GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:39
Tarih:21.12.2025

CHP GRUBU ADINA ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bizleri ekranları başında izleyen, sosyal medyada takip eden çok kıymetli yurttaşlarımızı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, bütçe görüşmelerinin son gününe geldik. Ben sözlerime Sayıştayla başlamak istiyorum. Sayıştayın asli görevi bütçenin nereye, nasıl harcandığını incelemek, hukuki ve mali bir denetim yapmak. Bunu 86 milyon adına Meclis yapıyor. Sayıştay bu raporları Meclise sunuyor, Meclis inceliyor, eleştirilerini ortaya koyuyor. Üzülerek söylüyorum, günden güne eriyen bir rapor, bulgu topluluğu var. Sayıştay görevini yapmıyor.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Gayet güzel rapor...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, 2018, bakıyoruz, Cumhurbaşkanlığı bütçesi. Görüyorsunuz ki harcama kalemlerini yem giderlerinden, hediye paketlerinden, araçlarından araçların lastiklerine kadar ayrıntılarıyla bizlere sunmuş, bizler de eleştirmişiz ama 2024 yılına geldiğimiz zaman şu kadarcık bir inceleme yapmış. Bu utanç verici bir durumdur. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, Sayıştay kararırsa Meclis kör olur. Maalesef ki burada gerçek gündemi Sayıştay yüzünden konuşamadık. Gündem... Arkadaşlar, günlerdir biz burada emekliyi, işçiyi, işçinin sorunlarını, faizi, yoksulluğu konuşamadık. İktidar blokundan gelen bir tek milletvekili emekli maaşını, asgari ücreti, yoksulluğu, buna ilişkin muhalefetin eleştirilerini konuşmadı. Şimdi, bütçeden hemen önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarihî bir tespit yaptı "Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu düzen sürdürülemez." dedi. İnsan şöyle düşünüyor: Reis gelse de yönetse. Bu ülkeyi kim yönetiyor arkadaşlar? Yirmi üç yılın sonunda ülkenin geldiği nokta ve tespit bu mu? Şimdi, buraya çıkan arkadaşlarımız Cumhurbaşkanı kadar maalesef ki insaflı olmadı, her konuda muhalefeti, Cumhuriyet Halk Partisini suçladı. Şimdi, birkaç soru sorayım: Yahu, 86 milyonun hazinesini yüzde 60'a varan faizlerle Cumhuriyet Halk Partisi Grubu mu borçlandırdı? 1 milyar dolara mal olan Osmangazi Köprüsü'nü 6 milyar dolar garanti vererek yandaş bir şirkete Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, muhalefet mi verdi? Milyarlarca dolarlık ihale alan şirketlerin vergi borçlarına istisnayı, sigorta borçlarına affı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu mu getirdi? Bu ülke "kur korumalı mevduat" diye bir rezaleti gördü ve yaşadı. Bakın, verilen para 62 milyar dolar yani 2,7 trilyon, bir avuç zengine verdiniz; yahu, bunu muhalefet mi verdi, muhalefeti suçluyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

Geliyorum 2002'ye -2002'ye gittiniz- 2002'de dış borç 132 milyar dolarken bugün 548 milyar dolara muhalefet mi çıkardı arkadaşlar? Hazinenin borcu 243 milyarken 3,2 trilyona biz mi çıkardık arkadaşlar?

2018'e gelelim. Bu ucube sistem gelmeden enflasyon yüzde 11 iken bugün yüzde 70'lere gelmiş; dolar 5 lira civarındayken 43 liraya gelmiş; faiz yüzde 18'lerdeyken yüzde 60'lara gelmiş; 2018'de kamu borcu 1 trilyonken 13,2 trilyon olmuş. Kimi konuşuyoruz? Muhalefeti. Muhalefet mi yaptı arkadaşlar, ülkeyi bu duruma getirdi? Soruyorum.

Bakın, Sayın Maliye Bakanı, o da tarihî bir tespit yapmış: "Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi almalıyız." Harika bir tespit ama sizi tutan yok ki, niye getirmediniz buraya kanunu? Sizi tutan yok ama bunu yapamazsınız çünkü sizin sorumluluğunuz 86 milyon emekliye, işçiye değil, sizin sorumluluğunuz bir avuç şirkete Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, vergide adalet, hep söyledik. 16 trilyonluk bütçe gelirinin yüzde 22'sine denk gelen vergiyi affediyoruz. Bir kısmı işçi, asgari ücretli, emekli ama büyük çoğunluğu kurumlar vergisi. Şimdi bunu konuşamıyoruz.

Bakın, başında söyledim ısrarla, "Asgari ücreti, açlığı, yoksulluğu konuşalım." dedim. Ve çok uzun süreden beri bu Mecliste asgari ücreti konuşuyoruz, 22.400 lira. 27 bin mi olacak, 28 bin mi olacak; bunu konuşuyoruz. 30 yapsanız ne olacak?

Bakın, et, süt, altın örneğini asgari ücretle ilgili defalarca kıyasladık. Ben başka bir örnek vereyim: Tüm gençlerin, çalışanların aslında hayali iPhone marka bir telefon almak. Bugün benim ülkemde bir asgari ücretli bu telefona sahip olmak için yüz otuz beş gün çalışmak zorunda ama İsviçre'de dört, Almanya'da on, Fransa'da on iki gün çalışmak zorunda. Bakın, bu ülkede bunları konuşamıyoruz.

Emekli 16.880 lira alıyor; sonra milletvekillerimiz bunların duş alamadığı ucuz otellere sığındığını söylediği zaman konuşuyorsunuz, itiraz ediyorsunuz arkadaşlar.

Bakın, kira enflasyonunda Türkiye 1'inci. Ankara, İstanbul ve İzmir'de kira ortalaması 30 bin lira. Asgari ücreti ne yapacaksınız? (CHP sıralarından alkışlar) Ha, "Evlenin.", evlensinler; "3-5 çocuk yapın.", yapsınlar. Beyefendi bakmıyor ama, bakanlar da sadece bakıyor; ülkenin hâli bu.

Şimdi, yoksulluk sınırı 97 bin lira, bunu televizyondan öğrenen bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı var; ya, yazık, hiç mi sokağa çıkmıyorsunuz, pazara çıkmıyorsunuz? İyi ki bunu yayınlayan kanallar var, size denk gelmiş, RTÜK onları da kapatıyor zaten sürekli.

Bakın, ülkenin hâli: Bugün asgari ücretli, emekli çalışanların; bu ülkedeki ezilenlerin kredi ve kredi kartı borcu toplam 5,7 trilyon. İnsanlar yılda 1,2 trilyon faiz veriyor ve kredi kartı borçlarından dolayı 4 milyon 180 bin insan icrada. Tablo ne güzel değil mi? Ama buraya çıkan milletvekilleri 1930'ları, 1940'ları, 1950'leri hatta Jön Türkler'i konuşuyor. Kardeşim, bugünü konuşalım, bunları konuşalım; sefaleti, açlığı konuşalım, intiharları konuşalım, konuşmuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bir şey daha: "Bu ülkede toplu iğne bile üretmiyorduk." Ne kadar ayıp değil mi? Her gelen de buna benzer şeyler söyledi. Cumhuriyetten bugüne kadar 104 kamu şirketini kim özelleştirdi? TÜRK TELEKOM, TÜPRAŞ, PETKİM, ERDEMİR, elektrik dağıtım şirketleri, şeker fabrikaları, doğal gaz dağıtım şirketleri, çimento fabrikaları, Eti Maden şirketleri, gübre fabrikaları, sigorta şirketleri, TEKEL, Halkbank, Vakıfbankın hisseleri, 97 hidroelektrik santrali, 13 termik ve doğal gaz çevrim santrali, 10 şeker fabrikası, SEKA... Ya, satmışsınız, satmışsınız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Limanları da...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Peki, ne kadara satmışız? Cumhuriyetten 2025 yılına kadar olan birikimlerimizi 65 milyar dolara. Ne kadar para yapıyor? 2,7 trilyon. Ne acıdır, 2026'da faiz kalemine ayırdığınız rakam 2,7 trilyon. Cumhuriyetin tüm değerlerini satacaksın bir yıllık faiz kalemini karşılayacak, sonra "Ne ürettin?" Ya, ne tükettiniz? Biz bunu konuşalım arkadaşlar, biz bunu konuşalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, diğer bir şey: Buraya gelenler "Gabar'da petrol bulduk." Güzel. "Batı Karadeniz'de petrol bulduk." Çok güzel. "CHP engelliyor." Bizim babamızın malı değil arkadaşlar orası; çıkartın, biz destekliyoruz ama "Doğal gaz bulduk." dedikten sonra yazın ortasında doğal gaza yüzde 25 zam yapmayın ya!

MUSTAFA HAKAN ÖZER (Konya) - Suya ne kadar zam yaptınız?

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Kim yapıyor?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, doğal gaz çıkıyor, petrol çıkıyor, dünyada enerji fiyatları yüzde 36 azalırken Türkiye'de yüzde 36 artmış arkadaşlar; buraya gelip bunları konuşmayın.

Bakın, Sanayi Bakanı geldi, "Tank yapıyoruz." Güzel; motoru yok! Ya, motorunu da Cumhuriyet Halk Partisi Grubu geldiğinde yapar. KAAN uçacak; eksik, uçar, bunlarla ilgili hiçbir sıkıntı yok ama "Milyarlarca dolarlık S-400'ler ve F-35'ler nerede?" denildiği zaman cevap verin arkadaşlar.

8,5 milyar dolarlık ne yapmışız? İhracat yapmışız. Kaç yaşında bu Bakan, Sanayi Bakanı? 41 yaşında, maşallah, genç bir Bakan ama kırk bir yıldır sanayicilik yapan Abdullah Kiğılı, Adnan Polat "Batıyoruz." diyor, iş dünyası "Batıyoruz." diyor. Bakın, kasım ayında inşaat sektöründe 504, tekstil sektöründe 371, metal ürünlerinde 129, gıdada 115 firma iflas etmiş ama Bakan geliyor, "Uçak üretiyoruz, tank üretiyoruz." Üretin ama her konuyu bağlamında tartışın lütfen ya! Sanki muhalefet karşı; hayır, hayır.

Geliyorum devlet kurumlarına; bakın, ne yazık ki devlet kurumlarını mahvettik. TÜİK diye bir kurum, yahu, enflasyonu 1 puan eksik hesapladığında emeklinin aylığından 38 milyar çalıyor. Bunu söylediğim için de bana 150 bin liralık dava açmış. O kolay, ben bulurum 150 bin lirayı, veririm.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Biz aramızda toplayalım.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Ama o TÜİK, o TÜİK bu dünyada ve öbür dünyada milyonlarca emeklinin, işçinin hakkını verebilecek mi? Veremez arkadaşlar, veremez. (CHP sıralarından alkışlar) Bu hâle getirmişiz, bakın.

Yine, RTÜK; ailemize hakaret eden televizyon kanallarıyla ilgili sorgulama yok ama sizi eleştiren kanalların hepsi ceza alıyor.

TRT; Ankara Belediyesi "Suyu tasarruflu kullanın." diyor, TRT "tweet" atıyor: "Eyvah! Ankara'da su kesintileri başlıyor." Sonra, bu TRT "tweet"ini siliyor. Ya, kurumları ne hâle getirdiniz arkadaşlar.

Bakın, Rekabet Kurumu, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Can Holding soruşturmasında kaçakçılara yer ve imkân sağlamış; suçlu arkadaşlar. Burada oturdular ya! Bir kişi yargılamadı bunları; hesap soran yok.

Ve geliyorum adalete ama adaletten önce önemli bir konu, uyuşturucu konusunu konuşmak istiyorum. 27'nci Dönemden bu Mecliste arkadaşlarımız var; Mersin Limanı'nda defalarca, toplam 3,5 ton kokain bulundu.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Tekirdağ'da da...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - 8,5 milyon uyuşturucu hap bulundu. "Nerede suçlular?" dedik. Ne yazıktır ki, depolar kiralandı, kiralanan depoların yerini Bakana gösterdik, bulunamadı. Gelen ülke Kolombiya, Venezuela; gelen liman belli, uyuşturucu orada, baron yok! Ama şimdi kiminle uğraşıyoruz? Sanatçılarla, kulüp başkanlarıyla. Finali, finali konuşuyoruz, bugün Getir'den daha kolay insanlar uyuşturucuya ulaşıyor. Bugün her sokakta, mahallede uyuşturucu satılıyor, çocuklarımız tehlikede. Bir şeyi konuşmuyoruz: Baronları.

Arkadaşlar, Türkiye'nin Escobar'ı nerede, nerede? Bunu soruyorum size ya, nerede? (CHP sıralarından alkışlar) Ben söylemiyorum, -inşallah bunu da tutuklamazsınız- Ahmet Faruk Ünsal, eski Milletvekiliniz "Torbacıyı yakalarsın, kuryeyi yakalarsın, sanatçıyı yakalarsın; baronlar nerede?" diyor. Niye on yıldır bir tek baronu bu ülkede kanunun, mahkemenin önüne getirmediniz? Bunu söylediğimiz için fezlekeler geldi bize, "Okul önlerinde uyuşturucu satılıyor." dediğimiz için suçlandık. Bugün; kulüp başkanını da sanatçıları da ifşa edin, dosyaların gizliliğini ihlal edin; baronları... Bakma öyle; baron nerede, soruyorum Sayın Yıldırım, muhalefet soruyor bunu. Ha, yok. İçişleri Bakanı üç ay önce "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonunu yaptık 4 bin polisle." dedi. Vah vah! Ama ucube bir kayyum ataması kararının icrasını İstanbul'da 6 bin polisle yaptı bu adam. (CHP sıralarından alkışlar) Ya, yazık değil mi? 6 bin polisin -bir haftada 42 bin polis yapar- benim il binanım önünde ne işi vardı? Etiler'in, Beyoğlu'nun, Bebek'in sokaklarında gitse baronları takip etse daha iyi değil miydi? Ama bir partiye darbe yapmak uyuşturucu baronlarıyla mücadele etmekten daha kıymetli sizin için. Bir daha soruyorum; ne işi var 6 bin polisin İstanbul il merkezinde? Evet, maalesef ki hukuku, Emniyeti, adaleti bu hâle getirmişsiniz.

Adalet; adaletle ilgili söylenecek o kadar çok söz var ki. Değerli arkadaşlar, bakın, bundan on dört yıl önce Ergenekon, Balyoz kumpas davalarında insanlara eziyet ettiniz; aradan yıllar geçti, daha beterini görüyoruz. Bir ceza avukatı olarak bildiklerimi unuttum; yaşadıklarım, gördüklerim dehşet verici. Herkes burada belediyelerin davalarının savcısı gibi konuştu. Burada avukat arkadaşlarımız var, eski savcılar, hâkimler var. Devlet Güvenlik Mahkemesini de gördüm, özel yetkili mahkemeleri de gördüm. Bu kadar belediye başkanını tutukladınız, hâlâ bazı belediye başkanları için "Deliller toplanamadığı için" diyorsunuz. Ya, delilleri toplamadan bu insanları niye tutukladınız arkadaşlar? Zeydan Karalar tek eylemden yatıyor; alt sınırı dört yıl, suçlu falan değil, tutukluluğa itiraz ediyor. Mahkeme... HTS kayıtları, baz kayıtları, iletişim tutanakları; yok, dosyada yok. Peki, buna müdahale eden bir Adana milletvekili var mı ya? Suçsuz bir insan. İBB dosyasında, ya, önce insanları cezaevine at, yedi aydır orada tut, ondan sonra delil topla. 4 bin sayfalık iddianamenin 3.500 sayfası ifadesini değiştirenler ve gizli tanıklar. Var mı, mesaj var mı? Banka hesaplarında, bakın, bir tek kuruş para var mı?

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Hepsi var.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Telefon dinlemesi var mı?

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Hepsi var.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Hiçbiri yok arkadaşlar, hiçbiri yok! Sadece kirli bir algı var.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Ben sana gösteririm, sen okumamışsın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Şimdi, en güzel tespiti yine Mustafa Şentop yapmış, demiş ki: "Can Atalay kararında Anayasa Mahkemesinin kararına uymalıydık." AKP'nin hep iki dönemi var; bir günah işleme, bir günah çıkarma. (CHP sıralarından alkışlar) Ergenekon'un ve Balyoz'un günahını çıkardınız, 15 Temmuzun günahını çıkardınız, sevgili kardeşim Can'ın günahını çıkarıyorsunuz, emin olun İBB'nin de günahını çıkaracaksınız ama bu koltuklarda o gün siz oturmayacaksınız; bunu bilin! (CHP sıralarından alkışlar)

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Bu günahı kimse çıkaramaz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, adalet ayaklar altında, hukukun üstünlüğü ayaklar altında; kişi güvenliği yok. Bugün, istihbarat, siyasetçileri takip ediyor, belediye başkanlarını takip ediyor, yanmış yunmuş raporları basına sızdırıyor; buna cevap veremeyen bir İçişleri Bakanı var arkadaşlar. Devletin tüm birimlerini parti gibi kullanıyorsunuz; partileşen bir devlet, devletleşen bir parti var. Şimdi, Bakan Yardımcını başsavcı yapacaksın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Ondan sonra, partinin gençlik kollarında, kadın kollarında görev yapmış avukatları sulh ceza hâkimi yapacaksın...

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Bütçeyi konuşsak iyi olurdu ama...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - ...ve bu insanları tutuklayıp tutuklattıracaksın, arada sırada denk gelip tahliye kararı veren, direnen hâkimleri de gece yarısı kararnameleriyle sürdüreceksin; işte, adaletin geldiği nokta budur, bununla hepimiz mücadele etmek zorundayız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bütçeyi tabii ki konuştuk, bütçeyi tabii ki tüm arkadaşlarımız konuştu, keşke dinleyebilseydiniz, keşke cevap verebilseydiniz. Burada, Akın Gürlek gibi davranacağınıza bütçeye cevaplar verseydiniz arkadaşlar.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Dinleseydiniz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Siz, burada, itibar suikastı yaptınız, masumiyet karinelerini ayaklar altına aldınız.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Dinlememişsiniz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, yarın buradaki görevlerimiz bitirecek, yarın siz de eski bir milletvekili arkadaşınız gibi olabilirsiniz.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Siz de burada günah çıkarmaya gelmişsiniz gibi de kabul eder miyiz bilmiyorum.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, içinizde oturan bir arkadaşınız sizi eleştirdiği için tutuklandı, yarın bu sizin başınıza gelebilir. Gelin, hukuku savunun, hukukun üstünlüğünü savunun, bağımsız yargıyı savunun, okumadığınız, bilmediğiniz dosyalarda havuz medyasındaki gazeteciler gibi yorum yapmayın.

Son olarak bu ülkede "gazeteci" dedik değil mi? Fatih Altaylı, Enver Aysever ve birçok gazeteci cezaevinde, hiç bundan rahatsız değilsin, hiç değilsiniz. Bakın, Fatih Altaylı'yı, Enver Aysever'i dinleyen milyonlar, o savcı gibi düşünmedi, siz de savcı ve hâkim gibi düşünmediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL ERDEM (İstanbul) - Haddini bilsin onlar da haddini! Devlet başkanına hakaret edemez.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Son cümlem; ama maalesef ki bugün hukuk ayaklar altında. O yüzden bu ülkede bu düzen değişmeli. Aynen Cumhurbaşkanının dediği gibi, onun yarattığı bu karanlık, bu kirli sistemi hep beraber değiştirmeliyiz. Zengini zengin yapan, fakiri daha fakir yapan, zenginden az, işçilerden daha fazla vergi alan bu sistemi hep beraber değiştirmeliyiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın Genel Sekreteriniz ne dedi? "1'inci partiyiz." dedi. Baharda 3'üncü yılınız doluyor. Getirin sandığı, kim 1'inci parti, kim 2'nci parti görelim. (CHP sıralarından alkışlar) Aynen Cumhurbaşkanının şikâyet ettiği bu sistemi, Maliye Bakanının şikâyet ettiği bu vergi düzenini biz değiştirelim, getirin sandığı ak mı, kara mı, bu halk karar versin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)