GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:19.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; bütçenin sonuna geliyoruz, başta görünmez kahramanlar olmak üzere, camın arkasındaki bilişim uzmanlarına, yasamaya, stenograflara, danışmanlara, bütün personele şükranlarımı ifade ederek sözlerime başlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki bu bütçe milletin hiçbir beklentisini karşılamadı, böyle olduğu için de ne iktidar mensubu arkadaşlar bütçeyi savunurken içeriğini savunabildi... Milletimiz "Bütçede ne var?" diye bekliyor çünkü bütçenin içeriği boş. Esasen, burada bir başarı hikâyesinden söz etmek gerekirse AK PARTİ'nin yirmi beş yıllık başarı hikâyesi dün akşam gördüğümüz gibi "Kim daha çok Atatürkçü?" yarışmasından öte bir şeye geçmiyor çünkü bu arkadaşların savunacağı bir şey yok. Yirmi beş yılın sonu AK PARTİ'nin ideolojik olarak iflasıdır, bu milletin değerlerinden kopuşudur. Burada başörtüsünü savunmanın kimlere kaldığını görüyorsunuz. Başörtüsü mücadelesi çıktığı zaman seviniyorsunuz "Elimize bir fırsat geçti." diye, ne yazık ki. Burada, yine, biliyoruz ki iki yıldan beri bu milletin yararına tek bir tane kanun çıkmış değil; ya küresel güçlerin, güç odaklarının, lobilerin beklentileri ya da bürokrasinin talepleri... Vatandaşla ilgili ancak vergi geliyor, ceza geliyor. Şunu söylemem gerekir AK PARTİ'li arkadaşlar -burada yoklar da ekranları başında izleyen AK PARTİ'lilere sesleniyorum-: Yirmi üç yıldan beri bu Mecliste çıkarmak istediğiniz bütün kanunları çıkardınız. Ne yazık ki yirmi üç yıldan beri bu Mecliste size rağmen tek bir kanun çıkmadı, onun için de "Biz yapacaktık da engel oldu..." Bu, safsata; bu, laf ebeliği. İstediğiniz her şeyi yaptınız. Eğer getirdiğiniz kanunu muhalefet benimsemişse bir haftada çıktı, muhalefet itiraz etmişse bir ayda çıktı ama bütün yasaları çıkardınız, onun için de vebaliniz çok ağır. Zaten siz, yaptığınız işlerde bir şeyin yanlış olmasından korkmuyorsunuz, sadece duyulmasından, vatandaşın gündemine almasından korkuyorsunuz.

Yirmi üç yıl önce "Yasakları kaldıracağız." diye iktidara geldiniz, konuşan herkesi içeri atıyorsunuz; "Yoksullukla mücadele edeceğiz." diye geldiniz, milletin yüzde 50'den fazlası aç, açlık sınırının altında; "Yolsuzlukla mücadele edeceğiz." diye geldiniz, döneminizde literatüre yeni kavramlar girdi, eskiden "çete" dendiğinde mafya babaları anlaşılırdı, şimdi 5'li çete, iktidara yakın ihale alan işadamları anlaşılıyor.

Ve şunu söyleyeyim ki "Bu millet bize yirmi üç seferdir güç verdi." ağzınızı açtınız mı bunu söylüyorsunuz. Bilesiniz ki bu millet sizi sevdiğinden değil, hubbu Ali'den değil buğzu Muaviye'den oy verdi, size kerhen bu yetkileri verdi yoksa siz iyi iş yaptığınız için, düzgün olduğunuz için değil, millete daha kötüsü gelir korkusu bir şekilde enjekte edildi, ondan. Ha, başka bir sebep daha var: Bakın, yabancı bir marka ülkemizde mal satıyorsa, sattığı ürünün Türkiye distribütörünün sakalının uzunluğuna, eteğinin kısalığına bakmaz; satış sonrası hizmet, müşteri memnuniyeti, tahsilat, marka değerini kim koruyacaksa onunla devam eder. Siz, küresel emperyalist sistemin en iyi distribütörlüğünü yaptığınız için işbaşında tutuluyorsunuz; işin özü ne yazık ki bu ve bilesiniz ki maya bozuk olduğu için, ruh olmadığı için yapılan işlerin bir anlamı yok. Şimdi, buraya çıkan her bir arkadaş "Şu kadar adet derslik yaptık, şu kadar adet havaalanı yaptık." diyor oysa bu yaptığınızın 10 katı fazlasını da yapsanız, eğer hâlen çocuklar okulda açlıktan bayılıyorsa, hâlen birtakım insanlar pazar artıklarını toplayarak geçiniyorsa, hâlen yaşlılar otellerde geçiniyor ise bu milletin gelecekten umudu kesilmişse, siz bunun 100 katı havaalanı da yapsanız bir anlamı yok.

Burada esas konuşulması gereken husus bütçede şudur değerli milletvekilleri, bütçenin rakamı. Herkes tekrar etti, bir kez daha söyleyeyim, geliri 16,2 trilyon, gideri 18,9 trilyon olan bütçe baştan açık, baştan 2,7 trilyon açık. Bu şu demek: Benim maaşım 17 bin lira ama her ay 19 bin lira harcayacağım yani bu bile bile lades, bile bile intihar demek. Tam 24 bütçenin 24'ünde de açık verdiniz. Aklı başında olan bir adam "Benim maaşım ne kadar?" Bir yıl ayarlayamadım, 2'nci yıl, olmadı, 3'üncü yıl ayarlar ama siz istisnasız her dönem açık bütçe yaptınız, borçlanalım, güç odakları, faiz lobileri para kazansın diye. Onun için de faize verdiğiniz paralar sizin iktidarda daha rahat oturmanız için, küresel lobilerin size olan desteği için harcadığınız para ama bu milletin geleceğini feda etmişsiniz, ne yazık ki hiç umurunuzda bile değil.

Değerli milletvekilleri, bugün yönetim, adalet açısından, eğitim açısından, sosyal alanlarda büyük bir felaketle karşı karşıyayız.

Bununla beraber, dış politikada da büyük bir faciayla karşı karşıyayız. Şu anda S-400 füzeleri gündemde, elimizde patladı. Amerika ile Rusya arasında pinpon topu gibi oynanıyoruz ve bir gün seçime girerken "Binali mi Sisi mi kazanacak?" diyorsunuz, sonra bakıyoruz ki Sisi taraftarı oluyorsunuz. Diyorsunuz ki: "15 Temmuzun finansörü Birleşik Arap Emirlikleridir." Sonra her şeyi unutuyorsunuz. İsveç'te Kur'an'a saldırıldı diye "NATO üyeliğini veto ederim." diyorsunuz, sonra İçişleri Bakanının tabiriyle tornistan... Ve "Bu can bu bedende olduğu sürece..." denen o rahiple ilgili de ne olduğunu hepimiz biliyoruz.

Şu dönemi özetlememiz gerekirse işin özeti şu: AK PARTİ'li arkadaşlar, sizin iktidara gelişiniz: Küresel emperyalist güçlerin işine geldiği için, onların en iyi distribütörlüğünü yaptığınız için duruyorsunuz. Bakın, 3 Kasım 2002'de Türkiye'de iktidar değişti, 1 Mart 2003'te bu Meclis tezkereyi reddetti ama 20 Mart 2003'te Adana İncirlik'ten kalkan uçaklar Bağdat'ı bombalamaya başladı. Bu süre içerisinde Arap baharının baş üstlenicisi olarak zaten görev yaptınız. Irak tamamıyla sizin desteğinizle bombalandı, paramparça edildi. Suriye'de çok büyük vebaliniz var. Bir üst akıl dedi ki: "Mayınları temizle, telleri kaldır, sınırı aç, milyonlarca Suriyeliyi al." Çünkü bugünkü İsrail'in katliamına, vahşetine zemin hazırlanacaktı; ne yazık ki bunlar gerçekleşti.

Onun için de bugünkü bütçenin rakamlarının konuşulacak bir tarafı yok çünkü bu milletin hiçbir beklentisi olmayan bir bütçe. Bu bütçenin sonucunda millet daha çok kemer sıkmaya devam edecek, faizciler daha fazla zengin olacaklar ama bir hedef var: Hedef, enflasyon düşecek. İyi de kardeşim, insan açlıktan öldükten sonra enflasyon düşse ne yazar, çıksa ne yazar? Sen bir hastanın kulağını tedavi edeyim derken kalbini tahrip etmişsen, böbrekleri iflas etmişse bu bütçenin hiçbir anlamı olmaz. Bugün de enflasyonu düşüreceğiz diye ihracatçı da iflas ediyor, yerli üretici de yok oluyor, birçok sektör ortadan kalkıyor. Bu ülkede sadece faiz lobileri para kazanıyor ama bu arkadaşların faiz o kadar işlerine sinmiş ki bunun hiçbir şeyini görmüyor. Hele de burada çıkıp ayet okuyarak başlayan arkadaşlar, dinî değerlerimize atıf yapan arkadaşlar, eğer siz bu bütçeye "evet" derseniz faize "evet" demiş olacaksınız. Bütçenin en büyük gideri faiz. Faize ödenen parayla bu milletin bir kuruş borcu eksilmeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Bir dik duruş gösterin; siz oy verseniz de vermeseniz de zaten bütçe geçecek, hiç olmazsa imanınızın, vicdanınızın gereğini yapın.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)