GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

ABDURRAHİM FIRAT (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan dilerim.

Bugün burada millî birlik sürecine yönelik kanaatlerimi paylaşmak istiyorum: Bu süreç bir kader birliğini yeniden mühürlemek için büyük bir fırsat. Tarihin hızlandığı, coğrafyamızın sert rüzgârlarla sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Dünya eski dengelerin yıkıldığı ve yeni güç merkezlerinin sancılarla doğduğu bir belirsizlik çağına girmiştir. Uluslararası siyasetin satranç tahtasında bölgemiz üzerine kurulan oyunlar artık sınırları değil zihinleri ve gönülleri de parçalamayı hedeflemektedir. Küresel güç odakların stratejik aparatları etnik ve mezhepsel fay hatlarını tetikleyip bizi içimize hapsederek enerjimizi kendi içimizde tüketmemizi beklemektedir. İşte, bu noktada "barış ve kardeşlik süreci" dediğimiz irade küresel kuşatmaya karşı verilmiş en stratejik, en millî ve en insani cevaptır. Ancak bu süreç sadece dış tehditlere karşı örülmüş bir duvar değildir. Bu iradenin asıl kaynağı aynı toprağı vatan kılmanın, insan olmanın ve bin yıllık kardeşliğimizin bize yüklediği sarsılmaz sorumluluktur. Bizim birliğimiz, fıtratımız ve ortak tarihimizin bir gereğidir.

Burada gözden kaçırılmaması gereken asıl büyük resim şudur: Türkiye, kendi içindeki farklılıkları birer zenginliğe ve sarsılmaz bir bütünlüğe dönüştürdüğü an sadece kendi sınırlarını korumuş olmayacaktır. Bu başarı, parçalanmış Orta Doğu ve Balkanlar için yeni bir düzenin ilham kaynağı olacaktır. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bizim barışımız, küresel sistemin böl-yönet doktrinine karşı bu topraklardan yükselen birleş ve yüksel itirazıdır. İçimizdeki her bir el sıkışma coğrafyamızdaki yapay sınırların anlamsızlaştıran jeopolitik bir mıknatıs etkisi yaratacaktır. Biz birleştiğimizde sadece bir ulus güçlenmez, mazlum coğrafyaların umudu olan bir çekim merkezi doğar. Etrafımızdaki ateş çemberine bakınız. Ulus devletlerin kaosa sürüklendiği, kardeşin kardeşe kırdırıldığı bir iklimde bizim en büyük gücümüz bin yıllık ortak yaşama irademiz ve sarsılmaz ulusal bütünlüğümüzdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer biz kendi içimizde safları sıklaştırmazsak dışarıdan gelen rüzgârların fırtınalara dönüşmesini de engelleyemeyiz. Birliğimizin zayıfladığı her an, uluslararası vesayet için fırsat alanıdır. Bu nedenle, toplumsal barışı tesis etmek, geleceğin büyük Türkiye'sinin savunma hattını kurmaktır. Güçlü ve bağımsız bir dış politika ancak içeride sarsılmaz bir toplumsal mutabakatla mümkündür. Bu süreç sadece devletin ve siyasetçilerin omuzlarına bırakılmayacak kadar hayatidir. Bu bir manifesto ise müellifi bizzat Türk milletinin kendisidir. Her bir ferdimiz bu barış ve kardeşlik iklimine sahip çıkmakla mükelleftir çünkü barış, Ankara'nın koridorlarında değil Erzurum'dan Rize'ye, Van'dan Edirne'ye kadar her bir ocağın tüten dumanında, her annenin duasında ve her gencin umudunda yeşerecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Şunu iyi bilmeliyiz ki biz birleştiğimizde dünya küçülür, biz ayrıştığımızda ise düşmanlarımız büyür. Bizim ne feda edebilecek tek bir insanımız ne de vazgeçebilecek tek bir karış toprağımız vardır ancak bu toprağı vatan kılan içindeki insanların "biz" diyebilme cesaretidir.

Sonuç olarak, bu süreç, bir taviz değil bir tazelenmedir, bir geri çekilme değil büyük bir şahlanış için güç toplamadır. Stratejik aklımız bize şunu fısıldıyor: İçeride güçlü olmayanın dışarıda sözü geçmez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gelin bu tarihî sorumluluğu hep birlikte üstelenelim, uluslararası operasyonlara, bölücü senaryolara ve bizi birbirimize yabancılaştırmak isteyenlere karşı adaletin, merhametin ve kardeşliğin dilini konuşalım. Bu topraklar üzerinde yaşayan her bir can, bu sürecin hem bir sahibi hem de teminatıdır. Gelecek, bölünenlerin değil, birleşenlerinin olacaktır.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)