GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:43
Tarih:06.01.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz günlerde dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir süreç yaşandı; ABD, sınır ötesi bir operasyon yaparak bağımsız bir ülkenin devlet başkanını ve eşini konutundan kaçırdı ve kendi topraklarına götürdü. Bunun için kendi yasalarına göre onay alması gereken makamlardan bırakın onay almayı, danışmaya ve onları bilgilendirmeye bile gerek duymadı. Bu, alenen ABD'nin kendi iç hukukuna aykırı davranmasıydı. Öte yandan, yapılan sınır ötesi bir operasyonla bir devlet başkanının kaçırılması uluslararası hukuka göre bir suçtur ve kabul edilemez. Venezuela Devlet Başkanının ve eşinin federal yasalara ve uluslararası hukuka aykırı olarak kaçırılmasının ardından fotoğraflarının yayınlanması ise yaşanan bir savaş olmasa da işlenen bir savaş suçuydu. Venezuela'daki seçimlerin tartışmalı olması, Maduro'nun otokratik karakteri, ülkede yaşanan yolsuzluklar ve tüm bunlara bağlı olarak halkın zengin topraklarda fakirlik içerisinde yaşaması ABD'nin bu kural tanımaz davranışını ve uluslararası hukuku ayaklar altına almasını meşrulaştırmaz. ABD'nin "Ya boyun eğersin ya da yok edilirsin." yaklaşımı dünyada yeni bir dönemin işaretlerini vermektedir. Kuralsızlığın, hoyratlığın, barbarlığın kural hâline gelmekte olduğu yeni dünya düzeninde Türkiye'nin tek çaresi kurum ve kurallarıyla işleyen güçlü bir demokrasidir, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır, özgürlüklerdir ve şeffaf, denetlenebilen köklü devlet kurumlarıdır. En önemlisi de Türkiye'nin yeni, kuralsız ve barbar dünya düzenine karşı dimdik ve güçlü durmasını sağlayacak olan, Atatürk'ün armağan ettiği kurucu değerlerimiz ve aziz Türk milletinin asaleti, feraseti, basireti, cesareti, birlik ve beraberlik ruhudur.

Değerli arkadaşlar, size on yıl önce atılmış bir "tweet"i göstereceğim, diyor ki: "En kötüyü geride bıraktık." Zamanın Maliye Bakanı "En kötüyü geride bıraktık." diyor fakat bununla da yetinmiyor yine, Sayın Bakan 2024 yılında "En kötüsü geride kaldı." diyor. Bu kötüler bir türlü geride kalmamış. Sonra bir daha "Zorlu bir dönemi geride bıraktık." diyor, tam on yıldır "En kötüsü geride kaldı." diyor ve geçtiğimiz günlerde Sayın Cevdet Yılmaz diyor ki: "Artık, önümüzdeki yıl, 2027 yılında enflasyon tek haneli rakamlara düşecek."

Geri dönüp baktığımızda, Sayın Erdoğan'ın konuşmalarını şöyle bir taradım, 2018 yılından beri her yıl birkaç defa tekrar etmiş "Önümüzdeki yıl enflasyon tek haneli rakamlara düşecek." diye. Hiç durmadan aynı şey nakarat gibi tekrar edilmiş fakat ortada ne geride kalmış kötülük var ne de tek haneye düşmüş bir enflasyon söz konusu ve maalesef milletin çektiği sıkıntılar giderek derinleşiyor.

Gelelim tahminlere: 2025 yılının enflasyon rakamları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bunun gerçek tabloyu yansıtmadığını hepimiz biliyoruz, hele hele sahadaki vatandaşlar, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının ıstırabını yaşayan vatandaşlar en iyisini biliyor; ENAG'ın, diğer kurumların açıkladığı enflasyon rakamları TÜİK'in çok üstünde ama buna rağmen gelin, TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon rakamlarını esas alalım. Bakın, iki yıl önce orta vadeli bir plan açıklandı, denildi ki: 2025 yılında enflasyon tahminimiz yüzde 14. Bunu devlet açıklıyor, iki yıl önce bu yıl için yüzde 14 açıklandı. Ardından, Mehmet Şimşek göreve geldi, gelir gelmez ilk yaptığı açıklamada dedi ki: "Enflasyon 2025 yılında yüzde 15 olacak." Bunu Sayın Şimşek söyledi. Sonra, orta vadeli planda denildi ki: Ya, bu iş biraz herhâlde sarpa sarıyor, gelin, biz bunu 17,5'e çıkartalım. 2025'in enflasyon rakamlarını yüzde 17,5'e çıkarttılar. Sonra, bu yıl için Merkez Bankası bir açıklama yaptı, dedi ki: "2025 yılında enflasyon yüzde 24 olur." Sonra, bir kere daha bir rapor yayınladı, "Evet, yüzde 24 devam ediyor." Sonra da "Herhâlde bu yüzde 27'ye çıkar." dedi. En sonunda da "Yüzde 31 ila 34'ü veya 33'ü bulur." diye açıklama yaptı.

Yine, Sayın Yılmaz bütçe konuşmasında geçtiğimiz ay dedi ki: "Bu yıl yüzde 28,5'le bitireceğiz." Sayın Erdoğan Mecliste açılış konuşmasında dedi ki: "Bu yıl yüzde 30'un altında bitireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, lütfen.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Şimdi, bütün bunlara baktığımızda, açıkçası, önünü göremeyen, on yıldır, "En kötüsü geride kalmış." diyen, hiç durmadan, son yedi yıldan beri "Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz." diyen ve geçtiğimiz iki yıl içerisinde bu yılın enflasyonunu tahmin ederken son derece uçuk rakamları telaffuz eden ve ettikleri telaffuzun da gerçekleşmediği ortaya çıkan bir ekonomi yönetimiyle karşı karşıyayız.

Şimdi, kalkmışlar, yüzde 31'lik enflasyonla övünüyorlar. Gerçek enflasyon bu değil ama gelin, dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştıralım: Bizim üzerimizde İran var, Sudan var, Venezuela var, bütün dünyada enflasyon rakamlarına baktığımızda, bizim üzerimizde 3 tane ülke var: Venezuela, Sudan ve İran; bunların da ne hâlde olduklarını biliyoruz.

Yemen mesela, bizden daha az enflasyonu, Zimbabve, Myanmar, Haiti, Burundi... Hani biz dünya lideriydik, hani ekonomide uçuyorduk kaçıyorduk; böyle bir enflasyon olur mu? Şu an rakiplerinize bakın. Myanmar'ı, Zimbabve'yi, Yemen'i kendinize nirengi noktası olarak alıyorsunuz ve bunların enflasyonlarıyla bu ülkeyi mukayese eder hâle geliyorsunuz.

Gelin, ev kiralarına bakalım: Bakın, OECD'nin ev kira artışlarıyla ilgili raporu elimde. 2015 yılında 100 kabul ettiğimizde, bu yıl ev kiralarının ne olduğunu analiz etmiş OECD. Şu anda bizde artış yüzde 1.458, ev kiralarının artışından bahsediyorum. Diğer ülkelere baktığımızda, en yüksek Macaristan onunki yüzde 200'lerde. Allah aşkına, Türkiye nereye gidiyor! Böyle bir ekonomi modeliyle Türkiye'yi sizin istikbale, geleceğe taşımanız mümkün mü? Türkiye'deki ev fiyatlarını durdurmak için attığınız adımların hiçbiri gerçekçi değil ve bundan sonra bu fiyatları da pratik olarak düşürmeniz mümkün değil.

Bakın, açlık sınırı 30 bin lirayı geçmiş, yoksulluk sınırı 100 bin liraya yaklaşmış ve bugün 16,9 milyon emekliye maalesef bu sınırının altında maaş veriyorsunuz. Asgari ücretliye verdiğiniz para ortada. Tüm bunları alt alta koyduğumuz zaman Türkiye'de neredeyse 25 milyon kişi şu anda açlık sınırının altında yaşamaya devam ediyor. Peki, bütün bunları neyin karşılığında yaptınız? Bütün bunları... Bakın, yirmi üç yıllık iktidarınız döneminde tam 3,5 trilyon dolar vergi topladınız. 3,5 trilyon dolardan bahsediyorum, bu vergiyi topladınız. Başka ne yaptınız? Cumhuriyet dönemindeki bütün kazanımları sattınız, Varlık Fonu marifetiyle sattınız, 64 milyar dolar para aldınız. Başka ne yaptınız? Bu ülkenin borcunu 130 milyar dolardan 550 milyar dolar borca taşıdınız. Peki, başka ne yaptınız? Gelecek garantili projelerle yavrularımızı, çocuklarımızı ve onların geleceğini ipotek altına aldınız. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda, bu ülkenin 25 milyon vatandaşı açlık sınırının altında yaşıyor ve maalesef 20 milyon vatandaşımız da ne yazık ki sosyal yardımlarla geçinmek zorunda kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ülkenin ekonomisini bu kadar çökertip, bu kadar borç batağına batırıp, ondan sonra "Dünya lideriyiz." diye övünmek, efendim "Dünya ekonomisinde rekorlar kırıyoruz." diye övünmek, hakikaten gerçeklerden ne kadar uzaklaştığınızın bir göstergesi.

Bakın, emekliler şu anda ciddi manada sıkıntı çekiyor. Geçtiğimiz günlerde Bandırma'da emeklilerle bir araya geldim, sokaktalar, bankta oturuyorlar. Bu kış gününde havada dondurucu soğuk var, niye giremiyorsunuz kahvehanelere dedim, "15 lira çay parası verecek durumumuz yok." dediler ve ev kirasını ödeyemeyecek hâle geldiler. Asgari ücretlinin durumu da ortada. Tüm bunları yan yana koyduğumuz zaman Türk ekonomisinin yirmi üç yıldan beri son derece beceriksizce, aymazca ve yolsuzluğa batmış bir şekilde yönetilmesinin faturasını bütün millet inim inim ızdırap çekerek ödüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Tek çare, en kötüsünün geride kalmasının bir tek yolu var, bu ceberut düzenden bu ülkeyi kurtarmak.

BAŞKAN - Açıyorum, tamamlayın lütfen.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Peki, teşekkür ederim, bitireceğim.

Tek çare, bu ülkenin rasyonel bir ekonomiye dönebilmesidir. Bu ülkenin hukukun üstünlüğüne, demokrasinin kurum ve kurallarının çalışır hâle gelmesine ihtiyacı vardır. Devlet kurumlarının şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde yönetilmesine ihtiyaç vardır. Aksi hâlde biz önümüzdeki yıllarda "Yine en kötüsü geride kaldı." diye "tweet" atan bakanlara tanık oluruz ama az önce de ifade ettim, en kötüsü, bu ceberut düzenden kurtulduğumuz zaman geride kalacak.

Son bir noktayı daha söyleyeceğim ekonomide bu ülkeyi getirdiğiniz noktayı özetlemek için. 2026 yılında ödeyeceğimiz faiz tam 65 milyar dolar, bir daha söylüyorum, 65 milyar dolar faiz ödeyeceğiz 2026 yılında. Peki, bu ödeyeceğimiz faizin karşılığı ne biliyor musunuz? Cumhuriyet dönemindeki bütün kazanımları haraç mezat satıp aldığınız 64 milyar dolarla bile ödenemeyecek kadar yüksek diyorum, hepinize saygı sunuyorum.

Teşekkür ederim.