GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:44
Tarih:07.01.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, YENİ YOL Grubunun vermiş olduğu önerge üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle Gazi Meclisi ve necip Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sonda söyleyeceğini başta söyle. Destekliyor musunuz?

RIDVAN UZ (Devamla) - YENİ YOL Partisinin önergesine baktığımızda bu önergeyi topyekûn desteklememiz gerektiğini söylüyorum bütün Meclis olarak. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Çünkü gerekçesi Anayasa’nın kalbinde yazan bir hükmün hatırlatılmasıyla başlıyor. Önergede sosyal devlet ilkesine uygun, kalıcı ve adil bir emeklilik sistemi inşası talebi var. Sırf bu talep doğrultusunda da bu önergenin desteklenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Çünkü bu önergenin muhteviyatı açısından da bu gerekli. Rakamlar da bugün ortadayken bunu desteklemeyip de ne yapacağız? Dolayısıyla 2026 yılı başı itibarıyla SSK ve BAĞ-KUR emeklisine yapılan zam yüzde 12,19; memur ve memur emeklisine yüzde 18,60; aynı dönemde TÜİK'in enflasyon rakamı 30,89; kira artış tavanı yüzde 34,88. Şimdi soruyorum: Bu mudur sosyal devlet? Bu mudur adalet? Bu mudur "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." diyen devlet aklı? Bir de işin acı tarafı şu: Açıklanan yani reva görülen emekli maaşı 18.939 lira. Peki, açlık sınırı -TÜRK-İŞ'in hesabına göre- 4 kişilik bir ailede ne kadar? 30.143 TL. Asgari ücret ne kadar? 28.075 TL, o bile açlık sınırının altında kalıyor. Emekli ise açlık sınırının yanına bile yaklaşamıyor. Kim böyle bir sistemde nasıl yaşayabilir? Hangi mantıkla "insanca yaşam" diyebiliriz? Hangi vicdanla "Emekli sabretsin." diyebiliriz? "Ecdadın 'kul hakkı' dediğinde titrediği, karıncanın vebalinden korkan bir irfanın çocuklarıyız." diyoruz, "Helalleşmeyi yüreğine taşıyan bir geleneğin mirasçısıyız." diyoruz, nasıl oluyor da emeklinin hakkını kalem kalem bu dayan açlığı normalleştiren bu anlayışa evrildiğinizi, ne ara, hangi ara böyle olduğunuzu da anlamak mümkün değil.

Nasıl bir reisicumhur, nasıl bir iktidar milletin açlıkla, yoklukla, endişeyle yaşamasını normal görebilir? Bir reisicumhurdan beklenen "Ben yaptım oldu." demek değildir. "Reisicumhur" dediğimiz milletin refahını büyüten, huzurunu tahkim eden, gelecek kaygısını azaltan, adaleti yerleştiren iradenin adı olmalıdır ama bugün görüyoruz ki milletin refahı değil, milletin sabrı yönetiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, lütfen tamamlayın.

RIDVAN UZ (Devamla) - Nasıl bir yönetim aklı... Emeklinin pazarda yarım kilo domatesi bile tarttırırken gözünün dolmasını, eczanede "Bu ilacı bu ay almamalıyım." diye geri çekilmesini, torununa harçlık veremediği için boynunun bükülmesini nasıl bir istatistik sayabiliriz?

Bakın, "devlet" dediğimiz şey sadece sınır çizgisi, bina ve makam değildir, "devlet" dediğimiz şey vatandaşın sofrasındaki ekmek kadardır devlet. Bizim aradığımız reisicumhur milletin açlığıyla imtihan veren değil, milletin refahını büyüten reisicumhurdur. Bizim aradığımız iktidar "sabredin" diyen değil, "Hakkınızı teslim ediyorum." diyen iktidardır.

Size söylüyorum, açıkladığınız maaş, maaş değil, sadakadır diyor ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)