| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Öncelikle ekranları başında bizi izleyen değerli halklarımızın ve cezaevlerinde tutsak edilen tüm yoldaşlarımızın yeni yılını kutlarım. 2026 yılının ülkemize ve coğrafyamıza barış, kardeşlik ve huzur getirmesini temenni ederim.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de açıklanan enflasyon verileri yalnızca bir istatistik değildir; SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin, memurların ve memur emeklilerinin maaşlarının doğrudan belirlemektedir yani milyonlarca yurttaşın sofrasını, kirasını, ilacını, yaşam haklarını tayin etmektedir ancak ortada çok açık bir gerçek var ki resmî enflasyon rakamları ile halkın yaşadığı gerçek hayat pahalılığı arasında derin bir kopuş oluşmuş durumdadır. Pazarda, markette, faturada, kirada yaşanan artışlar açıklanan oranlarla hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Bağımsız araştırma kuruluşlarının açıkladığı veriler ile resmî istatistikler arasındaki fark giderek büyümektedir. TÜİK 2025 Kasım ayı verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31 civarıyken bu durum, ENAG'a göre yüzde 57 civarındadır. Bu fark, aslında emeklilerin ve kamu çalışanlarının alım gücünün sistematik bir şekilde eritildiğini göstermektedir. 2025'in ikinci yarısında SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yalnızca yüzde 12,19 oranında zam yapılmıştır; bu artış gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışın çok gerisinde kalmıştır. Bu ne demektir? Emeklinin cebinden her ay biraz daha çalınması demektir. Memurlar ve memur emeklileri için tablo farklı değildir, toplu sözleşme hükümleri ve enflasyon farkı uygulamalarıyla verilen yüzde 18,60'lık artış gerçek enflasyon karşısında koruyucu olmaktan uzaktır. Maaşlar artıyor gibi görünmekte fakat yoksulluk çok daha hızlı artmaktadır. SSK ve BAĞ-KUR emeklileri altı aylık enflasyon oranlarını derinleştiren zam sistemi nedeniyle hızla yoksullaşmaktadır. Memur ve memur emeklileri de enflasyon farkı ve toplu sözleşme mekanizmalarına rağmen hayat pahalılığı karşısında savunmasız bırakılmaktadır çünkü sorun zam oranı değil, o zammın hangi enflasyona göre belirlendiğidir. Enflasyon düşük gösterildikçe maaş artışları bilinçli biçimde sınırlandırılmaktadır, yoksulluk bir kader gibi dayatılmaktadır. Bugün gelinen noktada, emekli maaşlarının büyük bir bölümü açlık sınırının altındadır, kamu çalışanları ve emekliler temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Bu durum, Anayasa'da güvence altına alınmış olan sosyal devlet ilkesini, gelir adaletini, insan onuruna yaraşır yaşam hakkını açıkça ihlal etmek demektir. Rakamlarla oynayarak gerçeği gizlemek sosyal barışı da tehdit eder bir noktaya ulaşmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim lütfen.
Buyurun.
YILMAZ HUN (Devamla) - Bu Meclisin görevi, kâğıt üzerindeki rakamları değil halkın yaşamını esas almaktır. Enflasyon hesaplama yöntemleri, ücret belirleme mekanizmaları ve sosyal politika uygulamaları bütün yönleriyle yeniden ele alınmalıdır. Emeklilerin ve kamu çalışanlarının giderek derinleşen yoksullaşması, bir ekonomik zorunluluk değil bilinçli bir tercihin sonucudur. Bu nedenle, CHP tarafından verilen bu önergeyi önemli buluyor ve destekliyoruz. Meclis, enflasyonun nasıl hesaplandığını, maaşların hangi mekanizmalarla belirlendiğini ve neden yurttaşın yaşam gerçekliğinden koptuğunu araştırarak çözüm üretmelidir. Yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu ortadan kaldıran bir düzeni hep birlikte oluşturabiliriz. Bu nedenle bu önergeye "Evet." diyoruz; tüm milletvekillerini halkın gerçekleriyle yüzleşmeye çağırıyoruz.
Sayın Başkan, dün Selahattin Demirtaş'a verilen hapis cezası ifade özgürlüğüne ve demokratik siyasete yönelik yargı eliyle yapılmış açık bir müdahaledir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YILMAZ HUN (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)