GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:35
Tarih:17.12.2025

CHP GRUBU ADINA GÖKÇE GÖKÇEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerine söz aldım.

Öncelikle, bir süre kolon kanseri tedavisi gören ve on iki günlük bir yoğun bakım sürecinin ardından kaybettiğimiz Şehzadeler Belediyesi Başkanımız, sevgili arkadaşım Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet; ailesine ve tüm sevenlerine, Manisalılara ve Cumhuriyet Halk Partisi ailemize başsağlığı ve sabır diliyorum.

Ülkemiz önemli bir siyasetçi, bazılarımız da yeri doldurulmayacak bir arkadaş kaybetti, bir şehir ağlayarak genç bir kadın siyasetçiye veda etti. Hepimizin başı sağ olsun.

Cenazeye katılamayan, cezaevinde gözyaşı döken tüm yol arkadaşlarına ve kendi dertlerini kenara koyup Gülşah'ın ailesinin yanında olan ailelerine buradan bir selam göndermek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Acıyı yaşamak, yasını tutabilmek de bir insan hakkıdır, sizin bu hakkınız da elimizden alındı. Bu ülke hep birlikte sevinmeye ve hep birlikte üzülmeye, ortak duygular hissetmeye özlem duyuyor, bu özlemini de gösteriyor; bazen bir voleybol maçı izlerken, bazen güzel bir insanın cenazesinde, bazen eski şarkıları dinlerken, bazen de eski bayramları yâd ederken. Biz bir arada, huzurlu bir şekilde yaşamak isteyen bir milletiz. Herkes kendisini birinci sınıf vatandaş hissetmek istiyor, hiç kimse geride bırakılmasın istiyor. Adalet olsun, barış olsun, artık sadece önlenemez ölümlere üzülelim, acılarımıza yeni acılar katılmasın istiyor ama neler yaşadık, nerede vicdanımızı kaybettik? Cumhurbaşkanının "Bu yolda daha kaç Cumhuriyet Halk Partili telef olacak." sözünü "Belediyeleri silkeleyin." cümlesini "Turpun büyüğü heybede." dediğini hatırlıyorum. Bu hâller de yeni değil, Metin Lokumcu öldüğünde "Ben bilmem." demeleri, Berkin Elvan'ın annesini yuhalatmaları unutmak mümkün mü? Şehitlerimizi, 10 Ekimi, Suruç'u, Güven Parkı, Ali İsmail'i, Oğuz Arda'yı Özgecan'ı, Rojin'i unutmak mümkün mü? Can Atalay'ı, Osman Kavala'yı, Tayfun Kahraman'ı, Anayasa’nın kendisini unutmak mümkün mü? Çiğdem Mater'e, Mine Özerden'e yapılanlar normal mi?

Sokaklarda kalabalıklar haksızlıklara isyan ederken halkı karşısına alanların nafile çabasını düşünüyorum. MESEM'de çocuklar göz göre göre ölürken çocuk işçiliğiyle mücadele bütçesini sıfıra indirenlerin, çocukların ölmesine karşı çıkan 18-19 yaşındaki gençleri tutuklayanların vicdanına mı sesleneyim, vallahi de bilemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Kendisi bir gün bile tutuklu yargılanmamış, cezaevine miting yaparak gitmiş, koğuş arkadaşını seçmiş, cezaevinde şiir kaseti çıkarmış, dört ay sonra da çıkmış, siyasi yasağı rakipleri tarafından kaldırılmış bir siyasetçinin sadece ona karşı seçim kazanacak diye Ekrem İmamoğlu'nun sesini, görüntüsünü, sosyal medyasını bile yasaklama cüretine, "Parti kapatmaların mağduruyuz." diye başlanan bir yolun son seçimlerde birinci olan partiyi kapatma, İstanbul İl Başkanlığımıza kayyum atama girişimlerine bakıyorum, hem de kanser hastası arkadaşımıza iftira atanların ifadelerine dayanarak. Belediye başkanlarımızı sıraya dizip darbe görüntüleri verenleri, yalnızca gizli tanık ifadelerine dayanarak suç isnat edenleri hepimiz görüyoruz. "560 milyar yolsuzluk" diye başlandı, yalan çıktı. İddianamede "160 milyar" yazıldı, bu da Valilik onaylı proje çıktı. "Bavullarda paralar" dediniz jammer çıktı, "kasalarda paralar" dediniz stok görüntü çıktı. Kurultayımızda atılan "Özgür Başkan" sloganlarını suç gibi iddianamelere yazdınız. "Casus" dediniz, o kişi AKP'li siyasetçilerle Londra'da Lordlar Kamarasında çıktı. "Avukatı yargılarken müvekkilini savunmak" diye iddia yazdınız, "Cumhurbaşkanı adayı olmak" diye suç ürettiniz. Şimdi de mahkemenin açıklaması gereken duruşma tarihini bile başsavcılığın açıkladığı bir yerdeyiz, on iki yıl bekleyecekmişiz, öyle derler. İnsan merak ediyor, bu yargılama sırasında tutukluluk kararlarını da mı başsavcılıktan öğreneceğiz, yargılama sonucunu da mı? Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz.

Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm, bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil, öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine "hayır" oyu kullanacağız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)