| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 23.12.2025 |
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli halklarımız; konuşmamın başlığı Hakkâri'nin yerel sorunları ama aslında bahsedeceğim mesele tüm Türkiye'nin, özellikle refahtan mahrum bırakılmış, yoksullaştırılmış bölgelerin, milyonlarca insanın meselesidir. Hakkâri bütün ekonomik göstergelerde son sıralarda yer almaya devam ediyor. Teyit etmek isteyen hemen şimdi TÜİK'in internet sitesini açıp istatistiklere bakabilir. İstihdam oranlarından kişi başına düşen doktor sayısına, millî gelirden alınan paydan öğrenci başına düşen öğretmen sayısına kadar bütün göstergelerde Hakkâri en kötü göstergelere sahip. Peki, bu yoksulluk boşlukta mı oluştu, kendiliğinden mi gelişti? Elbette ki hayır. Bu yoksulluğu cumhuriyet dönemi boyunca uygulanan ekonomik, sosyal ve siyasal politikaların bir sonucu olarak görmeliyiz. Hakkâri halkının kimliğini yok etmeye dönük politikalarla yoksullaştırma politikaları birbirinden paralel ilerledi. Kentimize, bölgemize acı ve yoksulluktan başka bir şey getirmedi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hakkâri için sürekli istihdam yaratıldığından bahsediliyor ama meşhur istihdam politikalarını Hakkâri'de gören yok. İşsizlik rekor kırmaya devam ediyor. Hakkâri halkını yoksul bırakan iktidarlar yine bu yoksulluğu kullanarak halkın değerleriyle ve onuruyla oynamak istiyorlar. İŞKUR'un birkaç yıldır uyguladığı İşgücü Uyum Programı var. Bu program aracılığıyla insanlar dokuz aylığına istihdam ediliyorlar, asgari ücretin yarısı kadar ücret ödeniyor. Bu programın kendisi zaten güvencesiz ve düşük ücretle emek sömürüsü anlamına gelmektedir. Hakkâri'de bu program ayrıca siyasal ve sosyal mühendislik aracı hâline getirilmiştir. Hakkâri'deki resmî kurumların işe alımları âdeta iktidar partisinin kampanyasına ve örgütlenme aracına dönüştürülmüş durumdadır. AK PARTİ mensupları utanmadan Hakkâri'de iş için başvuru yapan insanlara partilerine üye olurlar ise işe alınabileceklerini söylüyorlar. Aslında tersinden baktığınızda bunun bir tehdit olduğunu anlarsınız. İnsanlara "Bizim partimize üye olmazsanız iş bulamazsınız." diyorlar, "Aç kalırsınız." diyorlar. Noter huzurunda halka açık ve şeffaf şekilde yapılması gereken kura çekimleri olması gerektiği gibi yapılmıyor, bu süreç şaibeli bir şekilde yürütülmeye devam ediyor. Yıllarca ekmeğiyle oynadıkları insanların bu sefer de onuruyla oynamak istiyorlar. Hakkâri'de insanlar bu siyasi şantaja boyun eğmedikleri için, onurlu duruşlarını korudukları için işe alınmayarak cezalandırılıyorlar. Devletin bütün resmî kurumlarındaki sosyal imkân ve olanaklardan faydalanmak her yurttaşın en temel hakkıdır fakat bu iktidar insanları ekmeğiyle terbiye etmeyi bir yönetim tekniği hâline getirmiştir. İnsanın en temel haklarından biri olan çalışma hakkı bir lütufmuş gibi sunuluyor. İşe girmek ve sosyal yardımlardan faydalanmak için AKP her yerde kendilerine üye olmayı bir zorunluluk olarak dayatıyor. Üye olmayan yurttaşlar ise istihdam politikalarından, sosyal desteklerden mahrum bırakılıyorlar. Devletin içine düşürüldüğü çürümüşlüğü görmek isteyen herkes buyursun Hakkâri'ye gelsin, görsün. Bu çürümüşlük sadece İŞKUR istihdamları için değil en küçük sosyal yardımlardan en büyük kamu ihalelerine kadar aynı şekilde cereyan ediyor. Hakkâri'de bu adaletsizliğin birer parçası olmuş olan mülki idare amirleri çok iyi bilsinler ki Hakkâri halkı değerlerini, onurunu, kimliğini her şeyin üzerinde görüyor. Ne yaparsanız yapın, onurlu Hakkâri halkı sizlere boyun eğmeyecek, adaletsizliğinize karşı mücadele etmeye devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, Hakkâri özelinde ama bütün bölge için uygulanması gereken iki temel önerimiz vardır. Birincisi, cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen sistematik yoksullaştırma politikalarına son verilmelidir. Adaletin en önemli veçheleri üretimde ve bölüşümde adalettir. Bölgeler arası derin eşitsizliğin azaltılması için ilgili bütün bakanlıklar tarafından eylem planlamaları yapılmalıdır.
İkinci önerimiz ise Hakkâri'de istihdam ve sosyal yardım konusundaki partizan yaklaşımların terk edilmesidir. Zira bu yaklaşım sadece ekonomik çöküntüye yol açmamakta, toplumsal barışı da bozmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Parlak lütfen tamamlayın.
VEZİR COŞKUN PARLAK (Devamla) - 2026 yılının adaletsizliklerin son bulduğu, barışa ve demokratik topluma vesile olmasını diliyor, Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)