| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 34 |
| Tarih: | 16.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA BURHANETTİN KOCAMAZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı bütçesi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde başta çevre olmak üzere hemen hemen her alanda önemli sorunlar yaşanmaktadır. Doğal çevre korunamamış ve ranta kurban edilmiş, şehirlerin silüeti dikey mimariyle bozulmuş, görüntü kirliliği rahatsızlık boyutuna ulaşmış, iklim değişikliğine yönelik olarak gerekli adımlar da yeterince atılmamıştır. Üzülerek belirtmeliyim ki ülkemizde kurumadık ve kirlenmedik dere, akarsu, göl ve baraj kalmamış, su kaynaklarımız iyice azalmış, artık alacak nefesimiz, içecek suyumuz, yüzümüzü süreceğimiz temiz bir toprağımız da kalmamıştır. Göreve geldiği günden bu yana ülkemizi neredeyse Avrupa Birliği ülkelerinin çöplüğüne döndüren bu iktidar Avrupa'dan en fazla plastik atık alan ülke konumuna getirmiştir. Madencilik kanununu neredeyse ayda bir değiştirdiler, her değiştiğinde de orman varlıklarımız, su kaynaklarımız, kültür miraslarımız korunamadı, zeytinliklerimiz ve tarım arazilerimiz madencilik faaliyetlerine maalesef kurban edildi. Bugün doğayı, ormanı, çevreyi ve kültür varlıklarımızı maden ocaklarına, çimento fabrikalarına ve taş ocaklarına karşı koruyacak hiçbir yasa da kalmadı. Maden şirketleri, taş ocağı sahipleri, çimento fabrikaları ve sanayi kuruluşları söz konusu olduğunda bu iktidar doğal zenginliklerimizin, ormanlık alanların ve verimli toprakların, en önemlisi de insan sağlığının hiçbir önemini dikkate almıyor. İnsan sağlığı ve doğal çevre ranta yenik düşmüş, kısa sürede "ÇED Gerekli Değildir" raporu alınabilirken bu duruma itiraz ederek köyünde suyuna, toprağına ve havasına sahip çıkan vatandaşların karşısına devletin güvenlik güçleri dikilmiştir.
Sayın Bakan, şu anda Mersin Arslanköy'ün sakinleri sizden müjdeli bir haber beklemektedir. Daha önce Torosların tepesinde, Karaman sınırlarında 23,77 hektarlık bir alan için verdiğiniz boksit madeni ruhsatı alan Berus Maden İşletmeleri, maden sahasını 21 kat yükselterek 510 hektara çıkarmak üzere Arslanköy'de ÇED toplantısı yapmak istemiş, Arslanköylülerin tepkileriyle karşılaşmıştır. Arslanköy, Mersin'in tercih edilen yaylalık alanlarından biridir. Arslanköy, sakinleri ürettikleri ürünlerle kıt kanaat geçinen insanların yaşadığı bir yerdir. Ayrıca, başvuru yapılan alan yaz aylarında Yörüklerin hayvanlarını otlattığı bir alandır ve yok olmayla karşı karşıyadır. Sayın Bakan, Arslanköylülerin çığlığını duyun ve bölgenin su kaynaklarını, patlatılacak dinamitlerle yok edecek bu talana engel olun; aksi takdirde, bu vebalden kurtulamazsınız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde yıllardır sözü edilen kentsel dönüşümün sadece adı vardır. Birçok ilimizde bugüne kadar gerçekleştirilemeyen kentsel dönüşüm yüzünden yorgun binalar kendiliğinden yıkılmaya başlamış, mal ve can kayıpları yaşanmaktadır. 1999 Marmara depreminden bu yana yirmi altı yıl geçmesine rağmen büyük İstanbul depremine adım adım ilerleyen ve tabut evlere dönüşen İstanbul'da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kentsel dönüşüm yerine Kanal İstanbul projesine öncelik vermiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; deprem bölgesinde, aradan geçen yıllara rağmen hayat bir türlü normale dönememiş, başta barınma olmak üzere çeşitli alt ve üstyapı sorunları hâlâ çözülememiş, vatandaşlarımızın bir kısmı hâlen konteynerlerde yaşam mücadelesi vermektedir. Depremzedelerimizin, bu kışı da ne yazık ki, geçen yıllarda olduğu gibi soğuk konteynerlerde geçirmek şeklinde bir riski vardır. Bu durum büyük mağduriyetlere neden olmuş, teslim edilen konut sayısı depremzede vatandaşlarımızın konteyner kent yaşamından kurtarılmasına yetmemiş, bu kış da deprem bölgesinde bacalar sıcak yuvalar yerine yine soğuk konteyner kentlerde tütmeye devam edecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siz 2002 yılında kurası çekilen "İlkevim Arsa Projesi" kapsamında hak sahiplerine daha arsalarını bile teslim edememişken, şimdi de 500 bin sosyal konut vererek hayal satmaya devam ediyorsunuz. Önce "İlkevim Arsa Projesi"nde hak sahibi olan binlerce vatandaşlarımızın arsalarını teslim edin, TOKİ mağdurlarının mağduriyetlerini giderin, ardından depremzedelerin tamamının konutlarını teslim edin, onları soğuk konteynerlerden kurtarın ve onlarla helalleşin; daha sonra da 500 bin konuttan bahsedin.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi biraz da tarımla ilgili konulara değinmek istiyorum: Sabahtan bu yana iktidar kanadından epeyce masal dinledik ancak gerçekler öyle mi bir bakalım. Dağıyla, taşıyla, ovasıyla, yaylasıyla Mersin her türlü ürünün yetiştirilebildiği önemli bir bölge. Zaman zaman vatandaşlarımız bizi arayarak kendi bölgelerinde yetiştirdikleri ürünlerle ilgili çektikleri sıkıntıları dile getirmemizi talep ediyorlar. Ne yazık ki neredeyse yirmi dört yıllık bu iktidar döneminde sıkıntı çekilmeyen hiçbir ürün kalmadı. İktidarsa bulutların üzerinde dolaşırken, tarımla ilgili politikalarını anlatırken çiftçiye çağ atlattığından bahsediyor. Yahu, çiftçi çağ atladıysa bu üreticiler neden bu kadar şikâyet ediyor, neden bu kadar zarar ediyor? Biz sizleri dinlerken kendimizi sanki başka bir Türkiye'de yaşıyormuş gibi hissediyoruz. Her yıl bu ürünlerin birinden ya da ikisinden zarar edilebilir ancak tümünden de zarar edilebilir mi?
Şu anda çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Krediye olan borcu 1 trilyonu aşmış durumda. Çiftçi her yıl geriye gidiyor. Siz yasal olarak vermeniz gereken desteği vermiyorsunuz. Çiftçinin borcu artıyor, feryatları göğe yükseliyorsa izlediğiniz politikaları neden gözden geçirmeyi düşünmüyorsunuz? Ben buradan açıkça söylüyorum: Bu kadar yanlışın bilinçsiz bir şekilde yapılması asla mümkün değildir. Çiftçi canından bezmişse, gençler tarımla ilgilenmek yerine şehirlerde asgari ücrete talip olmak istiyorsa bunun nedenini sizler neden hâlâ anlamamakta ısrar ediyorsunuz? Çiftçilere, hayvancılara, kısaca üreticilere olan düşmanlığınızı bize nasıl izah edeceksiniz? Lütfen, kendinize gelin.
Çiftçi sayımız azalıyor; son on yılda 1 milyon çiftçi üretimden uzaklaştı. Tarımla uğraşan insanların yaş ortalaması şu anda 58; yarın bu insanlar da Hakk'a yürüdüğünde, üretim yapacak kimse kalmadığında çok sevdiğiniz o ithalat politikalarınızla yurt dışındaki üreticileri sübvanse ederek mi milleti doyuracaksınız? Sizin bu üreticilerle alıp veremediğiniz nedir? Şu anda hiçbir ürün üreticinin yaptığı masrafları karşılamıyor. Çiftçi size göre ne yapmalı? Üretimden mi vazgeçmeli yoksa ödeyemediği borçlar nedeniyle evini, arazisini mi satmalı yoksa intihar mı etmeli? Üretici ürününü yetiştirip 3-5 kuruş kazanacağı anda gümrük vergilerini indirip ithalatı serbest bırakıyor ya da üretici ürettiği ürünü ihraç edeceği anda ihracatı kısıtlıyorsunuz.
Pandemi veya başka saiklerle 2020 yılının Nisan ayında dört ay süreyle limon ihracatına getirilen yasak üreticileri perişan etti. Kaybedilen ihracat pazarları yüzünden her yıl limon dalında kalmakta ve üretici büyük zarar etmektedir.
Mısırda da her yıl benzer durum yaşanmaktadır. Üretici tam hasada başlandığında Toprak Mahsulleri Ofisi yedi ay içinde sıfır gümrükle tam 3 milyon ton mısır ithal etti ve depolar mısırlarla dolduruldu. Bu durum karşısında üreticiler mısırı maliyetine tüccara satmak zorunda kaldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BURHANETTİN KOCAMAZ (Devamla) - Mersin'in Anamur ve Silifke ilçelerinde çilek hasadının başladığı şu dönemde Mersin'e Mısır'dan tonlarca çilek geldi. Bunu sizlerin vicdanına bırakıyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)