| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 19.12.2025 |
AK PARTİ GRUBU ADINA SENA NUR ÇELİK KANAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ, en büyük dönüşümü, milletimizi medeniyet yürüyüşünden koparmak için yıllarca uygulanan yabancılaştırma politikalarına karşı tarih ve kültür mirasımıza sahip çıkarak gerçekleştirmiştir.
(Uğultular)
BAŞKAN - Lütfen dinleyelim sayın milletvekilleri.
SENA NUR ÇELİK KANAT (Devamla) - Milletimizin öz güvenini ve tarih bilincini yeniden ayağa kaldırmıştır. Bu büyük medeniyet uyanışının mimarı binlerce yıllık Türk-İslam medeniyetinin sonsuz hazinelerini Batı'nın imitasyonlarıyla değiştirme ihanetine “Dur!” diyen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun bu milletin hafızasına, kimliğine ve istikbaline dair yürüttüğü sessiz ama devasa mücadele bir eve dönüş hikâyesidir çünkü dil nasıl varlığın eviyse kültür de bir milletin evidir. Ancak orada gerçeklerini inşa edecek düşlerini kurar insan ve gelecek, düş kurma yeteneğini muhafaza eden milletlere aittir yalnızca. Biz öteleri düşlediğimiz için, Orta Asya'dan yıldızlara yürümeyi hayal ettiğimiz için türkülerimize, efsanelerimize, eserlerimize ve şehirlerimize sinmiş bir hakikat var; gerçeklerimiz hayallerimizle dörtnala gider.
Değerli milletvekilleri, tarih ve medeniyeti hakkıyla anlayamazsak gelecek rotamızı da çizemeyiz. Bizler tarih sahnesinde iki bin yıllık bir yürüyüşün, 16 devlet kurma iradesini göstermiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Orta Asya'dan Anadolu'ya, Selçuklu ve Osmanlı'dan cumhuriyete uzanan uygarlık ve tarihsel sürekliliği bir bütün olarak kavrayan, gücü adaletle, siyaseti hikmetle, devleti insanla buluşturan medeniyet tasavvurumuz büyük bir hafıza haritası üretmiş; kültür, edebiyat ve sanat eserleri ortaya koyarak gönül coğrafyamızda ortak bir duygu dünyası oluşturmuştur.
Sayın milletvekilleri, kültür ve tarih bilinci bir milletin egemenlik ve istiklal meselesidir. Tarih bize şunu öğretmiştir: Bir milleti yok etmek isteyenler önce hafızasına saldırır. Sevr Antlaşması'nın 421'inci maddesiyle emperyalistlerin Osmanlı'ya kendi yazdıkları eski eser yasasını dayatmaları ve kültürel mirasımızın yabancı bir komisyonun denetimine verilmesini istemeleri, bunun en somut örneğidir. Hafızasına hükmedemedikleri bir milleti asla esir alamayacaklarını bildikleri için hedefleri, yalnızca topraklarımız değil kültürümüz ve medeniyetimizdi. İşte, bugün, biz, ihya ettiğimiz her ecdat yadigârı eserle aslında Sevr'in o zihniyetini parçalayıp atıyoruz. Ayasofya Camisi'nin Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle seksen altı yıl sonra yeniden Fatih'in emanetine uygun olarak ibadete açılması, sadece bir mekânın değil işte bu kültürel egemenlik iddiasının da kıyamıdır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Ayasofya'nın zincirlerinin kırılması "Bu toprakların, bu mirasın, bu hafızanın sahibi ve hâkimi biziz." demenin en gür sedasıdır. Tek parti döneminin geçmiş ile gelecek arasındaki köprüyü yıkan o marazi reddimiras anlayışı bizlere ağır bedeller ödetmiştir. Kültür ve tarih mirasımızı bir yük ve gerilik olarak gören o zihniyet, binlerce tarihî eserimizin tahrip edilmesine, arşivlerin hurda kâğıt niyetine satılmasına ve hafızanın silinmesine yol açmıştır.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu; bunları kim kurdu ya? Bir daha oku sen cumhuriyet tarihini!
SENA NUR ÇELİK KANAT (Devamla) - Bu kültür yıkımını onarmak için iktidara geldiğimiz günden beri bu zihniyetle mücadele ediyoruz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Eline tutuşturulmuş oku ezberlerini.
SENA NUR ÇELİK KANAT (Devamla) - Kurtuluş Savaşı nasıl işgale karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesi ise bugün kültür ve tarih mirasını korumak da milletin hafızasının bağımsızlığı mücadelesidir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Yahya Kemal'in "Kökü mazide olan ati" şiarını bugünü kuran ve yarını inşa eden en büyük güç kaynağımız olarak görüyoruz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar, basit bir restorasyon faaliyeti değil milletimizin kimliği silinmesin, bu coğrafyada kurduğu düş yarım kalmasın diye varoluşsal bir mücadeledir.
Kıymetli milletvekilleri, bu alanda cumhuriyet tarihimizin en büyük ihya hamlesini gerçekleştiriyoruz. 5.927 tarihî eserimizi ihya ederek vakıf medeniyetimizin şehir tasavvurunu ayağa kaldırdık. Arkeolojik keşiflerde dünyada ilk sıralarda yer alıyoruz. Göbeklitepe ve Taş Tepeler'de ortaya çıkan bulgular dünya tarih yazımını değiştiriyor.
Yakın zamana kadar geri plana itilen Türk-İslam arkeolojisini hayata geçiriyoruz. Biz Nurettin Topçu'nun "Büyük mezarların üstünde büyük vatanlar vardır." sözündeki hikmete inanarak Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı'ndaki o şahideleri ayağa kaldırdık. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Çünkü o taşlar bu topraklardaki tapu senetlerimizdir.
İslam medeniyetinin en büyük entelektüel birikimi olan 760 bini aşkın yazma eseri koruma altına alarak Rami Kütüphanesi bünyesinde kurduğumuz kitap şifahanesinde tedavi ederek erişime açıyoruz. Yurt dışına kaçırılmış 13.377 kültür varlığımızı ülkemize geri getirdik.
Değerli milletvekilleri, bizim kültür ufkumuz sınırlarımızla kaim değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın "Türkiye Türkiye'den büyüktür." sözünün manası bu medeniyet havzasındaki tarihî sorumluluğumuzdur. Gönül coğrafyamızdaki tarih, kültür mirasımız dış politikamızın da pusulası ve yumuşak güç kaynağıdır. Bu mirasa sahip çıkmak, askerî ve ekonomik ittifaklardan daha kalıcı ortak hafıza ve kimlik temelli ittifaklar üreterek ülkemizi coğrafya merkezli bir aktör olmaktan çıkarıp medeniyet tasavvuru merkezli bir güç hâline getirmiştir. Bu sayede Balkanlardan esen rüzgârın yönünü takip edebiliyor, Orta Doğu'daki dengeleri yönetebiliyor, Orta Asya'da stratejik ortaklıklar oluşturabiliyoruz.
20'nci yüzyılın başlarında hüzünle "elveda" dediğimiz Balkanlara yeniden "merhaba" demenin derin bir tarihî anlamı var. Mostar'da ve Vişegrad'da birliğin sembolü olan köprüleri yeniden inşa ederken verdiğimiz mesaj açıktır: Müslüman topluluklar Balkanların tarihsel kurucu ve kalıcı unsurlarıdır.
Orhun Yazıtları'nın altyapısını güçlendirirken "Türk" adının taşa ilk kez kazındığı bu hafızayı koruma altına aldık. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Hoca Ahmet Yesevi Külliyesi'ni ihya ederek Yunus Emre'yle tekrar birleştiren bir manevi anlam hattı kurduk.
Karabağ'ı özgürlüğe kavuştururken Şuşa'da yükselen ezan sesleriyle Türk dünyasının ortak hafızasını yeniden canlandırdık. Manevi ve tarihsel hatları yeniden kurarken Türk Devletleri Teşkilatıyla bu ortak iradeyi jeopolitik bir güce dönüştürdük.
Filistin'de ecdat eseri yadigârları ihya etmek ve Mescid-i Aksa arşivlerini korumak için yaptığımız çalışmalarla Salâhaddin Eyyubî'nin hatırasını yaşayan bir motivasyona dönüştürdük.
Şam'da Muhyiddin İbnü'l-Arabi Külliyesi'ni ve Osmanlı Türk Şehitliği'ni restore ederek hakikati ve onun muhafızlarını tekrar şehrin hafızasına kazıdık.
Libya'da, Trablus ve Misrata'da ecdat yadigârı camileri ve medreseleri restore ederek Osmanlı mirasını, Atatürk'ün Trablusgarp Savaşı'ndaki izlerini ve Ömer Muhtar'ın direniş ruhunu Doğu Akdeniz'de yön tayin eden tarihî bir zemine dönüştürüyoruz.
Sudan'ın Sevakin Adası'nda Osmanlı eserlerini ihya ederek Kızıldeniz'in tarihî ticaret yollarında Türkiye'nin tarihî varlığını görünür kılıyoruz.
Etiyopya'da Necaşi Türbesi'ni ihya ederek Peygamber Efendimiz'in "Orada zulüm yoktur." diyerek işaret ettiği İslam tarihinin ilk hicret yurdu Habeşistan'ın adalet mirası üzerinden İslam dünyasının ortak hafızasına sahip çıkıyoruz.
Gönül coğrafyamızın birçok bölgesi defalarca kültürel soykırıma uğramıştır. Filistin'den Kırım'a ve Doğu Türkistan'a kadar yaşananlar, bize bir milleti yok etmek isteyenlerin camileri, mezarlıkları ve arşivleri hedef alarak, şehirlerin isimlerini değiştirerek, dili ve inancı baskı altına alarak hafızanın ve kimliğin silinmesi yoluyla kültür ve tarih yıkımı yaptığı gerçeğini bir kez daha göstermiştir. Türkiye, kültür mirasını savunmanın mazlumların hakkını savunmak olduğunun bilinciyle bu saldırılara karşı durmaktadır.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Cumhuriyet tarihini bir daha oku, çok tek yanlı okumuşsun.
SENA NUR ÇELİK KANAT (Devamla) - Bu duruş, sadece insani ve politik bir tutum değil tarihsel sorumluluğumuzun doğal sonucudur.
Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanımızın vurguladığı gibi bekamıza yönelik en büyük tehdit, siyasi ve ekonomik zorluklar değil coğrafyamızla, kimliğimizle ve tarihteki yerimizle ilgili medeniyet tasavvurumuzu yitirme tehlikesidir. Türkiye Yüzyılı hedeflerine adım adım ilerlerken ayaklarımızı binlerce yıllık medeniyet temellerimize sağlam basarak, nesillerimizin kimliğini ve ülkemizin dünya sahnesindeki yerini tahkim etmeye devam edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)