| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 23.12.2025 |
KAMURAN TANHAN (Mardin) - Cezaevlerinde bizleri izleyen tüm yoldaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada en dezavantajlı ancak en dirençli kesimlerin başında gelen engelli yurttaşlarımızın gasbedilen haklarını, yoksullukla mücadelelerini konuşmak ve kanun teklifimizin gerekçesini paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum.
Meclis Başkanlığına yaklaşık iki yıl önce sunmuş olduğumuz bu kanun teklifi milyonlarca insanın haysiyet ve hayatta kalma mücadelesidir aslında. Ancak ne yazık ki Meclisin işleyişinde engelli haklarına dair önergelerimiz ve kanun tekliflerimiz çoğu zaman komisyonun raflarında bekletilmektedir. İktidar kulislerinde maliyet hesabı yapılarak gündeme dahi alınmayan sermaye ve güvenlik politikalarına ayrılan devasa bütçelerin yanında engelli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması, ekonomik yük olarak görülmesi siyasi bir tercihtir ve bu tercih halktan yana değil, sermayeden yana oluyor her zaman. Bizim teklifimiz bu bütçe tercihlerinin insan onuruna göre yeniden düzenlenmesi çağrısıdır. Engellilik sadece bedensel bir kayıp olarak görülmemesi gerekmektedir, toplumsal ve ekonomik adaletsizliklerin bir sonucudur. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi devletlere yeterli yaşam standardı sağlama yükümlülüğü yüklemişse de bugün Türkiye'de engelli yurttaşlarımız yeterli yaşam standardı bir yana, insan onuruna yaraşır bir hayatın çok çok ötesine itilmiş bir durumdadır.
Bakınız, rakamlar yalan söylemiyor, gerçeği söylüyor. Türkiye'de engelli aylıkları nominal olarak her yıl artsa da dolar bazındaki reel değeri özellikle son on yılda ciddi bir düşüş kaydetmiştir. Engelli aylıkları artan enflasyon karşısında gerçek değerini büyük ölçüde yitirmiş, alım gücü bakımından yarı yarıya değer kaybetmiştir. TÜRK-İŞ Konfederasyonu Kasım 2025 verilerine göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 29.828 TL'dir, yoksulluk sınırı ise 97.000 TL'nin üzerindedir. Buna karşın engelli yurttaşlarımızdan engel oranı yüzde 40 ila 69 arası olanların aldığı aylık 4.302 liradır yani açlık sınırının yedide 1'i. Yine, yüzde 70 ve üzeri engelli olan yurttaşlarımızın aldığı ücret ise 6.453 liradır, bu da yaklaşık beşte 1'ine tekabül ediyor. Engelli yurttaşlarımıza layık görülen aylık miktarları deyim yerindeyse bir sadaka niteliğindedir. Elimizi vicdanımıza koyalım, açlık sınırının 29.000 lirayı aştığı bir ülkede bir engelli yurttaşımız 4.302 TL'yle nasıl kira ödeyecek, nasıl beslenecek, nasıl tedavi olacak? Bu rakamlar engelli bireylerin sadece toplumsal yaşama katılımını değil, biyolojik varlığını sürdürmelerini dahi imkânsız kılmaktadır.
Engelli bireylerin yoksulluktan çıkış yolu olan istihdamda ciddi bir kota ve katılım sorunu yaşanmaktadır. Sadece yardımlar değil, engelli bireylerin üretimdeki yerini de konuşmalıyız elbette. Türkiye genelinde iş gücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 54 iken engelli bireylerde bu oran sadece yüzde 22'lerdedir. Kadın engellilerde ise durum daha da vahimdir, iş gücüne katılım oranı yüzde 12'lere kadar gerilemiştir. Kamu ve özel sektörde engelli çalıştırma kuralı sıklıkla ihlal edilmekte ve kontenjanlar boş bırakılmaktadır. 2024 EKPSS'ye giren 115 binden fazla adaydan sadece 2.114'ü işe yerleşebilmiş ve yerleşme oranı 1,84'tür; Türkiye'nin, AKP iktidarının engellilere bakış açısını özetleyen bir durum.
Ve diyoruz ki: Engelli aylığını asgari ücret düzeyine çekmek bir lütuf değil iş bulamayan ve engeli nedeniyle çalışamayan yurttaşlarımıza devletin bir borcudur. Kanun teklifimizin amacı nettir: Bir, aylıkların asgari ücret seviyesine çıkarılması durumudur. 2013 yılında yapılan bir düzenlemeyle engelli aylıkları, memur maaş artışına endekslenmiş ve asgari ücretin çok gerisinde bırakılmıştır. Biz, engelli aylığının net asgari ücret tutarına yükseltilmesini teklif ediyor ve öneriyoruz. Yine, hane geliri kriterinin kaldırılması gerekmektedir. Mevcut sistemde engellinin değil hanenin geliri baz alınmakta; bu durum, engelli bireyi ailesine bağımlı kılmakta, bireysel bağımsızlığını yok etmektedir. Bu kriter derhâl insani bir seviyeye çekilmelidir. Üçüncü olarak da kademeli ödeme ayrımcılığı kaldırılmalıdır. Sağlık kurulu raporuyla durumu belgelenen her engelli yurttaşımız engel oranına bakılmaksızın eşit ve yeterli desteği almalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tanhan, lütfen tamamlayın.
KAMURAN TANHAN (Devamla) - Biz DEM PARTİ olarak engelliliği bir lütuf veya yardım meselesi olarak değil bir hak meselesi olarak görüyoruz. Engellilerin evlerine hapsedildiği, sokağa çıkamadığı ve açlıkla terbiye edildiği bir düzende sosyal devletten söz edilemez. Bu kanun teklifi, engelli yurttaşlarımızın ekonomik bağımsızlığını kazanması ve kimseye muhtaç olmadan yaşaması için atılmış hayati bir adımdır. Tüm milletvekillerini insan onuruna yaraşır bir yaşam için bu teklife destek vermeye davet ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)