| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH KISACIK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bir bütçe görüşmelerinin daha sonuna doğru geliyoruz. 23 Ekimde Plan ve Bütçe Komisyonunda başladığımız süreçte yirmi bir oturum yaptık. Sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 8 Aralıkta başladığımız bütçe görüşmelerinin bugün 13'üncü günündeyiz. Bakın, on gün sonra yeni bir yıla giriyoruz fakat bu bütçe gösteriyor ki 2026 yılı 2025'ten daha zor bir yıl olacak. 2025, 2024'ten daha zor bir yıl olmuştu, 2024 de 2023'ten daha zor bir yıl olmuştu yani her sene, gelen sene giden seneyi maalesef aratıyor. Her sene, bir önceki yıla göre hayat standartlarımız, yaşam standartlarımız düşüyor, yaşam maliyetlerimiz artıyor. Her sene sonunda bir önceki seneye göre borçlarımız maalesef daha da artıyor. Her seferinde söylüyoruz, son yıllarda yapılan bütçelerin hepsi faiz bütçesidir. 2026 bütçesine de baktığımız zaman yine 2026 bütçesi bir faiz bütçesidir.
Şimdi, 2026 yılında faize aktarılan miktar ne kadar? 2 trilyon 742 milyar. Ben bütçe cetvelini aldım, dedim ki: Bu 2 trilyon 742 milyarı ödememiz için hangi gelirlerimizi vermemiz lazım, onu bir toplayım dedim. Bakın, Türkiye'de 255 bin işletme var, bu 255 bin işletme kurumlar vergisi ödüyor. Bu 255 bin işletmenin ödediği kurumlar vergisi toplamı ne kadar? 1 trilyon 741 milyar. Düşünün, 255 bin işletme gece gündüz çalışıyor, kurumlar vergisi ödüyor ve bu ödediği kurumlar vergisi faize yetmiyor, 1 trilyona daha ihtiyaç var. Böyle bir şey olabilir mi? Tüm işletmelerimizin kârlarının vergisi bizim faizimize yetmiyor, ödüyoruz, 1 trilyona daha ihtiyaç var. Tamam, ne yapalım? Baktım, vergi cezaları. Biliyorsunuz, Maliye şu anda esnafımıza, işletmelerimize, sanayicilerimize nefes aldırmıyor, kasada oturuyor kasada, yanına geliyor, kasada oturuyor, hepsi "Esnafa nasıl ceza yazarız?" derdinde. 2026 yılında esnafa, işletmelere 205 milyar 784 milyon ceza yazılacakmış, bütçeye konmuş. Kurumlar vergisi ne? Onu da ekledim. Faize yetiyor mu? Yine yetmiyor, faiz lobisi yine alacaklı. Cetvelde başka ne var? Baktım, özel iletişim vergisi var. "Özel iletişim vergisi" dediğiniz ne? Hani şu anda hepimizin cep telefonlarından aylık alınan tutar var ya özel iletişim vergisi. Düşünün bir aileyi, anne-baba, çocuklardan, hatta evimizdeki tüm modemlerden alınan vergi. Ödemelerden aldığımız özel iletişim vergisi ne kadarmış 2026 yılında? 59 milyar 306 milyon, onu da ekledim, yine faize yetmiyor, yine faizi ödeyemedim. Ne yapalım, ne edelim? Baktım cetvelde trafik cezaları var, hani şu her 30 kilometreye bir radar koyuyoruz bayramda seyranda vatandaşımızı tuzağa düşürüyoruz, ceza yazıyoruz ya, 2026'da 129 milyon 658 bin TL'lik cezaya pay ayrılmış, onu da ödedim, onu da koydum. Bir baktım, toplamda 2 trilyon 6 milyar yaptı. Ödeyeceğimiz faiz ne kadar? 2 trilyon 742 milyar, hâlâ 700 milyar açığımız var. Vallahi, artık yüreğim yetmedi, cetveli kapattım, dedim "Artık yeter, lanet olsun." yani faize ver, ver, ver hâlâ 700 milyar açık var, cetveli kapattım, kalktım masadan. Ya arkadaşlar, bunun adı faiz bütçesi; ya, bir ülke ancak bu kadar sömürülür. Daha ne olsun ülke, daha ne olsun? Kurumlar vergisini ver, vergi cezalarını ver, özel iletişim vergisini ver, bunları topla ve faize yetmesin.
Şimdi, biz, bütçe boyunca burada Sayın Bakanların bütçe sunumlarını dinledik. Beni üzen şu olmuştur: Bakın, konuşmaların çoğunda ne geçti? İşte "Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle" "Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlılığı" "Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hedef" "Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu" her iki paragrafta bir böyle cümleler var. Hâlbuki, normalde nasıl olması lazım? Normalde, halk Cumhurbaşkanını seçer; Cumhurbaşkanı alanında bilgili, deneyimli, vizyonu olan, davası olan, ideali olan ve bu ideali gerçekleştirebilecek heyecanı olan kişilerden bir Bakanlar Kurulu Kabinesi oluşturur; sonra, o Kabineyi sadece koordine eder, önünü açar ve yönetir ama bizde öyle değil. Konuşmalara bakarsanız, herkes Sayın Cumhurbaşkanından talimat bekliyor, Sayın Cumhurbaşkanından kendi bakanlığına vizyon oluşturmasını bekliyor, herkes Sayın Cumhurbaşkanından hedef bekliyor. Arkadaşlar, bu sistemle, böyle yönetimle biz bir yere gidemeyiz, her şey Sayın Cumhurbaşkanının üstünde olamaz ki.
Bakın, siz burada Sayın Bak dışında hiç ideali olan, "Ben şunu yapacağım." diyen, heyecanı olan bir bakan gördünüz mü? "Benim davam şu, bir yıl içinde bunu yapacağım." diyen bir bakan gördünüz mü? Biz burada, eline aldığı kâğıdı daha burada milletvekillerinin gözüne bakamadan okuyan .
bakanları gördük. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, milletvekillerinin sorularına cevap vermemek için hızlı bir şekilde daha önce kendi seçtiği sorulara cevap veren bakanlar gördük burada. Değerli arkadaşlar, bakın, bu sistemle biz bir yere gidemeyiz. Bu sistemin bizi getirdiği nokta bellidir. Kişi başına düşen reel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla; bakın, önümüzde 27 ülke var, 27 ülke. Daha bizim yazacak çok hikâyemiz var değerli arkadaşlar, yapacak çok işimiz var ama böyle gidemeyiz. Bakın, işte, şu andaki kişi başına reel gelir ve yönetişim skoruna baktığınız zaman ülkemizin durumu, Türkiye burada, kırmızı bakın. Bakın, Avrupa Birliği ülkeleri belli bir aşamada, başta Lüksemburg ve İsviçre var ama Türkiye'nin hâline bakın; eller gidiyor Mersin'e, Türkiye'ye gidiyoruz tersine. Değerli arkadaşlar, bu gidişe bir dur dememiz lazım. Türkiye'nin yeni bir hikâye yazması lazım. AK PARTİ iktidarı 2002 ile 2013 yılları arasında gerçekten de güzel bir hikâye yazdı demokratikleşme olarak, ekonomi olarak; faiz düştü, enflasyon düştü. Yani Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan'ın olduğu dönemde, 2002 ile 2013 yılları arasında bir hikâye yazıldı. Avrupa Birliği kapılarında artık beklemeden müzakerelere başladık. Türkiye'nin bir Avrupa Birliği hikâyesi oldu, yabancı sermayeler, fonlar akmaya başladı ama Ali Babacan döneminden sonra iktidar maalesef taş üstüne taş koymadı, net söylüyorum, çivi çakmadı, çivi. İşte, ondan sonra geldiğimiz nokta ortada.
Değerli arkadaşlar, Türkiye bunu hak etmiyor. Türkiye'nin gücü, potansiyeli çok daha güzel hikâyeler yazmaya müsait ama bu hikâyeyi yazacak vizyon, inanç, cesaret lazım ama biz maalesef şu anda ülkeyi günü kurtarma telaşıyla yönetiyoruz, aman günü kurtaralım, aman bugünler de geçsin, aman şu program da geçsin diye yönetiyoruz.
Bakın, değerli arkadaşlar, burada öz eleştiri yapmalıyız, bir de bu bütçede eleştirdiğim şey şu: Ya, her şey millî. Bazı bakanların da şunu demesi lazım: "İnsanız, hepimiz hedef koyarız, hedefe ulaşamayabiliriz, yarısına ulaşırız, ya şunları yaptık ama şunları da beceremedik, şunları da yanlış yaptık veya şurada eksik kaldık." diye. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, bunları da bir öz eleştiri yapıp burada değerlendirmemiz lazımdı. Bu da yanlış bir kültür arkadaşlar. Yani çıkan tüm bakanların hepsi her şey çok güzel, çok iyi, uçuyor, kaçıyoruz. Ya, burası bir öz eleştiri yeridir bütçe aynı zamanda. Geçen sene şu sözü vermiştik, şimdi yapamadık. Şu konuda vatandaşımıza karşı mahcubuz, şunu çok iyi yaptık, şunu da az yaptık demesi lazım. Bunu da artık bir kültür hâline getirelim, bu ayıp bir şey değil, zor bir şey değil. Yani burası her şeyin iyi olduğu, anlatıldığı yer değil diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.