GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:16.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA NEJLA DEMİR (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle binlerce yıl önce doğayı gözlemleyerek doğadan dönüştürdüğümüz kültür, sanat, toplumsallık gibi her değeri, her kazanımı bugün doğadan uzaklaşarak çürümeye terk eden zihniyetleri, sistemleri, bizi özümüze yabancılaştırmaya çalışan her girişimi reddettiğimi söyleyerek başlamak istiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri; tarımın bilimsel tanımı kısaca bitkisel ve hayvansal üretimlerin tümü olarak yapılmış olabilir ama biz tarımı sadece bu tanım üzerinden ele alamayız. Tarım ilk komünde, ilk topluluğun oluşmasında insanlığın ilk korunma ve örgütlenmesinde önemli rol oynar. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

"Tarım mı toplumu var etti yoksa toplum mu tarımı var etti?" diye sormak gerekir. O kadar iç içe geçmiş bir konudur aslında. Sayın Bakan, bu yüzden doğayı, tarımsal üretimi ve toplumu parçalayarak tahrip eden politikaları irdelemek zorundayız çünkü yanlış politikalarınız toplumu sadece bir üretim yönteminden uzaklaştırmıyor, toplumu aynı zamanda yerinden yurdundan, kültüründen, özünden uzaklaştırıyor ve yabancılaştırıyor. Yanlış politikaların halka dönüşü ise cinayetlerle, tacizlerle, tecavüzlerle, intiharlarla, çaresizliklerle, velhasıl kaoslarla oluyor. Bu yüzden, Sayın Bakan, tarımla ilgili yaptığımız önerileri ve eleştirileri dikkate almalısınız. Misal, çiftçiliği nasıl bu hâle getirdiyseniz aynı şekilde tekrardan onur duyulacak, severek uğraşılacak kutsal bir meslek hâline de tekrardan dönüştürmek, döndürmek zorundasınız. İktidardan ve mevcut zihniyetinden çok umudum yok ama biz buradayız, kolektif bir akılla, halkla, çiftçilerle birlikte yol alarak tarımın sorunlarını çözebiliriz, "Çiftçinin hakkı çiftçiye." diyerek sosyal adaleti tarımda da sağlayabiliriz. Yeterli ve sağlıklı gıdayla toplumu buluşturacağımıza da inanıyorum.

Şimdi gelelim eleştirilerime. Sayın Bakan, nazik bir insansınız, kibar bir insansınız, kişiliğiniz hakkında diyeceğim bir şey yok ancak sizin bakan kimliğinizi eleştirmemek gerçekten çiftçilere büyük bir haksızlık olur. Şimdiye kadar size çiftçilerin sorunlarını dile getirdiğimiz, sorduğumuz 35 önerge verdik, bunlardan 8'ine cevap alamadık, bu da sorun değil, 27'sine cevap vermişsiniz ama öz eleştirel tek bir cevap yok yani hiç "Ayranım ekşi." dememişsiniz Sayın Bakan. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Ülkede her yıl çiftçilerin sayısı azalırken, kırsal tasfiye olurken, çiftçilerin emekleri tarlada yanıp kül olurken, tarım cenneti olan bu ülkede ithalat rekorları kırılırken "Kusursuzuz." demek tamamen kusurlu bir yaklaşımdır arkadaşlar.

Komisyonda sorularımız oldu, hatırlarsanız; misal, buğday üreticisinin kalem kalem masraflarını gözünüzün önünde hesaplamıştım, "1 dekarın maliyeti 4.042 TL ama sizin ödediğiniz destekleme miktarı 366 TL." demiştim; bana cevaben "Çiftçi dekara 8 litre değil, 6 litre mazot yakıyor." dediniz. Tamam, o da yine sizin dediğiniz gibi olsun; çiftçinin 2 litreye karşılık gelen 118 TL masrafını da çiftçi masrafından düşürelim, 3.920 TL'lik masrafta ödediğiniz destek 366 TL. Ben de ekibinizin hazırladığı destekleme programı için şunu söyleyebilirim, Ahmet Kaya'nın da şarkısında geçen sözler gibi: Nereden baksan tutarsızlık. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Şarkının devamını siz getirin Sayın Bakan.

Bakınız, ben bu hesapları ya da bu metni sadece Google'dan, herhangi bir yerden araştırarak yapmadım. Ben bir ziraat mühendisiyim, aynı zamanda üretim yapan bir çiftçiyim yani traktör sürüyorum, tohum ekiyorum, gübre kullanıyorum. (DEM PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Dolayısıyla, çiftçiliğin ve tarımın mutfağından süzerek bu hesapları yapıyorum. Emin olun, Sayın Bakan, eksiği var, fazlası yok bu söylediklerimin ve bu sebeple, aslında, size de belki çiftçileri daha iyi anlayabilmeniz için, politika üretirken yardımcı olabilmesi için en az bir 5 dekar alanı ekip biçmenizi öneriyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi gelelim bir başka meseleye: Hayvan ithali. 2025'te 500 bin baş hayvan ithal edildi, 2026 içinde yine 600 bin baş hayvan ithal edeceğinizi beyan ettiniz. Bakın, her yıl bu ülkede ortalama 500 bin baş buzağı ölümü gerçekleşiyor. Bu ölümler yetersiz bilgi, yetersiz bakım, yanlış bakım gibi sorunlardan kaynaklanıyor yani önüne geçilebilecek sorunlar bunlar, dolayısıyla çözümü ithalde değil bu noktada alınacak önlemlerde aramalısınız. Çiftçi, sadece ithalat politikalarıyla değil, aynı zamanda borç sarmalıyla da iflasa sürükleniyor. Yıl sonu itibarıyla çiftçinin borcu 1,2 trilyon TL'yi aşacak gibi görünüyor. Mart 2025 itibarıyla bankalara yatırım amaçlı çiftçinin borçları 637 milyar TL, toplamda 996 milyar TL, Tarım Kredi Kooperatiflerine ortalama 75-80 milyar TL, piyasaya olan borçlar ortalama 180 milyar TL civarında yani diyeceğim şu: Bu tablo neyin nesi? Bu borçlar nasıl oluştu? Tabii, bunu anlatmak için onlarca örnek var ancak ben 2 tanesini söyleyeceğim: Misal bir çiftçi kredi çekti, yatırım amaçlı kredi çekti, bir mandıra kurdu, "Yakındaki, civardaki sütçülerden de sütü toplar, her türlü işletmemi çeviririm." diye düşündü ancak süt para etmeyince çiftçiler ineklerini kesmek zorunda kaldı, doğal olarak mandıra kapandı, bankaya olan borç ise faizle birikmeye devam etti ya da başka bir örnek vereyim: Çiftçi, misal, kredi çekti, krediyle traktör aldı "Bu yılki mahsulü satar, kredimi de kapatırım." diye düşündü ama zirai don bahçede ne varsa ne yoksa bitirdi, ürün bırakmadı. Sonuçta traktör hacze, banka borcu ise yine faizle büyümeye devam etti. Şimdi, bir yandan çiftçi borçla, bir yandan hacizlerle uğraşırken "geçmişin şahidi, geleceğin sahibi" mottosunu taşıyan sözde çiftçi dostu Ziraat Bankasının dokuz aylık kârı yüzde 125 arttı bu arada. Ziraat Bankasının mottosundan da anlaşılacağı üzere çiftçinin geleceği âdeta borçla ipotek altına alınmış durumda.

Sayın Bakan, bir diğer sorun, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren pestisit problemleri, pestisit mevzusu. Bu konuyu her fırsatta dile getirdik ama yeterli ve gerekli düzenlemeler yapılana kadar da dile getirmeye devam edeceğim mümkünse her kürsüden. En son, pestisit kalıntısından makarna fabrikasında çalışan 11 kişi zehirlenmişti, tatile gelen bir aile kaldıkları otelde en zehirli gruplardan olan fosfin gazı nedeniyle yaşamlarını yitirdi, bir aile yok oldu. Yine, ev ilaçlamasında zehirlenip yaşamını yitiren bebekler oldu. Aslında bu konu hem sizin hem Sağlık Bakanlığının ortak sorumluluğunda olan bir sorun çünkü halk sağlığına uygun biyosidal ürünler yerine tarım ilaçları kullanılıyor çünkü tarım ilaçlarını temin etmek bu ülkede ne yazık ki çok kolay çünkü çarşıda, pazarda sebze meyve satılır gibi tarım ilaçları satılıyor arkadaşlar.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Güvenlik sorunu, güvenlik!

NEJLA DEMİR (Devamla) - Özellikle kuru gıda da kurutulmuş sebze meyvelerde, bakliyatlarda böceklenmeleri engellemek için fümigasyon ilaçları -yani bunlar çok, çok, çok zehirli ilaç gruplarıdır- kullanılıyor ve bunlar üstelik işin uzmanları tarafından ne yazık ki kullanılmıyor. Öyle, rastgele, herhangi biri tarafından kullanılıyor çünkü ilaçların satılmasında da uygulamaların denetlenmesinde de yeterli hassasiyet ne yazık ki gösterilemiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçi bugün kâğıt üzerindeki müjdelerle değil, sahada karşılığı olan çözümlerle ayakta kalmak istiyor. Talepler son derece açık ve net. Bu noktada, yaklaşık 10 maddelik tespitlerimiz ve önerilerimiz var ancak sürem yetmiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)