| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 34 |
| Tarih: | 16.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; nereden tutsak elimizde kalıyor. Küçüklüğümüzde "Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyiz." diye söyleniyordu. Geldiğimiz noktada tarlalar boş; buğday, arpa ithal ediyoruz; soyada yüzde 90'ın üzerinde yurt dışına bağımlıyız, mısırın en az yarısını ithal ediyoruz; ahırlar boş, canlı hayvan ithal ediyoruz, kesilmiş et ithal ediyoruz Polonya'dan, Macaristan'dan, Sırbistan'dan, Latin Amerika'dan. Ülkede yerli et oranımız yüzde 93'müş. Düşünün ki bir Japon turist ülkemize geldi, trafik kazasında öldü; biz buna "Bir Türk öldü." mü deriz yoksa "Bir Japon öldü." mü deriz? Hayvanı ithal et, getir, birkaç hafta ahırda tut, sonra "Yerli hayvan kestik." diye övün. Şu anda kırmızı et tarihin en yüksek döneminde ama çiftçiler üretirse para kazanamayacaklarını bildikleri için hâlen hayvan ithal ediyoruz. İthalatta on beş yıldır, 2011'den bugüne kadar her yıl canlı hayvan ithal ediyoruz ama bir türlü açık kapanmıyor. 2026 hedefi 450 bin canlı hayvan ithali, 70 bin ton et ithali; söyleyecek bir söz yok. Evet, şimdi, birazdan "şu kadar bin hektar" "bu kadar bin yardım" falan diyecekler; rakam ortada. Avrupa'nın değil dünyanın kaçıncısı olsan da sen, eğer et, canlı hayvan ithal ediyorsan yok hükmündesin.
Değerli milletvekilleri, tarım artık bütün dünyada bir gerçektir ki ülkeler için millî güvenlik sorunudur. Bugün, siz, köyler ekmediği için, dikmediği için... Çiftçiler, tarlalar boş olduğu için büyük şehirlere göç ediyor. Zaten politika da bu; küçük esnaf kapatsın, AVM'lerde tezgâhtar olsun; köylü de şehre gelsin, fabrikalarda işçi olsun. Fabrikalar da yabancının, AVM'ler de maalesef ki yabancının.
Bu ülkede belki tarih kitaplarına bir ibret vesikası olarak geçecek bir durum yaşandı; patates, soğan depoları âdeta eroin bulmuşçasına basıldı. Hemen her alanda benzerini yaşıyoruz. Bakın, şu andaki durumumuz; narenciye 1 lira, tarlada fiyatı maksimum 4 lira; kaç yıldır sorun yaşanıyor, çiftçi toplasa toplatma maliyeti kiloda 4 liraya geliyor, dalında bıraksa bir sonraki yıl ürün alamayacak ama Bakanlıktan şimdi, biraz sonra -kaç lira- rakamları duyacağız; kafamız karışacak.
Bakın, şu anda ülkede tarımla uğraşanların yaş ortalaması 58-60 oldu, her geçen gün düşüyor. Böyle bir ortamda hiçbir şekilde bu ülkenin kalkındığından söz etmek mümkün değil.
Çevre Bakanlığına söyleyecek pek çok sözümüz var ama Sayın Bakan, sağ olsun, bizleri muhatap alıyor, en azından ile geldiğinde muhalif milletvekilleriyle görüşüyor, onun için çok ileri gitmeyeceğim. Şunu söyleyeyim ki "çevre" demek bu dönemde felaket demek, "çevre" demek rant demek. Bu dönem içerisinde kesilmeyen orman, kurumayan dere, kirlenmeyen sahil kalmadı. Ne yazık ki Soma, Amasra, İliç, Ermenek felaketlerinin hepsi bu dönem yaşandı; hâlen yeni -Allah korusun- hiçbir tedbir maalesef ki yok. Tarihin en yüksek orman yangınlarını bu dönemde yaşıyoruz. Maden Yasası 15 kez değişti.
Evet, deprem bölgesinde konutlar yapılıyor, sağ olsunlar; herhâlde şahsi bütçeleri değil bu milletin alın terinden topladıkları bütçelerle yapıyorlar. Öyleyse ben sorarım: Bunu kaça mal ettin? Cevap yok. Mafya sizden insaflı; mafya, çek senet mafyası bir adama imza attırırken kaç liraya borçlandığını bilirsin. (YENİ YOL sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Ayıp! Ayıp ya! Aşk olsun! Ne demek mafya! Size hiç yakıştıramadım.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Ama bugün Çevre Bakanlığının teslim ettiği konutlarda vatandaşın kaç liraya borçlandığını hâlen kimse bilmiyor. Evet, rezerv alanlarında büyük projeler, bin, 5 bin, 10 bin daire yapanlar olduğu için büyük destek ver ama yerinde dönüşüme küçük. Niye? Yerel esnaf, ondan haraç alma imkânı yok; 20 daire yapacak adamla muhatap olmak istemiyorlar.
Değerli milletvekilleri, deprem bir felakettir, acıdır, matemdir; asla kutlama günü değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Ne 6 Şubat ne 27 Aralık kutlama günü olarak asla kabul edilemez. Bu acıyı anlayın.
Aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)