| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 14.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Kabinenin tek kadın Bakanı, tüm akademisyenler, öğrenciler, halklarımız ve cezaevlerini sosyal bilimler akademisine dönüştürmüş siyasi tutsaklar; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Bugün, bilgi üretiminin, bilginin toplumsallaşmasının ve bilgiye erişimin önündeki en büyük engel olan ve 12 Eylül darbesinden kalma olan YÖK üzerine konuşacağız, YÖK Başkanı da burada değil. 12 Eylül ülkenin hemen her yerinde dolaşan devrim ruhunu bastırmak için tüm halkların, tüm kurumların denetime alındığı o karanlık dönemdir ve 12 Eylül demişken de dün ölüm yıl dönümü olan Erdal Eren'i saygıyla anıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
2026 yılı bütçesinin tüm kalemlerinde ve bugün de YÖK'te bir kez daha tezahürünü gördüğümüz gibi merkezîleşmiş, halkları baskı altına alan bu aklın üniversitelere yansıması ise akademisyeni, öğrencisi, emekçisi, tüm bileşenleriyle üniversiteleri de bu merkeziyetçi yapının içinde eritmek ve sessiz binalar hâline getirmek için, toplumsal refleksi azaltmak için YÖK bir denetleme hattı inşa etmek istese de üniversitelerde İsmail Beşikçi'den 1402'liklere kadar, barış akademisyenlerine varıncaya kadar akademi bir an olsun geri adım atmadı, öğrenciler ise ADYÖD'lerden Şerzan Kurtlara, Aydın Erdemlere varıncaya kadar mücadele geleneğini ve sessiz binaları bir özgürlük mekânına dönüştürmek için mücadelelerini sürdürdüler, binlerce kez selam olsun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Simdi, YÖK'ün "web" sitesine bakıyoruz, misyonuna ve vizyonuna bakıyoruz, orada Bakan Tekin'den kalma birtakım kalıntılar var. Biliyorsunuz Bakan Tekin kendisi çocukların işçileştirilmesi, çocuk emeğini bile sermaye için ucuz iş gücü hâline getirmek ve MESEM'lerin kurucusu bir holding yöneticisi olarak tanınan bir Bakan ve sanıyoruz Bakanlığın her alanına da bu vizyonunu yaymaya devam ediyor. YÖK Başkanı da çok şükür geldi.
Şimdi, YÖK'ün vizyonunda şu var sayın vekiller: Bir rekabetten, bir mükemmellikten söz ediliyor ve paydaşlık gibi bir piyasa lügatiyle yazmış misyon ve vizyonunu ve YÖK'ün vizyonu dünya lideri olmak. Şimdi, bu dünya liderliğine aday olan kurumun gelin gerçek yüzüyle hep birlikte karşılaşalım, yüzleşelim ve yüzleştirelim.
Şimdi, şahsa özel açılan kadroların namını biliyorsunuz Sayın Başkan, en son da kişiye teslim açılmış bir ilan Manisa Celal Bayar Üniversitesinden. Doktorasını doğum deneyiminde konfor kuramı ve anne dostu hastane konularında çalışmalarını yapmak üzere bir kişiye özel ilan açmış ve bu kişiye özel atamaların sorumluluğunu da aday akademisyenlere yüklemiş. Demiş ki: "Eğer böyle bir kadro varsa bize ihbar edin, biz durduracağız." Ben soruyorum size Sayın Başkan: Kişiye özel açılmış kadroların tespiti sizin işiniz mi yoksa aday akademisyenlerin işi mi? Kendi sorumluluğunuzu, kendi görevinizi neden aday akademisyenlere yükleyerek çalışma barışını bozuyorsunuz? Bir diğer taraftan, Mardin Artuklu Üniversitesinde şahsa özel açılan bir akademisyen kadrosunun ilanına sonuncu kişi alınmış ve bunun üzerine bir hukuk mücadelesi başlamış, o hukuk mücadelesi kazanılmış ama ne yazık ki bu sistem kendini sürdürmeye devam ediyor.
Dün Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bir açıklama yapmış ve Türkiye'nin her yerinde üniversite kurulmasından bahsetmiş; Sayın Başkan burada, biz soralım: Türkiye'nin her yerine üniversite açıyorsunuz da o üniversitelerden mezun olan öğrencileri takip edecek bir mekanizmaya sahip misiniz Sayın Başkan? Bu öğrencilerden kaçı kendi mesleğini yapıyor mezun olduktan sonra, kaçı gündelik işlerde çalışıyor, kaçı işsiz, kaçı ne okulda ne istihdamda olan ev genci? EUROSTAT'ın rakamlarına göre, bizim bildiklerimize göre 3 gençten 1'i bugün ne eğitimde ne istihdamda yani ev genci, AB ortalamasına göre ise bizim ülkemizde tam 3 katı oranlar. OECD ülkeleri arasında üniversite mezunu genç işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğu tek ülke olduğumuzu da belirteyim.
Bu vesileyle, bunun böyle gitmeyeceğini, barışın sesinin, akademi dâhil, hiçbir alanda engellenmemesi gerektiğini, barış akademisinin yapılması için sürgünde olan barış akademisyenlerinin geri döndüğü bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini vurguluyorum.
Hepinizi saygıyla selamlarım. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)