| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 24.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Her beş yılda bir vergi affı, SGK affı, imar affı derken, her üç yılda bir de infaz indirimi derken artık o kadar abarttınız ki terörist başı için umut hakkına, teröristlere de denetimli serbestlik imkânına kadar işi vardırdınız. Çeyrek asırlık iktidarınızda yerli ve millî suç baronlarınız elde ettikleri suç gelirleriyle krallar gibi yaşarken polislerimiz, hâkimlerimiz, savcılarımız her ay eriyen maaşlarıyla barınmaya, çocuk okutmaya, karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Hele ki büyük şehirlerde görev yapanlar hepten hapı yutmuş haldeler. Kadınlar öldürülürken, çocuklar aç uyurken, gençler işsiz gezerken, eğitimde, sağlıkta, gelirde eşitlik yokken, sosyal devlet anlayışı iktidarınızda sadaka mekanizması hâline gelmişken, kısacası, toplumun refahı da mutluluğu da güvenliği de artık bir lüks hâline gelmişken Anayasa'mızın eşitlik ilkesine dair tüm hassasiyetleri getirip getirip infaz indirimine sıkıştırmış olmanız gerçek bir duyarsızlık ve özensizlik örneğidir. Gerçekten memleketin bütün derdi bu mudur ya da sizin tek derdiniz bu mudur? Siyasi temsil göreviniz bireye ve topluma karşı suç işleyenler dışında kimseyi kapsamamakta mıdır? İnfaz indirimi başka türlü bir düzende, ekonomik çöküntüsü ahlaki çöküntüye dönüşmemiş, adaletin akmasa da damlayabildiği bir ülkede "Şu cezaevlerine de bir el atalım." denilebilen, devleti yönetenlerin toplumsal talepleri arada sırada karşılayabildiği bir memlekette farklı bir anlama gelebilir, olumlu bir çıktı bile üretilebilirdi ama Türkiye'de infaz indirimi, milletin zihninde beliren hâliyle af, rüşvet, irtikap, hırsızlık, dolandırıcılık, yolsuzluk, adam kaldırma, adam yaralama gibi suçu meslek hâline getirmiş olanların her birkaç senede bir kullandığı joker hakkına dönüşmüştür. Sizin sürekli olarak verdiğiniz bu jokerlerin de etkisiyle Türkiye'de suç, amatör ve arızi bir olaydan profesyonel bir mesleğe dönüşmüştür; onlarca alt sektörüyle bayilik ağı kurarak yurt dışındaki namzetleriyle iş yapacak hâle gelmiştir. Biraz daha uğraşırsanız, bu yapılar aralarında gümrük ve ticaret anlaşmaları imzalayacaklar, sizler de bunların suç geliri içeren kara paralarının mutemetliği imkânına kavuşacaksınız. Türkiye'nin dört bir tarafında olan bitenleri görmüyor, duymuyor, okumuyor ve anlamıyor olamazsınız; seçildiğiniz bölgelerden, illerden "Yardım edin." telefonları almıyor olamazsınız; malına çökülen, namusuna göz dikilen, ölümle tehdit edilen insanlarımızdan, can ve mal güvenliğinin kalmadığı çarşıdan, pazardan, sokaklardan, evlerden habersiz olamazsınız. Memleket Güney Amerika ülkeleri gibi her sokak başında bir çete türüyor, bu çetelerden sistemle barışık olanlar yürüyüp gidiyor, çoğu sistemle mutabakatını birkaç Instagram fotoğrafıyla ilan ve tasdik ediyor, -söylediğim gibi- bayilik dağıtılıyor. Bu sektörel gelişmeler sonucunda artık neredeyse müstakil suç da kalmadı; tüm suçlar ya teşekkül hâlinde ya da örgütlü olarak işleniyor. Failler daha suç işlemeden verecekleri ifadeleri ezberlemiş durumdadır. Kamuda nasıl ki bir tarikat ya da cemaate mensup olmadan ilerleme şansın yoksa, suç dünyasında da bir organizasyona tabi olmadan yürüme şansınız yok. İYİ Parti olarak her mecrada anlatıyoruz "Sekiz sene süren ekonomik kriz olmaz, olamaz." diye. Bu, ancak bir kasıt sonucu olabilir; yoksulu süründürmek, işsiz evsiz bırakmak, orta direğin ise belini kırarak sopa ve lokma arasında bir mengeneye almanın bilinçli stratejisi dışında başka bir şey olamaz diyoruz. Suç ve ahlak düzeneğini de aynı şekilde kasten ve taammüden kurdunuz. Fiyat enflasyonunu önce ahlaka bulaştırdınız ve devasa bir ahlaksız enflasyonu yarattınız. İşte bu bataklıktan da bile isteye bir suçlular cehennemi ve masumlar cehennemi yarattınız. Yargıç bir ana babanın avukat evladıyım. Çocukluğumdan bugüne kadar görmediğim dava türü de kalmadı. Masumu da mağduru da faili de maktulü de yeterince gördüm. Hepsini de anlamaya çalıştım, avukatlık yeminimi unutmadan. Mesleki deneyimlerim, Türkiye'deki ceza adaletsizliği gerçeğinden hareketle ne hükümlülerin ne de ailelerinin mağduriyet yaşamalarını elbette istemem. Kaldı ki mağduriyet yaratan bir hukuk, anarşinin ilk tohumudur. Muhakkak ki kurunun yanında yaş yanmamalı, hiçbir yasal düzenlemeyle hakkaniyet çiğnenmemelidir. Peki, infaz indiriminden istifade edeceklerin yanı sıra bir de bu suçların mağdurları var. Onlar ne olacak? Zararları tazmin edildi mi? Rızaları var mı? İçinde bunları önemseyen ve önceleyen var mı? Kanun yazılırken Komisyonda ve burada görüşülürken kime "mağdur" diyoruz? İnsan ne zaman mağdur olur? Bu soruların cevabı maalesef ne sizlerde ne de getirdiğiniz kanunda yok. Oysaki yargılamanın ve cezalandırmanın iki amacı vardır: Biri, suçluyu suçtan caydırmak, diğeri, mağdurun hukuktan beklentilerini yerine getirmektir. Mağdurları ve mağduriyetlerini kapsamayan infaz indirimlerinizle hukuktan beklentisi kalmayan mevcut ve potansiyel mağdurlar suça ve suçluya yönleniyorlar. İdarenizdeki devletin, bağımsızlığına kastettiğiniz yargının fail ya da şüpheliyi her an salabilme ihtimali mağdurları mafyalardan hizmet almaya itiyor. Mafya yüzdesini alır, mahkemeden daha kısa sürede işi çözer, harcı yoktur, avukatlık ücreti yoktur. Cemaat, tarikat, siyaset müdahalesiyle davayı kaybetme riski de yoktur. En önemlisi, mafyanın temyizi yoktur. Sizin anlayacağınız, karar kesindir. Risk nedir? En fazla, mafyanın peşine düşerler, onlar da zaten cezaevini kafa izni gibi görüyor. Gerisine de "Su testisi su yolunda." diyorlar. Diyeceksiniz ki "İnfaz düzenlemesi yapmak lazım." Niye? Çünkü cezaevleri dolu; doğru. Peki, kim doldurdu? Daha önemlisi, kimle doldurdu? Toplumdaki cinnet hâlinin sebebi kim? Kadın aç, erkek aç, çocuk aç; herkes mutsuz ve umutsuz, iş yok, aş yok, vatandaşın derdini soran yok, derdine derman olan hiç yok. Cezaevleri gazeteciler, belediye başkanlarıyla dolu; "adalet" diyen, "iş" diyen, "hak" diyen, "hürriyet" diyenlerle dolu. Peki, ya sonra? Sonrası akşam haberlerinde; 30 suç kaydı olan katil, 50 suç kaydı olan hırsız, hakkında kesinleşmiş cezası olan sapık polis ekiplerince yakalandı.
Bugün yargı kararları ve infaz rejimi suçluyu ıslah etmiyor. Suçlunun tahliye sonrası sokakta namı, âlemde hükmü artıyor. Literatürde bir tedbir olan tutuklama kararları ise bu suç makinalarına değil, hakkını arayana, konuşana, düşünene ibret olsun diye veriliyor. Duyarsız, özensiz ve keyfî yönetim anlayışınızla yurttaşın yurttaşla, yurttaşların devletle arasındaki toplumsal mutabakatı yerle yeksan ettiniz. Sonuç ise emeklisine sırt çevirmiş iktidar, ücretsiz eğitimi, sağlığı hülleyle vatandaşına satan iktidar, çocuklarına bakamayan, gençlerine umut olamayan iktidar. Biz biliriz ki devlet asayiştir, güvenliktir, huzurdur, adalettir ama iktidarınızda kadınlar öldürülüyor, çocuklar istismar ediliyor, sokaklarda insanlar katlediliyor; suçlular dışarıda, gazetecisi, aydını, seçilmişi içeride. Vatandaş sığınacağı yargıya güvenmiyor, yargıdan korkuyor.
Sayın vekiller, hadisişerif diyor ki "İnsaf, dinin yarısıdır." Gazi Meclisimizin çatısı altında ettiğiniz yeminlerin gereği olarak, infaz yasasından önce bir insaf yasası çıkarmak lazımdır. Seçilmiş Milletvekili Can Atalay'ı bile bile hapiste çürüten, Anayasa Mahkemesi kararlarını tereddüt bile etmeden çiğneyen salt çoğunluğunuza sesleniyorum, Meclis kürsüsünde yürütülen soruşturmaların, görülen davaların savcılığına soyunmuş değerli hatiplerinize sesleniyorum: Ne insan olmaktan ne de yurttaş olmaktan gelen, hiçbir hakkını kullandırmadığınız, kurallara uyan, kanunlara uyan, vergisini ödeyen, tek suçu suç işlememek olan, düzgün ve dürüst yaşamak olan 85 milyonun yüzüne baka baka, gelin, hep birlikte bir başka mağduriyeti daha giderelim, insaf mağdurlarınızın haklarını verelim.
Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)