GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:19.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET ATMACA (Bursa) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bütçenin sonuna doğru yaklaşmış bulunmaktayız. Muhalefeti ve iktidarı hep dinledik. İktidar ne kadar başarılı olduğunu anlatmaya çalıştı, muhalefet çoğu kez aslında onlara yardımcı ve faydalı olabilmek adına, bazı gerçekleri görmeleri adına bazı izahatlarda bulunmaya çalışmış olsa da onlar hep bunu kendi iktidarlarını kötülemek olarak algıladılar ama bazı rakamları ifade etmek gerçekten önemli ve bunları bile savunuyor olmalarını izah etmek mümkün değil. Bunu savunan bir anlayışa memleketin hâlini anlatmak zaten mümkün değil.

Şimdi, 2002 yılına göre siz bütün yaptıklarınızı her yıl kıyaslıyorsunuz. Geçen yıl yaptığınız bütçede de 2002'yi baz aldınız, şimdi de onu baz aldınız. Hâlbuki biz geçen yıldan bu yıla kadar olan gelişmeyi görmek isteriz. Hiçbir gelişme olmadığı için tabii ki hep 2002'yi baz almaya çalışıyorsunuz. Biz de onu baz olarak iki tane rakama baktık. Birincisi, 2002'de devletin brüt borcu 230 milyar civarında. Bunu dolar enflasyonunu dikkate alarak güncellediğiniz zaman yaklaşık 400 milyar dolar ediyor ama 2025'te yine devletin brüt borcu yaklaşık 800 milyar dolar yani bugün reel olarak siz 400 milyar dolar ek borç yapmış oldunuz. Bunu başarı olarak anlatmak mümkün değil çünkü yapmış olduğunuz bütün yatırımların toplamı bile bu kadar değil, bunu herkes biliyor. Tabii, bunun yanında feda edilen devlet birikimleri hariç. Bundan bir başarı öyküsü üretmek ve savunmak, bu anlayışa bizim gerçekleri anlatabilmemizin imkânı yok ya da milletin geçim derdini ve sıkıntılarını anlatmak mümkün değil. Evet, algı oluşturmakta ya da algıyı yönlendirmede çok başarılısınız. Üretim arttı, doğrudur fakat artı değer üreten üretim artmadı. Bugün en büyük üretim sanayide gerçekleşiyor ancak sanayide ihracat yapan firmaların tamamı ihracatından daha çok ithalat yapmak zorunda kalıyor yani bu ithalata bağlı bir ihracat, bunun da ülke ekonomisine ve ülke insanına istihdam dışında başka hiçbir katkısı maalesef yok. Bazı rakamları büyütüyorsunuz ama toplumsal refah artmıyor. Tabii, yine, bu ekonomik sıkıntıların temel sebeplerinden biri de kötü yönetim ve maalesef rüşvet ve yolsuzluk. Bunu buradan bilerek konuşuyorum, bugün hemen hemen hiçbir devlet kurumunda, özellikle büyük işlerde rüşvet ödemeden iş görülemediği iddia ediliyor. Çok enteresan hikâyeler var bu konuda ama ben sadece bunu demekle yetineceğim ve bizim her yıl maalesef bütçe içerisindeki hem borçlanma miktarımız hem ödediğiniz faiz miktarımız oransal olarak artıyor. Basit bir matematik hesabıyla belli bir süre sonra ödenecek olan faizin bütçenin tamamına geleceği anlamına geliyor çünkü oran hep artıyor. Evet, bazı gelişmiş ülkeler örnek gösterilebiliyor, işte, bazı gelişmiş ülkelerde bütçe içerisindeki faiz miktarı bizimkinden çok çok daha fazla. Biz zaten bunu yapanı anlatmaya çalışıyoruz, kapitalist faizci düzenin ülkeleri getirdiği nokta budur, siz de onları örnek alıyorsunuz. Söylemde ve iddialarda hep millîsiniz, yerlisiniz ama uygulamada Batılılaşma konusunda sizinle yarışabilecek hiç kimse yok. Maalesef kapitalist ekonomik düzenin de en iyi taşeronu sizler oldunuz. Tabii, başarısızlığınız sadece ekonomiyle ilgili değil, ahlaki ve manevi yönden yaşadığımız çöküşü sizin dönem kadar hiçbir dönem yaşamadık -yine ilginçtir aslında- sözde bu değerleri en çok savunan parti olmanıza rağmen. Ahlakla ilgili bütün olumsuzluklar hep artmıştır ama siz hâlâ ahlakı ve maneviyatı savunan bir parti olduğunuz iddiasındasınız. Her şeyi maalesef istismar etmede üzerinize yoktur.

Ben konuşmamın bu bölümünde de depremle ilgili tekrar uyarılarımı yapma ihtiyacı duyuyorum çünkü maalesef Hükûmetiniz iktidara gelmeden kısa bir dönem önce büyük bir depremle siz iktidara gelmiştiniz, 1999'da yaşanan depremden çok kısa bir süre sonra iktidara geldiniz. Siz iktidara gelene kadar Yapı Denetimi Hakkında Kanun çıkarılmış ve ciddi bazı önlemler alınmaya başlanmıştı. Siz ise 2002'den 2012'ye kadar hiçbir adım atmadınız, 2012'de riskli yapıların ve alanların dönüştürülmesi kanunu çıkardınız, o kanunu incelediğimizde biz gördük ki maalesef o kanun gerçek anlamda riskli yapıların dönüştürülmesi kanunu değil, sadece bazı büyük kentlerimizde rantsal değeri çok yüksek olan yerleri mevcut mevzuatla çözmek mümkün olmadığı için o kanunu çıkardınız ve yaptığınız ilk uygulamada, Galatasaray'ın eski stadı Ali Sami Yen Stadı'nı yıkıp 10 emsal vererek oraya bir gökdelen diktiniz ve daha benzeri bir sürü örnek... Bu kanun 2012'den 2023'e kadar uygulandı ve maalesef, bina stoğumuzun en riskli yapıları değil, rant değeri olan yapıların dönüştürüldüğü görüldü. 2023'te bu kanunda bir revizyona gidildi, biz tahmin ettik ki bu bozukluklar düzeltilecek, sonra gördük ki bu kanun, sadece bu kanunu uygulama sürecini hızlandırma adına bir revizyondu ve ondan sonra gördük ki artık her tarafta maalesef, en güzel yerler, rantı en yüksek yerler; bu da yetmemiş, boş olan alanlar bu kanunundan istifade edilerek ranta kurban ediliyor ve şehirlerimiz betonlaştırılıyor.

Ama ben uyarmak istiyorum, özellikle İstanbul, Bursa gibi büyük şehirlerde deprem tekrarlama periyotları dikkate alındığında yakın bir tarihte büyük deprem bekleniyor ve bu illerimizde odaların ve belediyelerin uzun zamandan beri yapmakta olduğu çalışmalarla ciddi oranda yapı stoğu kalite raporları da hazırlanmış oldu. Aynı illerde yine zemin bakımından en riskli alanlarımız da belirlenmiş oldu. Bu veriler dikkate alınarak depremde öncelikle yıkılma olasılığı olan yapıların tespit edilip yıkılması esastır. Yoksa benzer manzaraları izlemek zorunda kalacağız ve ben bunu bugün burada not altına alınsın diye ifade etmek istiyorum, Hükûmetiniz süresi depremlerde gerekli önlemleri alabilmeye kâfi bir süreydi, siz alamadınız; bundan sonra oluşacak depremlerde ölecek insanların vebali sizindir. O yüzden, bir an evvel bu alanda yapılması gerekenleri yapmanızı öneriyorum.

Tabii, bir de riskli yapıların dönüştürülmesi gerekçe edilerek kent yoğunluklarımız artırılıyor, aynı alanda konut sayısı ve buna bağlı olarak nüfus da artmış oluyor; bu da bütün kentsel ihtiyaçlarımızı artırmış oluyor. Ben daha evvel burada ifade etmiştim, bu yapılan kentsel dönüşüm değil. Kentsel dönüşüm, kentsel sorunları çözme adına yapılması gereken bir dönüşümdür, bu ise kentsel sorunları artıran bir dönüşümdür. Belki riskli bazı yapılar dönüştürülüyor ancak maalesef riskli yapıları dönüştürme amacıyla yapılan bu çalışma kentsel bütün sorunları artırmakta. Eğer bu uygulamalar böyle devam ederse çok yakın bir tarihte yaşanmaz hâle gelen kentlerimizi yaşanır hâle getirebilme adına gerçek anlamda kentsel dönüşüm yapmak zorunda kalacağız. Bu ağır bedelleri bu millete ödetmeye hakkınız yoktur. Birilerinin maddi menfaat temin etmesi adına toplumsal menfaatleri lütfen kurban etmeyin diyorum.

Herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)