiğiniz söylemler, Venezuela söz konusu olduğunda Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama maalesef milletin psikolojisini bozmuştur. Biz hangisiyiz? Dünyada bizden habersiz kuş uçmuyorsa Venezuela'yla ilgili yapılan bu açıklama neyin nesi? Yani bu kadar birbiriyle tezat, bu kadar birbiriyle uyumsuz bir yaklaşım olmaz. Siz şimdi şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Trump gibi birisi var, istediği yere gidip çökebiliyor. Bunun karşısında ne yapabileceğimiz belli. Biz devlet aklıyla hareket ediyoruz." Güzel, devlet aklıyla hareket edin de devlet aklını her zaman önemseyin. Devlet aklıyla ilgili bir konu gündeme geldiğinde büyük büyük laflar ediyorsunuz. Bu lafları ettikten sonra iş farklı bir boyuta geldiğinde de bu sefer dönüp dış politikada farklı, iç politikada farklı konuşuyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, bu mantıkla, bu anlayışla, dış politikanın iç politikaya malzeme yapıldığı bu yaklaşımla ülkenin birliğini, beraberliğini, dış politikasını koruyamazsınız ve bu sizi öyle bir noktaya getirir ki hani bazen... Bugün grup toplantısını da dinledim. Yapmayın arkadaşlar, bir taraftan "İç yapıyı tahkim." diyorsunuz, diğer tarafta grup toplantısında kullanılan dili lütfen, bir kere daha kendiniz düşünün, varsa içinizde bir mekanizma bu mekanizmayla beraber bunları uyarın. Şimdi, Amerika'nın uçaklarının Irak'a İran'ı bombalama niyetiyle geldiğine dair iddialar var. Çevremiz ateş çemberine döndü, çevremiz tamamen iyice karıştırılmaya çalışılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Adam doğru söylüyor, bir dakika daha verin.
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Hâl böyleyken sürekli iç politikada tansiyonu yükselten, insanların birbiriyle olan irtibatını zayıflatan, birbirini dinlemesini ortadan kaldıran, asgari müşterekleri tamamen sorgulatan, insanların aynı hedefe yürümesi gerektiğine dair algıyı destekleyen bir yaklaşım içinde olmanız gerekirken iç politikada sanki dünya Türkiye'deki seçimlerden ibaretmiş gibi bir yaklaşımla hareket ediyorsunuz. Bunu hepinize, gerçekten vicdanlarınıza bir kere daha emanet olarak bırakıyorum. Yapmayın, bu olmaz böyle arkadaşlar. İç politikada bir taraftan bir süreç yürüyor, bu sürecin sağlıklı zemine ulaşmasını istiyorsunuz; diğer taraftan, aynı şekilde toplum içerisindeki nefret, kin, kamplaşma, ayrıştırma, bunları yaymaya devam ediyorsunuz. Bu, kabul edilebilir değil. Dolayısıyla dış politikada...
EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Yok öyle bir şey.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Siz "Yok." diyebilirsiniz ama sonuçları ortada. Dış politika iç politikanın malzemesi değildir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)