| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, Mecliste bir bütçe döneminin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz ve Komisyon aşamalarından Genel Kurula kadar ısrarla şunu söyledik: Bu bütçe halkın vergileriyle, halkın emeğiyle oluşuyor; biz de halkın bütçesini, halkın payını istedik; kadınların, gençlerin, emekçilerin, emeklilerin bu bütçeden hakkını ve payını istedik. Seçim bölgelerimizden kentlerimizin sorunlarını, beklentilerini bu Meclise taşıdık. "Yol" dedik "su" dedik "elektrik" dedik "işsizlik" dedik "Bu sorunları giderin artık." dedik. Peki, şu anda sıralarında olmayan iktidar ne yaptı?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Uyanamamışlar, uyanamamışlar.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Bu bütçeyi hayırlamaktan başka hiçbir şey yapmadı. "Şöyle güzel oldu." "Böyle güzel oldu." "Aman, ne güzel bütçe yapmışız." "Hele buradan bakalım, vallahi çok güzel olmuş." "Buradan bakalım, muhteşem olmuş." deyip deyip durdular. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Peki "Türkiye uçuyor." dediler oysaki bakıyoruz ki halk yer çekiminde yaşıyor. Bakın, Urfa'da AKP'nin 9 milletvekili var; Urfa'daki Göbeklitepe heykelleri bile uyandı, konuştu ya, binlerce yıllık heykeller bile konuştu ama siz Urfa halkı için burada bütçeden tek bir kelime etmediniz; bu halk ne istiyor diye tek bir cümle edemediniz burada. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Mahmut Tanal geliyor, Mahmut Tanal.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Yine, ne yaptı iktidar? "Cumhurbaşkanımız sağ olsun, var olsun, Allah ondan bin kez razı olsun." deyip deyip durdular burada, methiyeler dizdiler. Bakanlar geldi, "Şöyle iyisiniz bakanım, şöyle kralsınız, muhteşemsiniz." deyip durdular. Peki, bakanlar ne yaptı burada? İlk cümle aynı, fiks, bakın, hiç değişmedi: "Evet, bütün milletvekillerimize teşekkür ederiz. Bu kıymetli önerilerini dikkate alacağız." dediler, aralıksız hepsi aynı şeyi söyledi. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Yalan, yalan!
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Fakat dedim ki acaba önerilerimizden tekini ciddiye mi alınacaklar; tövbeler olsun, Hak getire, noktasına virgülüne bile karışmadan "..."(*)
Evet, değerli milletvekilleri; bütçe tartışmaları bize bir şeyi çok net gösterdi: Bu iktidar halkın anlattıklarını duymuyor, halkın anlattıklarını görmüyor; halkın çilesinin, derdinin farkında değil.
Ben şimdi size o çıplak gerçeklerden bahsedeceğim: Geçen hafta DEM PARTİ Emek Komisyonu öncülüğünde ekmek ve barış için Batman'dan Tekirdağ'a, Aydın'dan Samandağ'a yürüyerek Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya geldik; bu bir temsilî yürüyüş değildi. Bakın, bu yürüyüşte Gebze'de grevde olan işçiler vardı; Urfalı çiftçiler, Çukurovalı çiftçiler vardı; kadınlar vardı, atanamayan öğretmenler vardı; Türkiye'nin dört bir tarafından bu bütçeden hakkını isteyenler vardı. Ben de Samandağ'daydım, narenciye üreticileri geldiler ve söz aldılar; ne dediler, biliyor musunuz? Bakın, kasa kasa mandalina getirdiler, dediler ki: "Bu mandalinanın kilosunun bahçeden alım fiyatı tam 1 TL." Yanlış duymadınız arkadaşlar. Yani bir yıl boyunca eken, sulayan, bakımını verene karşılığı ne? 1 TL. Sonra geldik buraya, Bakanlara baktık, sorduk onlara, "Bakın, çiftçi feryat ediyor. Bu mu sizin hayırladığınız bütçe? Bu mu sizin çiftçiye desteğiniz?" dedik; yine iktidar sıralarından alkış tufandan başka bir şey duymadık.
Yine, İskenderun'daydık, depremzedelerle bir araya geldik ve bana bir depremzede gelip aynen şunu söyledi: "Asgari ücretle geçiniyorum, şu an konteynerde yaşıyorum ve benim bir evim yok, bir ay sonra beni kapı dışarı edecekler. Ben nasıl geçineceğim? Ben nasıl bu kirayı ödeyeceğim? 26 bin lira kira istiyorlar benden." dedi.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Çevre Bakanı hayal satıyordu burada.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Ve gözleri dola dola bana bunu anlattı. Sonra buraya geldik, Bakan Kurum orada oturuyordu, gözümüzün içine baka baka, sesini yükselte yükselte "Benimle gurur duyun, gurur duyun." dedi. Niye gurur duyacakmışız? Koca bir halkın müteahhitliğini yaptı diye.
Peki, ben soruyorum size ya: Bu gözü yaşlı kadınları ne yapacağız? Gözü yaşlı depremzedeleri, acıları çeken depremzedeleri ne yapacağız? (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) İktidar ne yaptı peki? Alkış, tufan, halahop, kıyameti kopardı. Bu mu sizin hayırladığınız bütçe? Bu mu sizin gözü yaşlı insanlara vermiş olduğunuz değer? Biz sizin neyinizle gurur duyacağız? Soruyorum ben size: Bu olayın, bu vakanın neyiyle gurur duyacağız biz?
Yine, Tarsus'daydık, tekstil atölyelerine gittik, emekçilerle buluştuk. İşçi diyor ki: "Aldığım asgari ücretle geçinemiyorum." Dönüyoruz, işletmeciye soruyoruz, "Vallahi, ucu ucuna yetiyor, çeviremiyoruz bile." diyor. Peki, Çalışma Bakanı geldi buraya, o ne dedi: "Her şey yolunda, istihdam artıyor, hiçbir sorun yok, büyüyoruz." Yine, alkış, tufan, kıyamet, halahop yaptılar, konuyu kapattılar ve hiçbir şey demediler arkadaşlar. Peki, ben soruyorum: İşçinin sofrası doldu mu? Dolmadı. Ben soruyorum: Küçük işletmecinin hayatı yerinde mi? Elbette ki değil. Siz de cevap var mı? Yok.
Değerli milletvekilleri, elbette ki iktidar sıralarından sürecin ruhuna uygun konuşma yapanları ayrı tutuyorum. Yürekten söylüyorum, ağzınıza, yüreğinize sağlık arkadaşlar, umarım bunun devamı gelir ama bazı iktidar vekillerinden barış dilinden uzak ve süreci sindirememiş sözler dinledik ve yine, bazı bakanların ağzından düşmeyen o kelimeler: Savunma sanayisi, İHA'lar, SİHA'lar, S-400'ler, F-16'lar, füzeler... Bu kürsüye savaş uçaklarıyla çıktılar arkadaşlar, bu kürsüde böylesi bir süreçte savaş uçaklarını koyarak utanmadan, sıkılmadan konuşmalar yaptılar. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Terörist siyaseti yaptılar arkadaşlar, terörist siyaseti yaptılar ama ben bu kürsüye nasıl çıktım biliyor musunuz? Bakın, bir elimde zeytin dalı, bir elimde ekmekle çıktım. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Niye biliyor musunuz? Çünkü burası savaşın reklamlarının yapılacağı kürsüler değil, burası halkın hayat kürsüsüdür; bu kürsüden silahın değil, bu kürsüden siyasetin sözünün yükselmesi gerekir. Peki, neden yürüyüşümüze "Ekmek ve Barış" dedik biliyor musunuz? Çünkü ekmek olmadan barış olmaz, barış olmadan da ekmek olmaz. Bu yürüyüş âdeta bir Yol filmi gibi değildi; bakın, memleketin yolunu gösteren bir sahneydi, Yılmaz Güney'in Yol filminde insanlar çıkış arar, biz o çıkışının adına "ekmek ve barış" diyoruz. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Ekmeğimiz kadar barışa da sahip çıkmak zorundayız. Savaş tellallığı yapmakla, sınır ötesindeki operasyonları yapmakla hiçbir şey kazanmadı bu ülke ve halkın cebinden milyarlarca dolar çıktı. 1 Ekimden bu yana da barış ve demokratik toplum sürecindeyiz, gece gündüz didiniyoruz, çalışıyoruz, adım atmadığımız toprak kalmadı. Peki, neden arkadaşlar? Çünkü bizim partimiz bir barış partisidir. Barış, bir annenin evladını toprağa vermemesidir. Barış, bir genç için mezar taşı değil gelecek hayallerinin kurulması demektir. Barış, sabaha karşı kapın çaldığında gelenin yakının olduğunu bilmektir ama bakıyorum, savaşın çilesini, acısını bilmeyenler barışın nimetlerinin de kıymetlerinin de farkında değiller. Ocağına ateş düşmeyenler, evladını, kardeşini, babasını, çatışmalı süreçlerde kaybetmeyenler fütursuzca savaş çığırtkanlığı yapıyor. Hiç uzağa gitmeyelim, kürsülerimize bakıyorum ya, her evde bir acı var, her evde bir çile var ama elbette ki savaşın bedeli yalnızca ölenler midir? Değil tabii ki. Savaşın bedelini ödeyenler sadece hapse girenler midir? Değil tabii ki. Savaşın bedelini ödeyenler sadece topraklarından göç edenler midir? Değildir tabii ki. Bütün halk ödüyor, bütün Türkiye ödüyor; derelerimiz, topraklarımız, ormanlarımız bunun çilesini ödüyor. İşte, bu yüzden "ekmek ve barış" diyoruz biz, atılan her adımda bu sürecin ruhuna uygun davranılsın, barış toplumsallaştırılsın diyoruz. Bütçe hazırlanıyor, barışın ekmeğin bütçesi hazırlansın diyoruz. Bakıyoruz 2026 yılının bütçesine, savunmaya ne kadar ayrılmış? Tam 2 trilyon 115 milyar TL savunmaya ayrılmış. Bu parayla toprağa demir ekiyor, füze ekiyor, ölüm ekiyorsunuz ama unutmayın toprağa demir ekerseniz buğday biçemezsiniz, toprağa mermi ekerseniz huzur biçemezsiniz. Bir F-16'nın deposunu dolduran yakıt parasıyla kaç okulun kütüphanesi dolar biliyor musunuz? Kaç çocuğun beslenme çantası dolar biliyor musunuz? Hiç hesapladınız mı bunu? Sizin "güvenlik" dediğiniz şey halkın açlığı üzerine inşa edilemez.
Yine, 2 trilyon 115 milyar TL'yle ne yapılır biliyor musunuz? Asgari ücret 50 bin TL olur. Yine, bu parayla ne yapılır biliyor musunuz? Türkiye'de yaşayan 16 milyon emekliye bir yılda ek ödenek olarak tam 150 bin TL ödenebilir. Yine, bununla ne yapılır biliyor musunuz? 1 milyon kreş açılabilir. Bu parayla ne yapılabilir? 20 bin tane fabrika açılabilir. Yine, bu parayla ne yapılır biliyor musunuz? Depremzedelere ücretsiz bir şekilde bilabedel konutlar yapılabilir.(DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Bizler ısrarla savaşın değil halkın bütçesi diyeceğiz; bu konuda halk adına atılacak her adımı da desteklemeye hazır olduğumu belirtiyorum.
Arkadaşlar, bu önümdeki sepet TÜİK'in sepeti değil halkın sepeti, barışın sepeti ve bu sepette de halkın Meclisine gönderilen mektuplar var. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Az önce tek tek anlattığım talepler de bu mektuplardandı zaten. Bu sepette ekmek mücadelesi var, bu sepette barış mücadelesi var. Savaş ve barışta unutulmaması gereken: Bugünün kararı yarının kaderini doğurur. O hâlde, bugün karar verdiğimiz barışla yarının kaderini değiştirelim. Sizleri de bu tarihî sorumluluğun farkında olmaya davet ediyorum. Halkın ekmek ve barış mücadelesinde gelin omuz omuza vererek bu topraklara onurlu barışı hep birlikte getirelim diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)