| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Sayın milletvekilleri, ülkemizin en büyük sorunlarından biri, gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluk. İktidarın büyüme olarak sunduğu rakamlar belirli bir azınlığa yaramış gözüküyor. Büyümedeki pay servet sahibi olanların aldığı rakamlarla ortadadır, servet artış verileri de bu durumu kanıtlamaktadır. Küresel servet raporuna göre, 2023-2024 döneminde dünyada dolar milyoneri olanların sayısının en hızlı arttığı ülkeyiz. Bir taraftan müthiş bir borçlanma, kredi batağına düşmüş, kredi kartı borçlarını ödeyemeyen milyonlar, diğer tarafta dolar milyoneri olanlar; o zaman mevcut ekonomi modelinin kime hizmet ettiği açıktır. İktidar, bu durumu artan kişi başı millî gelirle izah etmeye çalışıyor ancak bu gelir artışı tabanda değil, tavanda oluyor, bu durumu TÜİK de doğruluyor. TÜİK verilerine göre, toplam gelirin yüzde 51,9'unu yüzde 20'lik kesim alıyor. Nüfusun yüzde 80'ini en zengin yüzde 20'lik kesimden kalan parayı bölüşüyor, en yoksul yüzde 20'lik kesim de payın yüzde 6'sını bile alamıyor. Bu durum, ülkenin bütün geliri yüzde 20'yle pay edildiğini gösteriyor. Rakamlar ortada, sonra da diyoruz ki: "Kişi başı millî gelir artıyor." Evet, artıyor, tamam da kimlerin artıyor, onları da açıklayacak mısınız? TÜİK'in yaşam memnuniyeti araştırması ve gelir ve yaşam koşulları araştırması verilerinde iç karartıcı olan, vatandaşlarımızın üçte 1'i ısınamıyor. Son yıllarda çocuklarımızda protein eksikliği giderek artıyor. Haftada 1 kez et, tavuk veya balık yiyemeyen milyonlarca evladımız var. Eğer hayvancılıktaki yanlış uygulamalar devam ederse protein üretimi düşecek ve ulaşmak gittikçe de zorlaşacaktır. 2021 yılından 2024 yılına kadar yaklaşık 4 milyon baş hayvan kaybımız olmuştur. Bu rakam orta ölçekli bir ülkenin yaklaşık toplam hayvan varlığı kadardır. Böyle bir durumda et ve süt fiyatları ciddi oranda ve önlenemez şekilde artmaktadır. Özellikle manda sayısı 160 bin seviyelerine kadar gelmiştir, böyle devam ederse belirli bir süre sonra da manda bulunamayacaktır.
Değerli hazırun, büyükşehir yasasıyla köylerimiz mahalle oldu. Bunun kime ne katkısı oldu? Köylümüz ahırında eskiden üretim yapıyordu, hayvancılığa katkı sağlıyordu. Şimdi bakıyoruz, mahalle olduğu için birçok köylümüz ahırdan dolayı ceza yiyor. Kıt kanaat üç beş ineğiyle eskiden köylülerimiz geçimlerini sağlıyordu. Zaten hayvancılıkta maliyetler ortada, köylümüze bir de biz bu şekilde külfet olmayalım. Eski statülerini geri verelim, hem geçimlerine bakarlar hem de üretime katkı sağlarlar.
Sayın milletvekilleri, OECD Haziran 2025 verilerine göre gıda fiyatlarının yıllık bazda en fazla arttığı ülke biziz. Gıda fiyatları yıllık yaklaşık yüzde 30 artış gösteriyor. OECD ortalamasının yaklaşık 6,5 katıyız, bize en yakın enflasyonda Estonya var. Bu oran orada bile yüzde 8,4 rakamıdır, arada devasa bir fark vardır. Gıda enflasyon ortalamasında da yine maşallahımız var, burada da birinciliği kaptırmamışız ancak rakiplerimiz Zimbabve, Burundi gibi, iç savaş olan Sudan gibi ülkeler. Geniş arazilerimiz var, dört mevsimi yaşıyoruz, tarım üretim potansiyelimiz çok yüksek; nasıl oluyor da biz bu ülkelerle aynı konumda oluyoruz? Burada da "Pandemi çok etkiledi." deniliyor. Pandeminin tarımsal üretime en çok etki ettiği yıl 2022. OECD ülkelerinde gıda enflasyonu yaklaşık yüzde 13, ülkemizde gıda enflasyonunu yüzde 85'i geçmiştir yani nereden tutsak elimizde kalıyor. Yine, 2022 yılında tarım ürünleri dış ticaretinde rekorlar kırılarak 7 milyar dolar açık verdik. 2024 yılında da yaklaşık 1,5 milyar dolar açık verildi. Her ürünü dışarıdan alırsan gıda fiyatlarının artışını da hâliyle engelleyemezsin.
Değerli milletvekilleri, iktidar "Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edeceğim." diye söz verdi. Bitirilecek olan 3Y gittikçe derinleşiyor. Cumhurbaşkanlığı yıllık programına göre, yoksulluk oranı 2024 yılında yüzde 21,2'ye yükselmiştir. Ülkemizin üretim kapasitesi artmadığı gibi, gelir adaletsizliği de artıyor. En üzücü verilerden biri ise çalışan yoksulluk oranı; çalıştığı hâlde yoksul olanların oranı yüzde 10,7'dir. Kendinizi bir kere bile bu vatandaşların yerine koyuyor musunuz? Bir politika belirlenirken çalışan yoksulluğunu nasıl bitiririz diye hiç düşündünüz mü? Düşünün, bir baba çalışıyor, çocuğuna bayramlık alamıyor; düşünün ki eve geliyor, evde elektrik kesilmiş; evladı liseye gidecek, ayakkabı alamıyor; kış ayazında ısınamıyor; anne evde istediği yemeği yapamıyor; bunları söylerken utanıyoruz ama gerçek bu. Ne yapalım, ne edelim, iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte bir olalım, bu gelir adaletsizliğini bitirelim. Bakın, göreceksiniz, böylece çok daha mutlu ve huzurlu bir toplum olacağız. Ekonomik sorunlar aile içi ilişkileri de etkiliyor. Gelir zaten kısıtlı, üstüne bir de hayat pahalılığı eklenince şiddet, boşanma oranları artıyor. "Ailenin korunması ve güçlenmesi gerekir." diyorsunuz fakat aile yardımları çok komik durumda. "Doğurganlık oranları gittikçe azalıyor." diyorsunuz; birinci çocuk yardımı tek seferlik 5 bin TL, çoklu doğum yardımı aylık 400 TL, asker çocuğu yardımı aylık 350 TL. Bu şartlarda sizce "Çocuk yapın." demenin de bir etkisi olur mu? Söylem ile eylem tam tersi istikamettedir. Doğurganlık oranındaki düşüş endişe verici. Demografi, geleceğimiz açısından da hayati öneme sahip. Bu meseleyi siyasetüstü gördüğümüz için araştırma komisyonu kurulması önerisinde bulunduk ancak her zamanki gibi reddedildi.
Sayın milletvekilleri, nüfusumuz giderek yaşlanıyor. 2024 yılı itibarıyla yaşlı nüfusumuz 9 milyonu aştı. TÜİK'in çalışmalarına göre 2100 yılına kadar yaşlı nüfus yüzde 30 seviyesini aşacak. Uzun vadede her 3 kişiden 1'i yaşlı olacak. Bu nedenle yaşlılarımızın da gelir güvencesini şimdiden yaratmalıyız. Sağlık hizmetleri daha kaliteli hâle gelmelidir. Bakım sistemleri modernize edilmelidir. Huzurevi sayısı ve kapasitesi çok düşüktür. 169 kamu, 272 özel, toplam 441 huzurevi vardır. Toplam kapasite 30.668'dir, kamu huzur evi kapasitesi 14.701'dir. Hâl böyle olunca yer bulamayan yaşlılarımız açlığa ve yoksulluğa mahkûm oluyor.
Değerli hazırun, güçlü toplum olmak istiyorsak kadınlarımızı güçlü kılmalıyız. Kadınlarımıza yeteri kadar önem veriyor muyuz? Maalesef hayır. Bunu ayrılan kaynaktan anlamak mümkün. İlgili bakanlığın bütçesinde en düşük 2'nci paya sahip. Toplumsal cinsiyet eşitliğini böyle mi sağlayacağız? Dünya Ekonomik Forumunun 2024 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu yayımlandı. Bizim için âdeta kara leke bir rapor. 148 ülke arasında 135'inci sıradayız. Ne yazık ki burada da Papua Yeni Gine, Umman gibi ülkelerle rekabet halindeyiz.
Sayın milletvekilleri, kadın yoksulluğu da giderek derinleşiyor. Kadının iş gücüne katılımında OECD ülkeleri arasında son sıradayız, bizi kıskanan Almanya'nın neredeyse yarısı oranındayız. Kadınlarımızın kayıt dışı ve sigortasız çalışmalarının önüne geçilmelidir. Kadın girişimci sayısı artırılmalı, teknik ve finansal destek sağlanmalıdır. Kadınlarımızın dışarıda olduğu bir ekonomide yüksek gelirli ülkeler ligine çıkmamız mümkün değildir.
Değerli hazırun, ülkemiz OECD ülkeleri arasında ne eğitimde ne istihdamda olan gençler oranında zirvede. Genç potansiyelimizi hiç ediyoruz, bu durum sadece bir ekonomik kayıp değildir, sosyal anlamda da çok ciddi riskler barındırmaktadır. Gençlerimizin evde olması gerek kendileri gerekse aileleri için maddi manevi çok zor bir süreçtir. Gençlerimiz ve kadınlarımız ülkemizin taşıyıcı kolonlarıdır. Bu kolonlar ne kadar güçlü ve sağlam olursa toplum da o kadar dinç ve diri olacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Bütün ümidim gençliktedir."
Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)