GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:36
Tarih:18.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün bu kürsüde yalnızca bütçe kalemlerini değil, bu bütçenin hangi Türkiye hayaline hizmet ettiğini konuşmak zorundayız çünkü bütçe, yalnızca bir yıllık gelir, gider cetveli değil bir siyasi tercihler belgesidir. Bu bütçe ülkemizin hangi sorunları öncelediğini, hangi kesimleri koruduğunu ve hangi yükleri kimin omuzlarına bıraktığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yanlış önceliklerle şekillenen bir bütçe anlayışı hâkimdir. Üretimi, istihdamı ve toplumsal refahı artırmak yerine borçlanmaya, faiz ödemelerine ve kısa vadeli günü kurtarmaya yönelik tercihler öne çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, TÜİK'in kendi verileri son beş yılda acı bir gerçeği ortaya koyuyor. Bu ülkede nüfusun yalnızca yüzde 5'inin geliri reel olarak artmış, yüzde 95'i ise ya yerinde saymış ya da fakirleşmiştir. Şimdi, soruyorum: Bu mudur büyüme, bu mudur refah? Evet, bir ülkede ekonomi büyürken toplumun yüzde 95'i fakirleşiyorsa ortada bir başarı hikâyesi yoktur sayın milletvekilleri; ortada derin bir adaletsizlik vardır. Bütçeye baktığımızda, 16 trilyon 216 milyar, bütçenin gideri 18 trilyon 929 milyar, faize ödenecek rakam, bütçenin açığı tam 2 trilyon 712 milyar yani henüz daha harcamaya başlamadığınız bütçede bugünden 2 trilyon 712 milyar açığınız var. Bu adaletsizlik 2026 yılı bütçesinde tek bir rakamla somutlaşıyor: 2 trilyon 742 milyar liralık faiz ödemesi. Bu rakam ne anlama geliyor biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Bu rakam, çiftçiye destek yerine faize ödeme demektir. Bütçede 2026 yılı için tarım sektörüne doğrudan desteğin toplamı 168 milyar, bu paranın tam 16 katını faize ödüyorsunuz. Tarım sektörü hem stratejik hem de sosyal açıdan vazgeçilmez bir alandır. Buna rağmen, 2026 bütçesinde tarıma ayrılan pay kanuni olarak öngörülen seviyenin dahi altında kalmaktadır. Yine, faize ayrılan kısım, eğitime ayrılan bütçeden 760 milyar daha fazla. Hani önceliğimiz eğitim olacaktı, hani gelecek nesilleri yetiştirmek arzusundaydık; niçin faiz rakamları eğitim bütçesinin katbekat üstünde? Övündüğünüz sosyal yardımlara ayrılan miktarın tam 6 katı faize ayrılan bütçe arkadaşlar, sosyal yardımlara ayrılanın 6 katı faiz bütçesi ödüyorsunuz. Şimdi soruyorum size, ısrarla söylüyorsunuz, özellikle Maliye Bakanı ifade ediyor "Kemer sıkalım." Peki, bu kemeri kim sıkacak arkadaşlar? Emekçiden, çiftçiden, dar gelirliden, emekliden tasarruf istenirken, faiz ödemeleri neden sorgulanamaz bir alan olarak görülmekte. Bu rantiyecilerin, faizde parası olanların boğazına yapışıp vatandaştan alacağınızı, çiftçiden alacağınızı, emekliden, dar gelirliden, emek yoğun çalışandan alacağınızı onlardan alsanız ne kaybedersiniz.? Hatırlatalım size, yirmi üç yıl önce büyük iddialarla yola çıkmıştınız "3Y'yle mücadele edeceğiz." diyerek. "Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele edeceğiz." dediniz, bugün geldiğimiz noktada tablo açık ve net ortada; yoksulluk bitmemiş, derinleşmiş. Eğer gerçekten yoksullukla mücadele edilseydi bugün bütçenin en büyük kalemi faiz olmazdı değerli AK PARTİ'liler. Yolsuzluk iddiaları artmış, hesap verilebilirlik zayıflamıştır. Geçmişte bireysel olarak görülen yolsuzluklar şu anda kolektif hâle gelmiş. Gidin kamu dairelerine, açık, ayan beyan göreceksiniz, kolektif bir yolsuzlukla karşı karşıyayız. Bu utanç iktidar sahiplerine yeter arkadaşlar. Yine, yasaklar bitmemiş, sadece şekil değiştirmiştir. Bunlar birer çelişki değil yanlış yönetimin açık sonucudur. "Hata yaptık." diyemezsiniz çünkü bu sizin iradenize yansımış, bir davranış şekline dönüşmüştür.

Değerli milletvekilleri, evet Sayın Erdoğan yirmi üç yıl önce asgari ücreti eleştirerek iktidara geldi "Bu parayla geçinilmez." dedi. Açlık sınırının TÜRK-İŞ'in rakamlarına göre 30 bin lira olduğu günümüz Türkiye'sinde bugün emekli açlık sınırının altında arkadaşlar. Çalışan yoksullar bu dönemin en acı gerçeği hâline gelmiş durumda. Bugün emekli torununa harçlık veremiyor. Bugün gençler hayal kuramıyor, ülke değiştirmeyi planlıyor. Bugün esnaf borçla ayakta duruyor, memur ise kredi kartlarına takla attırmakla meşgul. Milletin büyük bölümünde hava sis, duman, boran ama bir tek aydınlık; işte bu sıralar, iktidar sıraları, onların keyfine diyecek yok arkadaşlar, bir eli balda, bir eli yağda.

VEHBİ KOÇ (Trabzon) - Sen de iyisin sen de!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - O yüzden, çok net bir dil ifade edeyim: Senin adın da Koç, soyadında Koç, daha ötesinde bir şey söylememe gerek yok, daha fazla sataşırsan gemilerin nereye seyrettiğini burada açıkça ifade ederim. Sayın Milletvekili, o yüzden otur oturduğun yerde!(YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Bugün borçla ayakta duruyor memur, milletin büyük bölümünde -dediğim gibi- hava sis. Geçmişte "Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu düzeni yıkmaya geliyoruz." diyerek geldi bu iktidar, Sayın Erdoğan son grup toplantısında size de bunu ifade etti. Evet, 24'üncü bütçenin sonunda ne var ortada biliyor musunuz arkadaşlar? Zengin daha zengin olmuş ama fakir ise daha da fakirleşiyor. Ne yapalım, bizler de Sayın Erdoğan'ın 1993 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığında yaptığı gibi çay, simit hesabı mı yapalım burada? Artık ne çayın fiyatına yetişebiliyoruz ne de simidin fiyatına, hiçbir yerde de tek kalem bir fiyat söz konusu değil, şimdi bu hesabı yapsak yine sizler çırak çıkarsınız. O yüzden, bu mesele artık çay, simit meselesi olmaktan çok çok öteye geçti. Mesele, onurlu ve insanca bir yaşamdır değerli milletvekilleri. Kendi söylemiyle, bu zalim yönetim bunu vatandaşına çok mu görüyor? Kimsesizlerin kimsesi olmak için yola çıkanlar bir dönüp kimin nesi olduğuna bakıyor mu? Sermaye sahiplerinin, güç odaklarının, imtiyazlı çevrelerin safındasınız artık ve ne acıdır ki bu çerçeveyi de kendileri bir bir inşa ettiler. Bir zamanlar adalet ve merhamet vadedenlerin bugün tercihlerinin kime hizmet ettiği açıkça görülüyor.

Sayın milletvekilleri, bütçe bir ülkenin geleceğine dair iddiasının aynasıdır. Bugün önümüzde bulunan bütçe ne yazık ki güçlü bir üretim vizyonu, adil bir gelir dağılımı ve sürdürülebilir bir kalkınma perspektifi ortaya koyamamaktadır. Faize dayalı bir denge, tarımı ihmal eden bir yaklaşım ve emeği koruyamayan, üretimi öncelemeyen bir ücret politikasıyla toplumsal refahın artırılması mümkün değildir. Bu ülke yoksul bir ülke değildir sayın milletvekilleri, bu ülke yanlış tercihlerle yoksullaştırılmıştır. Yoksullukla mücadele vaadiyle gelip yoksulluğu derinleştirenler, yolsuzlukla mücadele sözü verip hesap vermeyenler, faizle mücadele söylemiyle gelip faiz rekorları kıranlar önce milletimize, sonra Cenab-ı Allah'a mutlaka hesap verecektir ve o hesap günü çok yakındır, hiç merak etmeyin, tarih buna da elbette şahitlik edecektir.

Asgari ücreti eleştirerek gelenler, asgari ücretlileri açlığa mahkûm edenler, Türkiye'yi ithal ürün cenneti hâline getirenler bilsinler ki bu ülke asla sahipsiz değildir. Bizler buradayız; adalet için, refah için, bu ülkenin tümünün sesi olmak için buradayız. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye'de bütçe, faizi değil insanı öncelemelidir. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye'de büyüme, yüzde 5'i memnun eden değil yüzde 100'ü kucaklayacak şekilde bir büyümeyle gerçekleşecektir. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye'de kamu kaynağının hesabı şeffaf bir şekilde verilmelidir. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye'de ehliyetli, liyakatli kadrolar hiçbir torpile, hiçbir mülakat engeline maruz kalmaksızın bu ülkenin yönetiminde olacaklardır.

İşte, o yüzden diyoruz ki haksızlıkların son bulduğu, adaletin hüküm sürdüğü, vatandaşın refah içerisinde yaşadığı, dertlerin tümüyle deva bulduğu bir Türkiye hayalimiz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Ancak önümüzde duran bütçede ne yazık ki bu hayalleri karşılayacak tek bir düzenleme dahi yoktur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)