GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:36
Tarih:18.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütçe görüşmelerinin sonuna geldik gibi ama bugüne kadar, bütçeyle ilgili, Bakanlarımız ve özellikle iktidar milletvekilleri, bütçenin, genellikle ağırlıkta edebiyatını yaptılar. Ben de nasip olursa, bu kısa vakit içerisinde matematiğini yapma niyeti taşıyorum. Bakalım, matematik bütçe için ne diyor; onu öncelemek, onu önemsemek daha değerli diye düşünüyorum.

Şimdi, bütçeye baktığımız zaman, yirmi iki yıldır yapılan bütçenin üzerine 23'üncü bütçe de geleneksel hâle geldiği gibi açık bir bütçe olarak ortaya konuldu. Aslında, bütçe görüşmeleri yapılırken ilk sormamız gereken soru şu: Neden bütçeyi açık yapıyoruz? Yani bütçeyi açık yapmak sevap da haberimiz mi yok? Veya bütçeyi açık yapmak bir gelenek ve bir kural da bizim bir bilgimiz mi yok? Veya bütçeyi açık yapmak iktidarda kalmak için AK PARTİ'nin bir diyeti de söylemekten mi çekiniliyor? Yok, bunların hiçbiri değil "Türkiye'nin gelirleri giderini karşılamıyor veya Türkiye'nin imkânları ihtiyaçlarını karşılamıyor." diyor isek bu, ülkemize yapabileceğimiz en büyük ayıp ve atılmış en büyük iftira olur çünkü Türkiye'nin ekonomiyi olumlu etkileyen potansiyelleri bakımından değil 86 milyon, 586 milyon insanı besleyecek gücü de imkânı da var ama bugüne kadar maalesef yirmi üç yıl boyunca bütçeyi açık yaptık ve açık yaptığımız bütçenin oluşturmuş olduğu her yıl devasa faizi ödemek mecburiyetinde kaldık.

Yine, 2026 yılında ödeyeceğimiz faiz ne kadar? 2 trilyon 742 milyar yani aylık 228,5 milyar yani günlük 7,5 milyar yani saatte 313 milyon faiz ödeyeceğiz. Bu rakamlar sadece konuşurken ifade edildiği zaman ne kadar büyük olduğuna dair bir hissiyat oluşturmuyor; ondan dolayı bu rakamların ne anlama geldiğine dair sadece iki tane örnek vermek isterim: Şimdi biz merkezî yönetim bütçesini yapıyoruz, aynen bizim gibi 81 il belediyesi de bu bütçeyi yaptı yani İstanbul, Ankara, İzmir, Kars, Ardahan, Tokat, Sivas, Edirne, Muğla... Arkadaşlar, 81 ilin 2026 bütçesinin toplamı ne kadar biliyor musunuz? Lütfen, rakama dikkat edin; 81 ilin 2026 bütçesinin toplamı 1 trilyon 970 milyon yani faize vereceğimiz paranın sadece yüzde 73'ü yani sekiz buçuk aylık faiz parası demek. Bir ülke düşünün ki 81 ilin bütçesinin toplamı faize ödenecek miktarın sadece yüzde 73'ü. O ülkede ekonominin iflah olması mümkün olabilir mi? İşte, İstanbul, dünyanın başşehri, bir yıllık bütçesi, 2026 bütçesi 609 milyar yani iki buçuk aylık faiz parası demektir. İşte, Türkiye'nin başşehri Ankara, bütçesi 210 milyar yani sadece yirimi yedi günlük faiz parası demektir. İşte, İzmir, 2026 bütçesi 110 milyar yani on dört günlük faiz parası demektir. İşte, Çorum, 2026 bütçesi sadece 7,9 milyar bir günlük faiz parası demektir. İşte, Çankırı, 920 milyon bir yıllık bütçesi yani üç saatlik faiz parası demektir.

Geçen yıl söylediğim sözden daha ileri gitmek istemiyorum, AK PARTİ iktidarına bu ayıp yeter, bu günah yeter!

Bütçe boyunca bakanları dinlerken, milletvekillerimizi dinlerken en çok vurguda bulundukları husus, deprem bölgelerinde yapılan konutlar. Yılbaşına kadar 500 bin konut yapılacağı ifade edildi. Ben gerçekten takdir ettiğimi ifade etmek isterim; amasız, lakinsiz, 500 bin konut yapmak büyük bir başarıdır. Ama bir de şu açıdan bakmak gerekmez mi? 500 bin konutun Türkiye Cumhuriyeti devletine maliyeti ne kadar? Arsa payı olmadan metrekare birim fiyatı şu anda 20 ile 25 bin arası. Ortalama yapılan konutları 100 metrekare kabul etsek bir dairenin maliyeti 2,5 milyon, ortak kullanım alanlarıyla dedik ki 3 milyon. 500 bin konut çarpı 3 milyon eşittir ne yapar arkadaşlar? 1,5 trilyon yapar; 1,5 trilyon yani altı buçuk aylık faiz parası demektir. Bu rakamları duyunca canınız acımıyor mu, kafanız karışmıyor mu, üzülmüyor musunuz yani?

Allah bir daha böyle bir deprem yaşatmasın. Depremin oluşturmuş olduğu manevi enkazı konuşamayız bile ama oluşturduğu maddi enkazı düşünürsek AK PARTİ iktidara geldiği günden beri her yıl deprem yaşıyoruz biz zaten. (CHP sıralarından alkışlar) 2,7 trilyon faizin ödendiği bir dönemde 500 bin konutun karşılığı sadece ve sadece 1,5 trilyon. Bütün bunları şunun için ifade ediyorum: Yirmi iki yıl boyunca borç aldık, aldık, aldık; devlet bu borcu ödemek istedikçe millete, iş adamlarına yüklendi, onlar da borç aldılar. Şu anda ülke olarak borcumuz ne kadar? Bakın, devletin iç ve dış borcu, özel sektörün iç ve dış borcu, esnafın borcu, hane halkının borcu toplam 56 trilyon borcumuz var, 56 trilyon borç. Peki, 56 trilyon borcun karşılığında yirmi üç yıl içerisinde faize ne kadar para ödemişiz? 61 trilyon faiz ödemişiz arkadaşlar, 61 trilyon. Allah'tan korkmak lazım.

Türkiye'de TÜİK'in vermiş olduğu rakama göre 26 milyon aile var. Yani 81 il, 973 ilçe, 51 bin köy ve mahalledeki bütün evleri yıksak hepsini sıfırdan yapsak zaten 60 trilyon etmez. Türkiye'yi sıfırdan imar edebilecek miktarı yirmi üç yılda biz faize kaptırmışız zaten. Hani atalarımız demiş ya: "Baba borç yapar, çoluk çocuk aç yatar." Siz de devlet olarak borç yaptınız, şimdi bedelini çoluğumuz çocuğumuz, gençliğimiz ödüyor ve bu noktada siz çok rahatsınız. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar) Ben merak ediyorum, sizin iktidarda kalma bedelinizi neden çocuklarımız ödemek zorunda? Sizin pervasızlığınızın nedeni neden emeklilerimiz ödemek zorunda? Sizin plansızlığınızın faturasını üniversite mezunu gençlerimiz neden ödemek zorunda? Yani sizin iktidarda kalma saltanatınızın bedelini millet olarak neden ödemek mecburiyetindeyiz

Arkadaşlar, bu söylediklerim sorun değil; kontrolden çıkmış sorun. Peki farkı ne? Bu konuştuklarımız sorun olsa otururuz çalışırız, hallederiz. Sorunlar halledilir ama kontrolden çıkmış sorunlar felakete açılan kapıdır ve ülke olarak büyük bir felaketin eşiğindeyiz. Yoksa rakamların üzerine ajansların hazırlamış olduğu görsellerle onlarca edebiyat yapabiliriz ama bugün Ankara'da işsiz değil, hiç girdisi olmayan değil yirmi, otuz yıl kamuda veya özel sektörde çalışıp emekli olup da aldığı emeklilik maaşıyla geçinemediği için AŞTİ'ye sığınan büyüklerimiz var, otellere sığınmış insanlarımız var. Zerre miktar vicdanımız varsa yetki ile vicdanı aynı anda taşıyor isek vallahi geceleri uyuyamamamız lazım. Ama bütçe görüşmeleri yapılırken sanki hiçbir sorunumuz yok, sanki hiçbir sıkıntımız yok, sanki her şey yolundaymış gibi bir tavır ve davranış içerisindeyiz. Bakın, net söylüyorum, bugün AK PARTİ'li arkadaşlar bilsinler ki mühür ellerinde olduğu için kendilerine oy veren veya vermeyenlerin sessizliği kendilerini aldatmasın. O mühür ellerinden gittiği anda vallahi yarın sokaklara çıkamayacaklar, aynaya bakmaktan kaçar duruma gelecekler. Sadece bugünün havasıyla, olaylara bakıldığı zaman her şey tozpembe gözükebilir ama ülkemizin hâli tozpembe değil.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)