GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:44
Tarih:07.01.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halep'te Şeyh Maksut ve Eşrefiye Mahallelerinde şu ana kadar 7 sivil katledildi, 46 sivil yaralanmış durumda. Mahalleler HTŞ'ye bağlı çeteler ve SMO çeteleri tarafından kuşatılmış durumda ve bir katliama hazırlık yapılıyor. Âdeta, bu 2 mahalle, yakında bir Gazze'ye dönüşebilir ve manidar ki dün Suriye devleti ile İsrail, Paris'te bir anlaşma yaptı. Bütün bunlara baktığımızda Şam'da olup bitenleri anlamaya çalışıyoruz, Türkiye'nin dış politikasını anlamaya çalışıyoruz ve bu gelişmeler ışığında bu sessizliğe bir anlam veremiyoruz. Bir an önce, ateşkes konusunda ve bu katliamın önüne geçme konusunda, iktidar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. Bütün garantör devletlere buradan sesleniyoruz: Bakın, bu denli bir katliama, soykırıma gidecek bir saldırıya karşı hemen sorumluluk gereği açıklama yapmak ve bu saldırılara engel olmak zorundasınız. Karşı karşıya olduğumuz risk bu kadar yüksektir. Bakın, 10 Mart Mutabakatı vardır ve sonrasında 1 Nisanda yapılan anlaşma vardır; bu mahallelerde asayişin nasıl sağlanacağına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Bunu yok sayarak bugün, bu mahalleleri kuşatmak; tanklarla, toplarla, tüfeklerle kuşatmak aslında kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu insanlık suçunu şu anda hemen durdurmak zorundayız. Biz bunu söylerken Anadolu Ajansı nasıl bir haber yapıyor biliyor musunuz şuanda, gidip baktığınızda, diyor ki: "SDG'ye bağlı güçler sivilleri öldürüyor." El insaf, ayıptır, utanın biraz! Dolayısıyla, orada ne olup bittiğini çok iyi biliyorsunuz. Nereden mi biliyorsunuz; Afrin'den biliyorsunuz çünkü orada yaşayan insanlar, Afrin'den oraya göç etmek zorunda kaldı. Aynı haberleri Afrin zamanında da yaptınız, şimdi, utanmadan, bu haberleri Anadolu Ajansı olarak yapmaya devam ediyorsunuz. Mutabakata sahip çıkmak gerekiyor, mutabakatın önünü açmak gerekiyor, 1 Nisan Anlaşması'na sahip çıkmak gerekiyor, Suriye halklarının bir arada demokratik bir Suriye'de yaşayabilmesinin olanaklarını yaratmak gerekiyor. Oysa burada ne yapılıyor? Savaş çığırtkanlığı. Ne için? Suriye bir daha mı savaşa sürüklensin? Orada insanlar yine mi katledilsin? Milyonlarca Suriyeli yerinden yurdundan mı olsun? Bir arada yaşama iradesini açığa çıkartmak varken bu çetelerin aklıyla hareket etmek kime ne yarar sağlar? Bunu bir an önce durdurmak gerekiyor. Burada geçen yıl en az 12 defa, her ay 1 kez olmak üzere İsrail'i kınadık, hep beraber kınadık çünkü İsrail'in Filistin halkına yaptıkları kabul edilemez dedik. Şimdi, o İsrail'in Suriye üzerinden geliştirdiği politikalara karşı âdeta süt dökmüş kedi gibi sessiziz, süt dökmüş kedi gibi sessizlik hâkim. Neden? Hani İsrail'e karşıydık, hani soykırımlara karşıydık? Dolayısıyla Filistin halkı söz konusu olunca bu duyarlılığı gösterenler Kürt halkı olunca neden bu sessizliğe bürünüyor? Bu kabul edilebilir bir şey değil. Burada Suriye halklarının bir arada yaşama iradesinin yolu demokratik Suriye'den geçer, oradaki özgürlüklerden geçer. Dolayısıyla da bu saldırganlığa bir an önce dur deme zamanı gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bir başka büyük sorun biliyorsunuz emekli aylıkları, daha doğrusu tüm emekçileri kapsayan bir yoksulluk meselesi. Sayın Bakan açıklama yapıyor, Çalışma Bakanı, diyor ki: "En düşük emekli aylığı üzerinde bir çalışma yapıyoruz, bir düzeltmeye gideceğiz." 18 bin lirayı herhâlde düzelte düzelte 19 bin lira yapacaklardır fakat durum o kadar vahim ki şu anda ortalama emekli maaşı 30 bin lira Türkiye'de, açlık sınırı 30.000 liranın üzerinde yani en düşük emekli aylığı açlık sınırının 10 bin lira altında. Aslolan tüm emekli aylıklarının düzeltilmesidir. Dolayısıyla da en düşük emekli aylığı açlık sınırının üzerine çıkartılmalı, bir taban aylığı olarak ele alınmalı ve diğer emekli aylıkları da buna göre düzenlenmelidir. Bu ancak ve ancak insanların bir nebze olsun nefes almasına vesile olabilir fakat bu yapılmıyor, bu yapılmadığı gibi ortalama emekli aylıkları açlık sınırının altında, ortalama ücretler 40 bin lira, asgari ücret de açlık sınırının altında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, lütfen

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Şimdi, bu rakamları söylediğimizde "Bu rakamların bir sahiciliği yok." diyorlar. Var. Bu rakamlar hem Türkiye'deki birçok araştırma kurumu tarafından hem birçok sendika tarafından hem de uluslararası ölçütlerle tespit edilmiş rakamlar. Bu rakamların bütün çıplaklığıyla ortada olduğu bir durumda hâlâ bu rakamları yok sayıp insanları sefalete mahkûm etmenin hiçbir gerekçesi olamaz. Kaynak var mı? Var. Kime var? Sermayeye var. Siz biraz da sermayeden alın bu kaynakları yoksul halka, emekliye, emekçiye dağıtın ama burada da tam tersi yapılıyor, burada da hani "Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alalım; vergi adaleti ile gelir dağılımı adaletini düzenleyelim." denen bir zihniyet yerine "Az kazanandan çok, vergi yükünü onların sırtına yıkalım; çok kazanana teşvik verelim, vergi harcaması yapalım, kredi verelim." Bu mantıkla işte, gelir dağılımı adaletsizliği bu denli ciddi boyutlara varmış durumda. Bu vergi yükü adaletsizliği, bu gelir dağılımı adaletsizliği, bu ücret adaletsizliği sonuçta bu toplumu çok ciddi bir krize, yaşanamaz bir hâle sürüklüyor. Bu krizi çözmek zorundayız. Bu krizin çözümü adaletli bir toplumdan geçiyor. Dolayısıyla da bir an önce bu konuda sahici, gerçekçi düzenlemelere ihtiyacımız var. DEM PARTİ olarak, geride bıraktığımız bütçenin bu meseleye çare olmayacağını biliyoruz ve acilen bir ek bütçe yapma çağrısını buradan dile getiriyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, futbolda ara transfer dönemi. İktidar etkilene etkilene bu işten etkilenmiş, futboldaki gibi transfer çalışmaları yapıyor. Ama futbola baktığında etkileneceği şey bu olmamalıydı; futbolun içinde bulunduğu kirliliği çözmekten dolayı bir adım atmalıydı, harekete geçmeliydi. Evet, futbol ciddi bir kirlilik içinde. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; abartmıyoruz, futboldaki bahis ve şike skandalı ciddi boyutlardadır. Gençlik ve Spor Bakanlığından hâlâ bir açıklama yok. Hâlâ herhangi bir müfettiş görevlendirmesi yok. Adalet Bakanlığından herhangi bir açıklama yok. Futbol Federasyonu Başkanı 3 futbolcu, 10 hakem üzerinden meseleyi örtbas etmeye çalışıyor. Bu ülkede, büyük kulüpler bu yasa dışı bahis firmalarıyla sözleşme imzalamış, rezaletin boyutu bu denli büyük ama dönüp baktığınızda ses çıkmıyor. Neden? Çünkü futbol iktidar için önemli bir sektör. Neden?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım, lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Tüm bu sorunların üzerini, işte futbol arenasıyla örtebiliyorsunuz, örtemezsiniz. Bu kirlilik, futboldaki bu kirlilik aslında bugün içinde bulunduğumuz adaletsizliğin başka bir yönüdür.

Son olarak, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; altı yıl oldu, altı yıldır sormaya devam ediyoruz, yine soruyoruz: Gülistan Doku nerede? Evet, Gülistan Doku Dersim'de kayboldu ve 5 Ocak 2020'den beri hâlâ bulunamadı ve biz ısrarla sormaya devam edeceğiz çünkü bu olayın da üstü örtbas edildi. Bu olaya karışmış olanlarla ilgili herhangi bir soruşturma, herhangi bir kovuşturma gerçekleştirilmedi ve maalesef Gülistan Doku'ya hâlâ ulaşılmış değil. Ailesi de, sevenleri de, bizler de bu soruyu sormaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum.