GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:36
Tarih:18.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; bir bütçe görüşmelerinin daha sonuna geliyoruz. Özellikle sadece 2025 değil, yirmi beş yılın toplamını özetlememiz gerekirse ve insaflı davranmak gerekirse AK PARTİ'li arkadaşlar aslında büyük işlere de imza attılar; ülkemizde yollar, köprüler, hastaneler, enerji alanında, savunma sanayii alanında, hava alanları, stadyumlar yapıldı. Hayatın konforu çeyrek asır öncesine göre biraz düzeldi, ciddi bir atılım var. Ancak yirmi beş yılın toplamına baktığımızda gerçekten büyük bir felaketle de karşı karşıya olduğumuzu belirtmek durumundayız.

(Uğultular)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Sayın Başkanım, sükûneti temin etmek için arzu ederseniz.

BAŞKAN - Evet, lütfen ikaza meydan vermeyelim, sayın hatip kürsüde dinleyelim lütfen.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Bu gerçekleşen icraatların eldeki imkânlara mukayese edildiğinde çok çok az olduğu ortada. Aslında, AK PARTİ'li arkadaşların görmesi gereken bazı rakamlar var. 2025 yılında bu ülkede evlenen şahıslardan tam 380 bin kişi boşandı. Bu ülkede 2025 yılında uyuşturucudan 375 bin kişi gözaltına alındı. Bu ülkede alkol fabrikalarının sayısının arttığı bir yana, kumarın, bahsin, sanal bahsin her çeşidinin zirve yaptığı bir dönemdeyiz. Sadece 2025 yılında sahte içkiden 152 kişi öldü bu ülkede. Bu ülkede literatürde eşi benzeri bulunmayan bir kelime, ev genciyle bir tabir ortaya çıktı; hayattan bağını koparmış, ümidini kesmiş 5 milyon ev genci var bu ülkede. Bu ülkede cezaevleri yüzde 140 oranında dolu, 430 bin kişi cezaevlerinde. İş kazasında AK PARTİ iktidarları döneminde 55 bin kişi öldü. Her iş kazasından sonra bir günah keçisi arayıp sorun bitirilmeye çalışılıyor. Bu ülkede icrada 26 milyon dosya var ve ne acı ki hani "Maaşları şu kadar yükselttik." deniliyor, oysa tarihinde ilk defa açlık sınırının altında asgari ücretliler ve emekliler maaş alıyor. Bu ülkede 2002 yılında açlık sınırının altında geliri olan şahıs sayısı yüzde 1,35 idi. Bugün ülkemizin yaklaşık yüzde 20'si açlık sınırının altında gelire sahip. Ayrıca, sosyal yardım alan insan sayısı 20 milyon; bu, şu anlama geliyor: Ülkedeki her üç seçmenden 1'i yardıma muhtaç. Elbette bugün şunu da görmek durumundayız ki bu ülke geçmişte de çeteleri, mafya babalarını tanıdı ama hiçbir zaman bugünkü kadar felaket bir durumla karşı karşıya kalmadı. Uyuşturucu baronları değil ki sadece ülkede, dünya çapında uyuşturucunun merkezi olan bir ülke hâline geldik. AK PARTİ'li arkadaşların vicdanına şunu sormak isterim: Sanki yirmi beş yıl öncesiyle sonrasını kıyasladıklarında ülkemizi uzay çağına taşımış gibi davranıyorlar. İfade ettim, bazı güzellikler olabilir ama bunlar çeyrek asır, yirmi beş yıllık, yirmi üç yıllık süreyle özetlenecek bir durum asla değil.

Evet, eğitimde bazı icraatlar oldu ama bilelim ki bu ülkede artık üniversiteler işsiz üreten fabrikalar hâline geldi. (CHP sıralarından alkışlar) Evet, bazı imam-hatiplerin başarısından söz ediliyor ki bundan hepimiz, bu memleketin bütün evlatlarının başarısıyla iftihar ederiz ama başarılı imam-hatip sayısı 10'u geçmez; Türkiye genelindeki yüzde 99'u ne yazık ki zayıf, kaldı ki bütün liselerin durumu ortada. Evet, bazı değişiklikleri yaptınız, okul müdürleri eskiden bir sendikanın referans listesiyle atanıyordu, şimdi başka bir sendikanın referans listesiyle ama eğitimde müfredata, içeriğe müdahale etmediğiniz sürece yapılan işin hiçbir anlamı olmaz. Nitekim bugünkü gençlik yirmi yıl önceki gençten çok daha geri durumda ise gerek eğitim gerek ahlak gerek donanım bakımından ülkenin ne hâle geldi ortaya çıkar. Ne yazık ki "Ömer, Ömer" diyerek Hazreti Ömer vaadiyle yola çıkanlar, karşımıza bula bula Turist Ömer getirdiler. (CHP sıralarından alkışlar) Bugünkü yaşam da ne yazık ki, bundan farklı değil. İşte, onun için de bugün ülkemizde bir öz eleştiri yapmak gerekirse 28 Şubatın ürünü olan birinci AK PARTİ dönemi, 15 Temmuzun ürünü olan ikinci AK PARTİ döneminden daha ılımlıydı, hiç olmazsa kısmen özgürlük, demokratikleşme, kısmen finansal istikrar söz konusuydu ama 15 Temmuzun ürünü olan ikinci AK PARTİ döneminde özgürlükler tamamen rafa kalktı. AK PARTİ'li arkadaşların üzerine alınmasına da gerek yok, zaten şu grupta birinci AK PARTİ döneminden kalan, AK PARTİ'nin kurucu kadrosunda var olan şahıs sayısı 5 kişi değil. Onun için, sizden önceki dönemden bahsediyorum. Önceki dönemdeki partinin isimleri; Abdullah Gül, Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Abdüllatif Şener, Mehmet Ali Şahin. Bunların hepsi ne yazık ki şu anda devre dışı bırakıldı.

VEHBİ KOÇ (Trabzon) - Necmettin, bu senin konun değil, bu seni ilgilendirmez. Bu seni ilgilendirmez Necmettin, konuya dön, sana ne!

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Şu anda, bugün, yirmi beş yılın ortalamasını ortaya çıkardığımızda geldiğimiz yerin bir felaket olduğunu görmek durumundayız. Eğer bu yapı Millî Görüş geleneklerinin üzerine konmuş ise, mirasyedi olarak bizim tapulu malımıza gecekondu yapmışsa bunun hesabını sormak elbette bizim de hakkımızdır. Ne yazık ki, en acı fatura da şudur ki: Bu milleti bin yıllık inancından soğutma başarısı diyemeyeceğim, beceriksizliği bu dönemde yaşandı. İnsanlar bugün dindarlara kuşkuyla yaklaşmaya başlamış ise bunu sizin sorgulamanız gerekir. Aslında bizim şu sözlerimizi bir muhalefet partili olarak biz değil, AK PARTİ'nin içindeki vicdanlı, insaflı arkadaşların gündeme getirmesi gerekirdi. Ne yazık ki bunları onlar konuşamadığı için biz onlar adına söylemek durumundayız.

Bakın, bu ülkede istiklal mahkemelerinden sonra ikinci büyük felaket sizin döneminizde 15 Temmuz KHK'leriyle yaşandı. Bu ülkede milyonlarca insan, 2 milyon kişi terör soruşturmasından geçti. Devletin makamlarınca beraat ettiği, soruşturmasına gerek olmadığı söylendiği hâlde binlercesi hâlen işsiz durduğu hâlde, yargısız infazlarla da 100 binlerce insan hapishanede, 100 binlerce insan görevden atıldı. Siz KHK meselesini konuşmadığınız sürece, buradaki vicdani sorumluluğunuzu gündeme getirmediğiniz sürece konuşacak bir şey yok.

Aslında biz bu dönemin 2 panzehir kelimesini açıklayacak olursak şunu söylememiz lazım: Bir, faiz; tarihin en faizci hükûmet dönemiyle karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar) Yirmi beş yıllık süreç içerisinde 600 milyar dolar bu ülkede faize para ödendi ve 2002 yılında geldiğinizde bütçe açığı neyse bugün de aynı oranlarda. Hâlen ülkenin gelirinden 2 trilyon, geçtiğimiz sene 2026'da ise 2 trilyon 800 milyar faize kaynak aktarılacak. Bu şu manaya geliyor: Bu ülkenin toplam geliri 5 lira, bu gelirin 1 lirasıyla faizcilere para ödeniyor ve faizcilere ödenen bu 1 lirayla borcumuzdan 1 kuruş eksilmiyor, sadece günü gelmiş borçlar öteleniyor.

Tabii, AK PARTİ'li arkadaşları şu bütçe muhasebesinde öz eleştiri yapmaya, nefislerine soru sormaya, gerçek anlamda bu yaşadıklarımızı müzakere etmeye davet ediyorum. Gerçekten sosyal felaketle karşı karşıyayız. Dış politikadaki durum ise bundan daha feci.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Uzatma yok değil mi Başkanım?

BAŞKAN - Teşekkürler.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)