| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 bütçesinde hayati bir konuya değinmeden geçmek içimize sinmedi; okullarda ücretsiz bir öğün destek. Aç karnına eğitim olmaz sayın vekiller, bir türlü yolunu bulamadığınız, ikna olmadığınız, açılan davalarda mahkemede bile kararın "Okul yemeği konusunda Millî Eğitim Bakanlığı sorumlu değildir." cevabının çıktığı bir ülkeyi yaşıyoruz ve önümüzdeki yılın bütçesini konuşuyoruz. Peki, kim sorumlu? Sağlıklı beslenme çocuklar için kritik bir önemde. Neden mi? Çünkü çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini sağlıyor. Ücretsiz ve dengeli besleyici bir öğün, özellikle günümüzde asgari ücret ve benzeri ücretlerle geçinmek zorunda kalan ve toplumun da büyük bir kesimini oluşturan düşük gelirli ailelerin çocukları için hayati bir önemde. Yetersiz beslenme ve açlıkla mücadeleye yardımcı oluyor sağlıklı beslenme. Bu okul desteği önerimiz okulda derse dikkat ve konsantrasyonu artırıyor, öğrenme başarılarını olumlu etkiliyor ve çocuğu güvenle geleceğe taşıyor, temel bir hak olan eşit eğitim fırsatına erişimlerine katkı sağlıyor; yapılan araştırmalar da tüm bunları destekliyor. İşte, tüm bu sebeplerle yoksulluğun derinleştiği ülkemizde çocukların beslenme hakkının güvence altına alınması gerekiyor. Bunu da bize sunulan bu bütçeyi hazırlayan ve ülkeyi yöneten, hükûmet eden bugünün iktidarının düşünmesi gerekiyor. Ama biz de aileler de artık talep etmekten yorulduk, sorumlu aramayı da bıraktık, çocuklar için çok kritik olan bu meselede size bir çözümle geldik. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek desteği için çocuk hareketi gönüllüsü iktisatçılarla, beslenme uzmanlarıyla çalışarak kolayca uygulayabileceğiniz bir model ve tahminî bütçe önerisi hazırladık sizlere. Üstelik birazdan önereceklerim çocukların zil çalan midelerini hak ettiği şekilde doyururken üstüne bir de tarımla uğraşan çiftçilerimizin, hayvancılıkla uğraşan besicilerimizin de yüzünü güldürecek bir plan. Bu yüzden, hepinizin dikkatini buraya davet ediyorum. Her yıl sessizce gözden çıkarılan, ülkenin faiz giderlerine kurban edilen çocukların okul yemeği meselesini daha gerçekçi, bütçeye dost bir şekilde ele almak artık bir beka meselesi ve bizler için bir vatan borcu. Zira, bu ülkede çocuklar aç kalıyor ama aslında tarım ülkesiyiz ya da eskiden öyle miydik demeliyiz. Çocuklar aç kalıyor çünkü gıdaya erişim çok pahalı ve bu pahalılık doğal değil. Siz iktidardaki yöneticilerin, yönetim tercihlerinin bir sonucu ne yazık ki. Önce eğitimle ilgili rakamları netleştirmek istiyorum. Türkiye'de bugün eğitim yılı gün sayısı yüz seksen gün, devlet okullarında örgün eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 15 milyon. Bunların, bu öğrencilerin yaklaşık 178 bini sosyal ekonomik destek alan, SED desteği alan ailelerin çocukları. Biz, bu çocuklar için özellikle günde yalnızca bir öğün desteği konuşuyoruz. Sadece ve sadece tek fakat hayati önemde bir öğün. Peki, bugün devlet bu işi yapsa nasıl yapar? Hatta okul öncesi eğitimde ya da yatılı okullarda nasıl yapılıyor diye sorabiliriz. Catering ihaleleri, hâl fiyatları, aracı komisyonları, şirket kârları, lojistik, artı KDV; bu sistemde 2025 yılı için tek öğün yemeğin maliyeti bir çocuk için yaklaşık 65 lira. Bu rakamla hesap yaptığımızda, biri tüm çocuklar, diğeri de derin yoksulluk yaşayan çocuklar için bu hesaba baktığımızda yıllık maliyet 15 milyon yani tüm çocuklar için yaklaşık 177 milyar lira. SED'li çocuklar için yani 178 bin çocuk için ise sadece 2,1 milyar lira. Bu tablo bize şunu söylüyor: Sorun çocukları doyurmanın pahalı olması değil, çocukları şirketler üzerinden doyurmanın pahalı olması.
Peki, biz ne öneriyoruz? Bizim önerdiğimiz modelde lokma kayrılan şirkete değil, çocuğun boğazına giriyor. Hâl yok, aracı yok, şirket kârı yok; üreticiden, kooperatiften doğrudan alım olmalı diyoruz. Hatta Brezilya şunu yapıyor: Burada alımın yüzde 40'ını kadın çiftçiden alıyor ve kadın çiftçiyi destekliyor. Bu modelde aynı besin değerine sahip bir öğünün maliyeti ise 65 lira yerine yaklaşık 35 liraya düşüyor. Sonuç ne? 15 milyon çocuk için yıllık maliyet yaklaşık 177 milyardan 97 milyar liraya düşüyor. SED'li yani ekonomik destek alan çocuklar içinse 2,1 milyardan yaklaşık 1 milyara düşüyor. Aradaki fark 80 milyar lira ama biz buna "tasarruf" demiyoruz. Biz buna kaynağın yönünü değiştirerek maliyet düşürmek ve 1 öğün desteği yapılabilir hâle getirmek diyoruz yani iş bilir bir zihniyetle bütçeyi doğru ve akılcı kullanmak. Peki, bu para nereye gidiyor? Bugünkü sistemde, az önce bahsettiğim gibi, lojistik firmalara, büyük catering firmalarına, aracı zincirlere gidiyor. Önerdiğimiz modelde ise Konya'daki buğday üreticisine, Ödemiş'teki patates çiftçisine, Erzurum'daki besiciye, Trakya'daki süt kooperatiflerine gidiyor çünkü ürün yerinden alınıyor, yerinde hazırlanıyor, yerinde tüketiliyor. Yani çocuk yemeği bütçesi aynı zamanda çarpan etkiyle tarımsal destek bütçesi yanı sıra pek çok olumlu etkiye de dönüşüyor. Peki, sulu yemek mi, kuru yemek mi? Bu tartışmayı da doğru bir zemine oturtmak lazım. Kuru kumanya, uygulanabilecek acil ve yaygın bir çözüm. Süt, tam buğday ekmeğiyle 1 sandviç, yoğurt, meyve, kuru yemiş ve 1 şişe temiz su. Avantajları, okulda mutfak gerektirmeden, lojistik kolaylıkla ilçe bazlı hazırlanabilir, maliyet kontrolü yüksek bir öneri; besin değeri de yeterli. Bu modelde 35-40 lira bandı korunuyor. Sulu yemeklerde ise kademeli ve bölgesel bir çözüm önerimiz var doğrudan üreticiden alım yapıldığında, bu da mevsimsel etkiyle 42 lirayla 32 lira arasında değişiyor ama bu model her okulda uygulanması zor; bölgesel mutfaklarda, öğretmenevleri ve belediye desteğiyle olabiliyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi geliyoruz işin en rahatsız edici ama en önemli kısmına. Bütçe gideri yaklaşık 19 trilyon. Bütçedeki faiz ödemeleri 2025 yılı itibarıyla 3 trilyona yakın. İç ve dış borç ödemesi tam 2 trilyon 742 milyar lira. Kur korumalı mevduat Hazine ve Merkez Bankasına devredildiği için 1 trilyondan fazla da oradan ödendiğini düşünüyoruz ama ben sadece bütçeyi hesaba katıyorum. Yani Türkiye'de bugün bütçenin yaklaşık yüzde 15'i sadece faize gidiyor. Altını çizerek söylüyorum: Bu para okula gitmiyor, bu para çocuğa gitmiyor, bu para çiftçiye gitmiyor; bu para üretime, sanayiye gitmiyor; bu para yanlışlarınızın bedeli olarak faize gidiyor. Faize ödenecek 3 trilyon nere, 15 milyon çocuğu bir yıl boyunca doyuran 177 milyar nere? Aradaki farka, uçuruma bakar mısınız değerli milletvekilleri, 15 katından fazla bir fark söz konusu. Bu, ne demek biliyor musunuz? Bir yılda faize ödenen parayla aslında on bir yıl boyunca bütün çocukların karnı doyar demek. Ama biz ne yapıyoruz? "Çocuğa bütçe yok bu bütçede." diyoruz. Yanlış kararların, ekonomideki hatalı yönetimin bedelini bu ülkenin çocukları ödemek zorunda kalıyor.
Bizim önerimiz, bir yardım projesi değil, keyfî bir yemek dağıtımı değil, bir lütuf hiç değil. Bunu çocuklarımıza borçluyuz. Bu öneri, çocuğun öğrenme hakkı, çiftçinin üretme güvencesi, devletin planlama sorumluluğudur. Biz diyoruz ki, çocuğu önceleyen bir bütçe oluşturmak zorundasınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ELİF ESEN (Devamla) - Hep söylüyorum: Çocuklar gerçek beka meselemiz, bu ülkenin hem bugünü hem geleceği.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)