| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerinde grubumuz adına söz aldım.
Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün kürsüde hepimizin hayatının içinde olan fakat gerçek anlamda çözülemeyen bir meseleyi konuşuyoruz, trafiği. Trafik sadece yolların ve araçların değil aynı zamanda bu ülkenin adalet anlayışının, ekonomi politikasının ve devlet-vatandaş ilişkisinin aynasıdır. 2024 yılında kesilen trafik cezası tutarı 15 milyar lirayı aşmış, yaklaşık 20 milyon sürücü cezaya maruz kalmıştır. Buna rağmen kazalarda ölenlerin sayısı azalmamış, yaralı sayısı yükselmiştir. Demek ki cezalar güvenliği artırmamış, sadece gelirleri artırmıştır. Devlet vatandaşa yol gösteren olmaktan çıkıp hatalarından gelir elde eden bir yapıya dönüşmüştür. Bir vatandaşın sabah evden çıkışını düşünün, otoyola girer, ücret öder; köprüden geçer, ücret öder; tünele girer, yine ücret öder. İşine yetişmek için hız limitini azıcık aşsa ceza gelir, park edecek yer bulamayıp kaldırımı ihlal ederse ceza gelir. Artık vatandaş direksiyon başında arabasını değil cebini yönetmek zorunda kalmaktadır. Trafik güvenliği bir kamu hizmeti olmaktan çıkmış, bütçenin gelir kalemine dönüşmüştür; her yıl bütçeye trafik cezalarından beklenen gelir kalemi konulması bunun açık göstergesidir. Hükûmet diyor ki: "Cezaları artırarak insan hayatını koruyoruz." Peki, aynı kararlılık toplu taşımayı geliştirmeye neden gösterilmiyor? TÜİK verilerine göre son beş yılda araç sayısı yüzde 38 artarken, şehir içi ulaşım kapasitesi aynı oranda büyümemiştir. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde vatandaş her gün yaklaşık bir buçuk saatini trafikte geçiriyor; bu da yılda yirmi iş gününe yani bir ayını arabada kaybetmesine denk geliyor. Çoğu vatandaşımız hız yapmıyor, hayata yetişmeye çalışıyor.
Değerli milletvekilleri, ücretli yollar meselesine gelince, kamu-özel iş birliğiyle yapılan köprüler, otoyollar ve tüneller ücretlidir ve çoğuna geçiş garantisi verilmiştir; vatandaş geçse de öder, geçmese de vergileriyle öder. 2024 yılında bu garantiler için bütçeden ödenen tutar 93 milyar liradır, bu rakam bazı bakanlık bütçelerinin üzerindedir. Artık bu ülkede yoldan geçmenin de geçmemenin bedeli vatandaşa yüklenmektedir, işte, adalet terazisi burada bozulmaktadır. Avrupa ülkelerinde trafik cezalarından elde edilen gelir doğrudan trafik eğitim fonlarına aktarılırken bizde genel bütçeye girip kaybolmaktadır. Oysa, vatandaşın ödediği ceza yeni radar değil yeni okul, yeni toplu taşıma hattı ve yeni bilinç kampanyası üretmelidir, aksi hâlde, ceza adalet değil tahsilat olur. Kazaların yüzde 88'i insan hatasından kaynaklanmaktadır; bu nedenle, mesele sadece teknolojik denetim değil davranışların değiştirilmesidir. Okul önüne 3 kamera koymak kolaydır ama çocuklara yol hakkını öğretmek emek ister. Bizim medeniyetimizde yol sadece asfalt değil haktır, emanettir, adalettir fakat bugün yollar milletin ortak alanı olmaktan çıkmış, şirketlerin rant alanına dönüşmüştür, yol yapılırken insan kaybolmuştur.
Değerli milletvekilleri, devletin görevi, vatandaşa tuzak kurmak değil bilinç kazandırmaktır. Trafik, radar sistemiyle değil vicdan sistemiyle düzelir. Yollar sadece araçların değil insanların huzuru içindir. Devlet hız limitlerini düzenlerken önce kendi israf hızını düşürmelidir çünkü bu ülkede iktidar israfın gazına basmışsa orada hız limiti değil adalet limiti aşılmıştır. Bir baba çocuğunu okuldan almak için acele eder, bir anne servis bulamadığı için kendi arabasıyla yola çıkar, bir çiftçi ürününü pazara yetiştirmeye çalışır. Hepsi bir yaşam mücadelesi verirken devlet çözüm üretmek yerine ceza kesiyorsa burada bir sistem sorunu var demektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Yolları genişlettik ama sabrı daralttık, araçları çoğalttık ama adaleti azalttık, cezaları büyüttük ama vicdanı küçülttük. Millet artık cezanın değil çözümün yolunu görmek istiyor. Gerçek güvenlik, radarın gözüyle değil adaletin gözüyle sağlanır ve bu ülkenin en güvenli yolu adalet yoludur.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)