GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:16.12.2025

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugünkü bütçe görüşmelerinin özellikle deprem felaketiyle ilgili olan kısımlarını sayın milletvekillerimiz ve Bakanımızdan dinleyince aklıma Yunan mitolojisindeki Narkissos'un yani Nergis'in hikâyesi geldi. Nergis oldukça yakışıklı biriymiş ve kendini de çok sever kimseyle karşılaştırmazmış, bir gün sudaki aksini görünce kendine âşık olmuş ve sudaki aşkına kavuşabilmek için suya düşüp boğulmuş. Korkarım ki AK PARTİ'nin bu kendine âşık hâli onun da sonunu getiren unsurlardan biri olur. Arkadaşlar, tevazu, peygamberlere ait hasletlerden biridir. (CHP sıralarından alkışlar) Tevazu, insanın doğasındaki hâllerden, hasletlerden biridir. O hâle geldik ki bin yıllar boyunca birçok felaketten çıkmış ve kendini yeniden mamur etmiş Anadolu'yu bu imarla birlikte yeni bir başlangıç olarak kodlamaya başladık. Bunun gerçekten abartılı bir durum olduğunu düşünüyorum. Tabii ki takdir ediyoruz. Bir milletvekilimiz "İki dakikalık yıkımı iki yılda inşa ettiniz." demiş diye bunu da her yerde kullanıyorsunuz fakat o iki dakikayı da hiç hatırlamak istemiyorsunuz. O iki dakikanın ardından iki günü, iki günün ardından iki haftayı da hiç hatırlamak istemiyorsunuz. Arkadaşlar, hatırlayalım, devlet uzunca bir süre bizzat yerinde görerek müşahede etti Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan, iki hafta bazı köylere giremedik, günlerce, günlerce enkaz altındaki insanlar dışarıya sesini duyurmaya çalışarak yardım beklediler ama soğuktan donarak öldüler. Günlerce aileler yıkıntıların yanı başında içeriye seslenerek bir umutla beklediler ama günler sonra ellerine ancak bir cenaze, bir beden teslim edilebildi. O günkü o ulaşılamamazlık hâlini bugün "On beşinci günde inşaatı başlattık." diye anlatmak nedir Allah aşkına? Sizin vazifeniz on beşinci günde inşaata başlamak değildi, on beşinci günde bütün canlıları, değilse bedenlerini sağ salim bir şekilde dışarıya çıkarabilmekti ama böyle bir anlatı için bugün gelip burada anlatıyorsunuz. Arkadaşlar, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan birçok kere 1 milyon konut hedefinden bahsetti, birinci yılda 359 bin konut hedefinden bahsetti. Bugün Sayın Bakan diyor ki: "Birinci yılda 155 bin, üçüncü yılın sonunda bugün itibarıyla 455 bin." Yani bu kıyaslamaları yaptığınızda biraz başınızı eğerek, biraz omuzlarınızı düşürerek, biraz sesinizin tınısını değiştirerek, o yanı başında çocuğunun elini tutarak çocuğun ölümüne eşlik eden vatandaşlarımızı hissederek konuşmanızı bekleriz. Gerçekten, bu perdeden bir konuşma, hele hele deprem felaketi için hiç doğru değil.

Bir başka detay, ya "Tek Yürek" diye bir kampanya yapıldı, dünyada eşi benzeri olmamış bir şekilde kamu bankaları, Merkez Bankası oraya para koydu. Bu kampanya niçin yapıldı? Buraya taahhütte bulunan iş adamları bu ödemeleri yaptı mı? Bunlar hangi yöntemle kullanıldı? Yani bu paralar hangi harcama yöntemiyle kullanıldı? Bilmiyorum. Biliyorsunuz, bir genel müdür de babasından kalan mirası vermiş gibi "En çok parayı ben verdim buraya." diye Sayın Cumhurbaşkanının huzurunda hadsizlikte bulunmuştu. Tek Yürek Kampanyası'nın sonucu nedir? Bu konuda niçin kamuoyunu bilgilendirmezsiniz, niçin bizi bilgilendirmezsiniz?

Diğer taraftan, Sayın Bakan hızlı giden işlerden hareketle bahsediyor. Onlarca örneği verilebilir, zannediyorum Zühal Hanım da bir miktar değindi, İrfan Bey de değindi. Ankara'da 4,5 milyona doğrudan davetiyeyle verilen işler Maraş'ta, Hatay'da 1,7, 1,8 milyona taşere ediliyor arkadaşlar, Allah'tan korkun. Deprem için büyük vergi paketleri çıkartıldı; 100 milyar dolar söylüyoruz. 100 milyar dolara yaptığınız işin 2 katını, 3 katını yapmak mümkündü. Bütün veriler Çevre Bakanlığının kendi verileri. Sayın Bakan burada olsaydı daha iyi olurdu Sayın Başkanım ama bilemiyorum mazereti nedir acaba. Çevre Bakanlığının kendi maliyet bedellerinin yaklaşık 3 katına, 4 katına doğrudan ihaleler verildi yani bütün bunları burada hiç olmamış gibi konuşmak ve bugün itibarıyla birtakım inşa faaliyetlerini tarihin akışında yön değiştirici bir unsur gibi sunmak doğrusu anlaşılmaz bir durum. Artı, bütçeler bir muhasebe mekânıdır, bir imkânıdır yani Sayın Bakanın kırk dakikayı aşan konuşmasının yüzde 80'ini, 85'ini sadece deprem bölgesinde yapılan inşalara ayırmış olması, üstünkörü bir şekilde ev sahibi olduğumuz ama başkanı olmadığımız KOP'tan bahsetmesi, başta su olmak üzere diğer şehircilik problemlerinden, kentsel dönüşüm ve İstanbul'da kendisinin aday olarak taahhüt ettiği depreme hazırlık projeksiyonunda bakanlığı nerede konumlandırdığından hiç bahsetmemesi de yadırgayıcıdır.

Bu bağlamda son cümlem şu olsun: AFAD 2020 yılında Maraş depremini görmüştü, Sayın Vekil İrfan Karatutlu dün bunu anlattı fakat buna hazırlık yapılmadı. Türkiye'nin bir Afet Müdahale Eylem Planı var 2013'te hazırlanmış, 2018 Cumhurbaşkanlığı sistemine göre güncellenmemiş, aradan dört yıl geçmiş, hâlâ güncellenmedi ve hâlâ biz kuruluşuna göre koordinatör olan bir kurum olan AFAD'ı bugün operasyonel bir kurum olarak kodluyoruz ve bu depremden aldığımız dersleri bu afet eylem planına yansıtmıyoruz.

Sayın Bakanım, Sayın Başkanım; Tarım ve Orman Bakanımızın ifade ettiği birkaç konuya hızlıca değinmek istiyorum, sürem de azalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanım, don felaketi -milletvekili arkadaşımız izin verirse eğer- 25 Şubatta yaşandı. Don felaketiyle ilgili ilk tedbir paketini Sayın Cumhurbaşkanı 28 Haziranda açıkladı, 14 Eylülde Resmî Gazete'de tebliğ yayınlandı. Eğer çiftçi 25 Şubattan 14 Eylüle kadar tefecinin eline düşmemişse, eğer hâlâ yaşıyorsa 14 Eylüldeki tedbirlerden ne kadar faydalanacak bilmiyorum.

Sayın Bakanım, ithal eti anladık, burada çokça konuşuldu, Sayın Bakanım, göbek marul ithal edilir mi ya? Tarsuslu çiftçinin 25 liraya mal ettiği göbek marulu 15 liraya İran'dan ithalata hangi vicdanla izin veriyorsunuz ya? Çamlıyaylalı çiftçinin 40-50 liraya, 70 liraya mal ettiği cennet hummasına Azerbaycan'dan ithalata hangi vicdanla izin veriyorsunuz ya?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın Sayın Ekmen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Pamuk hasadı yapılıyor, pamuğa ithalat; cennet hurması hasadı yapılıyor, cennet hurması ithalatına izin; tam çilek hasadı yapacak Silifkeliler, çilek ithalatına izin. Allah rızası için bunlara bu şekilde izin verilmemesi gerekiyor.

Sulama programımız, hâlâ Anadolu'da boşa akan sular var. 2014 yılında tamamlanan Batman Sol Sahil Sulama Kanalına ilk su 2024 yılında akıtılıyor arkadaşlar; 2014 yılında bitmiş, ilk su 2024 yılında akıtılıyor. Böyle bir yönetim anlayışından bahsedilebilir mi? Şimdi, Bakanlığınızla koordineli sivil toplum kuruluşları var; arıcılar, damızlık koyun, keçi veya sığır birliği gibi. Geçen ay seçimleri yapıldı, 3'ünün de başkanı hemşehri. İlginçtir, bu 3 hemşehri aynı zamanda sizin bir Genel Müdürünüzle de hemşeri ve bu 3 hemşehrinin nüfusa kayıtlı olduğu il bu 3 statüde de ilk 10'a girmiyor; ne arıcılıkta ne koyun keçi birliğinde ne sığırcılıkta. Sayın Bakanım, sivil toplumu bu kadar müdahale doğru mu? O Genel Müdürünüzü karşınıza alıp: "Ya, siz, benden aldığınız güçle sivil toplumu böyle dizayn etmeye ne hakkınız var?" diye sormayacak mısınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ekmen, buyurun, sekizinci dakika.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Özür diliyorum efendim, bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanım, aile işletmelerinde 2016'da 5 dönümüne 100 lira destek veriliyordu; 2023'te 200'dü, 2026'da kaldırılıyor. Çiftçide de hayvancılıkta da aile işletmelerini gözetmeyen bir destek anlayışının tutması mümkün değil.

İthal muza vergi koymuştunuz, yüzde 145 oranında; bugün bu reel olarak yüzde 70'e gerilemiş durumdadır. Lütfen bunu gözden geçiriniz. Lütfen muzcularla ilgili olarak zincir marketlerin yarattığı ithal muzla dayanışmalı tekeli sona erdiriniz. Aile işletmelerinin kredi desteklerini artırınız ve uyuşturucuya karşı Mersin'de bir muz ihtisas gümrüğü oluşturunuz.

Son olarak, orman vasfını kaybetmiş alanları tekrar gözden geçirerek başta zeytinlikler olmak üzere bu alandaki meyve ağaçlarıyla dost bir çözüm üretiniz.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)