| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT DİNDAR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Yarın 19 Aralık; dönemin iktidarlarının -ironik bir şekilde- cezaevlerinde "hayata dönüş" adı verdiği katliamın ve Maraş katliamının tarihî.
Yine gazeteci Nazım Daştan ve Cihan Bilgin geçen yıl 20 Aralıkta SİHA saldırısı sonucu katledildiler. Nazım ve Cihan şahsında, hakikatlerin açığa çıkması için yaşamdan koparılan, katledilen basın çalışanlarını saygı ve minnetle anıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Ölümlerin, katliamların, yok saymaların yaşanmayacağı bir gelecek için mücadeleye devam edeceğimizin sözünü halkımızın huzurunda bir kez daha yenilemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bizler günlerdir bu bütçenin; kadınları, gençleri, emekçileri yok sayan bir bütçe olduğunu söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Bir de bütçede kim yok biliyor musunuz? Toplumun birçok alanında yok sayılan engelliler yok. Milyonlarca engelli yurttaş bugün fiilen ev hapsine benzer koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiştir. Birçok engelli, bırakın sokağı, evinin dışına bile çıkmadan yaşamak zorunda kalıyor. Geçen hafta Ankara'nın göbeğinde akrabaları tarafından yedi yıl boyunca insanlık dışı, dehşet verici koşullarda, bir kümeste yaşamaya mahkûm edilen engelli bir çocuğun dramı kamuoyuna yansıdı. Ben, milletimiz adına bu korkunç tablodan utanç duydum. Kim bilir kaç engelli çocuk bu şekilde yaşıyor, bilen var mı? TÜİK her zaman olduğu gibi engelli yurttaş sayılarında bile birbirleriyle tutarsız istatistikler yayınlıyor. Elimizdeki bilgilere baktığımızda, Türkiye nüfusunun içerisinde engellilerin oranı yüzde 12'nin üzerindedir ancak bütçede engellilerin hizmetine sadece yüzde 1,2 pay ayrılmaktadır. Bu ayrılan pay oranında engellilerin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına yanıt vermekten oldukça uzaktır. Erişebilir olmayan kentler, ulaşım engelleri, yoksulluk ve ayırımcılık, engellileri toplumdan koparmakta, eğitimden, istihdamdan ve sosyal yaşamdan maalesef dışlamaktadır. Unutmayalım ki herkes bir engelli adayıdır. Trafik ve iş kazaları, yoksulluk, yetersiz sağlık hizmetleri, şiddet, çatışmalar ve ihmal, engellilik durumlarını yeniden açığa çıkarmaktadır. Toplumda yerleşmiş ön yargılar, ayrımcı söylemler ve sağlamcılık ideolojisi bu eşitsizliği derinleştirmektedir. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'ne Türkiye taraf olmasına rağmen iktidar gereğini yerine getirmek şöyle dursun engellileri görünmez kılmayı tercih ediyor. Erişilebilirlik hakkı yirmi yıldır ertelenmektedir. Engelli erişilebilirlik mevzuatı kâğıt üzerinde vardır ama evde, sokakta, okulda, iş yerinde yoktur; bu yüzden engelliler eğitimden, sağlıktan ve çalışma hayatından dışlanmaktadırlar. Resmî veriler bile engellilerin yaklaşık yüzde 80'inin iş gücü piyasasının dışında olduğunu göstermektedir. Kamu ve özel sektörde uygulanması gereken istihdam kotaları fiilen yok sayılmaktadır. Engelli istihdam kotası mevzuatına uyulsaydı eğer 2026 yılında 20 bin atama yapılması gerekirdi, EKPSS'ye girmiş 100 bini aşkın engelli yurttaş atama beklemezdi. Hasbelkader, bu mevzuata uyulup kamuda çalışma koşulları olan engelliler en düşük statülü kadrolara sıkıştırılmaktadırlar, mobbinge ve ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar, görevde yükselme ve atamalarda ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; engelliler hakkında tüm kararları kendinize göre almayın ve unutmayın: Engellilerin hakları bir lütuf değil, en insani haktır. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Biz, yerel yönetimlerimizde bu hakkın uygulanmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yaptık. Van Belediye Eş Başkanlarımız Neslihan Şedal'ın ve Abdullah Zeydan'ın belediye başkanlığı yaptığı dönemde Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı kuruldu ve yine bu daire başkanlığına engelli bir yurttaş atandı. Sayın AK PARTİ'liler, kayyım zihniyetinin o kadar engelli hassasiyeti var ki yaptığı ilk işi engelli olan daire başkanını görevden almak ve sürgün etmek oldu.
Değerli milletvekilleri, 2024 ve 2025 yılları engelliler açısından hak kayıplarının daha çok arttığı yıllar olmuştur. Engellilerin emeklilik koşulları ağırlaştırılmış, engelli aylıkları açlık sınırının çok altında kalmıştır. Engelli araç alımında ÖTV koşulları zorlaştırılmıştır. Araç alımına getirilen yeni sınırlamalar ve ehliyet düzenlemeleri engellilerin bağımsız yaşama hakkını da kısıtlamıştır. Bugün binlerce engelli yurttaş birkaç bin liralık yardımlarla hayatta kalmaya zorlanmaktadır; bu, bir sosyal politikası değil açıkça sadaka anlayışıdır. Engellilere en az asgari ücret düzeyinde temel yurttaşlık geliri sağlanmalıdır. Protezler, tekerlekli sandalyeler, işitme cihazları ve diğer yardımcı teknolojiler döviz artışları nedeniyle ulaşılamaz hâle gelmiştir. Millî ve yerli teknoloji üretiminin engelliler için baston, tekerlekli sandalye, işitme cihazları ve diğer tıbbi medikal araçlara yönelmesi lazımdır. Bu alanda bir araştırma geliştirme enstitüsü görevlendirilmelidir. İşaret dili bir ana dil olarak tanımlanmalı ve kamu hizmetleri mevzuat ve temel yayınları işaret diliyle de sunulmalıdır. İşaret dili tercümanları, erişebilir kamu hizmetleri ve ayrımcılığa karşı etkili yaptırımlar hayata geçirilmelidir. 2026 yılı işaret dili farkındalığı yılı ilan edilip 81 ile işaret dili tercümanları atanmalıdır. Adliye, hastane, üniversite, varlık kurumları başta olmak üzere işaret dili tercümanı olmalı ya da ihtiyaç hâlinde ulaşılmayan kurumlar kalmamalıdır. Rehabilitasyon, engelliler için bir lütuf değil, doğrudan bir haktır. Bu hak yalnızca tedaviyle sınırlı değil, eğitimle, sosyal yaşamla ve toplumsal katılımla bütünlük içinde ele alınmalıdır. İşte bu bütünlüğün en önemli zemini okullardır ama birçok okulda yeterli sayıda psikolojik danışman yok, rampa yok, engelli asansörü yoktur. İdareciler ve müfredat engelli haklarından bihaber. Okullarda özel eğitim öğretmeni eksikliği nedeniyle rehabilitasyon, süreklilik kazanmamakta, kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamaları kâğıt üzerinde kalmaktadır. Sınıf mevcudu 30 üzeri olan sınıflarda engelli öğrenciler akran zorbalığı ve diğer ayrımcılıklara maruz kalmaktadırlar. Özel gereksinimli öğrenciler ya sınıf içinde yalnız bırakılmakta ya da eğitim hakkından fiilen mahrum edilmektedir. Engelli eğitimin gerçekten bütünleşmeye imkân sunabilmesi için yalnızca sınıf kapılarını açmak etmez, duygusal ve psikososyal destek de hayati önemdedir. Bu nedenle, özel eğitim öğretmenleriyle birlikte psikolojik danışmanların da okullarda aktif görev alması gerekmektedir. Bu alanda eksikliğin giderilmesi için en az 5 bin eğitim öğretmeni ve psikolojik danışmanın bir an önce ataması yapılması gerekiyor. Bu adım engelli bireylerin eşit, onurlu ve kapsayıcı bir eğitim hakkına erişmesinin temel koşuludur.
Sözlerimi bitirirken bütçede engelli hizmetleri payının yüzde 10'a, kamuda engelli kotasının yüzde 10'a yükseltilmesi gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)