| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 21.12.2025 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Genel Başkanım, siyasal partilerin Sayın Genel Başkanları, değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, değerli bürokratlar, televizyonları karşısında bizleri dinleyen aziz milletimiz ve basınımızın sevgili emekçileri; evet, aşağı yukarı iki aylık bir bütçe maratonunun bugün son günündeyiz ve hatta son on dakikasındayız.
Ben burada bütçe konuşacağım; memleketin derdinden konuşacağım; asgari ücretliden, emekliden, çiftçiden konuşacağım ama ilginç olan şu: 23'üncü bütçesini, 24'üncü bütçesini yapmakla övünen siyasal partinin bugün 3 Grup Başkan Vekilini dinledik, bir de milletvekilini dinledik. Polemik yapmaktan başka hiçbir şey yapmadınız ya! (CHP sıralarından alkışlar) Bir tek "asgari ücret" demediniz, bir tek "emekli" demediniz. Bakın, siyasetçiye inanmayın, bizi televizyonlarda dinleyenler, ben de dâhil olmak üzere, siyasetçiye güven duymasınlar; açsınlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarından bunları teyit etsinler. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer AKP'nin 3 Grup Başkan Vekili ve konuşan milletvekili bir tek "emekli" dediyse, bir tek "asgari ücretli" dediyse, bir tek "esnaf" dediyse; Cumhurbaşkanı Yardımcısı bıktıracak derecede uzun konuşmasında bu vatandaşın gerçek derdiyle ilgili bir tek rakam verdiyse ben haksızım.
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Haksızsın!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Eğer vermedilerse biz haklıyız arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, peki, yapmadılar da ne yaptılar? Onu söyleyeyim. Polemiğin dibine vurmaya çalıştılar. Yaşlarına bakıyorum, birisi 1968'de doğmuş, tek parti döneminden bahsediyor. Tek parti dönemini nereden biliyorsun acaba? Okudun mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Okudun. Peki, eksik okmuşsun; bak, ben sana bir şey söyleyeyim, eksik okumuşsun çünkü tek parti demek Mustafa Kemal Atatürk demektir; onurumuzdur, övünüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Başka bir şey daha var, tek parti demek... Ya, tarih bilincinden bu kadar mı uzaksınız? Mustafa Kemal Atatürk'ün uzunca bir dönem Başbakanlığını Celal Bayar yapmıştır, hiç mi duymadınız be kardeşim? Milletvekilliğini Adnan Menderes yapmıştır. Demek ki siz tek parti içerisinde kendi dedelerinizin de izini inkâr ediyorsunuz; işte, o kadar tarih bilincinden yoksunsunuz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) O tek parti döneminde ne oldu biliyor musun? O tek parti döneminde Türkiye Cumhuriyeti emperyalizmin boyunduruğundan kurtarıldı, bir; Osmanlı'nın borçları ödendi, iki. (CHP sıralarından alkışlar) 1929'da dünyada büyük ekonomik buhran varken, kriz bütün dünyayı sarmış sarmalamışken sata sata bitiremediğiniz bütün KİT'ler o yıllarda yapıldı, üç. Siz ne yaptınız biliyor musunuz? Siz o devletin en zor zamanlarında yaptığı KİT'leri yalnızca 65 milyar dolara, bu yılki bütçenizin 2 trilyon 740 milyar liralık faiz parasına sattınız.
ÖMER İLERİ (Ankara) - Doğru değil.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Böylesine haramzadesiniz sizler. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Evet, tek parti dönemini bilmezsiniz, tek parti döneminde kimlerin başbakanlık yaptığını, kimlerin milletvekilliği yaptığını bilmezsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'e düşmansınız, korkudan onu da söyleyemezsiniz, böyle dolanmaya çalışırsınız. Atatürk'ün ruhu korkutuyor sizi, korkutmaya devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Gelelim, belediyelere. Bak, belediyelere ilişkin dünyanın iftirasını atıyorsunuz. Buraya bir başka başlık açacağım, buraya daha özel gireceğim ama şimdilik şunu söyleyeyim: Bak, burada bir tane kanun teklifi verdik, Sayın Devlet Bahçeli de burada oturuyor, o da dedi ki: "TRT'den yayınlansın." Niye korkuyorsunuz ya, bu iftiralarınızdan niye korkuyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Kimden korkacağız?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Yayınlansın da ak mıymış, kara mıymış, görelim hadi, var mısınız? Bir tane imza atacaksınız, bir tane. Atamazsınız, niye biliyor musunuz? İşiniz iftira, işiniz böyle cayır cayır bağırmak.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Niye bağırıyorsun, niye bağırıyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Asla o sesinizi düşürerek, sözünüzü yükselterek konuşamazsınız. Bütün bunlar yalancıların ve iftiracıların ortak özelliğidir çünkü. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Sesini niye yükseltiyorsun, sesini niye yükseltiyorsun; niye yükseltiyorsun sesini?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bir başka şey daha söyleyeyim: Bak, bir tane kanun teklifi getirmişim ben buraya, güzel bir kanun teklifi, diyorum ki: "Burada bir mal bildirimi beyanı yapalım, Cumhurbaşkanı ve Yardımcısı..."
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Sadece hakaret, başka hiçbir şey yok; bomboş bir konuşma, hakaretten başka hiçbir şey yok.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Fikir yok konuşmanda, sadece iftira var, sadece iftira var.
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Sadece iftira, bomboş konuşma.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Fikir dinlemek istiyor musun? Bak, sen anlayamazsın Süleyman da, bak, dinle: Cumhurbaşkanı Yardımcısının, bakan yardımcısının, bütün milletvekillerinin, bütün belediye başkanlarının siyasete girmeden beş yıl evvelki mal varlıklarını geriye yönelik olarak MASAK saptayacak ve raporlayacak. Siyasete girdi, MASAK her yıl raporu yeniden yayınlayacak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Siz de razı oluyor musunuz?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Sonra bunlar çelik kasalara girmeyecek, bunlar internette yayınlanacak. Kim siyasetten kazanıyor, kim vatansever, herkes görecek. Var mısınız? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Fikrin mi yok, niye bağırıyorsun? Dün diyordun ya "Sesin niye yükseliyor?" diye, fikrin mi yok senin?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bak, bir şey söyleyeceğim: En çok bağırandan başlayarak. En çok bağıran her zaman en hırsız olanıdır. Bağırmayın, buna bir imza atın, görelim. Bir tane cesur yok mu ya aranızda? Şuna "Ben varım, ben imza atıyorum." diyen bir cesur adam yok mu aranızda? Yazıklar olsun, yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
CELALETTİN KÖSE (Gümüşhane) - Sana yazıklar olsun, sana yazıklar olsun!
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Sana yazıklar olsun! Terbiyesiz!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Üçüncüsü, Cumhuriyet Halk Partisi...
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - İyi çitileyin, iyi çitileyin!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Yatar kalkar, Cumhuriyet Halk Partisine hakaret etmeye kalkışırsınız.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Genel Başkanlarınızın sözlerini kabul etmiyorsunuz!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bu Cumhuriyet Halk Partisi cumhuriyetin kurulmasından elli gün evvel kurulmuş bir siyasal partidir. Bu Cumhuriyet Halk Partisini kapatmaya çalışanlar olmuştur; CHP'nin Genel Başkanları tutuklanmıştır; CHP'nin Genel Başkanlarına silahlı saldırılar, taşlı saldırılar olmuştur; CHP'nin il başkanları öldürülmüştür; CHP kapatılmıştır. Bunları yapanlar, başta, Kenan Evren olmak üzere, hepsi şu anda zebanilerle beraber; siz de onların izinden gidin, sizi de zebaniler karşılayacak. (CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ha, böyle cübbesine rozet taktırdığınız adamlar Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep ediyorlar; sizin yedi sülaleniz Cumhuriyet Halk Partisine hiçbir şey yapamaz; Halep oradaysa arşın buradadır. (CHP sıralarından alkışlar)
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Doğru, biz bir şey yapmıyoruz, siz yapıyorsunuz zaten! CHP'ye biz ne yapıyoruz, siz yapıyorsunuz!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ha, şunu söylüyorlar, diyorlar ki, Akbaşoğlu diyor ki: "Siyaseten bizi azledecekmiş vatandaş, seçime gidelimmiş." Yahu, Akbaşoğlu, bizim de tam söylediğimiz bu. Bak, bir GENAR var, GENAR, biliyor musunuz? İhsan Aktaş, sizin adamınız, tanırsınız.
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) - Senin adamın!
TUBA KÖKSAL (Kahramanmaraş) - Senin adamın!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - O, en son, Cumhuriyet Halk Partisini 2'nci parti gösterdi, siz bizi geçmişsiniz. İhsan Aktaş, GENAR, Kıbrıs seçimlerinde yüzde 60'la kazananı yüzde 40 bulmuştu, yüzde 40'la kaybedeni de yüzde 60 bulmuştu, şimdi de sizi 1'inci gösteriyor.
TUBA KÖKSAL (Kahramanmaraş) - Ana muhalefeti...
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hazır GENAR da sizi 1'inci gösteriyorken, korkmayın, pazartesi günü, gelin, kararı alalım, sandığı getirelim, boyunuzun ölçüsünü verelim size, var mısınız? Hadi var mısınız? (CHP sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Bu millet size oy vermeyecek, bu millet sizi iktidar etmeyecek!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ha, tabii... Süleyman, sesin kısılacak Süleyman.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Sesin bakıyorum da yüksek çıkıyor.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Senin sesin kısılacak.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Fikrin mi yok! Genel Başkanlarının sözlerini mi kabul etmiyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ya, kısılsa ne olur, kısılmasa ne olur, işim bağırmak.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Niye bağırıyorsun? Niye bağırıyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Şimdi devam edelim. CHP Genel Başkanlarına saldırmak, asgari nezakete sahip olmadığınız için CHP Genel Başkanlarına saldırırsınız. Bakın, ben size söyleyeyim...
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Genel Başkanlarının sözünü kabul etmiyorsun!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisinin kurultayları sizin kurultaylarınıza benzemez. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sizin kurultaylarınızda bir hafta evvel Erdoğan her türlü şeyi ayarlar, sizi davet eder, siz planlanmış bir kurultayda el kaldırırsınız.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Belediyenin aracı dışarda bekliyor!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Biz de öyle olmaz birader, biz de ne olur biliyor musun?
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Belediyenin aracı dışarda bekliyor!
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - CHP'nin delegeleri Türkiye'nin dört bir tarafında gelir, o CHP'nin delegeleri memleketin işaretini alır, oyunu kullanırlar, CHP Genel Başkanları kurultayda değişir! (CHP sıralarından alkışlar) Başbakanlar sizin tarafınızdan görevden alındı bu memlekette, biz de böyle olmaz. Ha, bir başka alçakça iftirayı ve çarpıtmayı yapıyorsunuz. Antonio Costa'dan Genel Başkan randevu istemiş de Genel Başkan beş dakika randevu alamamış. Yahu, hayatınız yalan be, hayatınız yalan! Burada bir şey söyleyeyim size, Lozan'ın yüz yıllık gizli maddeleri vardı da maden çıkartamıyordunuz, ne oldu? Ne oldu utanmazlar? O yüzyıl bitti mi?
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Niye bağırıyorsun? Niye bağırıyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bitti mi?
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Fikirsiz! Fikirsiz! Niye bağırıyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Fesli Kadir'in evlatları bitti mi? Bitti mi o yüzyıl?
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Niye sesini yükseltiyorsun?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ben size söyleyeyim, Antonio Costa'yla Genel Başkan bundan evvel defalarca görüşmüştür. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) AB Konseyi Başkanı konuşmasını yaptıktan sonra çiftçilerin traktörle eylemleri için derhâl salonu terk etmiştir ve Genel Başkan da "Kalsa ve liderleri dinlese daha iyi olurdu." diye demiştir. Mesele bundan ibaret, bunu çarpıtmaya çalışıyorsunuz.(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Ha "randevu" deyince ben size söyleyeyim: Ya, camdan evde oturanlar başkasının evini taşlamasınlar. Randevu nasıl olur biliyor musun? Rusya'nın uçağını düşürürsünüz, "Kim düşürdü, kim düşürdü?" diye birbirinizle yarışırsınız, bir hafta sonra aklınız başınıza gelir "Bu Putin bizi yiyecek." diye Putin'den randevu alırsınız, sonra sizi Rus televizyonunun canlı yayınında iki dakika ayakta bekletirler, Türkiye de sizin adınıza utanır be kardeşim, utanır!(CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Biz sizden utanıyoruz, biz sizden utanıyoruz! Brüksel'e giden sizsiniz!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Sonra bir şey daha söyleyeyim: Trump'tan randevu almaya çalışırsın, Trump sana randevu vermez.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Dersin ki: "Junior Trump, İstanbul'a gel de seninle bir görüşelim." Junior Trump da der ki: "Olur, randevuyu hallederiz, yalnız bazı işler var." "Neymiş onlar?" "250 tanecik Boeing alacaksın bizden." "Eyvallah, yaparız." "Nadir toprak elementlerini bize vereceksiniz."
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Yalan ağzında yuva yapmış, yalan ağzında yuva yapmış!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - "Eyvallah, veririz." "Nükleer anlaşmasını bizle yapacaksınız." "Ne demek, sözü mü olur, yaparız."
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Yalan senin hayatın olmuş!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bunları Trump'a gitmeden, Amerika'ya gitmeden Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı açıkladı ve siz şimdi böyle olduğu gibi aynı böyle yırtınarak "yalan" diye bağırdınız.(CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Sonra o toplantı bitti, o toplantıdan çıktılar, NTV muhabiri ve Anadolu Ajansı muhabirinin karşılıklı konuşmaları istemeden basına yansıdı. Anadolu Ajansı muhabiri NTV muhabirine sordu: "İçeride neler oldu?" Adam anlattı. NTV muhabirine de bir daha sordu: "Peki, biz ne aldık?" dedi. Çok özür diliyorum, "Babayı aldık." dedi. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) İşte bu kadar basit. "Babayı aldık." dedi, hiç mi utanmadınız, hiç mi utanmadınız? Sonra o adamı kovdurdunuz. NTV muhabirinin suçu neydi ya? Hayatında bir kere gerçek muhabirlik yaptı adam, onda da kovdurdunuz. Çocuğun ekmeğiyle oynamaya utanmadınız mı be kardeşim, utanmadınız mı?
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Muhabir içeride miydi ya, masada mıydı?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Şimdi, bir başka hikâye, vay, bir traktör meselesi. Yahu, cahile neyi anlatacaksın? O traktör meselesi... Özgür Özel herkese bir traktör dağıtacakmış. Yahu, fesli Kadir'e ihtiyacınız yok, siz kendiniz de yıllar süren yalanları uydurabiliyorsunuz.
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - O sizin işiniz, sizin işiniz. İstanbul'daki vaatlerinizi mi gerçekleştirdiniz? Ankara'daki vaatleri gerçekleştirin, İzmir'deki vaatleri gerçekleştirin. Ne oldu onlar?
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Mesele ne? Şu kadar basit, diyor ki Özgür Özel, diyor ki o zamanki Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı: "Batıda, Ege Bölgesi'nde Cumhuriyet Halk Partili bir belediyeye oy veren çiftçi ile oy vermeyen çiftçi arasında beş yılda 1 traktör ederi kadar fark var dolayısıyla CHP'li belediyeye oy verirsen...
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Verirsen hiçbir şey alamazsın, hizmet alamazsın, su alamazsın...
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - ...beş yılda 1 traktör parasını cebine koymuş olursun." Siz diyorsunuz ki: "Özgür Özel traktör vadetti, vermedi." Allah akıl versin, Allah yalancının da akıllısını nasip etsin. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Şimdi, tabii, bunlardan ibaret değil. Burada Varank konuşma yaptı, bir tane tekerleği böyle çıkarmış da bilmem ne yapıyormuş falan... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SEDA SARIBAŞ (Aydın) - Ne olduğunu bile bilmiyorsunuz!
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Manası çok derin, çok derin.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Yahu, 2023'te siz Ay'a sert iniş yapıyordunuz, sert iniş; 2023 geçti, nereye sert iniş yaptınız, nereye, nereye sert iniş yaptınız? İşte bu kadar basit, hayatınız yalan, hayatınız yalan. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Bağırma, bağırma!
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Başkanım, on dört dakika oldu.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ha, şunu da söyleyeyim: Hakan Fidan var ya, Hakan Fidan, eski MİT Başkanınız, şimdiki Dışişleri Bakanınız, istemeden o da Bakanlık dönemindeki tek doğru lafı söyledi Amerika'da, adamı da aforoz etmeye çalışıyorsunuz, dedi ki: "KAAN motorlarını göndersinler de üretime devam edelim." Ya, siz motoru olmayan KAAN'ı mı Endonezya'ya satmıştınız? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Hayatı mı yalan olur bir milletin ya, bir parti bu kadar mı yalan söyler be kardeşim?
Şimdi ilaveten şunları söyleyeyim: Bu bütçeyi niye konuşamıyorsanız biliyor musunuz? Çünkü bu bütçenin yüzde 87'sini vatandaştan vergi olarak topluyorsunuz, üstelik de onun yüzde 62'si maalesef, dolaylı vergi.
NİLHAN AYAN (İstanbul) - Yalandan başka bir şey yok, bomboş, yalandan başka bir şey yok.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Edirne'ye bir başpehlivan geliyor, çorbacıya giriyor, bir çorba söylüyor kendine, bir de limon söylüyor.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Gürültü kirliliği!
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Çorbacı restorandaki son kalmış limonu başpehlivana veriyor. Başpehlivan limonu sıkıyor, posasını bırakıyor, çorbasını içiyor. Sonra oraya böyle zayıf, çelimsiz, kel, gözlüklü bir adam geliyor; o da çorba söylüyor, o da limon istiyor. Diyorlar ki: "Limon kalmadı. Ya, şurada bir posa var ya..." O posayı alıyor adam, sonra bir sıkıyor, o posadan şakır şakır limon suyu akıyor. Adam diyor ki: "Yahu, sen bunu nasıl yaptın? Sen kimsin?" "Ben Mehmet Şimşek, adım Mehmet Şimşek." diyor. Siz vatandaşı limon gibi ezdiniz, limon gibi ve bu bütçeden onun için bahsedemiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Yalan! Başkanım, bu kadar yalan dinlemek istemiyoruz, bunları dinlemek istemiyoruz.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ben söyleyeyim size: 2 trilyon 740 milyar lirayı faize veriyorsunuz ve faize verdiğiniz para memleketin Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri, Adalet, Aile, Ulaştırma, Enerji, Kültür, Çevre, Şehircilik olmak üzere 9 bakanlığa verdiğiniz paradan çok daha fazla.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Başkanım, on altı dakika oluyor, on altı dakika; on yedinci dakikaya giriyor.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Ya, söyleyecek çok şey var da, şunu söyleyeceğim: Burada AKP Grup Başkan Vekili diyor. ki: "Emre Pişiren'i ben çağırdım." Emre Pişiren kim? 10 bin kişinin katıldığı hâkimlik sınavında 8'nci olmuş, ertesi yıl, 13 bin kişinin katıldığında 1'inci olmuş, sonraki yıl 14 bin kişinin katıldığında 1'nci olmuş ve siz bunu 3 kere elemişsiniz. Adalet Bakan Yardımcınız sınavda çocuğa sormuş: "Cobweb Örümcek Ağı Teoremi'ni anlat bakalım." diye, eğer o Adalet Bakanı Cobweb Örümcek Ağı Teoremi'ni biliyorsa ben diplomalarımın tamamını yırtarım. Şimdi, soruyorum: Emre Pirişen'i, bu çocuğu, bu başarılı çocuğu ve bunun gibi on binlerce, yüz binlerce çocuğu mülakatlarda eleyerek yandaşlarınızı oralara tıkmaktan hiç mi utanmadınız be kardeşim, hiç mi utanma yok sizde! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Belediyenin arabası dışarıda bekliyor, hadi, belediyenin arabası bekliyor, belediyenin arabasına bin de git, hadi belediyenin arabasına bin de git!
BAŞKAN - Sayın Günaydın, teşekkür ederim, on yedi dakika konuştunuz, on yedi dakika hiç kesmedim, lütfen, sözünü tamamlayın.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - On yedi dakika, on yedi dakika!
SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Başkanım, biz bu kadar yalan dinlemek istemiyoruz, yeter bu kadar yalan dinlediğimiz!
(AK PARTİ sıralarından gürültüler, sürekli sıra kapaklarına vurmalar,)
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Son cümlem, bitiriyorum.
BAŞKAN - Selamlayın, Genel Kurulu selamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Arkadaşlar, çok açık bir şey söyleyeceğim, bu kürsü milletin bizi izlediği bir kürsüdür, bu kürsüye gelip 30 milyon insan açlık sınırının altındayken görüşülmekte olan asgari ücretten hiç bahsedememek, 16 bin lira asgari emekli aylığına mahkûm olan milyonlarca yurttaşa ilişkin bir tek gık çıkartamamak kelimenin en hafif deyimiyle ayıptır ve ahlaksızlıktır! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - On yedi dakikayı konuşuyor, Ali Mahir Bey, itiraz etsene, on sekiz dakika oldu, on sekiz; adaletli mi, bu mu adalet? On sekiz dakika konuştu, hadi, itiraz etsene!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - 4 sataşma var.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bütün bunları kınıyoruz ve söylüyoruz. Bu sizin son bütçeniz değil, belki bir bütçe daha yapacaksınız, sonra sizi tarihin o karanlık çöplüğüne hep beraber göndereceğiz, bu kadar basit. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)