GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:35
Tarih:17.12.2025

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, hem Cumhurbaşkanlığının bütçesini hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini görüştük. Bu görüşmemiz üzerine son değerlendirmeyi yapacağım. Şuradan başlamak istiyorum: Özel hastaneler. Avrupa'da özel hastaneler azalırken, devlet hastaneleri çoğalırken Türkiye'de özel hastaneler neden çoğalıyor, niçin devlet hastanelerinin sayıları azalıyor bunu bir düşünmeye davet ediyorum.

İkinci olarak da Sayın Bakana buradan bir çağrım var. Biz hastaneye gidiyoruz, şahsen ben özel hastanede gidip tedavi olduğumda veya devlet hastanesine gittiğimde özellikle özel hastanelerde bana bir fatura imzalatmıyorlar, ben istersem getiriyorlar; burada ne yazdığını, nasıl bir fatura yapıp buraya gönderdiklerini ben bilemiyorum. Bu, hemen hemen hepimiz için geçerli değerli arkadaşlar. Bütün özel hastanelerde -biraz önce Milletvekilimiz Sema Silkin Ün Hanımefendi de dile getirdi- bu faturaların tek tek gözden geçirilmesi lazım. Random usulü değil, tesadüfü metotla değil, yüzde 5'iyle değil, yüzde 99'uyla değil, yüzde 100'üyle mutlaka buraların incelenmesi ve kontrol edilmesi lazım; milletin parasının özel hastane sahiplerine haksız bir şekilde transfer edilmemesi lazım. Buna da bir çare söylüyorum: Nasıl ki biz muayene olduğumuz zaman e-devlete düşüyor, e-nabıza düşüyor, orada hangi tahlilleri yaptırdıysak, kim ne tespitte, teşhiste bulunduysa aynı şekilde faturalar buraya düşmeli. Bize imzalattıkları faturalara baktığımız zaman da çok küçük, kargacık burgacık, küçücük, mikroskopla zor okursunuz veyahut da efendime söyleyeyim, teleskopla zor okursunuz. Bunları da yeniden düzenlememiz lazım.

Bir de siz "EKDS" diye sistem çıkarmıştınız. Neydi bu? Hastaneye gidenlerin, kimin gittiğini görebilmek için bir sistem koydunuz "Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi" diyerek. Peki, bu sistemle ilgili yazı yazdınız, Türkiye'deki vakıf ve özel hastanelerin hemen derhâl buraya, şu tarihe kadar yani temmuz ayına kadar geçmelerini istediniz ama daha sonra tekrar bir yazı yazarak bunu kaldırdınız. Neden yazdınız, neden kaldırdınız? Çünkü burada bir suistimallerin olduğunu gördünüz veyahut da buradaki dedikoduları ortadan kaldırmak istediniz, özellikle suistimalleri. Sonra neden kaldırdınız bunu, niçin bu yazınızın arkasında durmadınız? Bu da aynı şekilde Türkiye'nin parasının birilerine peşkeş çekildiğinin bir göstergesidir değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de şöyle bir problemimiz de var bizim: Sendikalı işçiler devlet dairelerinden paralarını alıyorlar, maaşlarını alıyorlar ama oradaki bürokratların, öğretim üyelerinin üzerinde maaşlar alıyor, alsınlar ama buradaki öğretim üyeleri veyahut da bulundukları devlet dairelerindeki üst bürokratları, emirlerinde çalıştıkları kişilerin yani amirlerinin maaşlarının düşük olmaması gerekir. Bununla ilgili olarak da mutlaka bir kamu personel rejimine ihtiyacımız var, reformuna ihtiyacımız var. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının, Cumhur İttifakı'nın mutlaka yapması gerekmektedir. Buna da en bariz örnek, geçenlerde bütçe görüşmelerinde burada bir zam teklifi geldi, üst bürokratlara zam, bazılarına zam, bazılarına değil. Peki, burada kariyer uzmanlarına zam, merkezdekilere zam, taşradakilere zam yok. Peki, müfettişlere zam var ama belediyelerde çalışan müfettişleri yok, kendi içinde denetmenlere de yok. Kendi içerisinde bile çelişki arz eden bir buradaki zam teklifini çok ciddi şekilde bir nakıs görüyorum. Aynı zamanda, devlet dairelerinde çalışan 6,5 milyon memura, 16,5 milyon emekliye de hakaret kabul ediyorum, çok ciddi şekilde haksızlık kabul ediyorum. O nedenle, bununla ilgili olarak düzenlemeyi de topyekûn kolektif olarak yapmamız gerekmektedir.

Engelli istihdamı. Arkadaşlar, bakın özel sektörde yani şirketlerde engelli istihdamı var. Eğer bir şahıs 1.000 kişi çalıştırıyorsa orada bundan 30 kişiyi engelli olarak almak zorunda. Eğer almamışsa, 3 kişiyi, 4 kişiyi almamışsa buradan asgari ücretin 5 misli cezasını ödüyor. Ödesin cezasını ama burada öncelikle kamuda çeşitli sınavlarla engelli alımları yapılıyor, kotayı önce kamunun doldurması lazım. Sen kotanı doldurmuyorsun, sonra da Deli Dumrul gibi hemen özel sektörün üzerine çöküyorsun "Sen 3 kişi çalıştırmadın." diyorsun. Bu da doğru bir sistem değil değerli arkadaşlar. Bir diğer yandan da sigorta primlerini almayınız bu insanların. Özel sektörde ceza yazıyorsunuz, kamuda da kotasını doldurmuyorsunuz.

Asgari ücret açlık sınırı... Hiçbir kamu kurumu asgari ücretin aşağısında ücret ödeyemez ama ödediğiniz yerler var, kamunun ödediği yer var. Neresi? Ücretli öğretmenlikler, ücretli psikologlar, ücretli sosyologlar ve vekil imamlarla beraber fahri Kur'an kursu öğreticileri. Bunlara niye asgari ücretin altında -açlık sınırının altında zaten asgari ücret- maaş veriyorsunuz? Bu doğru bir şey değil arkadaşlar, gelin işçinin emeğinin hakkını alın teri kurumadan önce vermenin yolunu araştırın derim. Özellikle, bu fahri Kur'an kurslarıyla ilgili olarak da bir teklifim var. On beş senedir bu insanlardan 20 bine yakın insan buralarda çalışmış, otuz gün çalışmış, sekiz dokuz gün sigorta yatırılmış. Niye sekiz dokuz gün? Tam yatırın. Sonra bunların maaşları niye asgari ücretin altında? Neden bunların özlük haklarını vermiyorsunuz? Bakın, vekil imamlara kadro vermişsiniz, vekil müezzinlere kadro verin, ihtiyaç varsa vereceksiniz. Türkiye'deki Diyanet İşleri Başkanlığının da aynı şekilde çok ciddi bir reforma ihtiyacı var. Köylerde camiler var, cemaatler yok, aynı köyde 3 tane cami var. Ben Müslüman'ım, eşim Kur'an kursu öğreticisi, emekli ama bunlarla ilgili olarak da bir düzenleme yapmanız lazım. Bazı yerlerde imamlar var; bazı yerlerde, Manisa'nın Salihlisinde bile imamların olmadığını gözlemliyoruz. Bunlarla ilgili de bir düzenleme yapmanız gerekiyor. Bunu yaparsak eğer hem tasarruf etmiş oluruz hem de aynı şekilde, doğru bir din anlayışını takdim etmiş oluruz.

Burada doğru din anlayışından bahsedildi. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı Atatürk'ün kurmuş olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı arkadaşlar, elbette ki sahip çıkarız. Orada sağlıklı, doğru bir din anlayışının milletimize öğretilmesi lazım.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bidatlardan, hurafelerden uzak olarak bunu yapmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Buraya bir kanun teklifi gelmişti arkadaşlar; bir, "meal" yazdığı zaman, burada Diyanet İşleri Başkanlığının kurmuş olduğu komisyon bunları toplatabilecek veya yakacak. Biz "Bir dakika, ne yakması? Neyi toplatıyorsunuz siz?" dedik. Diyanet İşleri Başkanlığının kurmuş olduğu heyet Türkiye'deki bazı âlimlerin üzerinde mi? Burada "meal" yazmasın ancak şöyle düzelttirebilmiştik: Efendim "Meal" yazmazsak "sonsuzluğun mesajları" yazarsak o zaman Diyanet İşleri Başkanlığında kurulan heyet bunu inceleyemeyecek.

İkinci olarak ne vardı arkadaşlar? Burası çok önemli, bakın, söylüyorum size: Neydi? Hac ve umre organizasyonu var, bu hac ve umre organizasyonlarıyla ilgili olarak... Eskiden Başbakanlığa bağlıydı vakıflar, Diyanet İşleri Vakfı. Kim denetliyordu? Başbakanlık teftiş kurulları. Kim denetliyordu? Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Sayıştay denetliyordu. Cumhurbaşkanlığına geçtikten sonra Sayıştayı baypas ettiniz, aynı zamanda da Başbakanlık Denetleme Kurulu yok, Vakıflar Genel Müdürlüğü yok. Ne demişsiniz orada, getirdiğiniz kanunda cümle olarak? "Cumhurbaşkanı istediği takdirde buranın denetlenmesi..."

BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.

Niye Cumhurbaşkanı istediği takdirde? "Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu burayı denetler." diye niye diyemiyoruz? Diyelim arkadaşlar, diyelim. Üzerinde hiçbir lekenin olmayacağı yer Diyanet İşleri Başkanlığı, o nedenle hassasiyetle durulması gerekir.

Burada da bu fahri Kur'an kursu öğreticileriyle ilgili haksızlığın yapılmaması gerekir diye düşünüyorum.

Asgari ücret... Bakın, bir işçiye, bir işveren 22.104 lira para veriyor, asgari ücret ve bu, insanlara neye mal oluyor? 30.881 liraya mal oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: "İşverenler elinizi taşın altına koyun." Ya, burada, Hükûmet para vermiyor ki bunlara, hatta Hükûmet bunlardan para alıyor, para. Ne alıyor? Sosyal Güvenlik Kurumu işçi payı alıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu işveren payı alıyor, İşsizlik Fonu payı alıyor buradan. Bu İşsizlik Fonu'nun da yüzde 15'inden faydalanabiliyor insanlar, yüzde 85'inden faydalanamıyor. Buralara da şöyle dediniz: "İşverenleri tekrar, yeniden istihdamı oluşturmak adına bu noktada bir sübvanse edelim veya teşvik edelim." diyerek söylediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, son kez sözünüzü uzatıyorum. Lütfen, tamamlayın.

Buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Değerli arkadaşlar, aynı zamanda, burada asgari ücretle ilgili olarak yapılması gereken şeylerden bir tanesi de işverenlere şunu yapmanız lazım: Sigorta, Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi yarı yarıya düşürülmelidir, siz de bunu yapmalısınız. Şimdi, en büyük şirket... Sayın Cumhurbaşkanı öyle demiyor muydu? "Türkiye'yi bir şirket gibi yöneteceğiz." diyordu. Şirket gibi yönetiyorsanız eğer, en büyük işveren Sayın Cumhurbaşkanı o zaman. Sayın Cumhurbaşkanına düşen görev de burada bunun yarı yarıya indirilmesi.

Diğer bir konuya gelince... Arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız dedi ki: "Orası sarayda değil." Saray da kötü kelime değil. Niye? "Beyaz Saray" diyorlar, bizim Osmanlı'dan gelen ifadelerimiz var, saraylarımız var; buralar da millete aitti. Kime aitti yani? Ümmete ait değil miydi, millete ait değil miydi? Ama buna rağmen, burası millete aitse, bugüne kadar bazı muhalefet partisi genel başkanlarının oraya hiçbir zaman çağırılmadığını gördük, ne bayramlarda çağrıldık ne seyranlarda çağrıldık ne de tarihî günlerde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - O nedenle, Sayın Cumhurbaşkanının da bizatihi uygulamasıyla oranın millete ait olduğunu, genel başkan yardımcılarını veya genel başkanları davet edip göstermesi lazım diyorum.

Bütçenin hayırlı olacağını düşünmüyorum. Neden düşünmüyorum? Çünkü bu bütçe fakirler için yapılmış, yoksullar için yapılmış bir bütçe değil, zenginleri daha zengin, fakirlerin sayısı çoğaltmak ve fakirleri daha fakir yapmak için yapıldığı düşünüyorum.

BAŞKAN - Sayın Özdağ, teşekkür ediyorum, çok sağ olun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ben teşekkür ediyorum.