| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SIRRI SAKİK (Ağrı) - Herkese iyi akşamlar "..."(*) merhabalar. Neden bu çiçekle çıktım? Bir plastik çiçek üzerinden bir sistem eleştirisi yapacağım. Şu çiçek tam yirmi sekiz yıldır burada boynu bükük bir şekilde durur, Meclisin nasıl yönetildiğinin aslında bir göstergesidir. Buraya çiçekleri koymuşlar, sonra çok merak ettim, Park Bahçelerde ne kadar insan çalışır? Tam 150 kişi orada çalışır. Mevsim itibarıyla oralarda 250 bin çiçek üretilir her mevsim ama oradaki o canlı çiçekler nereye gider? Meclis Başkanının odasına gider, Divan Üyelerinin, Meclis Başkan Vekillerinin odasına gider. Nereye gider? Komisyon Başkanlarına gider. Nereye gider? Grup Başkanlarına. Ama Parlamentoya gelmez, buradan tasarruf sağlıyorlar. Bu çağda buranın maliyeti ne olabilir? Emin olun, işte böylesi bir askerî kışla mantığıyla bu Meclis yönetiliyor. Şimdi, sevgili arkadaşlar, hiçbir soruna çözüm bulmayan bu Meclis devasa sorunları nasıl çözecek, şu çiçeği değiştirmeyi bile aklına koymayan bir Meclis?
Şuradan sizi küçük bir yolculuğa çıkaralım, şu kapıyı açıp gidelim, hemen sola dönelim, bir kat aşağı inelim, sağlı sollu geçmişten bugüne kadar Meclis Başkanlığı yapmış insanların odasını görürsünüz. Neden oda verilmiş? Neden bu kadar... Her odada 4 tane personel onları bekler. Benim de imzam var altında, benim de günahım var Divan Üyesi olduğumda. Biz Anadolu çocuklarıyız, safız, duygularımızla oynarlar. Ya, Meclis Başkanı geldi, alelacele dedi ki: "Ya, bir yasa çıkarmalıyız, Meclis Başkanları emekli olduktan sonra bilgi, birikimlerini Parlamentoyla paylaşsınlar." "Eyvallah." dedik. Yine sevgili Muşlular diyor ki: "Ayağıma yer edeyim, başınıza ne edeyim." İlk önce küçük odalar, sonra devasa odalar, sonrası 4 personel, sonrası kapılarında araçları, şoförleri korumaları; sonsuza dek, ölüme dek araç, yakıt Meclisten ve çocuklarını, torunlarını okula götüren bir Meclis Şimdi, böylesi bir Mecliste hukuk uygulanır mı? Sonra ne yaptılar; bir de Danışma Kurulu oluşturdular Külliyede, bir emekli maaşı kadar da oradan maaş alıyorlar. Külliyenin bunlarla danışmak gibi bir derdi de yok. Şimdi buradan çağrımdır Meclis Başkanına: Bu Divan Üyeliğinin aldığı kararı iptal edeceksiniz. Bu ülkede, bu kadar yoksulluğun olduğu, bakın, emeklilerin 16 bin lira aldığı ve asgari ücretin 22 bin lira olduğu bir ülkede bu kadar keyfi davranma hakkımız yoktur. Size de çağrımdır; bakın, Parlamentoya çok ciddi eleştiriler var, hep söylerler "2 maaş alıyorlar." doğrudur. Ben araştırdım, ben dahil olmak üzere 499 milletvekili, hepimiz, 2 maaş alıyoruz ama gençler almıyor, asıl para gençlere lazım, genç milletvekillerine lazım ama genç milletvekilleri bu parayı almıyor. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi önerimdir: Bir kanun teklifi verelim, bunu popülizm adına söylemiyorum, şov adına söylemiyorum; Parlamentoya bu kadar ciddi saldırı varken biz, totalde, yılda 1 milyar olan bu parayı, yoksul Anadolu çocuklarına verebiliriz. Biz Parlamentoda bunu başlatabilirsek Külliyede onlarca maaş alanların da üstüne üstüne gideriz, kamu kurumlarını çarçur edenlerin üstüne gideriz; o zaman, bu Parlamentonun toplumda bir karşılığı olur. Genelde hep söylerler, her seçim bir vazgeçimdir; onurumuzu, haysiyetimizi kollayacaksak bir maaşımızdan vazgeçebiliriz, Türkiye'de örnek oluşturabiliriz. Bu sokakta olan insanlara örnek oluşturabiliriz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Siz başlayın bir önce.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Bunu yapabiliriz diyorum.
Şimdi, sevgili arkadaşlar, bu Parlamento, gerçekten Kenan Evren'in ruhu burada dolaşıyor. Bu Parlamento hiçbir şeyi değiştirmez. Bakın, bu Parlamento Kenan Evren'in getirdiği Anayasa'yla yönetiliyor. Hiç kimse de rahatsız değil bundan. Aslında her parti kurulduğunda bu Anayasa'yı, bu her parti kurulduğunda bu Seçim Kanunu'nu değiştireceğini söylüyor ama sonrası iktidar olduklarında hiçbir dertleri yok. Valla ben utanıyorum; şuradan genel başkanlar, buradan genel başkanlar geldiğinde tarikat üyeleriyle şeyh-mürit hukuku var. Bütün vekiller mest oluyor, halılar mest oluyor, genel başkanlar içeri girmiş. Hatta koltuklar selama duruyor. Ya böylesi bir demokrasi olur mu ya? Hiçbir partide demokrasi yok. İşte onun için bu Parlamentoda bir itibar yok.
Eminim hepiniz oradan Adalet Bakanına bağırıyorsunuz: "Bu ülkede adalet." diyorsunuz ama adalet yok. Evet adaletle ilgili kuşkularınıza, endişelerinize katılıyorum. Ama peki siyasi partilerde adalet var mı? Siyaset hakkıyla, hukukuyla mı üretiliyor? Bir genel başkanlara bu yapılırken genel başkanların gölgeleri de var burada; isim vermek istemiyorum, içeri girdiğinde her vekil ona yerini ikram etmek zorunda çünkü bir daha vekil olmak istiyor arkadaşlarımız. Valla vekil değil, bu topraklara hep beraber özgür bir ülke bırakacaksak hepimiz bir şeyden feragat etmeliyiz. İlk önce bu partilerde demokrasi büyümeli. Çok ayıp değil mi? Bakın, 12 Eylül öncesi bütün siyasi partiler hâkim denetiminde seçim yapardı. Cumhuriyet Halk Partisinde gençlik kollarındaydım, Muş gibi bir yerde 100 aday adayı, 100 kişi -bağışlayın- yarışırdı, içinden emekli bir öğretmen gelirdi ama şimdi listeleri genel başkanlar... Listeleri kim yapıyor? Merkezde birkaç arkadaş bunları yapıyor. Bunları hep beraber... Meclis Başkanlarının bunlara öncülük etmesi lazım. Yani bu Kenan Evren'in ruhu bütün partilerde dolaşırken hiç kimse sesini sedasını çıkarmıyor. Herkes de cuntacılara, askerlere karşı olduğunu söylüyor. Karşıysanız ilk önce şu Anayasa'yı, şu Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu'nu değiştirin.
Şimdi, buradan son sözüm kendi partimedir: Benim partim bu partilere benzememelidir; benim partim demokrasiyi, özgürlükleri hayata geçirmelidir. Eğer biz parti olarak bu süreçte demokrasiyi önemsiyorsak, demokratik siyaseti esas alıyorsak ilk önce partimizin içinde demokrasiyi büyütmeliyiz, biz rol model olmalıyız. Türkiye'de bütün dostlarımız, bütün bize karşı olanlar vallahi, çıkıp demeli ki "DEM PARTİ'si işte, bakın, bir demokrasi dersi veriyor. Binler, on binler, yüz binler, sokakta milyonlar gidip belediye başkan adaylarını seçiyorlar, gidip milletvekillerini seçiyorlar. Şu partinin yakasına..." Vallahi, çok acı çektiğim... Birçok insan buraya biz bütün kimliklerin, inançların partisiyiz, burada her kimliğin, her inancın başımızın üzerinde yeri var ama birçok insanlara da kapımızı açtığımızda -bu da bir öz eleştiridir- vallahi üç dönem vekillik yapmış, belediye başkanlığı yapmış, darı gördüğü zaman, zoru gördüğü zaman partinin aleyhinde beyanlarda bulunmuş, sonrası gitmiş, o ilde partiye karşı aday olmuş, 194 oy almış, dört dönem olmuş. İl, ilçe başkanlarımızın hukukunu bunlara teslim etmemeliyiz. Demokrasiyi büyütmeliyiz. DEM PARTİ'si demokrasiye öncülük etmelidir, Türkiye'de demokrasinin adresi DEM PARTİ'si olmalıdır. Bunu özellikle rica ediyorum ve biz bunları yaparken bütün siyasi partilerle aslında ciddi bir şekilde diyalog oluşturmak istiyoruz. Bir araya gelelim, anayasa değişikliği mi diyorsunuz, varız ama demokratik bir anayasayı bu topluma armağan edelim. Gelin, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu'nu birlikte değiştirelim. Gelin, vallahi bu liderlerin suntasına son verelim. Mecbur değiliz, mahkûm değiliz, bunlara bu kadar biat etmek yani biz cemaat değiliz, halkın iradesiyiz, halkın iradesine hepimizin saygı duyması gerekir.
Yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)