GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:16.12.2025

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada her iki Sayın Bakan da rakamlar vererek çok önemli işler yaptıklarını anlattılar. Hakikaten bunları inanarak anlattılarsa bir sorun, inanmadan konuştularsa bir başka sorun. Sayın Tarım Bakanı gıda enflasyonundan hiç bahsetmedi. Şimdi, resmî, uluslararası raporlarda yayınlanmış birtakım bilgileri paylaşacağım sizinle, bakın: Türkiye, dünyanın en mümbit coğrafyası, en bereketli toprakları ve maalesef dünyanın en yüksek gıda enflasyonuyla boğuşuyor. Allah aşkına, bu kadar iş yaptınız, bu kadar başarılısınız, harika işler yaptınız, tarımda rekor üstüne rekor kırıyorsunuz, nedir bu gıda enflasyonu Allah aşkına? Yüzde 34'lerde, 35'lerdeydi en son OECD'nin açıkladığında, 32,5. OECD'nin ortalamasına baktığınızda gıda enflasyonu 4'lerde, bizimki almış başını gitmiş. Şimdi, bahane isterseniz iktidara bahane çok, diyorlar ki: "Savaş var." Rusya'ya bakıyorsunuz, Rusya'da yüzde 7,5. Diyorlar ki: "Kuraklık oldu." Suudi Arabistan'ınkine baktım, yüzde 1,3. Olmadı, "Covid vardı." dediler, Covid'i bahane gösterdiler, Yunanistan'a, Bulgaristan'a bakıyorum, Yunanistan'da yüzde 2,7. Allah aşkına, bu mümbit topraklarda, bu bereketli coğrafyada neden bu ülkenin gıda enflasyonu bu kadar yüksek bunun bize izahını yapın.

Peki, gıda enflasyonunu düşürebilir misiniz? Siz bu kafayla gıda enflasyonunu düşüremezsiniz çünkü yirmi üç yıldan beri öyle hatalar, öyle yanlışlar, ihanete varan uygulamalar yaptınız ki bu saatten sonra kısa vadeli gıda enflasyonunu düşürmeniz mümkün değil. Niye düşüremezsiniz söyleyeyim: AK PARTİ iktidara geldiği gün ilk yaptığı işlerden bir tanesi gübre fabrikalarını özelleştirmek oldu. O dönemde çok itiraz ettim, Gemlik Gübreyle başladı kavgamız, yapmayın, bunları özelleştirmeyin diye. Korkunç bir rant alanı açtınız ve şu anda Türkiye'nin yılda tükettiği 7 milyon ton gübrenin önemli bir kısmı ithal ediliyor ve ithal edilen gübreye harcadığımız para da 2 ila 3 milyar dolar civarında. Peki, gübre enflasyonu ne civarda? Bakın, 2021 ile 2025 arası gübre enflasyonu DAP gübresinde yüzde 1.146 artmış, rakamlar bende, hiç kimse bunları yalanlayamaz. Bütün Tarım Bakanlığı mensuplarına ben bunları kanıtlamaya hazırım. DAP gübresinde dört yılda yüzde 1.146 gübre enflasyonu olur mu Allah aşkına? Yanı sıra, ürede yüzde 900, nitratta yüzde 900'e yakın gübre artışı var. Şimdi, bu şartlar altında sizin gıda enflasyonunu düşürmeniz mümkün değil.

Gelelim mazota. Bakın, şimdi diyorsunuz ki: "Mazot desteği veriyoruz size." Oturdum, bu yılın harcanan mazotunu çıkarttım, 3,5 milyar litre mazot harcamış çiftçi. Peki, çiftçinin ÖTV ve KDV'ye ödediği para ne kadar? 70 milyar liradan fazla para ödemiş çiftçi. Peki, siz ne kadar yardım yaptınız veya destek yaptınız? 20 milyar civarında. Kaşıkla verip kepçeyle aldınız, ondan sonra da "Yardım yaptık." diyorsunuz. Baktım mazot fiyatına geçtiğimiz yıllarda ne kadar artmış diye, dört yılda yüzde 636 artmış mazot. Her Allah'ın günü övünüyorsunuz "Gabar'da şunu bulduk, şu kadar doğal gaz bulduk, bu kadar petrol bulduk." diye. Nedir bu mazottaki fiyat artışı Allah aşkına?

Geçtiğimiz günlerde Tayvan'daydım. Tayvan'da mazot 40 küsur lira ki yirmi beş gün tankerler yine Körfez bölgesinden mazotu, petrolü alıp taşıyor oraya, 40 liraya satıyor; benim ülkemde 60 liraya dayanmış. Nedir Allah aşkına bu ÖTV, KDV merakı ve bu milletin üstüne yüklediğiniz bu külfet? Bu şartlar altında bu 2 girdi maliyetinin üstesinden gelmeden gıda enflasyonuyla başa çıkamazsınız.

Gelelim bir başka soyguna veya bir başka yetersizliğe veya bir başka uygulamaya. Niye "soygun" dedim onu da söyleyeceğim şimdi. Lisanslı depoculuk; AKP döneminde lisanslı depoculuk gerekli hiçbir desteği almadı, alamadı yanı sıra enflasyonu artıran temel faktörlerden bir tanesi de otoyollardır. Antalya'da 5 lira olan şey İstanbul'a geldiğinde 50 lirayı buluyor.

Peki, niye lisanslı depoculuğa laf ettim biliyor musunuz? Geçtiğimiz günlerde bir soru önergesi verdim. Teşekkür ediyorum, genellikle yüzde 90 soru önergelerime cevap vermeyen Sayın Bakan buna cevap vermiş. Mardin Kızıltepe'de lisanslı depoculuk; devletin emanet ettiği buğdayı çalınmış ya, 1,5 milyar liralık hırsızlıktan bahsediyoruz burada 1,5 milyar lira. Ya, bu nasıl bir düzendir Allah aşkına? Devletin, milletin buğdayı lisanslı depoculuktan nasıl çalınır? Geçtiğimiz yıl yine buna benzer bir olay aynı natürde değil ama buna benzer bir olay Bandırma'da yaşandı. Bizim Bandırmalı çiftçinin ürünleri götürüldü, oradaki bir alana döküldü, Merinos Çiftliği'nin alanına döküldü ama ithal edilen buğday, Rusya'dan gelen buğday depolara konuldu. Ben buna itiraz ettim, gittim, yerinde tespit yaptım; tonlarca buğday yerin altında çürümüş! Bir daha söylüyorum, tonlarca! Ben biliyorum başıma geleceği, video çektim, görüntüleri aldım. Bölgedeki TMO Müdürü geldi, bilmem kaç yüz ton buğdayın çürüdüğünü gözler önünde sergiledi ve söyledi. Sayın Bakan beni arayıp "Ya, böyle bir problem var, gelin, bu konunun üstüne gidelim. Şundan şundan dolayı oldu." demek yerine yemiyorlar, içmiyorlar beni mahkemeye veriyorlar, mahkemeye vermiş Sayın Bakan beni. Tabii, mahkemeye bütün belgeleri sunduk, ondan sonra da Bakanlığın vermiş olduğu mahkeme iptal edildi. Sadece o değil, bütün bakanlıklar aynı şeyi yapıyor. Soru önergelerine cevap yok; verdiğimiz eleştirilere, ortaya koyduğumuz bilgilere, belgelere cevap yok. Yemiyorlar, içmiyorlar koşa koşa mahkemeye veriyorlar, mahkeme de gerekli kararı verdi.

Şimdi tarımsal desteklere gelelim. Bakın, tarımsal desteklerde son on yıl içerisinde çok ciddi bir azalma var ve 2016'da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - ...tarımsal gayrisafi millî hasılanın yüzde 2'si destek olarak veriliyorken 2026 bütçesinde bu, 0,9'a düşmüş. Yani çiftçi tamamen ihmal edilen, çiftçi tamamen yok farz edilen bir kesim hâline gelmiş, diğer detaylara girmeyeceğim. Anayasa’nın ve Tarım Kanunu'nun hâkim maddesi diyor ki: Çiftçiye bütçenin yüzde 1'ini vereceksin. Ama vermiyorlar.

Tarımsal istihdamda çok ciddi düşmeler var. Tarım alanlarında çok ciddi azalmalar söz konusu. Çiftçi borcunda çok ciddi artışlar var. Hepsinin dosyaları, raporları burada isteyen herkese belgelerini, bilgilerini paylaşırım, detaylara girmeyeceğim. Ve maalesef çiftçi borcu geçtiğimiz yıllarda dramatik bir şekilde arttı. Şu anda 1 trilyon 85 milyar liralık çiftçi borcu var ve korkunç bir artışla karşı karşıyayız.

Yine, Sayın Bakan diyor ki: "Bu sene kuraklıktan falan dolayı biz küçüldük." Aslında öyle değil, köyler boşaldı. Ben bütün AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarıma çağrı yapıyorum: Gelin, köylere beraber gidelim, çiftçiyle, hayvan yetiştiricisiyle birlikte konuşalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Köyler boşalmış, çiftçiler azalmış ve çiftçi sayısı azalmakla birlikte çiftçilik yapan köylünün yaş ortalaması 58'lere çıkmış. Bu şartlar altında çiftçiliğin ve tarımın ayakta kalması mümkün değil ve ne yazık ki giderek küçülen, giderek daralan bir çiftçilikten bahsediyoruz.

Hayvancılığa gelince bir dünya rakam söylendi. Hayvancılıkla ilgili söyleyecek çok şeyim var. Hayvan ithalatı konusunda söyleyecek çok şeyim var ve hayvan ithalatıyla ilgili kurulmuş şebekelerin, çetelerin bu ülkenin başına ne kadar bela olduğunu birçok kere anlattım. Herhâlde mahkemeye vermeye hazırlanıyorlar -çok mutlu olurum mahkemeye verirlerse- çünkü AK PARTİ'nin yetkilileri öyle söyledi. Bakın, mahkemede hangi belgeleri sunacağım ve nasıl cevap vereceksiniz, göreceğiz.

Son olarak şunu söyleyeceğim size: Bakın, bugün dendi ki: "Şunu yapacağız, bunu yapacağız." gelecek kipiyle birçok şey söylendi. Aslında biz bunlara çok hazırız ve tanırız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakikaya veriyorum.

Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Hani siz Sudan'da tarım yapıyordunuz, ne oldu Sudan'daki tarımımız? On yıl önce bir şirket kurdunuz, dünyanın parasını verdiniz, hikâye, ondan sonra Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kapattınız. Venezuela'da tarım yapıyordunuz ya. Türk toprakları ne oldu? Türk çiftçisi ne oldu? Venezuela'da tarım yapıyordunuz, o da hikâye, "Onu da beceremedik." dediniz ve konuyu kapattınız.

Birçok kereler sordum, bir kere daha soracağım. Ne oldu Sayın Bakan şu elektrikli traktöre? Bana bir söyler misiniz, bu elektrikli traktör ne oldu? Bu elektrikli traktörü Sayın Erdoğan'ın ayağına galoşları giydirip götürdünüz, tarlada resim çektirdiniz ya. "Günde 8 liralık elektrikle bilmem kaç gün bilmem kaç saat bu traktörü kullanabileceksiniz." dediniz. Baktım Sayıştayın raporlarına, Ziraat Bankasından tam 40 milyon dolar, 2 milyara yakın birilerinin cebine boca etmişsiniz, elektrikli traktör hikâye ve maalesef bugün Türk çiftçisi traktörünü alamaz hâle gelmiş ve tarlasını tapasını süremez hâle gelmiş.

Sayın başkanım, bir dakika daha verirseniz devam edeceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum.

Sulama sistemleriyle ilgili birçok laf ettiniz ama sulama sistemlerinin Türkiye'de yirmi üç yıldan beri ihmal edildiğini net olarak söyleyebilirim, sürekli arazide olan birisi olarak söylüyorum. Barajlar, kanaletler restore edilmedi, tamir edilmedi, yüzde 51'i yollarda kayboluyor, gidiyor ve maalesef teknolojik sulamaya önem vermediniz, vermediğiniz için de ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Tarımsal dış ticaret... Dünyanın lafını ettiniz, rakamlar burada, herkesle paylaşmaya hazırım devletin resmî rakamlarını. "Eski Türkiye" dediğiniz dönemde, 1990 ile 2002 arası ticarete baktığımızda, 6,2 milyar dolar tarımsal ticarette artı veriyoruz ama sizin iktidarınızda 2002'den bugüne kadar tam 57,5 milyar dolar dış ticaret açığı vermişiz; bu da korkunç bir tablo. İsterseniz bugün itibarıyla limanlarda olan tarım ürünlerinin neler olduğunu ben size göstereyim, dün akşam itibarıyla aldım. İçiniz acır, limanlardaki şu anda boşalmayı bekleyen ürünleri görseniz içiniz acır; pancar küspesi bekliyor limanlarımızda. Dolayısıyla tarımda bir çöküşü yaşıyoruz. Birtakım rakamlarla hiç bizim karşımıza gelmeyin, çok merak ediyorsanız çıkın sahaya, gidin köye, gidin çarşıya pazara, durumun ne hâlde olduğunu görürsünüz.