| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 22.12.2025 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de konuşmama... Bundan yüz on bir yıl önce Allahuekber Dağları'nda maalesef büyük bir trajedi yaşandı. Vatan uğruna gözünü budaktan sakınmayan binlerce askerimizi zorlu doğa şartları karşısında maalesef şehit verdik. Büyük fedakârlıklarıyla vatan uğruna mücadelenin en büyük örneklerinden birini sergileyerek nesiller boyunca taşıyacağımız ve koruyacağımız bir mirası da bizlere bıraktılar. Bütün kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum.
Bugünlerde çok konuşulan bir soruşturma konusu var. Bir soruşturma gerçekleştiriliyor Türkiye'de, gerçekleştirilebilir. Dün de bu kürsüden ifade etmiştim; herkes yargılanabilir, herkes tutuklanabilir, adli süreçler herkes için işletilebilir. Ortada büyük bir bilinmezlik var; adli makamlar sonuna kadar üstüne gidip suç ve suç unsuru taşıyan ne varsa ortaya elbette ki çıkarmalı ancak arkadaşlar, bunu yapmanın da bir usulü olmalı. AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Abdülhamit Gül, sizler eski Bakan olarak benim söylediklerimi çok daha iyi anlayacaksınız, hukukçu arkadaşlar çok daha iyi bilecekler; daha henüz ifadeler alınıyor -yani ben hayretle takip ediyorum bütün süreci- deliller toplanıyor ama biz ifadeleri, delilleri, her şeyi aynı gün, hatta birkaç saat sonra sosyal medyadan görüyoruz. Bu nasıl bir iş? Bu mümkün mü, böyle bir şey olabilir mi? Bunu biz normal mi karşılayacağız yoksa bunu yapacak olan adli makamlar... Ama bakıyoruz, ifadeler, resmi belgeler, deliller çarşaf çarşaf ortalığa dökülmüş durumda. Bu işin -ben hukukçu değilim ama- baktığın zaman bana göre bir sakıncası da şu: Yarın öbür gün incelemeler genişledi diyelim, farklı yerlere uzandı, ee siz bütün dosyayı baştan zaten ifşa ettiniz yani birilerinin delil yok etmesine imkân sağlamış oldunuz. Bu nasıl bir adalet mekanizmasıdır? Yani hasta, ölme riski olan belediye başkanları kaçma şüphesiyle tutuklu içeride kalırken, bunlar çarşaf çarşaf ifşa ediliyor, zaten bu işlere ucundan kıyısından bulaşmış birileri varsa da oo çoktan "Bana gelir." diye zaten delil karartma veya her türlü tedbiri alma yoluna gidecektir. Bütün bunların sebebi başka mı ya da yani bir yerlerden birilerine aba altından sopa göstermek maksadıyla mı bütün bu süreç işletiliyor, inanın anlamakta güçlük çekiyoruz. Şu anda gördüğümüz şudur: Resmen bir hukuki süreç katliamı yaşıyor bu ülke bütün bu olan bitenle. Son üç-dört ay içerisinde zaten bu millete bir adli şok yaşattınız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kadar adli süreçlere hâkim olan dünya üzerinde başka bir toplum da yoktur. Yani hepimizi, sağ olun, hukukçu yaptınız ve her detayı öğrenmek, anlamak zorunda bıraktınız sizler bu milleti. Bunlar daha önce de yaşandı yani bu adli şokları ilk defa yaşamıyor bu ülke, sizin döneminizde Ergenekon, Balyoz kumpasları ortada, "Fatih Camisi bombalanacaktı." dendi, ortalık, hatırlayın, ayağa kaldırıldı, neler yaşadık o dönem. Sonra bir baktık, bunların tamamının aleni kumpas olduğunu gördük.
Başka bir süreç KHK'liler, dün de ifade ettim, bir sürü hata olduğu ortaya çıkarıldı ve daha da çıkarılmayanları var, bunları da görüyoruz. Bugün yargı paketini konuşacağız hep beraber, on birinci yargı paketini ama konuştuğumuz bu durum da ayrıca ortada. AK PARTİ'ye yakın medya kuruluşlarına açın bakın, bir operasyon gerçekleştirilmeden önce zaten biz oradan ilk sinyali alıyoruz, diyoruz ki: "Geliyor." İlk haberler oraya servis ediliyor, ilk bilgiler oralara gidiyor yani bu mümkün müdür, nasıl mümkün olabilir, niyet nedir, anlamak mümkün değil. Öyle bir yapı kurulmuş ki bazı avukatların, savcıların, hâkimlerin ve dosyası bulunan iş adamlarının olduğu, savcıların hâkimlerin yurt dışına tatile götürüldüğü iddia ediliyor; bunu söyleyen de gene AK PARTİ çevresi ha, bizler değiliz yani AK PARTİ'nin kendi çevresinden bu iddialar. Yargı paketi çıkarsak ne olur, çıkarmasak ne olur; bunların hepsi âdeta bir yara bandı gibi çünkü bünyenin acil ameliyata ihtiyacı olduğu ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, lütfen tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bünyedeki bu kanseri söküp atmaya ihtiyaç var ve gün geçtikçe maalesef bu sorunlar da sürekli daha da büyüyor.
Bugün Gayrettepe davası görüşülüyor. Geçtiğimiz yıl hatırlayın, nisan ayında Gayrettepe'de 29 kişi yaşamını yitirdi ve bilinçli bir taksir değil olası bir kast davası. Bakın, 15 kişi kapının önünde ölmüş, giriş çıkışları kapalı. Ya, bunu konuşuyorduk, üstüne Kartalkaya geldi, şimdi bir yargı paketini konuşacağız. Türkiye bir deprem ülkesi 52 bin vatandaşımızı kaybettik biz 6 Şubatta. Yani bu depremleri bizim gene yaşayacağımız net, 17 Ağustos 1999 depremi, Erzincan depremi, Van depremi, İzmir depremi; İstanbul depremi kapıda. Ne yapıyoruz biz bütün bunları beklerken, bütün bu riskler yanı başımızdayken?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, lütfen tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bir yargı paketi çıkarıyoruz ve bu yargı paketiyle 6 Şubat depreminde sorumluluğu olan, imar mevzuatına uymayan, malzemede, malzeme güvenliğinde, inşaat yapımında gerekli tedbirleri almayan bütün müteahhitler, bunların hepsi bu yargı paketindeki bu infaz yasasından, infaz uygulamasından faydalanacak. Arkadaşlar, bu konuda bizim alttan alma veya göz yumma lüksümüz yok, Türkiye bir deprem ülkesi. Biz hiçbir zaman ders alamıyoruz. Bu cezaların caydırıcılık ilkesi olması lazım. Bununla ilgili İYİ Parti olarak da bir önerge verdik, umarım işleme alınır. Zira, Türkiye bir deprem ülkesidir ve buna müsaade etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.