| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
"Düşünce açıklamak suç olamaz. Şiddet içermeyen fikir açıklamaları cezalandırılamaz. Devlet düşünceyi değil suçu kavuşturur. Eleştiri ve muhalefet demokratik hayatın temelidir." Bunları ben söylemiyorum, bunlar AK PARTİ kurulurken 2001 yılında partinin programına konulmuş vaatler ve bu vaatlerle AK PARTİ o dönemde iktidara geldi, yirmi üç yıldır da iktidarını sürdürüyor. Peki, bugün gelinen nokta -gazetecilerden hiç bahsetmeyeceğim- geçtiğimiz günlerde Çorum'da Murat Kırcı adında bir esnafımız çıktı, dedi ki: "Durumumuz kötü, dönün şu sokağa bir bakın, bomboş. Esnaf kan ağlıyor, esnafın dükkânları boş, siftah yapamadım, fiş kesemedim." Kendi ifadesi bu. Sonra da fiş kesemediği için Maliye Bakanı göndermiş Maliye bürokratlarını, dünya kadar ceza kesmişler. "Satış yapmadan ceza kesildi." diye feryat ediyor ve ondan sonra da Sayın Şimşek'e sitem ederek diyor ki: "Önce ekonomiyi nasıl yönettiğinize bakın, sonra esnafla uğraşın." Şimdi, bunun neresi suç Allah aşkına? Feryat eden bir esnaf kardeşimiz, satış yapamamış, isyan ediyor, derdini anlatıyor; kime derdini anlatsın? Gidip bir AKP'li siyasetçinin kapısını çalsa cevap alamayacak, Maliye Bakanlığına gitse cevap alamayacak, çıkmış bir video yayınlamış; bunun neresi suçtur Allah aşkına? Apar topar Emniyeti göndermek, adamı almak, derdest etmek, ondan sonra ifadesini almak; ya siz böyle bir Türkiye mi hayal etmiştiniz? Böyle bir Türkiye vaadiyle mi iktidara geldiniz? Böyle bir uygulama olur mu? Hakikaten gerçeklikten kopmuşsunuz.
Bakın, müteaddit defalar ifade ettim, bir kere daha söylüyorum: Elinizi vicdanınıza koyun, gelin beraber sahaya çıkalım, köylere gidelim, esnafla konuşalım, özellikle hayvan yetiştiricisiyle konuşalım, emekliyle konuşalım, akşam saat beşten altıdan sonra gelin çarşıya, pazara gidelim, bakın size ne söyleyecekler. Allah aşkına uzaklaşmayın bu kadar toplumdan, toplumun gerçekleriyle yüzleşin, milletin derdine tepeden bakmayın, yok farz etmeyin. Belki de şunu hatırladınız: Anlıyorum, iktidara geldiğiniz dönemde bir esnaf yazarkasa atmıştı, herhâlde bu sizde bir travma oluşturdu, o yazarkasadan dolayı endişe ediyorsunuz ama korkmayın, esnaf konuşsun, vatandaş konuşsun, köylü konuşsun, insanlardan endişe etmeyin; dinleyin, kulak kabartın. Yürümelerden korkmayın, insanların yürümesinden, sizi eleştirmesinden korkmayın, bunlardan istifade edin. Bakın, bir kere daha söylüyorum: Balıkesir'de aynı tabloyu yaşadım, caddeler, sokaklar bomboş, esnaf feryat ediyor, onlara kulak kabartın, içlerinde bulundukları o vahim duruma lütfen kulak kabartın. Alıp götürüp savcılıkta ifade almak yerine, iki satırlık bir şikâyet videosu üzerinden soruşturma başlatmak yerine lütfen milletinizle hemhâl olun, bu milletin içinde bulunduğu duruma lütfen kayıtsız kalmayın diyorum.
İkinci bir konu değerli arkadaşlar, gübre meselesi. Bakın, şu anda Türkiye'nin en temel problemi gıda enflasyonudur. Genel enflasyon yüzde 31, dün anlattım, dünyada 4'üncü sıradayız, altımızda Güney Sudan var, Myanmar var ama gıda enflasyonunun bu kadar yüksek olması çok vahim bir problemdir ve bunun da sebepleri var. Bütçe konuşmamda da ifade ettim, sebeplerin başında girdi maliyetleri vardır; gübre, mazot, zirai mücadele ilaçları, işçilik, enerji vesaire. Bunlarla ilgili yirmi üç yıldan beri yapmanız gereken hiçbir şeyi yapmadınız ne yazık ki. Bugün çiftçi kan ağlıyor, köylü kan ağlıyor, hayvan yetiştiricisi kan ağlıyor. Avrupa'da 15 veya 14 dolar olan et Türkiye'de 20 dolar olmuş, maalesef, birçok ürün, birçok gıda Türkiye'de Avrupa fiyatlarını geçmiş durumda. Niye? Çünkü tarımda girdi maliyetlerini büyük ölçüde dışarıya bağımlı hâle getirdiniz ve şu anda tarım çöküyor. Tarım sahasında, tarımda çalışan çiftçimizin sayısı azaldı, köyler boşaldı; hayvan yetiştirici sayısı azaldı ve ne yazık ki üretim miktarında da ciddi azalmalar söz konusu.
Şimdi gübre konusuna geleceğim. Bakın, yine, burada yaptığım konuşmada, geçtiğimiz beş yıl içerisinde, gübre fiyatlarının tam 10 kat arttığını söyledim. Net rakamı vereyim: 2011-2025 arasında DAP gübresi 142 liradan 1.770 liraya çıkmış yani artış yüzde 1.146. Bunun sebebi ne, biliyor musunuz? Bunun sebebi şu: İktidara gelir gelmez ilk yaptığınız iş gübre fabrikalarını özelleştirmek oldu ve inanılmaz bir rant alanı açtınız. Gemlik Gübre, o zaman sizin sıralarınızda siyaset yapıyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, lütfen.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - İtiraz raporlarım o dönemde Sayın Başbakanın, şimdi Sayın Cumhurbaşkanının arşivinde hâlâ vardır. "Yapmayın bunu, birilerine bu ülkenin gübre fabrikalarını peşkeş çekmeyin. Bunun faturasını çiftçi ödeyecek. Rant alanı açmayın." diye müteaddit defalar ikaz ettim. Gelinen noktada, gübre fiyatları aldı başını gitti ve çiftçi artık, tarlasına gübre atamaz ve tarlasını ekemez hâle geldi. Buradan nereye geleceğim? Geçtiğimiz aylarda, bölgemde yaptığım ziyaretlerde, köylüler yolumu kestiler ve dediler ki: "Sayın vekilim, biz tarlaya attığımız gübreden netice alamıyoruz." "Hayırdır, niye netice alamıyorsunuz?" dedim. "Eskiden attığımız gübreden sonuç alıyorduk fakat şimdi attığımız gübre netice vermediği için, hiçbir işe yaramadığı için bir daha atıyoruz, bir daha atıyoruz." dediler. Ben bunu anlamakta zorlandım, sonra bir araştırma yaptım ve Tarım Bakanlığının Ankara'daki akredite laboratuvarıyla görüştüm, dedim ki: "Ben size Türkiye'nin muhtelif yerlerinden gübre toplayıp getireceğim. Bu gübreleri analiz eder misiniz, bana resmî rapor verir misiniz? "Olur, yaparız." dediler ve formel yollardan Türkiye'nin muhtelif fabrikalarının gübrelerini resmî olarak topladım, götürdüm, buraya teslim ettim. Sonuçlar elimde ve ne yazık ki, maalesef gübrelerin önemli bir kısmı ya içerisindeki muhteviyat değiştirilmiş ya da sahte. Sayın Yenişehirlioğlu, raporlar burada, bakın, bu ülke bunu hak etmiyor. Çiftçiyi mahvettiniz, köylüyü mahvettiniz, hayvan yetiştiricisi can çekişiyor, köyler boşaldı, çiftçi yaşı 58, hayvan yetiştiricisi yaşı 56, gençler kalmadı köyde, Balıkesir'de arazilerin üçte 1'i sahibi belli olmayan firmalara satıldı. Sizin vazifeniz köylüyü korumak değil mi, sizin vazifeniz çiftçiyi korumak değil mi? Zaten çiftçinin hak ettiği yüzde 1'lik, gayrisafi millî gelirden yüzde 1'lik oranı vermiyorsunuz. Gübre fiyatları aldı başını gitti, 10 kat artmış. Ya, Allah aşkına, devletin vazifesi nedir? Devletin vazifesi denetleme yapmak değil midir, çiftçinin, köylünün hakkını, hukukunu korumak değil midir? Resmî raporlar elimizde, Türkiye'yi sahte gübreye mahkûm ettiniz. Daha önceden bu konuda müteaddit defalar haberler yapıldığını biliyorum ama Tarım Bakanlığının son derece kayıtsız ve ilgisiz kaldığını da biliyorum. Raporlar elimde, suç duyurusunda bulunacağım, Tarım Bakanlığını görevini yapmaya çağırıyorum. Ne işe yararsınız siz? Dünya kadar ihbarda bulunuyoruz, dünya kadar bilgi veriyoruz, yaptığınız bir tek şey var, beni mahkemeye veriyorsunuz. Ne zaman bir ihbar yapsam, ne zaman bir konunun üstüne gitsem mahkemeye veriyorsunuz. Gene verin ama ben bu kez bu raporları götüreceğim, suç duyurusunda bulunacağım, hem vazifesini yapmayan Tarım Bakanlığını ihbar edeceğim hem de bu gübre fabrikalarını ihbar edeceğim. Anadolu köylüsünü, Türk çiftçisini, Türk köylüsünü gübre fiyatlarıyla zaten perişan ettiniz, sahte gübreyle bu milletin hakkına, hukukuna göz dikilmesine müsaade etmeyin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son bir dakika istirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun, lütfen.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Allah aşkına, sahte gübre nedir ya? Bakın, bu kürsüden, bu Meclis çatısı altından müteaddit defalar söyledik: Yurt dışına ihraç ettiğimiz ürünlerin üzerinde kalıntı var. Kalıntının sebebini gayet iyi biliyoruz. Yine yılbaşından beri dünya kadar ürün Avrupa'dan geri döndü. Niye? Üzerinde kalıntı var? Neden kalıntı var? Çünkü zirai mücadele ilaçları denetimsiz; Çin'den gayriresmî veya kaçak yollarla geliyor, İran'dan, Irak'tan kaçak yollarla geliyor. Avrupa'nın onaylamadığı pestisitleri bu ülkede kullanıyoruz. Yakında onlarla ilgili de bir çalışma yapacağım. Ama bu gübre meselesi son derece önemli.
Sayın Yenişehirlioğlu, göreve gelir gelmez ilk yaptığınız iş Gemlik Gübreyi peşkeş çekmekti. 600 milyon dolarlık Gemlik Gübre fabrikasını -Sayın Erdoğan'ın masasında, arşivinde verdiğim raporlar duruyor- 85 milyon dolara beş yıl vadeyle verdiniz ve fabrikanın içindeki ham maddenin fiyatı bundan daha fazlaydı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ne olursunuz, bitireceğim, bir dakika... Bir daha istemiyorum. İstirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bugün gübre fabrikaları denetimsiz. Şu anda Türkiye'de yılda 7 milyon tona yakın gübre tüketiliyor, 3 milyar dolara yakın gübre harcamamız var. Ham maddenin önemli bir kısmı yurt dışından geliyor. Belli ki bu açgözlü çeteler ithal ettikleri ürüne para vermemek için gübrenin içerisindeki muhteviyatı çalıyorlar. Yazıklar olsun diyorum! Türk çiftçisinin hakkını korumak için elimden geleni yapacağım.
Sayın Yenişehirlioğlu, lütfen vaziyet edin, Tarım Bakanlığı bu konunun üstüne düşsün. Resmî raporlar elimde, arzu ediyorsanız size de vereceğim.
Teşekkür ediyorum.