GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:42
Tarih:24.12.2025

İBRAHİM AKIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, Türkiye'de birçok yurttaşımızın beklediği bir yargı paketini tartışıyoruz, görüşüyoruz. Biliyorsunuz, ülkemizde yargının bağımsızlığı konusu herkes tarafından en önemli konu hâline gelmiş ve güvensizlik ve aynı zamanda sorun çok fazla olarak değerlendirilen bir konu. Ama maalesef Meclisimiz böylesine ağır, önemli olan ve ciddi bir konu olan yargı meselesinde bir çözüm üretmekten gerçekten uzak duruyor, ciddiyetsiz duruyor ve sorumsuz duruyor. Özellikle iktidar vekillerimizin ortaya koyduğu bu tutum, arada derede on birinci yargı paketini çıkartmaya çalışmak, gerçekten sürecin sağlığı, selameti bakımından sıkıntılıdır, sorunudur. Bu Meclisi, bu kadar kuralsızca, keyfî bir şekilde yasa çıkartma konusunda zorlamak gerçekten Meclisin itibarsızlaştırmasına da sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu tür sistemlerle, bu yargı sürecimizin, bağımsız yargı sürecimizin iyileşmesini değil, daha çok güvensizleşmesine sebep olduğunun altını çizmek istiyorum.

Kısaca bu 4'üncü maddeyle ilgili sözlerimi söylemek gerekirse aslında bu aynı zamanda bu sistem içerisinde savunma mekanizmasını yani avukatlarımızın mevcut hukuk normlarına göre kendilerini savunmasını, müvekkillerini savunmasını engelleyen hak ve hukuk sistemi bakımından da korkunç bir durum olduğunu ifade etmek isterim. Elbette avukatların mesleki bakımından disipline edilmesi gereken bir kısım konular olabilir, bunlar konuşulabilir, bu konuşmalar içerisinde elbette çözümler üretilebilir ama bunun temel amacı iyileştirmek üzerine, onarmak üzerine, daha sağlıklı bir hukuk sistemini kurmak üzere olmalıdır ama burada niyetin farklı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Anayasa Mahkemesinin iptalinden sonra ortaya çıkan durum açıdan bakıldığında, bugün mevcut koşullarda, avukatlık mesleğinin neredeyse cezalandırmaya çalışan, bir kere disiplin suçu verildiğinde arkasından tekrar olduğunda avukatlık mesleğini bile ortadan kaldırabilecek bir sonuç ortaya çıkarttığını görüyoruz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu, açıkçası şunu gösteriyor: "Biz istediğimiz kuralları, kanunları her türlü şeyi yapacağız, savunma sistemini de engelleyeceğiz, avukatların da bu konudaki meşru, demokratik hukuk sistemi normlarına göre yapmış oldukları faaliyetleri de gerekirse sınırlayacağız." anlamına gelen bir yasa paketi olduğunu düşünüyoruz. Yargı paketinin içerisinde olan 4'üncü maddenin gerçekten bu bakımdan bir kez daha baskı, otorite, savunma sistemini ortadan kaldıran bir anlayışın ortaya çıkarılmasına vesile olma ihtimali vardır. O bakımdan, bu yasayı kabul etmek mümkün değildir. Bütün muhalefet vekillerinin de bu durumu değerlendirmesi gerekiyor. On birinci yargı paketi içerisindeki bu yapılan sistem gerçekten iyileştirmeye uygun bir sorun değildir. Tekrar, yargının, aynı zamanda bağımsız hukuk sisteminin, toplumsal uzlaşının ve geleceğimiz açısından da kritik olan bu durumun değerlendirilmesini arzu ediyoruz. DEM PARTİ olarak buna onay vermemiz mümkün değil.

Sözüme devam ederken şunu söylemek istiyorum: Gelin, bu ülkedeki bütün insanların temsilcisi olan bu Meclisi daha değerli hâle getirelim, daha itibarlı hâle getirelim; toplumsal çürümeye, sosyal çözülmeye, toplumsal olarak birlikte yaşamamızı ortadan kaldıran koşulları ortadan kaldıralım çünkü yaşadığımız konjonktürde son zamanlarda inanın çözüm üretmek, barış içerisinde bir arada yaşamak iklimini zorlayan, bu ülkedeki mevcut ortaklığımızı daha fazla ortadan kaldıran yaklaşımların desteklendiğini, organize edildiğini, içeride ve dışarıda herkesin bu işi yapmaya çalıştığını... Bursa'dan başlayarak, İzmir'den devam ederek ve sonra Bodrum'da yaşadığımız pratikler bunu gösteriyor. Bu durum, aynı zamanda, bizim ortak hikâyemizi, birlikte yaşamamızı, kardeşçe ortak geleceğimizi zorlayan bir süreç hâline gelmeye başlıyor. Bu süreç açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer gerçekten yeniden bir sağlıklı hukuk yapabileceksek, toplumsal uzlaşmayı gerçekleştirebileceksek palyatif çözümlerle, ara çözümlerle, yanlış politikalarla, tedbir alma biçimleriyle, baskı politikalarıyla bu işi yapamayacağımızı artık kabul edin, böyle yönetilemeyeceğini görün çünkü böyle yönetilme hâli ister istemez toplumsal olarak kutuplaşmayı derinleştirdiği gibi toplumsal çürümeyi de sağlıyor, yüzleşmeyi engelliyor, herkes kendi pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Bu, siyasal geleceğimiz açısından çok kritik ve önemli bir durumdur; yargı paketinin içerisindeki mantığın da değişmediğini gösteriyor. Eğer bu sistem değişmezse, bu mantık değişmezse ülkemizin geleceği bakımından bu yönetim tarzının çok vahim sonuçlar üretebileceğini düşünüyoruz. Her adımınızın daha iyileştirmeye dönük değil daha kötüleşmeye, daha otoriter sistemi kurmaya yönelik olduğunu görüyoruz. Bu anlayış biçiminden vazgeçin, bu toplumu böyle yönetemezsiniz. Bu geleceğimizi birlikte böyle kuramayız. O nedenle, bu yargı paketinin 4'üncü maddesine itiraz ediyoruz, kabul etmiyoruz.

Herkese kolay gelsin, sağ olun, var olun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)