GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:19.12.2025

İYİ PARTİ GRUBU ADINA RIDVAN UZ (Çanakkale) - Devleti yöneten devlet başkanı yani reisicumhurun İslam ahlak ve fazileti, Türklük gurur, idrak ve şuurunu içtihat sahipleri şu dört haslet üzerine oluşturmuşlar:

1) Adaletli olması.

2) Cesaretli olması.

3) Güzel ahlaklı olması.

4) Aklı iyi kullanması.

Konuşmanın sonunda bunlara değineceğim.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli muktedirler, kendinizin yazdığı kendinizin oynadığı bir tiyatroda, milletin kazandığı sizin harcadığınız bir bütçede, milletin olmadığı ve devletin kutsallığı arkasına iktidarınızın itibarının saklandığı, hesaba kitaba dayanmayan, arzu ve isteklerin sonu olmadığı, yapılan bu bütçede ne yazanın umursadığı ne de uygulayıcının umursadığı bir madde hakkında İç Tüzük gereği söz almış bulunuyorum. Sizi itham etmeyeceğim. Çocuk okutan bir baba, eşine mahcup olmaktan korkan bir koca, hukuk, demokrasi ve insan haklarının olmadığı bir ülkede kendisi, evladı ve ailesi için endişe eden bir vatandaş olarak konuşacağım.

Kıymetli milletvekilleri, bu bütçeyi yapan iktidarın ekonomisi belli ki konforlu bir alan. Ben bir baba, bir eş, bir vatandaş olarak onların adına, yaşadığımız konforlu hayatın -tırnak içinde- buradan nasıl göründüğünü sizlere anlatacağım. Bu bütçe kâğıt üzerinde güzel duruyor olabilir ama pazarda file dolmuyor. Rakamlar bütçede büyük olabilir ama çocuklarımızı kantinde doyurmuyor. Size göre enflasyon düşmüş olabilir ama her şeyin fiyatı akşamdan sabaha artıyor. Kişi başı geliri ortalama 17 bin dolar olarak açıkladınız, şimdi sormak lazım: Sizin söylediğinize göre, her haneyi 4 kişilik bir aile olarak hesaplarsak, bu hanelerimize girmesi gereken 2,8 milyon nerede? Girmediğine göre kimin cebinde? Eğer biz milletvekili olarak bu ortalamanın içindeysek -ki evet, biz bu ortalamaya dâhiliz- o zaman bu ortalamayı yukarıya çeken, bu hesabı şişiren insanlar kimler? Hangi mahallede yaşıyorlar? Hangi fabrikada çalışıyorlar? Hangi bordroda görünüyorlar? Şimdi hesaplayalım: Diyorsunuz ki: "Kişi başına 17 bin dolar düşüyor." Bugünkü Türk lirasıyla 714 bin lira ediyor. Bir haneye girmesi gereken para bu. Aya böldüğünüzde 60 bin lira, 4 kişilik bir aileyle çarptığınızda 238 bin lira ediyor. Her ay hangi haneye gidiyor bu para, bilen var mı? Hadi, gelin, bunu bir de asgari ücretli ile emekliye anlatın. Hadi çalışanı 2'ye çıkaralım, çift maaş ekleyelim. 2 kişilik bir ailede karı koca öğretmen, 60 biner lira alsın. 2'sinin maaşı 120 bin lira, 2 asgari ücretli çalışan karı kocanın maaşı 22 biner liradan 44 bin lira, 2 emekli karı kocanın maaşı 18 biner liradan 36 bin lira. Bu rakamların neresinde 17 bin doları görüyorsunuz? Biz, bu 17 bin doları yani 2,8 milyon lirayı aşağıdan hesaplıyoruz, bulamıyoruz; yukardan hesaplıyoruz, bulamıyoruz; milletin cebinde yok, maaşında yok, markette yok, pazarda yok, bu millet bulamıyor. Nerede, kimin cebinde bu para, nereye sakladınız, bir çıkarın da görelim efendim. Ama milletimiz bir şeyden emin olsun, biz, İYİ Parti olarak var olduğumuz müddetçe derin yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sayın iktidar, siz zannediyorsunuz ki biz safi muhalefet olsun diye konuşuyoruz, hayır; ayakta ve hayatta kalma adına alternatif arayan bir baba, bir adam, vatandaşların bir temsilcisi olarak konuşuyoruz. Vergi adaleti yoksa gelir adaleti olamaz. Sizi bu kürsüden daha önce uyarmıştım. Siz iktidar olmadan önce bu ülkede sadece Millî Piyango vardı, bugün ise yasal ve yasa dışı yüzlerce bahis sitesi var, sanki millet her sabah zar atıp bahis oynayarak uyanıyor. Maalesef bu ülkede 42 milyondan fazla yasal bahis hesabı açılmış, yasa dışı rakamlar belli bile değil. Ülkenin yarısı kumara düşmüş ki bu en az eroin bağımlılığı kadar tehlikeli çünkü sadece bedeni değil aynı zamanda aileyi, aynı zamanda ocağı söndürüyor. Bu açık hava kumarhanesinden evlatlarımızı nasıl koruyacağız? Biz babalar olarak iyi kötü bir ev, bir araba sahibiyiz, ya evlatlarımız bir ev, bir araba hayali bile kuramıyor; çalışarak, üreterek, okuyarak olmuyor, olmuyor, olmuyor.

Geçtiğimiz pazar günü bir teknoloji mağazasını gezdim, içeride gençler bitcoin ve kumardan konuşuyor. Bırakın araba, ev almayı, hayalindeki tableti, oyun konsolunu satın almak için sanal kumardan medet umuyor, siz de gençlerin içtikleri kahveye dem vuruyorsunuz. Bu durumu, bu çöküşü, yüreğimizdeki bu ızdırabı görmüyor musunuz? Ben bir milletvekili, bir baba olarak evladımın yarınından endişe ediyorum. Akran zorbalığının, sokak çetelerinin, bahis çetelerinin olduğu ve sokakları madde bağımlılığına terk edilmiş bir ortamda ben ne yapabilirim? Gençliğini, geleceğini koruyamayan bir devlet yapamazken ben bir milletvekili olarak ne yapabilirim?

Kıymetli milletvekilleri, bu ülkede kimse de şunu unutmayacak: Hatırlayın, "Ne istediniz de vermedik?" diyerek FETÖ'ye kol kanat gerdiğiniz FETÖ sevdanızı, birlikte ayin yaptığınız Papa sevdanızı ve 40 bin kişinin katili olan teröristbaşını meşrulaştırma çabalarını bu millet unutmaz, size de unutturmaz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) İçişleri Bakanı bu kürsüden övünerek anlatıyor "Bu kadar suçluyu yakaladık." diyor. Yakalanan suçludan fazla salınan suçlu var; alan suçlu, salan suçlu. Mesele bataklığı kurutmaksa önce devletin ileri gelenleriyle her kareye giren mafya babalarından başlayacaksınız, onlarla poz veren sözde devlet adamlarından başlayacaksınız. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bakın, İmralı'daki canibaşının onun gibi müebbet hapse çarptırılmış arkadaşını ağır hasta diye bıraktınız. Sonra, bu kişi, sözde "kurucu önder" "kürdistan" sloganlarının atıldığı seminerde başkonuşmacı oldu. Bu mu "terörsüz Türkiye" açılımınız, bu mu Türkiye ufkunuz? Kısacası, vaatlerinizin bittiği, umut tacirliğinizin sona erdiği, "Evlatlarınızı işe alacağız." yalanının tükendiği bir Türkiye'de yılanın başına sarıldınız. Ha, bu arada, bu yılanın başını Meclise getirip bu kürsüden konuşturacaksınız; ben ve İYİ PARTİ -arkadaşlarım olarak- hâlâ bunu bekliyoruz! Bakın, sizi buradan uyarıyorum: Sınır ve sınır ötesinde kanlarını toprağa vatan için, bayrak için akıtan, kucağında arkadaşını şehit veren askerlerimiz var ya, bu durumu görüyorlar. Karşıdan yürüyerek geçen arkadaşlarının katillerine bakıp gereğini yapamamanın acısını tek tek not alıp faturasını da PKK'ya değil komisyonculara yazmaya hazırlanıyorlar.

Son olarak: Devleti yönetenin başında olması gereken dört hasleti söylemiştim. Şimdi Cumhurbaşkanının adaletine bir bakalım. Türkiye'de adalete inanç yüzde 27, hukuk üstünlüğü sıralamamız 140 ülke arasında 118. Yani yönetende adalet vardır diyemiyoruz. Peki, ikinci haslet dediğimiz güzel ahlaka bakalım; ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız? "Vandal", "çürük", "sürtük", "havlayan". Bu mu terbiye, bu mu güzel ahlak? Hâlbuki Peygamber'imiz "Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim." diyor. Cesarete bakalım; kendi insanına cesur ama Trump-papaz meselesine gelince, Putin-uçak meselesine gelince, Sisi-el sıkma meselesine gelince cesaretten bir gram bile yok. Akıl meselesine gelince, ona çok fazla bir şey diyemiyoruz. Mükemmel algı yapmak, vaat vermek, hayal satmak, maşallah. Lakin bu dört önemli unsurun olmadığı bir devlet adamına bu ülke daha ne kadar tahammül edebilir?

Ama Türk milleti müsterih olsun, Türkiye adil, cesur, terbiyeli ve akıllı bir cumhurbaşkanına ilk seçimde kavuşacaktır; bizde bu akıl vardır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)