| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 14.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.
Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz ve her iki Bakanlığın sorumluluğu altındaki kız çocukları bu Meclis çatısı altında staj yaparken sistematik olarak yıllarca cinsel istismara maruz bırakılıyor. Onlardan bir tanesi sosyal medyadan medet umuyor: "Yalvarırım sesim olun. Geçen sene aynı şeyleri ben de yaşadım. 16 yaşındaydım, Mecliste staj yaparken taciz edildim, bana yardım edin." diyor. Peki, 2018'den beri sistematik olarak ve organize bir şekilde yaşandığı ifade edilen bu durum, bu Meclis çatısı altında neden engellenememiştir? Başta bakanlıklar olmak üzere, AKP iktidarı olmak üzere "Biz niye görmedik?" diye ben kendime de soruyorum. Bu durum aslında bu ülkede kadınlar ve çocuklar için her yerin suç mahalli olduğunun açık göstergesi. Ve biz diyoruz ki: Bu durum AKP iktidarının önleme, koruma ve denetim yükümlülüğünü politik bir tercih olarak yerine getirmemesinin bir sonucudur. Neden böyle söylüyoruz? Bakın, o "Gerekli değil." dedikleri, AKP iktidarının "Gerekli değil." dediği İstanbul Sözleşmesi devlete cinsel şiddet kriz merkezleri kurma ve işletme gibi çok açık bir sorumluluk yüklüyordu ama siz o sözleşmeyi bir gecede iptal ettiniz. Biz hem geçen hem bu yıl hem daha önce defalarca cinsel şiddetle mücadele kriz merkezleri kurulması için önergeler verdik, hepsini reddettiniz. Eğer bugün Mecliste böyle merkezler olsaydı o kız çocuklarının sesini çok daha erken duyacaktık. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Ayrıca, bu merkezlerin şöyle bir önemi var: Zaten biraz önce konuşmalarda da gördük; cezasızlık, haksız tahrik indirimi kadın cinayetlerinde, şiddette zaten sistematik olarak uygulanıyor ama en temel meselelerden bir tanesi şu: Kız çocukları taciz edildikten, tecavüze uğradıktan sonra, failler ağır ceza alsın, evet ama bizim görevimiz onu önlemek. Dolayısıyla, bu cinsel şiddetle mücadele kriz merkezleri suç daha oluşmadan bunun önleme mekanizmalarını tarif ediyordu. Siz ise zaten çocuk istismarını "istismar" diye görmüyorsunuz, kadınları ise makbul olmayanlarının öldürülmesi sizin için makbul oluyor, o yüzden böyle.
Gelelim bütçeye; bütçeye baktığımızda, bu bütçede AKP kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz yaşam taleplerini siyasal bir tercih olarak görmüyor. 2025'in "Aile Yılı" ilan edilmesiyle kadın yoksulluğunun, güvencesizliğin, şiddetin, bakım krizinin tartışılmasını "Aileyi koruyoruz." masalıyla yok sayıyorsunuz. Aile Bakanlığının bütçesiyle patriyarkal kapitalizmi ayakta tutuyorsunuz. Sığınak sayısı artırılmıyor, 7/24 kamusal kreş hizmeti hayal bile edilemiyor ve yıllardır "tasarruf" adı altında kreşleri kapatıp bir de "komşu annelik" diye bir şey uyduruyorsunuz. Tekrar kadınların üzerine bakım yükünü yüklediğiniz gibi; Mecliste cinsel şiddeti önleyemediniz, o çocukların "komşu annelik"te, o evlerde başlarına ne geleceğini biliyor musunuz acaba? Onları nasıl koruyacaksınız?
Son çarpıcı gerçek: Kadınların eşit, özgür bir şekilde bu ülkede yaşaması için bütün -sorumluluğu- koşulları sağlaması gerekiyor bu Aile Bakanlığının; peki, ne yapıyor? Her gün fetvalarla, cuma namazıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı kadınlara zaten savaş açmış vaziyette... Bakın, bu bütçede ne oluyor? Zaten Diyanetin bütçesinin ne kadar olduğunu biliyoruz değil mi? Bir sürü bakanlıktan çok daha fazla. Aile Bakanlığı, Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla yargıya taşınan 4-6 yaş Kur'an Kursu Desteği Programı kapsamında, 2025'in ilk yarısında, Diyanete 45,7 milyon aktarıyor. 2023-2025 arasında Diyanete Aile Bakanlığından giden bütçe 140 milyon TL. Hem Millî Eğitim Bakanlığı hem Aile Bakanlığı âdeta paralel diyanet işleri başkanlığı gibi davranıyor. Oysa kadınlar... Biz DEM PARTİ olarak defalarca çözümün çok net olduğunu söylüyoruz: Toplumsal cinsiyet esaslı bir bütçeleme ve bağımsız kadın örgütlerinin bütçenin hazırlanma sürecine dâhil edilmesi, her kurumda, her ilçede, her birimde cinsel şiddet kriz merkezleri kurulması gibi sayısız önerimiz var ancak Bakanlık bu taleplerin hiç birini siyasi önceliği görmüyor diyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Ve bu bütçeye "Hayır" diyeceğimizi söyleyerek teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)