| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri ve bir umut Meclis Televizyonu'nu izleyen milyonlarca emeklimiz; biliyorsunuz, dün burada tıpkı bugün diğer muhalefet partilerinin de vermiş olduğu gibi İYİ Parti Grubumuz emeklilerimizle alakalı seyyanen zam talepli bir araştırma önergesi verdik ve Cumhur İttifakı'nın oylarıyla tabii ki reddedildi; öncelikle tebrik ediyorum. Bu ülkeyi bir ömür sırtında taşıyan, elleri nasırlı, bedenleri yorgun, namerde muhtaç olmadan yaşama arzusunun dışında hiçbir talebi olmayan çileli insanlarımıza bir kez daha sırtınızı dönerek yine Meclis tarihine geçtiniz. Konuyla ilgili AK PARTİ adına konuşan Adıyaman Milletvekili Sayın Resul Kurt'un söyledikleri ise tam evlere şenlik pembe tablo ve hayaller. Mesela, hiç yüksünmeden ve hiç de -kusura bakmasınlar- utanmadan dün "Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik." dediler; aklımızla alay etmek herhâlde bu olsa gerek. Açlık sınırının bugün 30 bin lirayı aştığı bir ortamda, 16.881 lira maaşla emekli nasıl ezilmiyor? Verdiğiniz zamla 18.938 lira hâlen açlık sınırının misliyle altındayken, bu ülkede açlık sınırının altında maaş ödemek hangi vicdana, hangi sosyal devlete, hangi sosyal adalete sığar? Öyle boş laflarla değil rakamlarla konuşalım. Emekliye bir de şöyle söylendi dün: "Yeterince zam yaptık." Gerçek şu: Emekliye yapılan artış 2 bin küsur lira yani bu artış günlük 68 lira. Bu günlük 68 liralık zam, inanın, az çorba etmiyor, 150 gram peynir etmiyor, 15 adet zeytin etmiyor ve siz de biliyorsunuz ki bu zam bahşiş bile verilmiyor. Israrla devam ettiniz ve "En düşük emekli maaşı arttı." dediniz ama söylemediğiniz bir gerçek var, emeklilerin yüzde 60'ına yakınına reva gördüğünüz 18.900 küsur lira ücret, bildiğiniz ölüm ücretidir, ölüm. Yani çoğunluk, sizin övündüğünüz sistemin içinde açlık sınırının altındaki bu ölüm maaşıyla yaşamak zorunda kalıyor.
Bir de dün söyledi ki sayın hatip: "Prim gününe göre maaş ödüyoruz." Peki, soruyorum: İyi güzel de otuz yıl çalışmış, primini yatırmış bir emekli neden bugün torununa harçlık veremiyor, pazarda filenin yarısını dolduramıyor, ilaç alırken reçeteyi ikiye bölüyor? Sorun prim sistemi değil, emekli sayısı da değil; sorun sizin yanlış ekonomi politikalarınız, sorun yüksek enflasyon, sorun maaşların bile isteye düşük tutulmasıdır. O nedenle, emekli size diyor ki: Yahu, kiraların en az yüzde 40, gıdanın en az yüzde 50, faturaların ortalama yüzde 50 arttığı bir ortamda yüzde 12,19 zam Allah'tan reva mıdır? Hiç utanmıyor, sıkılmıyor musunuz ya? Gidin, yaşayın bakalım 18.900 lirayla bir ay.
Dün ayrıca dendi ki: "Bu yerel yönetimler sizlere konut yapsın." Siz, önce, iktidarınızda emekli vatandaşlarımızı başını sokacak iki göz odalı bir ev dahi alamaz hâle getirdiniz. İkide bir laf ettiğiniz, beğenmediğiniz o eski Türkiye'de ister işçi ister memur emekli olduğunda bir ev alabiliyor, üzerine de araba alabiliyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - İstatistikler de ortada, rakamlar da ortada. O beğenmediğiniz eski Türkiye'yi emekli yana yakıla arıyor. Allah aşkına, gerçekten merak ediyorum: Emekliye açlık sınırının hem de çok çok altında maaş vermeyi vicdanınız nasıl kabul ediyor? Bu gündem bir günle bitmez, cevap vereceksiniz bunlara ve biz bir kez daha milyonlarca emeklinin beklediği en düşük emekli aylığı en az açlık sınırında olmalı, en azından emekli karnını doyurabilmelidir. Bu da en düşük emekli aylığı için 30 bin liradır. Asgari ücret de açlık sınırının en az yüzde 25 üstü olmalıdır.
Heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)