| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 19.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA ERTUĞRUL KAYA (Gaziantep) - Değerli milletvekilleri, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, rahmetli Süleyman Demirel, 1988 yılındaki bütçe görüşmelerinde, tam da bu kürsüde, bütçeyi "Bütçe, bir devletin hesabı kitabı demektir." diye tanımlamıştı, sonra da eklemişti "Ama bir devletin hayatı sadece hesap ve kitaptan ibaret değildir." demişti.
Evet, sevgili arkadaşlar, hesabın kitabın, sayıların, tabloların yanında daha önemli bir faktör var; insan faktörü. Bu bütçenin kendisi için kullanılmasını bekleyen bir milletimiz var. Milletimizin hükûmetlerden 3 temel beklentisi vardır: Adalet, zenginlik ve güvenlik. Değerli arkadaşlar, bu beklentiyi karşılayacak en temel adımlar da bütçelerdir. Bütçeler, aynı zamanda hükûmetlerin karneleridir. Bütçeler, hükûmetlerin yaptığı işin, icraatların aynasıdır. Bu aynaya bakan milletimiz ne yazık ki umut göremiyor, parlak bir gelecek göremiyor, refah göremiyor, zenginleşme göremiyor. Peki, bu aynaya bakan milletimiz ne görüyor? Yoksulluk görüyor, zaten ödemekte zorlandığı faturaların daha da arttığını görüyor, çarşıya pazara gittiğinde sepetine çantasına koyacağı sebzenin, meyvenin daha da azaldığını görüyor. Milletimiz bu aynaya bakınca umutsuzluk görüyor, kendisinin sokulduğu çıkmazdaki çaresizliği görüyor, ekonomik krizin daha da büyüyeceğini görüyor, sosyal çöküşün daha da derinleşeceğini görüyor.
Değerli arkadaşlar, Hükûmetin 2026 bütçesi sanayicimize, memurumuza zenginlik vadetmiyor. Bu bütçe esnafımıza, emeklimize refah vadetmiyor. Bu bütçe gençlerimize, çocuklarımıza her türlü bağımlılığın kökünü kazımayı da vadetmiyor. Bu bütçe kadınlara güvenli sokaklar da vadetmiyor. Bu bütçe borç ve faiz girdabına saplanmış bir bütçedir değerli arkadaşlar. Hükûmetin bu girdaptan tek çıkış planı ise maalesef zamlar olmuştur. Hükûmetin milletimize tavsiyesi, çok duyduğumuz "Az kaldı, sabredin." demek olmuştur. Değerli arkadaşlar, hükûmetlerin görevi milletimize tavsiye vermek, sabır telkin etmek değildir; hükûmetlerin görevi sorunları çözmektir.
Bütçe, Hükûmetin -az önce de ifade ettim- karnesidir. Evet, şimdi gelelim karnedeki notlara. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtiğimiz 2018'den bu yana "Kervan yolda düzülür." mantığıyla hareket edilmiştir. Ekonomi politikaları sürekli değişmiştir. Ekonomi yönetiminde Merkez Bankası başkanlarını değiştirince ekonominin düzeleceği sanılmıştır ama âlem yine o âlem, devran yine o devran. Ekonominin toparlanmasını bakan değişikliklerinde arayan bir yönetim anlayışı bizlere gösterdi ki nice isimler ekonominin dümenine geçmesine rağmen ekonominin vahametine çözüm bulunamamıştır. Uzun lafın kısası, beş yılda 5 bakan, beş kocaman ekonomik kriz yılı lakin çözülemeyen bir buhran. Geniş tanımlı işsizlik yüzde 30'lara dayanmıştır, asgari ücret açlık sınırının altına düşmüştür, asgari ücret 10 milyonlarca vatandaşımızın ortalama ücretine dönüşmüştür. Türkiye'deki toplam servetin yüzde 40'ı sadece yüzde 1'lik kısmın eline geçmiştir. Türkiye, gelir dağılımının en bozuk olduğu ülke hâline dönüşmüştür. Nüfusumuzun sadece yüzde 5'inin geliri reel olarak artmış, büyüyor denilen ekonomideyse sadece bu yüzde 5 büyümüştür; milletimizin yüzde 95'i ise maalesef fakirleşmiştir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşmiştir. Bir zamanlar toplumun omurgası olan orta direk çökmüştür. Hazinenin faiz yükü ilk kez anapara yükünü geçmiştir. Daha da vahimi, ekonomideki bu kötü gidişatın derin sosyal yaralar açması olmuştur. Ekonomik çöküş, artık bir sosyal güvenlik meselesi hâline dönüşmüştür. Kumar, bahis, uyuşturucu bağımlılığı yurdun dört bir yanını maalesef sarmıştır. 5 milyon gencimiz ev gencine dönüştürülmüştür. Evet, bu ülkede, bir zamanlar benzin ve yağ kuyrukları vardı, bu doğruydu. Şimdi bu kuyrukların yerini vize kuyrukları almıştır. Milyonlarca genç, ülkeden umudunu kesmiş, vize kuyruklarında umut arar hâle gelmiştir.
Bu bütçenin dayanağı olan para politikasında bardağın yarısı dolu, diğer yarısı boştur. Para politikası sadece faiz eksenine hapsedilmiştir. Maliye politikasında ise bardak neredeyse boştur. Sadece dolaylı vergi artışları yapılmış, kapsamlı bir vergi reformu ve harcama reformu yapılamamıştır. Kurallı maliye politikasına geçişle ilgili hiçbir adım atılmamıştır. Yapısal reformlarda ise bardak tamamen boştur. Kamu İhale Yasası, şeffaflık, kamu yönetimi reformu, sektörel dönüşüm programları ve benzeri alanlarda hiçbir adım atılmamıştır. Bu politikaların sonucunda çiftçimiz tarlasına gübre atamaz, traktörünün mazot parasını ödeyemez hâle gelmiştir. Bunun üstüne bir de yüksek maliyetlerle mücadele eden çiftçi elindeki ürünün düşük alım fiyatları nedeniyle tüccarların insafına terk edilmiştir. Çiftçi alın terini toprağa değil bankalara olan borcuna akıtmıştır. Bir zamanların hububat ambarı olan Anadolu, şimdi ekilemeyen tarlalar diyarına dönüştürülmüştür. Sonuç çok vahimdir: Mercimek Kanada'dan ve Rusya'dan, nohut Meksika'dan, pirinç Hindistan'dan, barbunya Özbekistan'dan, baharatlar Vietnam'dan, bademler Amerika'dan.
Değerli arkadaşlar, bu bütçedeki sorunlara ve bu sorunların kaynağını teşkil eden yanlış politikalara kısaca değindim. Gelelim bu hastalıkların tedavisine: Kuvvetler ayrılığı esasına dayanan parlamenter sisteme derhâl geçilmelidir. Hukukun üstünlüğü, yargının tarafsız ve bağımsızlığı derhâl temin edilmelidir. Tüm özgürlüklerin ve temel insan haklarının uluslararası sözleşmeler ve evrensel değerler çerçevesinde garanti altına alınması sağlanmalıdır. Hukuka bağlı, vatandaş odaklı, saydam ve hesap verebilir bir kamu yönetimi hayata geçirilmelidir. İsraf ve yolsuzluğun kökü kazınmalıdır. Vergi reformu yapılarak dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Pansuman tedbirler yerine yapısal reformlar ve sektörel dönüşüm programları yapılmalıdır. Sosyal destek programları acilen hayata geçirilmelidir. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu teşkilatlanma kurulmalıdır. Merkez Bankasının bağımsızlığı yasal garanti altına alınmalıdır. Kapsamlı bir harcama reformu yapılarak tüm harcamalar bütçe içine taşınmalıdır. Mali kural hayata geçirilmelidir. Kamu İhale Kanunu AB standartlarına uyumlu hâle getirilmelidir. Sayıştay denetimi güçlendirilmelidir. İmar kaynaklı rantlar etkili bir biçimde vergilendirilmelidir. Siyasi etik ve siyasetin finansmanının şeffaflaştırılmasına ilişkin yasal düzenlemeler derhâl yapılmalıdır. İş gücü piyasası mevzuatı dijital dönüşüme uygun hâle getirilmelidir. Genç kadın ve dezavantajlı grupların istihdamı için özel programlar ve teşvikler getirilmelidir. Sosyal yardımları hak temelli, arz odaklı hâle getirerek farklı kurumlar tarafından yapılan ayni ve nakdî yardımlar tek çatı altında toplanmalıdır. Yoksul yurttaşlarımıza aile bazlı asgari gelir desteği verilmelidir. Kapsamlı bir tarımsal destekleme reformu hayata geçirilmelidir. Tarımsal sulama yatırımları en geç beş yıl içerisinde tamamlanmalıdır. Dijital dönüşüm, teknoloji ve girişimcilik için ayrı bir bakanlık kurulmalıdır. Gayrisafi yurt içi hasılanın en az yüzde 3'ü AR-GE ve yenilikçi politikaları desteklemek için ayrılmalıdır. "Start-up" kanunu acilen çıkarılmalıdır, girişimcilik merkezi kurulmalıdır. Risk sermayesi, kitle fonlaması ve etki yatırımcılığı gibi alternatif finansman kanallarının önü açılmalıdır. Fiber altyapı 1 milyon kilometreye derhâl çıkarılmalıdır. İnternet erişimi, dijital cihazların üzerindeki vergi yükü indirilmelidir. Öğrencilere, gençlere ücretsiz teknolojik ekipman, yazılım ve internet desteği verilmelidir. Otonom hava, yer, su araçları, yapay zekâ ve veri teknolojileri, dijital ve yüksek teknolojik yatırım, biyoteknoloji ve gıda, nanoteknoloji ve uzay alanlarında bilim ve teknoloji seferberliği başlatılmalıdır. Blok zincir ve büyük veri gibi yepyeni teknolojilerde sıçrama programları hazırlanmalıdır. Yüksek katma değerli ve kritik önemi haiz ham maddelerin yerli üretimi teşvik edilmelidir.
Evet, AK PARTİ'li arkadaşlar, buradan binlerce çözüm önerimizi saymaya devam edebilirim ancak malumunuz, vaktimiz kısıtlı. Bu saydıklarımın hepsi ve daha nicesi, bütçesiyle beraber hayata geçirilmesi için gerekli süreleri dâhil olmak üzere DEVA Partisi kadroları tarafından çalışılmış konular değerli arkadaşlar; biz bunları er ya da geç hayata geçireceğiz. Burada anlattım ki bir an evvel, yetki sizdeyken bu reformları hayata geçirin. Milletimizin kaybedecek bir saniyesi olmadığını buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Sizler de farkındasınız, ülkemizde işler maalesef iyi gitmiyor. 2026 bütçesinin, milletimizi yoksulluğa iten, ekonomimizi zayıflatan, mevcut yapıyı sürdüren değil az önce ifade ettiğim köklü dönüşümü başlatmanın başlangıcı olmasını, gerçek bir değişim vaadinin ilk adımı olmasını isterdik ancak vaziyet böyle değil. Ne yazık ki ekonomik krizin, kurumsal yozlaşmanın faturası vergilerle, zamlarla vatandaşımızın sırtına yüklenmiştir.
Evet, arkadaşlar, ülke yönetmek veballi bir iştir, onun için sizlere sorumluluğunuzu bugün burada bir kez daha hatırlatıyor, tavsiyelerimize kulak vermenizi temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)