GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:22.12.2025

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Bütün arkadaşları saygıyla selamlıyorum.

Dün on dört günlük bir maratonun son noktasını koyduk. Meclisin de kısa da olsa bir tatile gitmesi beklenirken bir kez daha bir aradayız. Ben öncelikle bütçe çalışmalarındaki yoğun emekleri ve fedakârlıkları nedeniyle başta YENİ YOL Partisi Grubu danışmanları ve uzmanları olmak üzere Meclisimizin bütün bürokratlarına ve emekçilerine teşekkür etmek istiyorum.

Bugün niye buradayız? Çünkü ağustos böceği gibi ekim ve kasım aylarının hakkını vermediğimiz için buradayız ve bugün, yarın acaba 40 maddelik bir kanunu hızlıca çıkartabilir miyiz diye ha bire müzakereler yapıyoruz. İktidar partisinden hep şunu rica ettik: Şöyle üç aylık, dört aylık programlarla gelirseniz bu tip uzatmalara ve sıkışmalara gerek kalmadan yol alırız.

Sayın Başkanım, dün Meclisimizin kapanışında hepimizi utandıran görüntüler de yaşandı. Ben başta Adıyaman Milletvekili Sayın İshak Şan olmak üzere, bu olay nedeniyle bir şekilde incinen, bir şekilde nahoş bir muameleye maruz kalan bütün arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyorum ama bir muhasebeye ihtiyacımız var. Bir eski bakanın, bir genel başkana kol mesafesinde yaklaşarak laf atması ne milletvekilliğine ne de eski bakanlığına yakışırdı. Ondan sonra da çıkan olaylara âdeta herkesin koşarak dâhil olması bütün Meclis adına nahoş bir görüntü yarattı. Toplam karışan kişi sayısına bakıyoruz 20-30 ama imajı zedelenen ve mehabeti eksilen Türkiye Büyük Millet Meclisi ve siyaset kurumu. Parti genel merkezlerinin dünkü olaya karışan bütün arkadaşlarla ilgili tek tek bir nasihatte, bir tavsiyede bulunması ve bu olayların bir kez daha yaşanmaması icap eder.

Sayın Başkanım, birtakım önemli olayların da yıl dönümünün içerisinde olduğu bir haftadayız. Bunlardan ilki 21 Aralık 1963 Kıbrıs Kanlı Noel olayları. Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ve çocuklarının katledilmesiyle başlayan olaylar çok büyük bir etnik temizlik hareketine dönüşmüştü âdeta. Biz bugün bu acı olayı anıyoruz, orada hayatını kaybedenlere rahmet diliyoruz ama bu bir anma günü olarak kalmamalı. Biz Kıbrıs davasının nerede bulunduğunu bugün iyi muhasebe etmek zorundayız. 1 Ocak itibarıyla Kıbrıs Avrupa Birliğinin Dönem Başkanlığını da devralacak. Biz yaz boyu Türki Cumhuriyetlerin Kıbrıs'ta büyükelçilik açma girişimleriyle karşılaştık ve ne Sayın Dışişleri Bakanı ne iktidar partisi milletvekilleri ne de Sayın Cumhurbaşkanından âdeta böyle bir olay yaşanmamış gibi, hiçbir değerlendirme görmedik. Gerçeklerle yüzleşelim, eğer bu Türki Cumhuriyetler bize rağmen İsrail'in de etkisiyle böyle bir yola giriyorlarsa ona göre bir değerlendirme yapalım. Yok, bu bizim eksiğimizden kaynaklanıyorsa yine ona göre bir değerlendirme yapalım.

Bugün, keza Sarıkamış şehitlerini anma yıl dönümü ve haftası. Binlerce Mehmetçik dondurucu soğukta açlık ve imkânsızlıklarla düşmana teslim olmak yerine ölümü tercih ettiler. Elbette onları rahmetle anıyoruz ama gerçekten gençlerimizin en küçük bir zorlukta süngüsünün düştüğü, mücadele etmekten vazgeçtiği, vatan, millet, ahlak, ülke gibi değerlere karşı diğerkâmlığın azaldığı bir dönemde Sarıkamış şehitlerini bugünkü gençlerimize verdiği mesajlar üzerinden bir kez daha konuşmak, bir kez daha anmak icap ediyor zannederim.

Bir başka anma vesilesi de Kanun-ı Esasi'nin 150'nci yıl dönümü. Yani, aslında kendi dönemi ve çağdaşlarına göre çok erken bir dönemde, 1876'da bir Kanun-ı Esasi düzenlenmiş. Aradan yüz elli yıl geçmiş, biz hâlâ, bugün, bırakınız Anayasa'ya, mevcut kanunlara dahi uyulup uyulmadığının tartışıldığı bir düzlemdeyiz. Hukuk devleti, anayasal düzen olmaktan vazgeçtik, kanunlara uyulmayan ve Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle yargı devletine dönüşmüş bir ülkeyiz maalesef. Bu ülkenin elbette gerçek anlamda sivil, çoğulcu, özgürlükçü, katılımcı ve cumhuriyetin temel değerlerini ve müktesebatını koruyan yeni bir anayasa ihtiyacı var ama ondan daha önce de mevcut Anayasa ve kanunlara uyan bir yargı anlayışına, bir iktidar anlayışına ihtiyaç var.

Sayın Başkan, Gülcan Hanım da değindi, Anamurda bugün bu sabah saatlerinde yaşanan dehşet verici olay, hem eğitim sistemimizi hem değerler yargımızı hem çocuklarımızın nasıl bir hayatın içerisinde yetişegeldiği hemde silaha nasıl bu kadar kolay erişimin sağlanıp sağlanmadığı mevzularında sağlam bir muhasebeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Biz, okul müdürü hocamıza -ağır yaralı- sağlık diliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Şimdi, deprem zamanı hep birkaç konu üzerinden tartışmalar yaşandı. Biz, iktidarı ilk kırk sekiz saat, yetmiş iki saat, hatta iki hafta boyunca arama kurtarma faaliyetlerini olması gerektiği gibi yürütmediği konusunda eleştirdik. O dönemde, Kızılayın çadır satışı noktasında birtakım iddialar gündeme geldi. Bu iddialar gündeme gelir gelmez iktidar partisi milletvekillerimiz hemen büyük bir refleksle, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, bunun o dönem yürütülen çalışmalara bir bühtan, bir iftira olduğunu ifade ettiler ama Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu hafta bu konuyu resmî olarak tespit etti. Evet, insanlarımız soğukta donarken ve yağmur altında beklerken Kızılay çadır satmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı).

BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Şimdi, Kızılayın çadır satışından önce Kızılayın nasıl holdingleştiğini, Kızılay yöneticilerinin nasıl onlarca şirketten huzur hakkı aldığını, o şirketlerin hiçbir denetime tabi olmadan hangi ticari imtiyazları, kimlere ve nasıl transfer ettiğini konuşmamız gerekiyor. Ama Kızılayın depolarında her ne varsa, çadır mı, kıyafet mi, termal mi, alet edevat mı; deprem bölgesine yığılması gerekiyorken bunu Ahbaba satmış olması en basit bir ifadeyle insanlık dışı bir durumdur ya, böyle bir şey olabilir mi? Ne varsa yola çıkıp oraya yığmanız gerekiyor ama siz bundan üç kuruş para kazanmanın derdindesiniz; bu normal bir durum değil ki Kızılayın ticarileşmiş ve holdingleşmiş faaliyetlerin bir parçası gibi değerlendirelim. Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Başsavcılığı görevi kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen bu soruşturmada sorumluları yargılayacaktır.

Teşekkür ediyorum.