| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 17.12.2025 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bir hakkı teslim etmek istiyorum. Ben Komisyon görüşmelerinde de Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde konuşmuştum, bütün bakanlıklar içerisinde vermiş olduğumuz soru önergelerine en fazla cevap aldığımız yer Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı, Sayın Cevdet Yılmaz, yüzde 90 oranında sorumuza cevap vermiş. Komisyonda ben kendisine bazı sorular sordum, bir hafta içinde de bu soruların cevabı yazılı olarak geldi, bir iki tanesi eksik kaldı. Umarım, bu bazı bakanlara örnek olur zira burada biz bazı bakanların bırakın soru önergelerimize cevap vermeyi, şurada sorduğumuz sorulara bile "Yalan ve iftira." diyerek çok ağır ithamlarda bulunduklarını gördük, bunu kabul etmemiz mümkün değil zira soru bir fırsattır, kendinizi ifade etmek için bir fırsattır, eleştiri bir nimettir, özeleştiri bir fazilettir; tabii, anlayana, bunu becerebilene. Tabii, Sayın Cevdet Yılmaz'ın hakkını teslim ettim, övmüyorum çünkü yapması gerekeni yapıyor ama teşekkür ediyoruz. Öyle bir ortama girdik ki bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle, millet iradesini, Meclisi tanımayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Evet, yaptınız, sağ olun ama Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini de nasıl övdüğünüzü anlayamıyorum Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Yani bu bütçenin sahibi Cumhurbaşkanı, evet, mevzuat gereği böyle bir yükümlülüğü yok, buraya gelmeme hakkı olabilir ama bütçe milletten topladığınız parayı nasıl harcadığınızı bize anlattığınız yer. Yürütmenin başı da bütçenin sahibi. Biz burada kendisini görmek, bu bütçeyi savunmasını istemek durumundayız. Nasıl bu ülkenin nasıl bu kadar faize, enflasyona mahkûm edildiğini, bu sene Türkiye'nin nasıl 2,7 trilyon faiz ödeyeceğini -yani geçen senenin yüzde 40 üstünde; Sağlık Bakanlığının, Savunma Bakanlığının, Millî, Eğitim Bakanlığının üstünde- bu ülkeyi nasıl faize mahkûm ettiğini gelsin anlatsın. yürütmenin başı. Bu, demokrasiye, millet iradesine olan bir saygıdır. İşte, mevzuatta, hukukta, İç Tüzük'te gelmemesi de olur. Olur tabii, siz de gelmeyebilirsiniz, hiçbiriniz gelmeyebilirsiniz ama burası milletin Meclisi ve millet bunu sizden bekliyor.
Personelle ilgili artışı sormuştum, "Yüzde 61'lik artışlardan kaynaklanıyor?" diye. Gelen cevapta ilga edilen başkanlıklardan bahsediyorsunuz. Ben bunu okuyunca demek ki kapandığına göre personel sayısı düşecek diye anlıyorum. Orası tam net olarak açıklığa kavuşmadı bizler için hani "Cevap verdiklerime de pişman ettiniz." demeyin. Bu verdiğiniz cevapların bir kısmıyla da tatmin olmadık, onu da iletmiş olayım.
Yahu, saray kısmına hiç gelmeyeceğim, çünkü Çalışma Bakanlığıyla ilgili çok konu var elimde. Zaman olursa oraya tekrar dönerim.
Sizin de hakkınızı teslim edelim, 12 tane soru sormuşuz, 2'si hariç 10'una cevap vermişsiniz? Grubumuzdaki genel ortalama da öyle. Bunu özellikle bu karneyi açıklıyorum, önemlidir çünkü noktasına, virgülüne dokunamadığımız bütçeyle ilgili en azından -çünkü bizim sorduğumuz sorular, milletin bize sorduğu sorular- bunu kale alıp bunu dikkate alıp cevaplamanız bile önemlidir, kıymetlidir, diğer anayasa gereğidir. Yani burada övücü bir şey söylemiyorum, görevinizi yaptığınız için biz teşekkür etmek durumunda bırakılıyoruz. Bu da bu sistemin yarattığı bir başka sıkıntı.
Şimdi, 2 önerge cevap vermemişsiniz. Biri işçi ölümleriyle ilgili, biri de Afşin-Elbistan Termik Santraliyle ilgili; onu da yeni sorduk, belki on beş gün süresi var , 23 Aralığa kadar cevaplamış olursunuz.
Şimdi, enteresan bir konu var bu MESEM'lerle ilgili. Bakın, biz, Millî Eğitim Bakanlığına bir soru sormuşuz bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce, demişiz ki: Çocuklarımızı yolladığınız işyerleri -yetişkinler için hadi uygun olmasını bırakın- çocukların sağlığı, ruh sağlığı, psikolojisi için uygun mu, değil mi diye; 24 Haziran 2024 tarihinde. Daha sonra, Millî Eğitim Bakanlığından bize gelen bir cevap var; bakın, bugün, yaşadığımız birçok sıkıntının temelini, sebebini de açıklayan bir cevap, diyor. ki: Millî Eğitim Bakanlığı: Valiliklere biz yazı yazdık, MESEM vasıtasıyla gönderdiğimiz çocuklarımızın gittiği iş yerlerine bakın dedik. Gelen cevap şu: 12.600 iş yerinin çocukların çalışmasına uygun olmadığını Millî Eğitim Bakanlığı bize söylüyor ama "Denetleme görevi benim değil, bunu Çalışma Bakanlığı denetleyecek." diyor. Şimdi, bu bir ayıptır. Bunu bile bile de hâlen bu MESEM'i yollayıp bu çocukları bir köleliğe sokacak ve bunları ölüme götürecek yerlere göz göre göre göndermek bana göre çok büyük bir faciadır, utanç verici bir durumu her ne kadar MESEM kapsamında olmasa da biz Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısında aldık, yaşadık ve buna müsaade etmememiz lazım arkadaşlar. Sonuna kadar, bütün siyasi partiler, buraya gelen o gencecik kız çocuklarının, burada, bu çatı altında, böyle bir duruma nasıl maruz kaldığını bütün detaylarıyla, sonuna kadar takip etmek mecburiyetindeyiz; milletvekili olarak bu hepimizin görevi.
Bakın, bir başka konu, bugün bana iletildi, Çalışma Bakanlığını yakından ilgilendiriyor. Hani maden kazası olduğunda "Bu işin fıtratında var." diyorsunuz ya, bakın, bu işin fıtratında falan yok bu. Zonguldak'ta yapılan bir denetimde, Zonguldak'taki Kozlu, Üzülmez ve Karadon kömür madenlerinde 5 tane çok ciddi sıkıntı tespit ediliyor. Sıkıntılar da şunlar: Bir grizu patlaması hâlinde havalandırmayı çalıştıracak yedek sistemin, yedek jeneratörün olmadığı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, lütfen tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bununla beraber işte tahliye kanallarını çalıştıracak yedek sistemin olmadığı tespit ediliyor ve "Bu madenler acilen kapansın." deniliyor ve kapatılmıyor biliyor musunuz? Talimat mı veriliyor, ne oluyor, kapatılmıyor ve bu madenler üç gündür çalışıyor. Şimdi, Allah esirgesin, bu madende bir kaza olduğunda çıkıp da bize "Bu işin fıtratında var." diyemezsiniz. Biz şunu diyebiliriz: Sizin fıtratınızda var. Tedbirsizlik, ihmalkârlık AK PARTİ Hükûmetinin fıtratında olan bir durumdur arkadaşlar, bunu başka türlü açıklayamam ben. Çalışma Bakanından bu konuyla ilgili detaylı bir açıklama istiyoruz oradaki işçilerimizin sağlığının, canının tehlikeye düşmemesi için.
İşsizlikle ilgili rakamların -kusura bakmayın- bir makyaj olduğuna inanıyoruz. Çünkü baktığınız zaman buradaki işsizlik oranına atıl iş gücü dediğimiz rakam 2023'te yüzde 22,1'miş, bugün eylül ayı itibarıyla yüzde 28,6'ya çıkmış. Öyle yüzde 8'ler falan, bu milleti kandırmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, lütfen tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Atıl iş gücü yıldan yıla yükseliyor.
Ücret artışları, manşet enflasyon. "Enflasyona ezdirmedik.", bu da -kimse kusura bakmasın- çok ucuz bir tanımlama. Enflasyona ezdiriyorsunuz çünkü manşet enflasyon dar gelirlinin yaşadığı enflasyonu karşılamıyor. Dar gelirlinin temel 3 harcaması var: Barınma, gıda ve bununla beraber de ulaşım. Bakın, yüzde 44 mü, 2024'teki enflasyon oranında mı buradaki artışlar? Yüzde 65'in üzerinde. Dolayısıyla siz ezdirdiniz.
Üniversite öğrencilerinin yüzde 75'i bir yıl içerisinde iş bulamıyor. Şimdi, geçenlerde burada bir tartışma oldu, muhalefeti eleştirdiniz, dediniz ki: "Açılan üniversitelerin sayısıyla ve nitelikleriyle ilgili sürekli olumsuz konuşuyorsunuz. Ya, belki bu üniversitelerin içinden bir ODTÜ, bir Boğaziçi çıkacak. Niye bu ümidi, niye bu umudu taşımıyorsunuz? Bir gün gelecek bu üniversiteler de ODTÜ ve Boğaziçiyle kalite olarak eşitlenecek."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, son kez uzatıyorum.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Arkadaşlar, siz iktidarda olursanız doğru, bu üniversiteler ODTÜ'yle, Boğaziçiyle eşitlenecek çünkü bırakın bunların niteliğini, kalitesini artırmayı mevcut üniversitelerimizin kalitesini yerlere düşürdünüz, yaptığınız müdahalelerle bu üniversitelerin seviyeleri indi. Dolayısıyla evet, çok yakında daha iki yıllık, üç yıllık üniversitelerle ODTÜ gibi, Boğaziçi gibi güzide kurumlarımızın aynı seviyeye gelme ihtimali maalesef sizin iktidarınız var olduğu sürece bir ihtimaldir, onu da söyleyelim.
Gizli vergi zammıyla da bana göre -hani ağır bir kelime kullanmak istemiyorum ama- resmen vatandaşın gelirine el konuluyor ve bu gelir cebinden alınıyor. Nasıl? Vergi diliminden dolayı. Bakın, yeniden değerleme oranının altında bu vergi dilimlerini artırdığınız için manzarayı ben size söyleyeyim: Bugün itibarıyla asgari ücretin katbekatı olmuş yani normal...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Sayın Kavuncu, teşekkür için açıyorum.
Buyurun.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Tamam.
Yani yeniden değerleme oranı üzerinde veya eşit miktarda yapsaydınız şu anda en düşük vergi diliminin 415 bin lira olması lazımdı ama şu anda en düşük vergi dilimi 158 bin lira yani çaktırmadan vatandaşın cebinden para almaktır bu.
Teşekkür etmeden önce bir ricam var, Selçuk Özdağ'a verdiğiniz sürenin 3 katını istiyorum zira kendisi aynı sürede bizim anlattığımızın 3 katı konuya değiniyor.
Teşekkür ediyorum, sağ olun. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)