| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 15.12.2025 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakanlar; evet, Sayın Mehmet Şimşek'i dinledik. Gerçekten ilgiyle dinledim çünkü şöyle bir konuşma yaptı Mehmet Şimşek: AKP, iki buçuk yıl evvel iktidara gelmiş, İngiltere'den Mehmet Şimşek'i davet etmiş, Mehmet Bey buraya gelip bir enkaz devraldığını böyle ballandıra ballandıra anlattı ve AKP Grubu da onu çılgınca alkışladı. Oysa AKP, bu memlekette yirmi üç yıldır iktidar ve siz, AKP'nin yarattığı ekonomik enkazı devraldığınızı ve bu nedenle tam toparlayamadığınızı burada ballandıra ballandıra anlattınız. Dediğim gibi, ilginç olan, sizin söyleminiz değil; ilginç olan, AKP Grubunun bunu çılgınca alkışlaması. Fakat bu, sürpriz değil çünkü burada üç yıl evvel Nebati konuşuyordu; siz, isim vermeden Nebati'nin bu memlekette ekonomiyi yıktığını ima ettiniz ama Nebati de burada çılgınca alkışlandı. Dolayısıyla bunun bir özel sosyolojik konu olarak araştırılması gerektiğini öncelikle söylemek isterim.
Evet, yirmi üç yılın muhasebesi var. Bu yirmi üç yılın içerisinde, aşağı yukarı on üç yıl Bakan ve Bakan Yardımcısı olarak bulunmuşsunuz. Ne yapmış AKP? Bu yirmi üç yılda 3,2 trilyon dolar vergi toplamış. Bu toplanan vergi, cumhuriyet hükûmetlerinin yetmiş dokuz yılda topladığı verginin 6 katı. Bu 6 katı vergiyi, yetmiş dokuz yılda toplanan verginin 6 katını yirmi üç yılda harcayarak ne yapmışsınız? Ben size karnenizi söyleyeyim: Evet, Türkiye yoksullukta dünya 1'incisi, işsizlikte dünya 1'incisi, gelir adaletsizliğinde dünya 1'incisi, faizde dünya 2'ncisi, enflasyonda ise dünya 5'incisi. İşte, yıl sonu karneniz bundan ibarettir.
Gelelim, özelleştirmelere. 65 milyar dolara memleketin bütün varlıklarını sattınız. TÜPRAŞ'ı, PETKİM'i, Erdemiri, elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketlerini, şeker fabrikalarını, tütün fabrikalarını, gübre fabrikalarını, limanları, termik ve doğal gaz çevrim santrallerini, et kombinalarını, süt fabrikalarını, SEKA'yı, Sümerbankı, Eti Maden şirketlerini, tamamını 65 milyar dolara sattınız. Bugünkü kurla, 42 lirayla çarptığınızda bu 2 trilyon 700 milyar TL ediyor. Bu sene faize ödeyeceğiniz para 2 trilyon 740 milyar lira. Yani memleketin bütün varlıklarını bir yıllık faiz parasına utanmadan sattınız ve bunu bir iktisadi başarı olarak da anlatabildiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Ben söyleyeyim size, 2018'e kadar burada çalıştınız, sonra görevden alındınız, İngiltere'ye döndünüz. 2019 yılında Recep Tayyip Erdoğan sizi Halk Bankasını dolandıranlar arasında saydı, 2023'te de geri davet etti. Geldiğinizde "Beni Halk Bankasını dolandırmakla itham ediyordunuz; şimdi çağırmanız mı doğru, yoksa Halk Bankasını dolandırdığım mı doğru?" diye sordunuz mu? (CHP sıralarından alkışlar)
Başka bir şey daha, şimdi, Sayın Nebati vallahi eline tutuşturulan kitaptan bir şeyler okuyordu, ben de böyle bakarak okuyayım: "Epistemolojik kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşımlar..." Böyle şeyler söylüyordu Nebati ama biz biliyoruz ki o politikaların mucidi elbette "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." diyen bay ekonomistti. (CHP sıralarından alkışlar) Peki, o hâlde soralım: Nebati'den çiçekle görevi devraldığınız zaman onun yüzüne ya da o politikaların asıl mucidine "Sizin yarattığınız irrasyonel politikaları düzeltmeye geldim." dediniz mi yoksa demeden hiçbir şey olmamış gibi devam mı ettiniz?
Bakın, bir dezenflasyon programı uyguladığınızı söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Yüzde 75'lerden enflasyonu 31'e indirdik. Memleketin risk primini şuradan şuraya indirdik." Bir tek şey söylemiyorsunuz Sayın Şimşek: O enflasyon oranını, o risk primini oralara ben mi çıkarttım be kardeşim? Niye bunu söylemiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Otuz ay geçmiş, otuz aydır buradasınız, enflasyon 38'den 31'e inmiş; bunu bize bir başarı olarak anlattınız yarım saat. Gerçekten anlatma biçiminiz bu konuda bir ders aldığınızı gösteriyor çünkü çökmüş bir ekonomiyi ancak böyle anlatabilirsiniz, algıyı olgunun yerine ancak bu kadar geçirmeye çalışırsınız. Peki ama ne pahasına? Hiç Denizli'ye gittiniz mi son zamanlarda, hiç Bursa'ya gittiniz mi? Türkiye'de tekstil sektörü Mısır'a göç etti, Türkiye'de otomotiv yan sanayi Fas'a göç etti; binlerce işletme kapanıyor, yüz binlerce işçi işini kaybediyor ve ne anlatıyorsunuz bize? 2024 yılında istihdam 988 bin kişi artmış. Ben söyleyeyim: İktisadi bir yalan söylüyorsunuz çünkü içinden eksik istihdam rakamını çıkardığınızda, haftada bir-iki saat çalışanları bunun içinden çıkardığınızda; 2024'te 257 bin kişi iş kaybetti, 2025'te bu rakam 1 milyona çıkacak umurunuzda bile değil ve bu tablo sizi hiç üzmüyor.
Faiz dışı açık veriyorsunuz kardeşim. Ne demek faiz dışı açık?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Borcunuzun faizini ödemek için dışarıdan ilave borç alıyorsunuz ama bunu öyle süslü anlatıyorsunuz ki neredeyse ben bile ekonominin iyiye gittiğine inanacağım. Ya, memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Açlık sınırı 30 bin lira olmuş, yoksulluk sınırı 97 bin lira olmuş, şurada Hazine ve Maliye Bakanı bir konuşma yapıyor; insan hiç emeklinin maaşından, insan hiç asgari ücretten söz etmez mi be kardeşim? İnsan hiç bunların derdiyle dertlenmez mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Daha yeni bir vergi kanunu getirdiniz, on beş gün evvel. Ne yaptınız biliyor musunuz? Evlere temizliğe giden kadınların, tarım işçilerinin, taksi, dolmuşlarda kısmi süreli, on günden az çalışanların sigorta prim oranlarını artırdınız. Sizin vatandaşa yönelik bir duyarlılığınız yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Siz vatandaşı sevmiyorsunuz, vatandaşın sizi sevip sevmediğini anlamak istiyorsanız çıkın bir Ulus pazarına, yalnız başınıza, yanınızda kimse olmadan dolaşın -vatandaş size hiçbir şey yapmaz, aslında bizim vatandaşımız gerçekten son derece düzgün bir ahlaka sahiptir- bakın bakalım size olumlu gözlerle bakan bir tek vatandaş olacak mı? Bakın, ben size söyleyeyim: Vatandaş gün sayıyor, o sandık buraya gelecek, Sayın Şimşek siz de İngiltere'ye döneceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Gelelim İçişleri Bakanına. Vallahi İçişleri Bakanı da uzun uzun suçla nasıl başarıyla mücadele ettiklerini anlattı, kitaplarında da güzel güzel fotoğraflar var. Yalnız küçük bir sorun var Sayın Bakan: Vatandaş sizinle aynı fikirde değil, neden biliyor musunuz? Mesela bir gün İstanbul'da eşinizi, çocuğunuzu almışsınız; bir AVM'de oturup bir kahve içiyorsunuz; birden bire siyah takım elbiseli, siyah gözlüklü adamlar çatışmaya başlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Canınızı nasıl kurtaracağınızı şaşırıyorsunuz, başarıyorsunuz eve gitmeyi, sonra okuyorsunuz ki Sırp mafyası ile Bulgar mafyası çatışmış, ölenler var, yaralılar var. Ya, bu memleketi uluslararası mafyanın çatıştığı, baronların dolaştığı bir yer hâline getirdiniz. Sadece İstanbul değil, Trabzon böyle, Antalya böyle. (CHP sıralarından alkışlar)
Küresel Organize Suç Endeksi Raporu sizi 193 ülke arasında dünyanın en riskli 10 ülkesi hâline getirmiş. Derhâl diyorsunuz ki: "O rapor FETÖ'cülerin raporudur." Vallahi, yıllarca evvel hayvancılıkla uğraşanlar "Süt fiyatları düştü, inekleri keseceğiz." diye gazete ilanı verdiler, onları da FETÖ'cülükle suçlamıştınız. Bundan vazgeçin de raporun içeriğine bakın. Rapor diyor ki: "Türkiye'de güvenlikte ciddi bozulma var. Daha da önemlisi, siyaset ve bürokrasi mafyayla iç içe geçmiş."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Peki, buna söyleyecek bir sözümüz var mı? Mesela, mafya liderlerinin hapse girmesine, hapisten çıkmasına, hatta yurt dışından kaçmasına bazı siyasiler karar veriyor mu? Türkiye'deki bütün suçlularla fotoğrafları olan bakanlar, siyasetçiler, savcılar var mı? Mafya liderleriyle beraber yemek yiyen savcı, hâkim fotoğraflarını hep beraber görmedik mi? Ayrıca soralım: Süleyman Soylu'dan devraldığınız İçişleri Bakanlığında nicelik ve nitelik olarak olağanla açıklanmayacak o değişiklikleri neden yaptınız? Bunları herkesin bildiği sır niteliğinden çıkarmadan bu memleket arınamaz. Uyuşturucu almış başını gitmiş, siz bana burada yakalananları anlatıyorsunuz. Yakalananların binlerce katı uyuşturucunun memleketi zehirlediğini hepimiz biliyoruz. Kumar meselesi, kumarhane salonlarını kapatmışız artık evlerin salonları birer kumarhane hâline gelmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Karnını doyuramayan insanlar sanal kumarda ailelerini çökertiyorlar.
Altın kaçakçılığı özel uçaklarla yapılıyor. Dubai'den gelen özel uçak seferlerinde VIP'ten geçişlere, Malezya'dan gelen kargolara bakıyor musunuz? Altın kaçakçılığından yakalanan milletvekillerine ne yaptınız? Her gün buraya onlarca fezleke geliyor, niye onların fezlekeleri bu Meclise gelmedi? Koskoca Jandarma Teşkilatı, Emniyet Teşkilatı; ayıp değil mi böyle bir ikili hukuk uygulamak? "Türkiye'de yasa dışı göçü önledik." falan diyorsunuz. Ya Suriye'ye taşeron olarak girdiniz, kucağımızda memleketin yüzde 10'u düzeyine gelen mülteciyi bulduk. "Hallettik, ülkelerine gönderdik." diyorsunuz. Savaş biteli bir yılı geçti, gönderdiğiniz rakamlardan çok daha fazlası burada; Kilis'e gidin, İstanbul'a gidin, Gaziantep'e gidin onların hepsini karşınızda göreceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tamamlıyorum Başkanım.
Hadi Suriye komşumuz, ya Afganistan'dan, 2 bin kilometre öteden insanlar bize geliyorlar. Sınırlar elek gibi merdiveni dayıyorlar, o yaptığınız, övündüğünüz duvarları aşıyorlar, şehirler arası otobüslere biniyorlar, otobüslerle İstanbul'a geliyorlar, İstanbul'da dağılıyorlar. Bunların videolarını ülkemiz adına üzülerek ve utanarak izledik, siz bize "Her şey kontrol altında, her şey kayıt altında." diyorsunuz.
Son olarak size bir şey söyleyeyim: Bu Emniyet teşkilatını, bu Jandarmayı siyasi olarak araçsallaştırmaktan vazgeçin. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bunlar bir ya da iki partinin ya da tarikatların kamu görevlileri değil; onlara kanunsuz emirler vermeyin, onlara milletvekillerine biber gazı sıktırtmayın, onlara İstanbul il binamıza 5 bin polisle sokturmayın kardeşim! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Son bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Tamam.
Buyurun.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Vatan Emniyetini insan onuruna aykırı olan o durumdan kurtarın. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti istese orayı bir hafta içerisinde insan onuruna uygun, Emniyet teşkilatına da yakışır bir hâle getirir ama maalesef siz, insanların onurunu kırmak için orayı öyle tutmaya devam ediyorsunuz.
Son olarak da polis kardeşlerimize yönelik bir şey söyleyeyim: Her üç buçuk günde 1 polis intihar ediyor, her üç buçuk günde. Aşırı mesai saatleri, ailesiyle bağ kuramama, özlük haklarının verilmemesi, mobbing psikolojik baskı, kanunsuz emirler. O çocukların eylemlerde bizim gözümüze nasıl baktığını görüyoruz. Jandarmayla, polisle oynamayın, onların özlük haklarını çözün, biz de sizi o zaman memleketin İçişleri Bakanı olarak alkışlayalım.
Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)