| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 14.12.2025 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakanların yaptığı konuşmalara bakarsanız, yaldızlı sözlere, ışıltılı laflara bakarsanız Türkiye'de mükemmel bir dönem yaşanıyor fakat hakikaten bu konuşmaların sahadan ve gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu hepimiz biliyoruz, elini vicdanına koyan AK PARTİ'li arkadaşlarımız da biliyor. Şimdi "sosyal yardım" denildi, rakamlar verildi, son on yıl içerisinde sosyal yardım yapılan aile sayısı 2 kat artmış. Bu, gurur duyulacak bir şey değil; bu, Türkiye'de açlığın, sefaletin ve yoksulluğun giderek derinleştiğinin çok net bir göstergesi. Elbette o yardımı yapacaksınız, "Yaptık." diyemezsiniz; o, bu milletten toplanmış vergilerle yapılmış ve devletimizin yaptığı yardımdır ama bu milleti bu kadar derin açlığa ve sefalete niye sürüklediğinizin bir kere olsun hesabını vermediniz.
Yanı sıra, yaşlılar inanılmaz bir açlık ve sefalet içerisinde yaşıyorlar. Çıkın, akşam vakti çarşıya, pazara, özellikle pazara çıkın, yaşlıların akşam beşten, altıdan sonra ezilmiş, çürümüş ürünleri topladıklarına tanık olacaksınız. Geçtiğimiz günlerde yoğun bakım doktorlarıyla görüştüm ben "Hastaneye gelen yaşlıların protein seviyeleri düşük." diyorlar. Niye? Çünkü et alamıyorlar, proteinle beslenemiyorlar. 16 bin lira emekli maaşı alan bir yaşlı nasıl evine et götürebilsin? Bu ülkede 20 milyona yakın insan sosyal yardımla geçiniyor. 24 milyon aile açlık sınırının altında maaşla geçinmek zorunda ve yirmi üç yıl sonra bu ülkeyi açlığa ve sefalete mahkûm ettiniz. Elektrik yardımı yapıyorsunuz, gurur duyuyorsunuz; ısınma yardımı yapıyorsunuz, gurur duyuyorsunuz. "Niye bu insanları buraya mahkûm ettik?" diye hiç konuşmuyorsunuz.
Gelelim çocuklarımızın durumuna; bakın, çocuklarla ilgili inanılmaz rakamlar var. Eminim, Sayın Bakan da akşam evine gittiğinde, kendisiyle baş başa kaldığında, elini vicdanına koyduğunda derin bir ızdırap çekiyordur. UNICEF yeni bir rapor açıkladı: Dünyada çocuk yoksulluğunda en kötü iki ülkeden bir tanesiyiz, bizden daha kötü Kolombiya var; onun dışında hepsi, Romanya dahi Türkiye'den daha iyi. Bu kadar mümbit bir coğrafyada, bu kadar bereketli topraklarda bu ülkenin güzel insanlarını, pırıl pırıl yavrularını açlığa ve sefalete nasıl mahkûm ettiniz siz, nasıl becerdiniz bunu yirmi üç yıl içerisinde? Çocuk ölüm oranları artmış, rakamlar elimizde; bakın, 40 ülkenin, 40 gelişmiş ülkenin 0-5 yaş arası çocuk ölüm oranı 3,4 -doktor olarak söylüyorum, içim acıyarak söylüyorum- bu ülkede çocuk ölüm oranı 12,8; bu rakam da sizin verdiğiniz rakamlar. Bundan utanmanız lazım sizin, komşu ülkemiz Yunanistan'da, Bulgaristan'da çocuk ölüm oranları çok altında Türkiye'nin, dörtte 1'i, beşte 1'i kadar. Benim bu ülkemin çocuklarının bir Yunan kadar, bir Bulgar kadar yaşamaya hakkı yok mu Allah aşkına? Bu mümbit coğrafyada bu çocuklar neden bu kadar açlığa ve sefalete mahkûm oluyorlar?
Yanı sıra, çocukların ölüm oranlarıyla beraber çocukların doğum oranlarında inanılmaz düşüşler söz konusu. İktidara geldiğinizde doğurganlık oranı 2,5 kadardı, şimdi kaç? 2025 rakamları açıklansın, onu da yurt dışı raporlarından çıkarttım, 1,38'e düşüyor, şu anda 1,4'ün üzerinde. Yani biz artık bu gidişle nüfusumuzu devam ettirme şansına sahip değiliz. Neden bu ülke bu hâle geldi? Özellikle son, 2018'den sonra, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra olan rakamlara baktım; doğurganlık oranı 2'den 1,4'e düşmüş, boşanma oranları artmış, evlilik oranları azalmış. Sayın Erdoğan hiç durmadan "3 çocuk" diyor, "5 çocuk" diyor, "Evlenin." diyor ama bir türlü bunlar gerçekleşmiyor. Neden? Bunda da milleti suçluyorsunuz, bunda da muhalefeti suçluyorsunuz sizi eleştirdiğimiz için. Bir dönüp kendinize bir bakın, insanlar niye evlenemiyor, insanlar neden daha çok boşanıyor, bu çocuklar neden daha çok ölüyorlar, neden doğurganlık oranları azalmış? Dönün, bir bakın kendinize. Temel sebep ekonomik ama sadece ekonomik değil, bununla beraber pek çok sebep söz konusu.
Bakın, MESEM'lerden bahsedildi, evet, mesleki eğitimin yapılması şart bu ülkede, gittiğimiz her yerde görüyoruz. Yılların hataları, özellikle çocukların yetişmeyişi, ara elemanın olmayışı sanayi için, üretim için önemli bir problem fakat Sayın Bakan, kendi ifadenizle söylediniz: "Koordinatör atadık." dediniz. Ya, Allah aşkına, devlete emanet edilmiş çocuklar, bakın Sayın Bakanım, MESEM Projesi'nde, 2025'in başından bugüne kadar 17 çocuk nasıl olur da can verir ya? Bu, kabul edilebilir bir rakam mı? Bu, kabul edilemez bir rakam. Dolayısıyla, 2025 yılı içerisinde 80'i aşmış çocuk ölümü, çocuk işçi ölümü ve MESEM'e, devlete emanet edilmiş çocuklardan 17'si hayatını kaybetmiş, üstelik başlarında koordinatörü var, devlet var. Bu, asla kabul edilemez. Yine rakamlara baktığımızda, bu ülkede 750 bin çocuk işçimiz var. Bu asla ve asla... Siz övünüyorsunuz ya "Türkiye Yüzyılı" diye, bu rakamlar asla ve asla sizin övündüğünüz o tabloyla örtüşmeyecek rakamlar. Bu güzel ülkenin çocukları -neden Allah aşkına- 700 küsur bini çalışmak zorunda? Çünkü aileleri onlara gelecek temin edemiyor, çocuklar karnını doyuramıyor, orada burada çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu son derece vahim bir tablodur.
Gelelim, yine MESEM'le ilgili Meclisimizin çatısının altında yaşanan meseleye. Bakın, bu konu konuşulmadı. Biz bu konuyu Meclis Başkanımızdan duymak isterdik, biz bu konuyu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının yapacağı açıklamadan duymak isterdik, biz bu vahameti Sayın Millî Eğitim Bakanından duymak isterdik çünkü her 3 kurum da bu olaydan sorumludur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim lütfen
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Aileler çocuklarını size emanet etmişler "Alın bu yavruları eğitin, okutun, hayata kazandırın." demişler. Millî Eğitim Bakanlığı da -az önce kendileri ifade ettiler- bir koordinatör eşliğinde Meclise emanet etmiş. Allah aşkına arkadaşlar, bu Meclis gazi bir Meclis ve dünyada çocuklarına bayram armağan eden başka bir Meclis yok, kendisine emanet edilen çocukların tecavüze uğradığı başka bir Meclis de yok. Böyle bir şey olabilir mi? Ne Meclis Başkanından açıklama var ne Millî Eğitim Bakanından ne de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanından. Nerede bu koordinatör, niye denetlemedi, nerede eksiğiniz var sizin? Peki, soruyorum şimdi: Bu çocuğun istikbali ya da çocukların istikbali ne olacak? Bu yavruların geleceği ne olacak? Bu ailelere tazminat ödediniz mi? Kimdir bunların sorumlusu? Medeni devlet dediğiniz hesap verir. Size emanet edilmiş yavrular ölürken, size emanet edilmiş yavrular istismara uğrarken bunlarla ilgili sorumluluk almamanız asla ve asla kabul edilemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Kadınların eşitliğiyle ilgili uluslararası Küresel Cinsiyet Eşitsizliği rakamlarına baktığınızda berbat bir durumdayız; Suudi Arabistan bizden önde, bizimle berabermiş ama kadınlara araba kullanma hakkı verdiği için bizim önümüze çıkmışlar. Bakın, Türkiye Umman'dan sonra geliyor, dünyada 135'inci sıradayız; AK PARTİ iktidarı döneminde -rakamları toplayın- 10 bini buluyor sokaklarda katledilmiş kadınlarımız. Bunu nasıl içinize sindiriyorsunuz ve konuşmaya geldiğiniz zaman da çok iyi işler yaptığınızı söylüyorsunuz. Amerika Birleşik Devletleri Irak'ı işgal etti, Irak'ta 4.500 asker kaybetti; sizin iktidarınız döneminde, sokaklarda 10 binden fazla kadın katledildi; bunların hesabını sormamız gerekmiyor mu? Her yıl bütçede, geliyorsunuz, konuşmalar yapıyorsunuz ve ondan sonra mükemmel işler yaptığınızı söyleyip buradan ayrılıp gidiyorsunuz.
Son olarak üniversitelerle ilgili de bir söz söylemek istiyorum: Yine, çok sayıda üniversitelerin açıldığıyla ilgili çok ciddi rakamlar telaffuz edildi. En son -eğer rakam yanlışsa Sayın Başkan düzeltsin- Sayın Erdoğan'ın açıklamasına göre Türkiye'de 208 üniversite var. Peki, biz tabelalarla mı övüneceğiz, o binalarla mı övüneceğiz yoksa orada üretilmiş bilimle ve teknolojiyle mi övüneceğiz? Bakın, ben size çok net bir rakam vereceğim, eczacılıkla ilgili bir rakam vereceğim: AK PARTİ iktidara geldiğinde bu ülkede 8 tane eczacılık fakültesi vardı. Şu an kaç tane? Elimdeki bilgilere göre 60'tan fazla eczacılık fakültesi var ve şu anda Türkiye'de 20 binden fazla eczacı işsiz. Onu bir kenara bırakalım, Türkiye'nin bir yılda tükettiği ilaç miktarı 325 milyar liralık; bir daha söylüyorum, 325 milyar lira. Peki bu ilacın ne kadarı bizde üretiliyor? Yüzde 60'ı bizde, yüzde 40'ı ithal. Üretilen yüzde 60 ilacın da yüzde 80'inin ham maddesi yurt dışından geliyor yani neredeyse ilaç piyasasının tamamı dışarıya bağlı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkan, istirham ediyorum.
BAŞKAN - Devam edelim.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - O sebeple zaten Sağlık Bakanlığı ilaç fiyatlarını euroya endeksledi. Ya sizin 60'tan fazla eczacılık fakülteniz var ve bununla övünüyorsunuz; dünya kadar işsiz eczacınız var, bir tane mi ilaç üretemezsiniz? İnovasyonunuz nerede sizin? Türkiye'nin 325 milyar liralık ilaç ithalatına bir parça katkısı olamaz mı? İrlanda'dan örnek vereceğim Sayın Başkanım, mutlaka biliyorsunuzdur, 5 milyon nüfuslu İrlanda'nın 3 tane üniversitesi var, yıllık ilaç ihracatı 90 milyar dolar, bir daha söylüyorum 90 milyar dolar. Tabelalarla övünmeyin, binalarla övünmeyin; bilimle övünün ve içerisinde üretilmiş teknolojiyle, "know-how"la övünün.
Son olarak da şunu söyleyeceğim: Diş hekimliği, bakın, Türkiye'nin diş hekimliği fakültesinde de inanılmaz bir enflasyon var. Yine rakamları Sayın Başkan düzeltsin; benim elimdeki rakamlara göre 105 tane diş hekimliği fakültemiz var; 14 taneydi AK PARTİ iktidara geldiğinde, şu anda 105 tane. Bu 105 diş hekimliği fakültesinden mezun olan gençlerimizin, genç diş hekimlerimizin çoğu işsiz durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim, bir cümle; bitiriyorum, istirham ediyorum.
BAŞKAN - Tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Şimdi, üniversitelerle övünüyorsunuz. Bakın, Türkiye'nin diş hekimi ihtiyacı yıllık 1.500. Oturdum, araştırdım bu çocuklar, bu gençler nerede okuyor diye. Eski Sağlık Bakanının Medipol Diş Hekimliği Fakültesi var İstanbul'da ve Ankara'da. Toplam öğrenci sayısı ne kadar biliyor musunuz Sayın Başkanım? Şu anda 2.500'e yakın öğrencisi var. Türkiye'nin yıllık 1.500 diş hekimi ihtiyacı var, sadece eski Sağlık Bakanının kendi özel üniversitesinde -ki dünya kadar teşvik almış, açıkladım burada; 5 küsur milyar lira teşvik almış- Türkiye'nin ihtiyacının 2 katı kadar öğrenci yetişiyor. Dolayısıyla burada ciddi bir plansızlık var, ciddi bir yetersizlik var. Binalarla değil kaliteyle övünün, çocukların sağlığıyla övünün, çocukların güvenliğiyle övünün. Çocuklara tecavüz edilmediği, çocukların işçi olarak çalıştırılmadığı, sömürülmediği bir Türkiye için lütfen elinizi vicdanınıza koyun diyorum.
Teşekkür ediyorum.