GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:43
Tarih:06.01.2026

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; evet, Türkiye'de 16,5 milyon emekli yurttaşımız var. Kamu çalışanı sayımız ise 3,5 milyonu kadrolu, yarım milyonu sözleşmeli, 1,2 milyonu sürekli işçi olmak üzere 5,2 milyonu bulmuş durumda. Bir ülkede enflasyon olmazsa insan onuruna yakışır bir refah düzeyini sabitlersin dolayısıyla maaşlara zam yapma ihtiyacı da duymazsın ancak sen, "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." diye bağırarak gece yarısı resmî gazeteleriyle işini doğru dürüst yapmaya çalışan maliye bakanlarını, Merkez Bankası başkanlarını görevden alırsan, tüm uyarılara kulak tıkayarak damat ve türevleriyle ekonomiyi felç edip enflasyonu azdırırsan insanlara en azından enflasyon oranına uygun bir şekilde zam yapmak zorundasın.

Türkiye'de emekli ve memur maaş artışları kanun gereği geriye yönelik altı aylık enflasyon hesap edilerek belirleniyor. TÜİK, aralık ayı enflasyonunu yüzde 0,89 olarak belirledi. TÜİK hazretlerine göre, geriye yönelik altı aylık enflasyon farkı ise yüzde 6,85 olmuş yani TÜİK "Türkiye'deki toplam on iki aylık enflasyon aşağı yukarı yüzde 14'tür." diyor. Bakın, ben TÜİK'e "kuyruklu yalan üretim merkezi" dedim diye, "Bilimsellikten uzaklaştın, cevap vermiyorsun sorularımıza." dedim diye beni mahkemeye vermiş, benden 50 bin liralık tazminat istiyor. Ben sana söyleyeyim TÜİK: Ben seninle helalleşirim, bunu daha evvelden de söyledim. Sen burada 16,5 milyon emekliyle, 5,2 milyon çalışanla, kadroluyla, memurla nasıl helalleşeceksin önce onun bir hesabını yap. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi ne olmuş? Toplu sözleşme zammıyla beraber memurlara yüzde 18,61 zam yapılacak. 4 milyon BAĞ-KUR ve SSK emeklisinin durumu ise tam bir felaket, onlar 16.881 TL olan en düşük memur aylığını artık yalnızca 2.057 TL zamla 18.938 TL olarak alacaklar. Söylüyorum size: Babamız, dedemiz yaşındaki insanlara ayda 2 bin lira zam yaptınız. Burada oturan, oturmayan milletvekillerine soruyorum: Çocuğunuza ayda 2 bin lira harçlık verebiliyor musunuz? Yoksa çocuk "Bu para bana yetmez." diyor mu? Ama emekliye, 4 milyon emekliye 2 bin TL zammı utanmadan yapıyorsunuz ve bununla üstelik de övünüyorsunuz. Yoksulluk sınırı 100 bin liraya dayanmış, açlık sınırı 30 bin liraya dayanmış, bu zamlar ancak vatandaşı insan yerine koymama anlayışıyla mümkündür. Yıllar evvel bağırıyordunuz "Elektrik faturasını kim ödeyecek?" "Su parasını kim ödeyecek?" "Çocukları kim okutacak?" Ne oldu ya, ne oldu, o sözleriniz ne oldu? Aradan zaman geçti, şimdi vatandaşın bu haklı isyanına niye körleri ve sağırları oynuyorsunuz? Şimdi ben soruyorum: Bu faturaları kim ödeyecek? Çoluğu çocuğu kim okutacak? Bu kirayı kim karşılayacak? (CHP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, büyükşehirlerde olmuş 1+1 evlerin kirası 25 bin lira. OECD kira zam artışlarını hesap etmiş, 2015 yılı 100'ken bu yıl ne kadar olmuş? Türkiye'de ne kadar biliyor musunuz bu rakam? Türkiye'de 1.558. Bizi takip eden ilk ülke Macaristan; Macaristan'da 238. Türkiye'de 1.558 ve -son on yılda kira zammı artışı- Macaristan'da 238; Avrupa ülkelerinde 100-130. Siz bundan hiç utanmıyor musunuz? Yani coğrafya kader mi, yoksa bu memleketi, bu güzel memleketi bu duruma getiren sizin yaptığınız zulüm müdür? Beyler, bayanlar, bu sizin eserinizdir, övünüyor musunuz?

TÜİK enflasyon hesabını, paketini doğru dürüst hesap etmiyor ve bir kere daha söylüyorum: 20 milyon insanın ahını alıyor. "İnsanlar geçinemiyor." demenin artık bir anlamı kalmadı. İnsanlar sürünüyor. Duyuyor musunuz seslerini? Bu sesler gece sizi uyutmamalı. İnsanlar karınlarını doyuramıyorlar, öğün atlıyorlar; torunlarından utanıyorlar. Peki, siz, yarattığınız bu tablodan hiç utanmıyor musunuz? Peki, ne yapılması gerekir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ben söyleyeyim: Mutlaka bir intibak düzenlemesine ve mutlaka seyyanen zam yapılmasına ihtiyaç vardır. Ne söyleyeceğinizi biliyorum. Şimdi diyeceksiniz ki: "Muhalefet bol keseden atıyor. Parayı nereden bulacaksın? Bu seyyanen zammı nasıl yapacaksın?" Zaten Erdoğan da bizleri, emeklileri tahrik etmekle suçluyor. Ne diyerek tahrik ediyormuşuz, diyor ki: "16 milyon emekliye 7 bin TL seyyanen zam yaparsam bu, bütçeden 1,4 trilyon TL para ödemek anlamına gelir. Bu para nereden bulunacak? Muhalefet sallama!"

Peki, ben sorayım, daha doğrusu düzelteyim: 16 milyon değil 16,5 milyon emekli var. Seyyanen zam 7 bin lira değil 10 bin TL olmalı. Peki, bunun bütçeye yükü ne kadar? 1,9 trilyon TL. Büyük para değil mi, bulunamaz değil mi? Peki, mültecilere 40 milyar dolar harcadınız mı, harcamadınız mı? O 40 milyar dolar kaç para ediyor? 1 trilyon 720 milyar TL ediyor değil mi? Yani yanlış politikalarınızla memlekete doldurduğunuz mültecilere 1 trilyon 720 milyar lira para var ama emekliye gelince, memura gelince 1,9 trilyon TL para bulunamaz. Gerçi Başbakanınız Binali Yıldırım "Biz, mültecileri Türkiye'de tutarak terörün Avrupa'ya transfer edilmesini önlüyoruz." demişti. Bunun sonuçlarını Yalova'da gördük. Hadi diyelim ki bu parayı önünüze Avrupa attı, Avrupa'dan aldınız.

Başka bir örneğe geçeyim o hâlde: Bay ekonomistin müthiş ekonomist teorileri çerçevesinde enflasyonu, faizi ve kuru dünyada eşi benzeri görülmemiş ölçüde eşzamanlı olarak zıplattınız. Bu çerçevede bir kur korumalı mevduatı icat ettiniz, oraya tam 62 milyar dolar para gömdünüz. 62 milyar dolar ne kadar para ediyor? 2 trilyon 666 milyar TL ediyor. Yani, 10 bin TL bütün memurlara ve emeklilere seyyanen zam yapmanın bedelinden 766 milyar TL daha fazla. Demek ki vatandaştan vergiyle alıp rantiyeciye aktarırken para var ama emekliye, memura gelince para yok. İşte, bu, sizin anlayışınız.

Tabii, şunu da söyleyeyim: Meclis kapalıyken asgari ücreti belirlediniz, asgari ücret 22.104 liradan 28.075 liraya çıktı. Bütün bir yıl boyunca böyle devam edecek; bu, daha ilk ay, Ocak 2026'da açlık sınırının altında ve Çalışma Bakanınız büyük bir nezaketle bunu açıkladı ve diyor ki: "Emekçiler adına Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Vallahi Çalışma Bakanının emekçiler adına ne Cumhurbaşkanına ne de hiç kimseye teşekkür etmeye hakkı yok, emekçi kendi sözünü kendi söyler. Emekçinin, emeklinin ne dediğini duymak istiyorsanız bu turuncu koltuklardan kalkacaksınız sokağa ve pazara gideceksiniz, onlar duygularını yüzünüze vura vura söyleyecek; söyleyecekleri tek şey var: "Bizleri bu yaşta açlığa mahkûm etmeye utanmıyor musunuz?" (CHP sıralarından alkışlar)