| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 24.12.2025 |
ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başından bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımız; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bugün on birinci yargı paketini görüşüyoruz. Teklifin genel gerekçesinde yargı bağımsızlığı, hukuki güvenlik, makul sürede yargılanma ve öngörülebilirlik gibi, hepimizin katıldığı hedefler sıralanıyor ancak maalesef, adalete güvenin çok azaldığı ülkemizde bu kürsüden artık şunu açıkça söylemek zorundayız: Bu hedefleri gerekçeye yazmak ile hayata geçirmek arasında çok ciddi bir mesafe var.
Bu paket, yine, alıştığımız bir yöntemle hazırlanmış; ceza hükümleri, infaz düzenlemeleri, internet erişim rejimi aynı torbanın içine doldurulmuş. Açık söyleyeyim, bu bir reform değil; daha önceki torba kanunlar geleneğinde olduğu gibi, parça parça, izlemeyi, etki analizini bir kenara bırakan bir hukuk çorbasıdır.
Önce, toplumun 2 önemli kesimi için hayati önemi olan 31'inci ve 32'nci maddelere değinmek istiyorum çünkü bu maddeler teknik düzenlemeler olmaktan çok, topluma dokunan, doğrudan kadınların ve çocukların hayatını etkileyecek sonuçlar üretecek mekanizmalar içeriyor. Sormak zorundayım: Kurulan bu mekanizma gerçekten çocuğun yararına çalışabilecek mi, çocukları koruyabilecek mi?
31'inci ve 32'nci maddelerde, çok kısa sürelerde geniş suç katalogları üzerinden sulh ceza hâkimlikleri aracılığıyla içeriğin çıkarılması, erişimin engellenmesi ve bant daraltılması mümkün kılınıyor ancak bu ağır müdahalelerin olası yan etkileri neredeyse hiç tartışılmadı. Gerçekte olan şu: Çocuk istismarını, ihmali, çocuk işçiliğini, erken evliliği ya da dijital dolandırıcılığı görünür kılan içerikler çoğu zaman gazeteciler ve hak savunucuları tarafından yayınlanıyor. Bu içerikler kamu düzeni ya da suça ilişkilendirme gerekçesiyle hızla kaldırıldığında çocuk korunmuş olmayacak ama ihlal, ihmal ve istismarın üstü örtülebilecek. Aynı riskler kadınlar için de geçerli; kadınlara yönelik şiddetin ifşası, onu ifşa eden haberler, dijital deliller güçlü faillerin başvuruları üzerine hızla kaldırıldığında erişim engelleme kadını koruyan değil, faili koruyan bir araca dönüşebilecektir. Oysa dijital alan aslında bir tarafıyla da kadınlar için adalete erişimin temel zeminlerinden biridir.
Toplumun kanayan bir yarası olan IBAN dolandırıcılığı da bu paketin çözemediği alanlardan biridir. TCK 158 başta olmak üzere ceza hukuku birçok alanda son çare olmaktan çıkmış, ilk refleks hâline gelmiştir. Yüz binlerce dosyanın birikmesi tesadüf değildir, bu refleksin bir sonucudur. Oysa adalet; hikâyeye, vakaya odaklanmayı da gerektirir. İşte bu yüzden dolandırılan, kullanılan hesapların mağduru daha çok da gençler ve yaşlılarımız; dolandırılmaları sebebiyle üstlerine kalan borçla ne yapacaklarını düşünürken hatta cezaevlerine düşerken bu dolandırıcılığı yapanlar lüks hayatlar içinde yaşayınca toplumdaki adalet duygusu da zedelenmektedir. On birinci yargı paketi için şu söylenebilir: Anayasa Mahkemesi kararlarına uyuyormuş gibi yapan ama kararların özündeki ölçülülük ve hak dengesi sorunlarını çözmekten uzak, şekil olan ama ruhu olmayan bir torba.
Biz şunu söylüyoruz: Çocuğu gerçekten korumak istiyorsanız onu susturan değil, güçlendiren, güvenle hayata yetiştiren bir hukuk kurmak zorundasınız; kadını gerçekten korumak istiyorsanız ifşayı bastıran değil, şiddeti gözden kaçırmayan bir sistem kurmak zorundasınız çünkü hukuk güvenliği her şeyin iç içe görüşüldüğü torba yasalarla değil, açık ve izlenebilir, denetlenebilir yasalarla düzenlenmekle ancak gerçekleşebilir. Bu Meclisin görevi, iyi niyetli gerekçelerle kötü sonuçlar üreten kanunlar yapmak değil hakları gerçekten koruyan güvenilir bir hukuk devleti inşa etmektir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)