| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 24.12.2025 |
ALİYE COŞAR (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurul ve Komisyonla birlikte yaklaşık iki ay süren bütçe görüşmelerinde ekonomik kriz kadar yargı krizi de konuşuldu. Türkiye gittikçe hukuk devleti ilkesinden uzaklaştı, muhalefete karşı yapılan operasyonlar, Anayasa ve AHİM kararlarının tanınmaması bunun en bariz örneğidir. Yaşanan bu kadar hukuksuzluğun karşısında Adalet Bakanının söylediği tek bir cümle var: "Türkiye bir hukuk devletidir." Bu sözün karşılığının olmadığını millet biliyor ama kendisi bilmiyor, Anayasa'ya aykırı bu yargı paketlerine daha kabul edilmeden gölge düşürülüyor. On birinci yargı paketi de bir kanun teklifi değil iktidarın yıllardır sürdürdüğü "yargı reformu" adındaki bir aldatmacadır. 10 yargı paketine ve 4 yargı reformu stratejisi belgesine rağmen hukukun üstünlüğü sağlandı mı? Hayır; aksine, üstünlerin hukuku iktidarda yerini korudu, hukuka güven gittikçe düştü. Yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı bu dönemde yargı, AKP'nin yargısı hâline gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, on birinci yargı paketinde avukat meslektaşlarımızın sorunlarına bir çözüm yok. CMK ücreti, verilen hizmeti karşılamamaktadır, avukatlık asgari ücret tarifesiyle eşitlenmesi şarttır. Ödemelerin bir ay içerisinde yapılması önem taşımaktadır. Kamu hizmeti niteliğindeki bu göreve ilişkin avukatlık ücretinden alınan KDV'nin kaldırılması ya da yüzde 1'e düşürülmesi gereklidir.
Son yerel seçimlerden sonra 2'nci parti oldunuz, sandıkta kaybettiğiniz millet iradesini yargı eliyle gasbettiniz. 19 Mart yargı darbesiyle haksız ve hukuksuz bir şekilde başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediyelerimize operasyonlar düzenlediniz, kayyum atadınız. Tutuklama kararı tedbir olmaktan çıktı, cezaya dönüştü. "Etkin pişmanlık" adı altında iftiracılar yarattınız, adil yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi yok sayıldı. (CHP sıralarından alkışlar) Belediyelere çökmek için belediye meclis üyelerimize dahi operasyonlar düzenlediniz, bunun en bariz örneği Manavgat'ta yaşandı. Meclis üyelerimizin istifalarından sonra yerlerine gelecek yedeklerin kararını günlerce imzalamamak için rapor alan, dosyayı evine götüren hâkimleri gördük. 31 Martın yenilgisini hazmedememiş, Manavgat'a bir çivi dahi çakmayan iktidar milletvekilinin bütçe görüşmelerindeki saldırganlığını anlıyoruz; söz verdikleri temelinden çıkamamış hastane inşaatını, yol ve kavşak projelerini bitirememe beceriksizliğini kapatmaya çalışmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar) Sözünü tutamayanların söyleyecek bir sözü olamaz.
Şimdi de Manavgat Belediyesi şirketlerinde SGK ve vergi borçları nedeniyle şirket yöneticilerinin banka hesaplarına ve mal varlığına haciz işlemi uygulanmıştır. AKP'li belediyelere yapılmayan bu uygulamalar maalesef, Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yapılmaktadır, AKP'nin çifte standart uygulamalarından biridir.
Bu yargı paketi de yargıda yaşanan ağır sorunları çözmekten çok uzaktır. İnfaz Kanunu'ndaki düzenlemeler günü kurtarma adına yapılıyor. Kanun teklifinin 27'nci maddesi, infaz düzenlemesinde Komisyon aşamasında kardeşe, eşe, kadına, çocuklara yönelik kasten öldürme, cinsel saldırı ve çocuk istismarı suçlarının kapsam dışı bırakılması, şimdi de deprem suçları faillerinin kapsam dışı bırakılması yerinde bir uygulama olmuştur ama kadına şiddetin her geçen gün arttığı bu dönemde kadına yönelik kasten yaralama failleri bu infaz düzenlemesinden yararlanabilecek. Şiddeti cesaretlendiren bu düzenleme tüm kadınları tedirgin etmektedir, kadına şiddette sıfır tolerans ilkenizle bağdaşmamaktadır. Bu, cezasızlık değil midir? Önergemiz doğrultusunda tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. (CHP sıralarından alkışlar) Şiddet mağduru kadınlara korku yaratmaya kimsenin hakkı yoktur.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı, temel hak ve özgürlükler güvence altına alınacak, İstanbul Sözleşmesi'ni geri getireceğiz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarında alkışlar)