GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Ben, öncelikle, ekran başında bizi izleyen değerli halkımızı ve zindanlardaki yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

İki gün sonra, Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti'ne kurulan komplo ve akabinde Qazi Muhammed ile yoldaşlarının tutuklanmasının yıl dönümü. Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti sadece on bir ay sürse de Qazi Muhammed ve yoldaşlarının büyük mirası olarak Kürt tarihinde yerini aldı. Vasiyetnamesinde şöyle diyordu: "Her halkın, ulusun başarı sembolü birlik ve dayanışmadır." Bu vasiyet bugün için bizler için de aynı şekilde geçerlidir; ulusal birlik en temel ihtiyaçtır. Şüphesiz ki bu birlik, Sayın Öcalan'ın da vurguladığı gibi, demokratik temelde gerçekleşmek zorundadır. Demokratik Kürt birliği özgürlük ve eşitliğin yoludur. Bu vesileyle, Qazi Muhammed ve yoldaşlarını bir kez daha anarak başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, barış ve demokratik toplum süreci silahların susması ve yerine siyasetin konuşmaya başlamasını strateji olarak belirler. Bu süreci sadece PKK'nin silah bırakması olarak tarif etmek sürecin gerçek amacını ve anlamını ıskalamaktır. Süreç, her türlü güvenlikçi siyaset biçimlerini aşmayı gerektirir. Süreç özgür yurttaşı arıyor, demokratik toplumu arıyor ve bu, bütün bir yaşamı denetim altında tutulan, sürekli kontrol edilen, ayrımcılığa maruz bırakılan yurttaşlarla mümkün değildir. Her bir yurttaşın kendini kolluk karşısında hak sahibi hissetmesi ve özgür hissetmesi gerekir, itiraz edebilmesi gerekir, onu hukuki usullere zorlayabilmesi gerekir, oysa tek bir itiraz dahi ya fiziki şiddete ya tehdide maruz bırakılıyor. Daha dün Gever'de, yine, yolda bir aileye yönelik GBT araması yapılarak aileye yönelik tehditler ve hakaretler edildi. Neredeyse her sokak başında ve yollara kurulan kontrol noktalarına ve GBT aramalarına artık derhâl son verilmelidir. Kolluk, kendini her türlü hukuki kuralın üstünde görüyor, yurttaşlara karşı hukuk dışı her türlü muameleyi kendine hak görüyor.

Bakın, sıkça söylüyoruz, Kürt kentlerinde hemen her hafta bir ajanlık dayatması medyaya yansıyor. Van'daki ajanlaştırma girişimini size önergelerle defalarca sorduk Sayın Bakan ama hiçbirine cevap vermediniz. Oysa o olayda da, Van'daki olayda da açık bir telefon numarasıyla arama vardı ve orada parti yöneticimiz açıkça tehdit edilmişti. Yine, aynısı, daha birkaç gün önce Muş'ta gerçekleşti. Demokratik Bölgeler Partisi yöneticimize yönelik açık bir tehdit ve yöneticimizin düşürülmeye çalışıldığı bir durumdan söz ediyoruz ama bu duruma, bu basına yansıyan bu duruma da yine sessiz kalmayı seçtiniz Sayın Bakan. Yıllardır bu ajanlık dayatmaları yoğunlaşarak devam ediyor. Şu soruları artık cevaplamanız gerekiyor: Bu gençler kimlere karşı ajanlaştırılıyor? Kürtlere karşı yeni bir muhbirlik ve jurnalcilik yöntemi mi başladı? Hemen her gün ajanlık dayatması yapan kamu görevlileri kimlerdir? Biliyoruz, yine susmayı tercih edeceksiniz Sayın Bakan ama biz sizin yerinize cevap verelim. Polis bizzat Kürt halkına karşı ajanlaştırma faaliyetleri içerisinde. Bu şekilde Kürt toplumsallığı parçalanmak, teslim alınmak isteniliyor çünkü Kürt halkını kriminal gören o inkârcı gelenek hâlâ bürokraside ve kolluk mekanizmasında yaşamaya devam ediyor. İşte, tam burada Sayın Öcalan'ın bahsettiği bir olguya gelmiş oluyoruz; norm dışı devlet bir gelenek olarak hâlâ devam ediyor ve siz buna karşı hiçbir önlem almıyorsunuz.

Yine, yapmadığınız bir şey daha var Sayın Bakan, o da birer gasp memuru olarak atadığınız kayyumları geri çekmemek. Bakın, sürecin ruhuna uygun olarak bu kayyumları bir an önce geri çekmeniz gerekiyordu. Hadi bunu geçtim, Bahçesaray Belediye Başkanımız daha önce kayyum atamanıza gerekçe gösterdiğiniz ceza aldığı yargılamada üst mahkemenin bozma kararına rağmen, beraat etmesine rağmen ve talebi olmasına rağmen hâlâ kayyum iradesini ortadan kaldırmadınız, Ayvaz Hazır Başkanımızın göreve iadesini sağlamış değilsiniz. Yine, ortada hiçbir gerekçe yokken kayyumlarla gasbetmeye devam ediyorsunuz. Açık söyleyelim, bu hukuksuzluklar silsilesi şüphesiz ki ekonomik bunalımın baş sebebidir ama Maliye Bakanı çözüm arıyorsa önce sizi, İçişleri Bakanını hukuka davet etmelidir.

Teşekkür ederim.(DEM PARTİ sıralarından alkışlar)