| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 15.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Bakan, sayın milletvekilleri, kıymetli bürokratlar; bir devletin asli görevi olan vatandaşına güvenli ve rahat yaşama imkânı sağlamanın adıdır İçişleri Bakanlığı. İçişleri Bakanlığının en temel sorumluluğu yalnızca güvenliği sağlamak değildir, asıl sorumluluğu ülkede iç huzuru da tesis etmektir. İç huzur sadece sokakta suç olmaması değildir; iç huzur, vatandaşın devlete güvenmesi, adalete inanması, kendini eşit ve güvende hissetmesidir. Eğer bir ülkede insanlar hak ararken korkuyorsa, konuşurken çekiniyorsa, itiraz ederken tedirgin oluyorsa orada güvenlik olabilir ama huzur yoktur maalesef. İçişleri Bakanlığının aldığı her karar, polisin, jandarmanın, valinin sahadaki her uygulaması vatandaşın devlete bakışını doğrudan etkiler. Kamu gücü orantılı, ölçülü ve hukuka bağlı kullanıldığında huzur ürettir ama hukuk zayıfladığında, denetim ortadan kalktığında, güç ölçüsüzleştirildiğinde güvenlik politikaları toplumsal gerilime dönüşür. Türkiye'de de maalesef son zamanlarda iç huzur sıkıntılı Sayın Bakan. İki gün önce İstanbul'da yakın bir arkadaşımın oğlunun başına gelenden kısaca bahsetmek istiyorum. 15 yaşındaki erkek çocuk, yanında yine kendi yaşında bir başka erkek arkadaşıyla İstanbul Caddebostan'da yürürken yol kenarında oturan 2-3 kişilik grup bunlara laf atıyor; işte "Bize baktınız mı?" diyor, "Nereye gidiyorsunuz?" diyor, öyle konuşmalar geçiyor. Bunlar da "Yok, biz sizi tanımıyoruz, size bakmadık." deyip yoluna devam ederken arkadaşımın oğlu arkasından 5 yerinden bıçaklanıyor durup dururken ve hayati tehlikesi yok ama şu anda vücudunda 45 dikiş var ve bu çocuk sadece 15 yaşında, 15 yaşında bu olayı yaşıyor. Nerede bu olayı yaşıyor? İstanbul Caddebostan'da yaşıyor. Bu olay sonrası Emniyet güçleri çok ilgileniyor, olayı çözüyor, suçluyu buluyor ama sormadan edemiyoruz Sayın Bakan: Biz nasıl bu hâle geldik, sokaklarda nasıl güvenle yürüyemez olduk, bu kadar suç bu kadar rahat nasıl işlenir oldu; anlamak mümkün değil. Bu kadar suç işlemeye meyli olan ya da suçlu olan insan nereden çıktı, niye çıktı; onu da anlamak mümkün değil. Tamam, bunlarla mücadele ediyorsunuz, birçok başarı da elde ettiniz; tamam, bunları temizlemek ya da bunlardan kurtulmak çok da kolay değil, sizin belki de tek başınıza mücadeleniz yeterli de değil, bilmiyorum ama Sayın Bakanım, öyle ki artık Türkiye'de bir grup insan ya da çeşitli grup insanlar kendinde suç işleme imtiyazı varmış gibi hareket ediyor. Suçu övüyor, suçluyu övüyor, sosyal medyada suçlularla boy boy poz veriyor veya aleni, toplum önünde suç işliyor, silah hediye ediyor, silah hediye alıyor ve bunları da sosyal medyada yine boy boy yayınlıyor. Hem de bunları yapanlar sadece normal vatandaşlar da değil; milletvekilleri yapıyor, siyasi parti genel başkanları yapıyor, siz de bir yandan suçlularla, çetelerle mücadele edeceğim diye uğraşıp duruyorsunuz. Verdiğiniz emeklilerin heba edilmesine müsaade etmeyin Sayın Bakan; her kim olursa olsun, her ne işle iştigal ederse etsin, her ne makamda olursa olsun herkes kanun önünde eşittir, bu da Anayasa'yla sabittir. Suç suçu işleyene göre kabuk değiştirmez; suçlu işinden, makamından bağımsız, işlediği fiile göre suçludur ve kanuna göre, yaptığının bedelini de ödemelidir. Yasa dışı örgüt liderleri topluma umut olarak sunulmamalıdır; bu, kabul edilemez; bu, en büyük beka problemidir; bu, bir devleti çürütür. Türk devleti, Türk yargısı, Türk güvenlik güçleri olmalıdır Türk milletinin tek umudu; bu konuda taviz vermeyin Sayın Bakan.
Sayın Bakan, Türkiye'nin teröre karşı verdiği mücadelenin en önemli paydaşlarındansınız ve ülkemizin bu konudaki başarısındaki etkiniz çok önemli. Burada, ben, şehit olan güvenlik kuvvetlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum, gazilerimizin önünde de saygıyla eğiliyorum. Siz bu teröristleri en iyi tanıyan ve bilen bir kurumsunuz; bunlar adam öldürmek, silah kullanmak, intihar saldırısı yapmak gibi konularda özel eğitimli insanlar. Bu terörsüz Türkiye güzellemesiyle bunların topluma karıştırılması konuşulmaya başlandı, hatta 9 bin PKK'lıdan bahsediliyor. Yok, bunları bir de sınıflandırıyorlar; falanın eli silah tutmuş, yok tutmamış, yok suça bulaşmış, yok bulaşmamış. Sayın Bakan, ölüm makinesi olarak eğitilmiş bunca insanı Türk toplumunun içine karıştırmayı gerçekten uygun buluyor musunuz? Toplumda bu kadar suçlu varken bunları da topluma karıştırdığınızda bunları nasıl kontrol edebileceğinizi düşünüyorsunuz? Ayrıca, Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı Mazlum Abdi'nin Türkiye'ye geleceğiyle ilgili haberler çıkıyor. Bu nasıl mümkün olabiliyor Sayın Bakan? Yani azılı terörist başları, en babayiğidi de İmralı'da. Ayak tırnaklarından saçının en ince teline kadar kana bürünmüş olan bu canilerin suçluluk statüsü nasıl değişebilir ya da değişir mi, bunu da merak ediyoruz.? Bunu bu yüce Türk milletine nasıl anlatacaksınız? Bunlar nasıl muhatap alınabilir, bunlardan nasıl medet umulabilir ve bunlar koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti için demokrasinin, huzurun, geleceğin anahtarı olabilir? Anlamak mümkün değil. Kaldı ki Türkiye'nin yine son yıllarda başının belada olduğu uyuşturucunun patronları da bunlar değil mi? PKK dünyanın en büyük narkoterör örgütü değil mi? Bu lanet örgütün en büyük gelir kaynağı uyuşturucu değil mi? Örgüt 30 tane silahı mangalda yaktı da trilyonlarca dolarlık uyuşturucuyu ne yaptı acaba? O işten de elini ayağını çekti mi? Yani siz uyuşturucu çeteleriyle birçok mücadele verin, bu mücadele sırasında hatta şehit verin... Daha üç, dört gün önce özel hareket polisimiz Emre Albayrak'ı biz bu uğurda şehit vermedik mi? Madem bu işin patronları affedilecek, baş tacı edilecek, Emre niye şehit oldu Sayın Bakan ya da Emreler niye şehit oldu bu ülkede?
Sayın Bakan, Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibarıyla Avrupa'ya uyuşturucu sevkiyatı için son derece uygun bir konumda. Afganistan'dan ve deniz yoluyla Latin Amerika ülkelerinden Avrupa'ya yapılan sevkiyatlarda uyuşturucu baronları hedeflerini ülkemize yöneltmiştir. Kontrol altına alınamayan uyuşturucu ticareti devlet yapısı içerisinde kartelleşmeye sebep olur. Bu, Latin Amerika ülkelerinde görüldüğü gibi bürokrasiden siyasetçiye devletin çürüdüğü, devlet otoritesinin suç kartelleriyle paylaşıldığı bir düzene yol açar. Bunun önüne geçmek milletimizin bekası için elzemdir. Bu bağlamda, içişleri, güvenlik organizasyonumuzda bizce bazı proaktif değişikliklerinin yapılması yerinde olur. En öncelikli adım, müstakil bir iç istihbarat teşkilatının kurulmasıdır. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Rusya, İsrail ve Fransa gibi ülkelerde dış istihbarattan bağımsız olarak tamamen içe dönük müstakil bir yapı mevcuttur. Türkiye'de içeriye dönük istihbarat faaliyetleri çeşitli yapılarda yer almakla birlikte bu faaliyetlerin ivedilikle münhasır bir iç istihbarat teşkilatı çatısı altında toplanması ve organize edilmesi iç tehditlere karşı daha etkili mücadele yeteneği sağlayacaktık.
Sayın Bakan, siz İçişleri Bakanısınız, kim ne derse desin duruşunuzu günlük popülist siyaset için esnetmeyin. Bakın, Barzani geldi, sizin Bakan Yardımcınız, sizin valiniz oradaydı, jandarma orada, emniyet güçleri orada yani devlet oradaydı, hiç olmaması gereken manzaralar yaşandı. Bu yaşananların akabinde yine İçişleri Bakanlığı mensuplarının da olduğu bir heyetin huzurunda törenler yapıldı ve gelen zatımuhterem güle oynaya çekti gitti. İki gün sonra teröristbaşını Meclise çağıran, olmadı "Ayağına dahi gideriz." diye ısrarcı olanların "Bu olay kabul edilemez." demesi üzerine Bakanlığınız soruşturma başlattı. Buna müsaade etmeyin Sayın Bakan, burada yaratılan algı farklı. Bu algı doğru değil, uygun da değil, orada yaşananlar hele hiç uygun değil, hiç olmaması gerekir. Bu da zaten hukukta, kanunda açıkça bellidir. Zaten bunlar nasıl olabildi anlaşılamamaktadır, zaten olağan akışla yapılması gerekenler için talimat almış durumuna düşmeyin. Sayın Bakan, bu soruşturmaya acaba orada bulunan Bakan Yardımcınız da dâhil mi?
Bunun gibi başka şeyler de yaşandı Türkiye'de son zamanlarda. Teröristbaşının posterleri açıldı, sokaklarda eylem yapıldı, Türk polisine "düşman" denildi, vesaire, vesaire. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil, bunlar esneklik gösterilebilecek konular hiç değil Sayın Bakan. Devlet sizsiniz, sizin gücünüzle başkalarının efelik yapmasına siz müsaade etmeyin diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)