GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:19.12.2025

MHP GRUBU ADINA LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri; 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve televizyonları başında bizleri izleyen aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün 19 Aralık; bundan tam yüz yedi yıl önce Millî Mücadele'de ilk kurşun Hatay'ın Dörtyol ilçesinde Kara Mehmet Çavuş tarafından Fransızlara karşı atılmıştır. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, Tayfur Sökmen'i, Kara Hasan Paşa'yı, Kara Mehmet Çavuş'u ve Kuvayımilliye'nin tüm neferlerini rahmet, minnet ve şükranla anıyorum; ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Değerli arkadaşlar, cumhuriyetin 1'inci yüzyılını geride bıraktık, 2'nci yüzyılda en büyük motivasyonumuz ülkemizin küresel bir güç hâline gelmesidir. Önümüzdeki yüzyıllık takvim işlemeye başlamıştır. Zaman, Türk ve Türkiye Yüzyılı zamanıdır. Bu yüzyılda özlemini duyduğumuz Türk mucizesi gerçekleşecek, Türk-İslam medeniyetinin timsali Türkiye Cumhuriyeti devleti var olacaktır. Millî hedefimiz, tıpkısının aynısıyla Osmanlı barışına benzer bir Türk barış kuşağının kale duvarları gibi etrafımıza çekilmesi, Türk coğrafyalarının ve insanlığın tam bir huzura kavuşmasıdır. Ülkemizin bu hedefe ulaşması ancak el birliğiyle mümkündür. Her siyasi parti, her sivil toplum kuruluşu ülkemizin bu hedefe ulaşması için yapıcı katkılarını sunmalıdır. Bu manada, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Bey'in gıda güvenliğinden sağlık politikalarına, enerjide dışa bağımlılığını bitirmiş bir Türkiye'den yüksek teknolojik ürünlerin üretildiği bir merkez hâline gelen Türkiye'ye, savunma sanayide üretim potansiyelinin artırılmasından su kaynaklarının verimli kullanılmasına kadar her alanda küresel güç olma hedefine hizmet edecek "Küresel Güç Türkiye" vizyonunu, eserini kamuoyuyla paylaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin cumhuriyetin 2'nci yüzyılında küresel bir güç olması için bir taraftan da şehirlerimizi her türlü afet riskine karşı dirençli bir hâle getirmemiz gerekmektedir. Bu manada, şehirlerimizin dirençli hâle gelmesiyle ilgili hem bir depremzede hem de bu konulara kafa yoran bir kardeşiniz olarak, geçmiş dönemde 2 defa da deprem komisyonlarında görev alan bir milletvekili olarak bazı gördüğüm hususları burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2 dönem üst üste hem Elâzığ depreminden kaynaklı hem de Kahramanmaraş depreminden kaynaklı deprem komisyonları kuruldu. Bu deprem komisyonlarına her siyasi partiden üyeler verildi ve bu üyeler aylarca çalışarak gerçekten çok önemli 2 rapor hazırladılar ki bu raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı zamanda arşivinde durmaktadır.

Bu manada, 6 Şubat depremiyle birlikte bazı paradigmaların değiştiğini de burada sizlerle paylaşmak isterim. Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında AFAD, özellikle deprem bölgesindeki illerde birer senaryo çalışması yapardı. Bu senaryolar kapsamında her ilde mülki idare amirinden belediyelere, kaymakamlıklara varıncaya kadar herkesin görev, yetki ve sorumlulukları net bir şekilde paylaşılırdı ancak 6 Şubat depreminde öyle bir felaket yaşadık ki biz normalde depremin sadece bir ili etkileyeceğini düşünürken 6 Şubat bize bir fay hattı üzerindeki tüm illerin de etkilenebileceği gerçeğini gösterdi. O yüzden Türkiye Afet Müdahale Planı yeniden revize edilip bu müdahale planı içerisinde artık il bazı senaryolar değil, bir fay hattı üzerinde bulunan tüm illerin olası bir depremde bir felaketle karşı karşıya kalacağı gerçeği göz önünde tutularak yeni senaryoların geliştirilmesi gerekiyor.

Bir diğer husus, değerli arkadaşlar, "afet lojistiği" diye yeni bir kavramla biz 6 Şubat depreminden sonra yeniden karşılaştık. Disiplinler arası bir perspektifle bu afet lojistiği kavramını tekrardan ele alıp, afet anında afet bölgesine müdahalenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili yeniden bir tartışma açıp her ilimize, her bölgemize uygun yeni ulaşım senaryolarını gündemimize almamız lazım. Bunun dışında, 6 Şubat gibi büyük bir depremde hepinizin bildiği üzere vatandaşlarımızın çoğunluğunu deprem bölgesinden tahliye ettik, şehirlerimizde sadece valilerimizi kaymakamlarımızı ve yerel idarecilerimizi bıraktık. Oysaki depremi bize şunu gösterdi ki depremi yaşayan ildeki vali de emniyet müdürü de ve jandarma komutanı da onlar da aynı zamanda birer afetzede. Dolayısıyla, özellikle depremin akut zamanında sağlıklı ve doğru kararlar vermeyebilir bu arkadaşlarımız. Bu manada önerimiz şudur: Böylesine büyük bir afetten hemen sonra vatandaşlarımızı nasıl tahliye ediyorsak o ildeki valilerimizi, emniyet müdürlerimizi ve jandarma komutanlarımızı ve ilgili kurum müdürlerimizi de afetzede olarak o ilden çıkartıp o ilde daha önce görev yapan valileri, emniyet müdürlerini ve jandarma komutanlarını hızlı bir şekilde bölgeye götürmemizin doğru olacağını düşünüyoruz.

Bir diğer husus, değerli arkadaşlar, afetlerde ilk arama ve kurtarma faaliyeti arama kurtarma ekiplerinden önce afetzede vatandaşlar tarafından yapılıyor. Bunu 11 deprem bölgemizde de gördük. Arama kurtarma ekipleri o bölgeye gelinceye kadar vatandaşlarımızın, o bölgedeki yaşayan vatandaşlarımızın her birinin enkazın başında, ellerindeki imkânlarla, enkazın içerisinden vatandaşlarımızı çıkarttığını gördük. Bu manada tavsiyemiz şudur ki, deprem riski olan illerimizdeki tüm vatandaşlarımıza öncelikle ilk arama kurtarmayla ilgili bir afet bilinci verilmeli. Bunun yanında belki de çok basit olarak karşılayabileceğiniz çok küçük aletlerle, onlarca, yüzlerce insanımızın hayatının kurtarıldığını gördük ve bu referansla da hareket ederek yine şunu tavsiye etmemiz çok doğru olacaktır: Afet riski taşıyan illerimizde muhakkak suretle kaymakamlıkların veya yerel yöneticilerin kontrolünde muhakkak afete ilk müdahale hâlinde kullanılacak küçük aletlerin depolandığı yerlerin belirlenmesi ve vatandaşlara bunların iletilmesi gerekiyor.

Gelelim kentsel dönüşüme... Değerli arkadaşlar, bilim insanları afet öncesi 1 birim harcayarak çözeceğimiz bir problemin afetten sonraya bırakırsak ancak 7 birim maliyetle karşımıza çıktığını bizlere söylüyorlar yani eğer biz, bugün risk azaltma çalışmaları kapsamında 1 birim harcamaktan çekinirsek kaybedeceğimiz canların yanında afetten sonra 7 birim olarak bu bizim karşımıza çıkacak. Bu manada, kentsel dönüşümü çok önemsiyoruz, hâlâ illerimizde, deprem riski olan illerimizde riskli yapı stokumuzun çok fazla olduğunu görüyoruz. Bu manada, riskli yapı stokumuzu dönüştürürken de topyekûn bütün riskli yapıdan yapıyı ele almadan bir ölçeklendirme kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu ölçeklendirmeyi de şu şekilde tarif ediyoruz: Değerli arkadaşlar, önceliğimiz diri fay hattı üzerindeki yüksek katlı konutların dönüşümü olmalı. Bir ilde veya bir ilçede dönüşüme girdiğimiz zaman önceliğimizin bu olması gerektiğini de ifade edip Sayın Sanayi Bakanımız burada, Sanayi Bakanımızla ilgili de bir hususu dile getirmek istiyorum. Sayın Sanayi Bakanımız, depremden sonra Aile Bakanımız ve Sanayi Bakanımız bölgemizde birçok çalışma yaptılar. Özellikle Antakya Küçük Sanayi Sitesi depremle birlikte neredeyse yerle bir oldu. Bu manada sizlerin bölgede esnafımızı ayağa kaldırmak için çok yoğun bir mücadeleniz oldu. İlk etapta 51 iş yeri çok iyi bir şekilde, çok güzel bir şekilde depreme dayanıklı bir şekilde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİ KAŞIKÇI (Devamla) - Sayın Başkanım, vermiyorsunuz herhâlde söz hakkı.

BAŞKAN - Veremiyoruz.

LÜTFİ KAŞIKÇI (Devamla) - Öyle mi?

Teşekkür ediyorum. Ben artık kendisine iletirim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)