GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Günlerdir, haftalardır zorlu bir maratondan geçtik ve bütçenin sonuna doğru geldik. Şimdi şunu söylemek istiyorum: Yorulduk, tartıştık, bizler önerilerimizi sunduk, itirazlarımızı yaptık ama iktidar tarafından da sadece alkış sesleri duyduk. Bakın, bu alkış, bu salonda yapılan alkışlar, dışarıdaki gerçeği değiştirmedi; sadece yanlışları normalleştirdi, yanlışları başarı gibi gösterdi, yanlış yapanlara "Doğru yoldasınız." mesajı verdi. Bugün geldiğimiz noktada yanlış yapanlar kendilerinden emin çünkü arkalarında güçlü bir siyasi çoğunluk var. Dediğim gibi, günlerdir bu salondayız: Sabah başladık, gece bitirdik; bütçeyi konuştuk, kesin hesabı konuştuk; bakanları dinledik, Komisyon raporlarını tekrar tekrar önümüze aldık, rakamları alt alta koyduk, kalemleri tek tek inceledik; geceler uzadı, salon yoruldu, kürsü yoruldu ama halkın yükünü hafifletemedik. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bütün bu sürecin sonunda ortaya çıkan tablo son derece net: Saatlerce konuşuluyor, uzun sunumlar yapılıyor ama sonuçlar yine aynı. Daha önceki bütçe görüşmelerinde olduğu gibi, çoğunluk iktidarda olduğu için kendi bildiklerini yaptılar. Ne muhalefetin sözünü dikkate aldılar ne sahadan gelen uyarılar ciddiye alındı ne de bu ülkenin yaşadığı derin sorunlarla yüzleşmeyi tercih ettiler Bu salonda öyle bir atmosfer yaratıldı ki yanlış yapanlar doğru yaptığını sandı.

Şimdi, ben size bu bütçe görüşmelerinde birkaç bakanlıktan bahsetmek istiyorum. Başta Adalet Bakanlığından bahsedeyim. Adalet Bakanı bu kürsüye geldi ve ilk söylediği şey: "Türkiye bir hukuk devletidir." dedi. Buna gerçekten, şimdi olduğu gibi muhalefet güldü­, sadece muhalefet gülmedi, Türkiye'nin yüzde 80'i güldü. Bu lafı kullandığında, ben iktidar sıralarına baktım, şimdi olmayan iktidar sıralarına, inanın bana onlar bile güldü çünkü onlar da bu ülkenin bir hukuk devleti olmadığını biliyorlar. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) - Türkiye hukuk devleti, hukuk devleti.

ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Devamla) - Ben bir hukukçu olarak söylüyorum: Türkiye, sadece Anayasa'da bir hukuk devletidir. Bunun da örneğini vereceğim size. Bakın, binlerce insan haksız ve hukuksuz biçimde şu an cezaevinde tutuluyor, işkence, kötü muamele had safhada, AİHM kararlarına uyulmuyor ama Bakan gelip bu kürsüde "Bu ülke bir hukuk devletidir." diyor. Bugün bir telefonla dosyanın seyri değiştirilebiliyor, hâkim ve savcılar talimatla çalışıyor. Evet, talimatla çalışıyor çünkü ben bu kürsüden daha önce de söyledim, hâkim ve savcı adaylarının nasıl hâkim ve savcı olduklarını çok iyi biliyoruz. Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ziyaretçi defterini kontrol edin. Hâkim ve savcı olanların -mülakata geldiklerinde- burada hangi vekilleri ziyaret edip kimlerden referans aldıkları çok net bir şekilde ortada. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Sınavlarda 1'inci olanlar atanamıyor ama burada, torpille herkes gelip hâkim ve savcı oluyor, doğal olarak da talimatla da çalışıyorlar.

MELİHA AKYOL (Yalova) - Bana hiç kimse gelmedi sekiz senedir.

ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığından da bahsedeceğim. İçişleri Bakanı burada konuştu, o da dedi ki "Her şey güllük gülistanlık, hiçbir sorun yok, her şey dört dörtlük; uyuşturucu yok, kadınlara şiddet yok, kadın cinayetleri yok, kötü muamele yok, çeteler yok." Ama gerçekler ne peki? Sokağa indiğinizde gerçeklerle yüzleşeceksiniz. Gençler uyuşturucudan ölüyor, çocuklar uyuşturucudan ölüyor, her gün bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz. Dediğim gibi, kötü muamele her bir yerde ama İçişleri Bakanı "Sorun yok." diyor. Metropollere bakıyorsun, çeteler, Daltonlar, Casperlar her yerde, daha ismini sayamadığım birçok çete var, kendilerine isim bile takmışlar. Birçok çete var ama İçişleri Bakanı ne diyor? "Her şey yolunda." Gerçekten, hayaller Paris, gerçekler Teksas. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, Sağlık Bakanını da burada dinledik, ya, gerçekten hayretle dinledim. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da söyledi, kendisi de söyledi: "Randevuda hiçbir sıkıntı yok, her aradığınızda iki güne kadar randevu alabilirsiniz." dedi. Üşenmedim, denedim, aradım, iki ay sonraya randevu verildi. Bunu merak edenlere söylüyorum: Arayın MHRS'yi, en az iki ay sonraya randevu alabilirsiniz. Sağlık Bakanı burada bunlardan bahsetti, sonra düşündüm, acaba neden bundan bahsetti? Size nedenini söyleyeyim, evet, gerçekten de iki saate randevu alabilirler ya da bir gün sonraya randevu alabilirler. Nasıl biliyor musun? Çünkü başhekimleri onlar atıyor çünkü oradaki bütün müdürleri onlar atıyor. Ne yapıyorlar? AK PARTİ'liler bunu söylemekte haklı, yakınlarına söylüyorlar, AK PARTİ milletvekillerine diyorlar ki "Biz buradan randevu alamıyoruz." dediklerinde, oraya da torpili koymuşlar, bir telefon açtıklarında iki gün sonra randevu alabildikleri için onlara her şey normalmiş gibi geliyor. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Normal değil, bakın, sizin yakınlarınız da iki ay, üç ay sonraya randevu alır, torpili çekin aradan, onları da göreceksiniz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bu ülkede "yenidoğan çetesi" diye bir çete çıktı, Sağlık Bakanı diyor ki "Bu ülkede hiçbir sorun yok." Gerçekten "Sıra var." dediği... Şehir hastanelerini kurdu, devasa şehir hastaneleri kurdu; gerek yok, bu defa da MHRS'de kuyruklar oluştu; evet, orada kuyruklar oluşmadı ama MHRS'de kuyruklar oluştu.

Şimdi, Hazine ve Maliye Bakanı... O zaten müthiş bir şey. Türkiye'de hiçbir sıkıntı yok, vergi yok bir şey yok; her şey yolunda, asgari ücretle herkes geçinebiliyor, herkes dört dörtlük. Yahu, gerçekten bazen şaşırıyorum, onlar bu ülkede yaşamıyor mu? Yahu, siz bu ülkede yaşamıyor musunuz veyahut siz hiç halkın arasına inmiyor musunuz? İnsanlar geçinemiyor, insanlar geçinemediği için intihar ediyor, babalar çocuklarına bir şey alamadığı için, geçimlerini sağlayamadığı için intihar ediyor ama siz diyorsunuz ki Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki: "Her şey dört dörtlük." Dört dörtlük değil. Bakın, ben size söyleyeyim: Gıda pahalı, elektrik pahalı, gaz pahalı, her şey çok pahalı ama bu ülkede çok ucuz bir şey de var; insan hayatı çok ucuz bu ülkede, gerçekten insan hayatı çok ucuz. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Bunu da niye söylüyorum? Kültür ve Turizm Bakanı gelip burada konuştu. Yarım saat burada konuştu, yarım saat de orada sorulara cevap verdi ama dikkat ettiyseniz -ki herkes ona çok dikkat etmiştir- kafasını kaldırıp hiç kimseye bakmadan konuştu çünkü kafasını kaldırıp konuşacak yüzü yok çünkü onun Bakanlığı süresinde "Kartalkaya katliamı" gibi bir katliam yaşandı. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Kafasını kaldırıp konuşamadı o. Niye konuşamadığını ben size söyleyeyim: Orada bir katliam yaşandı, 78 can gitti, bunların yarısı çocuk. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurduk, tüm partilerden oraya üyeler geldi. Biz o Komisyonda Bakanın gelmesi için her şeyi yaptık ama Bakan gelmedi. Peki, biz, o Komisyonda aileleri dinledik, bakın, aileleri dinledik, AK PARTİ milletvekilleri de o Komisyondaydı. Herkes gözyaşlarına boğuldu; milletvekilleri ağladı, oradaki çalışanlar ağladı, kameramanlar ağladı. Peki, neydi bu gözyaşları biliyor musunuz? Biz hiçbir sonuç elde edemedik o Kartalkaya Komisyonunda, Bakanı bile dinleyemedik, benim gözümde en büyük sorumlu olan Turizm Bakanını bile dinleyemedik ama orada gözyaşlarına boğuldular. Şimdi, bazıları diyecek timsah gözyaşları. Biliyor musunuz timsahlar avlarını yerken neden gözyaşı dökerlermiş? Timsahların avlarını yerken aslında avlarına acıdıkları için gözyaşı döktüğü zannediliyor, avlarına acıdığı için gözyaşı dökmüyor aslında; avlarını yerken zorlandıkları için gözyaşı döküyorlar, siz de aynı, timsah gözyaşları döküyorsunuz burada. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Burada Bakan gözü yaşlı ailelere bir başsağlığı bile dilemedi ama ne yaptı biliyor musunuz? Bakan çıktı, kendi hazırladığı bir programa katıldı, bakın, kendi hazırladığı bir programa katıldı, kendi hazırlattığı sorulara kendileri cevap vermek istedi ama o programda, o gazetecinin programında kendi hazırlattığı sorulara bile cevap veremedi çünkü hatalıydı. Eğer hatalı olmasaydı o Komisyona gelirdi, hatalı olmadığını anlatırdı; eğer hatalı olmasaydı Bakanlıktaki çalışanlara soruşturma izni verirdi ama Bakan bunların hiçbirini yapmadı, burada oturdu. O yüzden diyorum ki bu ülkede her şey çok pahalı, insan hayatı çok ucuz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

O yüzden diyorum ki bu bütçe halkın bütçesi değil; sarayın, yandaşın bütçesi. Biz bu bütçeyi kabul etmiyoruz.

Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)